Blog

  • Britanya Halk Meclisi: Halkımızı CENSUS’a katılmaya çağırıyoruz

    Britanya Halk Meclisi: Halkımızı CENSUS’a katılmaya çağırıyoruz

    Britanya Kürt Halk Meclisi, “Halkımızı 21 Mart’ta sonlanacak CENSUS’a (Genel Sayım) katılmaya çağırıyoruz” dedi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Britanya’da yaşayan tüm Kürdistan halkımızı 21 Mart 2021’de sonlanacak CENSUS’a (Genel Sayım) katılmaya çağırıyoruz” dedi.

    KİMLİĞİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Britanya’daki genel sayıma Kürt halkının ısrarla katılıp etnik aidiyet bölümüne kendilerini, Kürt olarak yazmanın kimliğimizin tanınması için derin önem ve anlam arz ettiğini özellikle belirtmekte fayda vardır.

    Bilindiği gibi Kürt kimliğinin inkarı ve Kürt halkına yönelik uygulanan asimilasyon politikaları, Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi ile hız kazanmıştır. Kürdistanın dört parçaya bölünmesi ile sonuçlanan antlaşmaya Britanya hükümeti öncülük etmiştir.

    Uluslararası güçler kendi çıkarları söz konusu olduğunda, gerek evrensel sözleşmelerle tanınmış temel insan haklarına karşı, gerekse halkların kendi kimliği, kültürü ve inançları ile ifade etmesine karşı, her zaman, çıkarlarını esas alarak tavır geliştirmişlerdir. Bu çıkarıcı yaklaşımlardan kaynaklı bir çok halk, kültür ve inanç kendi doğal haklarını yaşamadıkları gibi, haklarını talep ettiklerinde de fiziki saldırılara ve katliamlara maruz kalarak büyük trajediler yaşamışlardır.

    Kürdistan’ı sömürgeleştiren, Türk, İran, Irak ve Suriye devletleri de uluslararası devletlerin çıkarcı yaklaşımlarından cesaret alarak, Kürt halkına yönelik katliam ve zora dayalı asimilasyon politikalarını uygulamaktan çekinmemişlerdir. İki asırdır ki Kürt kimliğini ve kültürünü inkar politikasını, aralıksız sürdürmektedirler. Öyle ki sömürgeci devletlerden Türk devleti, katı asimilasyon ve katliam uygulamaları ile yetinmeyip Kürtlerin, Türk olduğunu bazı sözde bilimsel ve akademik temellere dayandırarak inkar politikasını sürdürmeye çalışmıştır.
    Kürt halkı iki asırdır doğuştan gelen temel haklarını yaşamak ve kimliğini ifade etmek uğruna, büyük bedeller ödeyerek zorlu bir mücadele sürdürmüştür. Kürtlerin en insani taleplerine karşı sömürgeci devletler, çok sert yöntemlerle karşılık vererek Kürdistan’da büyük trajedilere yol açmışlardır. Buna rağmen Kürt halkı kimliğini, kültürünü ve temel demokratik haklarını yaşama mücadelesinden hiçbir zaman taviz vermemiş ve yenilmez bir direniş kültürünü ortaya çıkarmıştır.

    ‘MÜCADELEMİZİN PARÇASI OLACAK’

    Bu nedenlerdir’ki halen Britanya’da devam etmekte olan genel sayıma katılmayı, özellikle her bir Kürdistanlı birey, kendisine zorunlu kılmalıdır. Bu aynı zamanda yıllardır büyük emeklerle verdiğimiz mücadelenin bir parçası olarak Britanya’da, kendi irademizi beyan etme eylemi olacaktır. Bir başka boyutuyla da siyasal, ekonomik, sosyal ve kurumsal alanlarda irademizi ortaya koymanın güçlü bir ifadesi olacaktır.”

  • Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    Britanya’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için binlerce mektup BM Genel Sekreterliği’ne gönderildi.

    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu
    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    Britanya Kürt Halk Meclisi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan tecridin kırılması ve fiziki özgürlüğü için başlatılan mektup kampanyası kapsamında bugüne kadar binlerce mektubu BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdi. Kampanya kapsamında Londra, Manchester, Leeds, Exeter ve Brighton gibi bir çok kentten mektuplar gönderildi. Şu ana kadar bin 778 mektup posta yolu ile 345 mektup ise e-mail üzerinden ulaştırıldı.

    Zamanı Geldi: “Türkiye’de adil bir barış için Abdullah Öcalan’a özgürlük” başlığıyla gönderilen

    mektuplarda, Türk devleti ve faşizan uygulamalarına dikkat çekilerek, “Ortadoğu barışı için en önemli şans

    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu
    Britanya’dan BM’ye binlerce ‘Öcalan’ mektubu

    olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 22 yıldır esaret ve tecrit altındadır. Barışa giden yolda Öcalan üzerindeki tecrit ve esaret sona erdirilmelidir” denildi.
    Kürt Halk Meclisi kampanya kapsamında çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Halkımız gönderdikleri mektuplarla irade beyanında da bulunuyorlar aslında. Önder Apo’nun esaretine karşı başlatılan ‘Zamanı geldi’ hamlesi sonuç alıncaya kadar mücadeleyi büyüteceğiz. Önder Apo’nun özgürlüğü aynı zamanda faşizmin yıkılıp halkların özgürlük mücadelesinin zaferi olacaktır. Halkımızı kampanyaya daha fazla katılmaya davet ediyoruz” diye kaydetti.

  • Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)
    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)

    Britanya’da 21 Mart’a kadar sürecek olan Nüfus sayımına dönük ‘Alevilik Haktır Alevilik vardır’ adlı kampanyası kapsamında Alevi örgütleri ülkenin dört bir yanında çalışmalarını sürdürüyor. Aleviliğin hak olduğunu ve görünür kılınması için nüfus sayımına katılım çağrısı yapan Alevi örgütlerine, sanatçı, sivil toplum örgütü ve siyasetçilerden destek mesajları yağdı.
    Britanya Alevi Federasyonu Britanya’da 40 yıldır yaşamlarını sürdüren Aleviler için 2021 nüfus sayımında,

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)
    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek (6)

    inanç hanesinde görünür olma talebi ile başlattığı ‘Aleviler vardır Alevilik haktır’ kampanyası her kesimden destek gördü.

    Britanya’da her on yılda bir gerçekleşen nüfus sayımında katılımda inanç hanesine yazılacak olan ‘Alevi’

    inancı ülkedeki Alevi nüfusunu ortaya koymuş olacak. Alevi nüfusunun ortaya çıkması aynı zamanda Britanya’da Alevi inancının her alanda gelişmesi için önemli bir rol oynayacak. Yine katliamlara, baskılara, ötekileştirmelere maruz kalan Aleviler, ‘Biz de varız. Alevilik’ haktır diyecekler.

    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek
    Britanya’da 21 Mart’ta ‘Alevilik vardır Alevilik haktır’ denilecek

    ‘Alevilik haktır’ kampanyasına siyasetçi, yazar, akademisyen, işçi ve emekçiler, Londra’daki ağırlıklı Kürt Alevi yöresel dernekleri, sol, sosyalist kurumlar destek beyanlarında bulundu.

    Yine kampanyaya dünyanın dört bir yanından destek mesajları gelirken, ünlü sanatçılar, Füsun Demirel,

    Suavi, İlkay Akkaya, Hüseyin Turan, Barış Atay gibi isimler video-mesaj yolu ile kampanyaya katılım çağrısında bulundu.

    BAF Genel Başkanı İsrafil Erbil ve Alevi örgütü temsilcileri ise bir çok komisyon ile Galler’de kampanya çalışmaları yürütüyor. Bir çok kentte Cemevleri ve Alevi kurumları aracılığıyla neredeyse kapı kapı dolaşılarak nüfus sayımına katılım çağrısı yapıldı.

    Bununla birlikte Londra’da Cemevi, BAF Genel Merkezi ve yöresel derneklerde masalar kurularak online nüfus sayımına katılacak olanlar için formların doldurulması için destek masaları oluşturuldu.

    NEWROZ ATEŞİNE SELAM EDECEĞİZ

    Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil
    Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil

    Basına açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Britanya’da her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımında Alevi yurttaşların da tanınması gerektiğini söyleyerek, “‘Biz de varız. Aleviler vardır. Alevilik haktır’ demek için yola çıktık” dedi.

    Tüm kimliklerin kendisini nüfus sayımında ifade etmesi gerektiğini dile getiren Erbil, “Bir bütün olarak Britanya’nın dört bir yanında yaşıyorsak da aslında duygularımızın, kimliklerimizin aynı olduğunu, bu topraklarda Alevi olarak yaşamak istediğimizi bir kez daha dile getireceğiz. 21 Mart’ın sıcaklığına, 21 Mart’ın Newroz ateşine, 21 Mart’ın Şahı Merdan’ın doğumuna, Mart ayının direnişine selam ederim. 21 Mart günü yapılacak olan nüfus sayımında ‘Biz de varız’ diyelim. ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ diyelim” diye kaydetti.

    ‘TARİHİ BİR OLAY’

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı Zeynel Akdoğan
    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı Zeynel Akdoğan

    ise nüfus sayımının önemine dikkat çekerek “Biz Alevi ve Kürtler diğer kimliklerin, İngiltere toplumu içerisinde kendimizi belli etmemiz, yer almamız açısından çok önemli tarihi bir olay” dedi.

    Akdoğan, tüm sol sosyalist demokrat kurumlara da kampanyaya destek çağrısında bulunurken, “Bütün Alevi vatandaşlarımıza buradan sesleniyoruz; eğer sayımı kendi olanaklarınızla yapamıyorsanız lütfen kurumlarımıza gelin, biz buralarda size yardımcı olmaya hazırız” diye kaydetti.

    ‘ÖLDÜRÜLDÜK SÜRGÜNE GÖNDERİLDİK’

    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Zeynep Demir ise Britanya’da Alevi mücadelesinin 30 yıldır sürdüğüne işaret ederek “Yüzyıllardır hayatta kalma mücadelesi veriyorduk. Bugün ise kimlik mücadelesi veriyoruz. Yaşadığımız her ülkede yok sayıldık, öldürüldük ve Sürgüne gönderildik. Ekmek kadar su kadar

    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Zeynep Demir
    Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Zeynep Demir

    kimliğe ihtiyacımız var” dedi.

    NÜFUS SAYIMI NEDEN ÖNEMLİ?

    Nüfus sayımları Britanya’da her on yılda bir gerçekleşmektedir ve yasal olarak katılım zorunludur. Bu ülkede yaşayan tüm insanların etnik kökeni, cinsiyeti, konuştuğu diller, eğitim durumu, medeni hali ve inancı gibi konularda istatistiklerin yapılabilmesi ve kamu yatırımlarının ihtiyaçlara göre yönlendirilmesi için nüfus sayımı sonuçları kullanılmaktadır.

    2021 online nüfus sayımı formlarında inanç-din ve hanesinde Alevilik seçeneği yer alacaktır. Yine kimlik seçeneğinde Kürtler de yer alacak ve ‘Kürt’ olarak kayıt altına alınabilecek. İnançlar listesinde diğer seçeneğinin altına ALE harfleri yazıldığında dahi Alevi seçeneği görülecektir. Online formlar, cep telefonu, bilgisayar ya da tabletten doldurulabilir. Basılı formlarda diğer seçeneği işaretlenerek ‘Alevi’ kelimesi yazılabilecektir.

    DİREN DİCLE

  • DGB Mart Ayı katliamlarını kınadı şehitleri andı

    DGB Mart Ayı katliamlarını kınadı şehitleri andı

    Britanya Demokratik Güç Birliği Kızıldere, Halepçe ve Koçgiri gibi Mart ayında yaşanan katliamları kınayarak, direnişlerde yaşamını yitirenleri andı.

    Britanya DGB tarafından Türk devleti tarafından Kürt, sosyalist ve Alevilere dönük Mart ayında gerçekleşen katliamlara ilişkin bir açıklama yaptı.

    Katlimcıları naletleyen ve katledilen devrimci ve direnişçileri saygıyla anan DGB’nin açıklaması şöyle:
    “İçinde bulunduğumuz Mart ayı Kürtler, Aleviler ve sosyalistler için katliamlar ayıdır. 1921 Koçgıri, 1971 Kırıkhan, 1972 Kızıldere, 1978 İstanbul Üniversitesi, 1988 Halepçe, 1995 Gazi, 2004 Kamışlı katliamını unutmadık ve unutturmayacağız.
    Bundan 100 yıl önce 6 Mart 1921’de Koçgıri bölgesinde Alevi Kürtleri katleden devlet, ardından baskı ve sömürü politikası ile Kürtlere, Alevilere, işçi sınıfına ve sosyalistlere karşı katliamları kesintisiz sürdürmüştür.
    1960’lı yıllar ve 1970’lerin başı sınıf mücadelesinin ivme kazandığı toplumsal muhalefetin yükseldiği ve devrimci mücadelenin önemli bir dönemidir. 12 Mart darbesi ülkede başlayan devrimci yükselişin önüne geçmeye yönelik yapılmış, o dönemin devrimci önderlerinde Deniz darağacında, Mahirler Kızıldere’de, İbrahimler işkencede katledilmiş, sendikalar kapatılarak,grevler yasaklanarak ülkemizin bugünkü siyasal ve toplumsal süreçlerine zeminini hazırlanmıştır.
    5 Mart 1971’de, devlet destekli onbinlerce ırkçı ve dinci faşist cihat çağrıları yaparak Kırıkhan ilçe merkezini basmış, Alevi mahallelerine saldırarak devrimcilere ve Alevilere ait işyerlerini tahrip etmiştir. Bu saldırılarda bir çok insan hayatını kaybetmiş ve onlarca insan yaralanmıştır.
    30 Mart 1972’de polis ve askerle gerçekleştirilen kontrgerilla operasyonu sonucunda Kızıldere Köyü’nde Mahir Çayan ve arkadaşları alçakca katledilmiş ve darbe düzeni kurumsal bir güç olarak ülkenin başına çöreklenmiştir.
    16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi öğrencisi yedi genç güvenlik güçlerinin gözleri önünde kontra güçler tarafından katledilmiştir. Günler öncesinde katliam hazırlığı yapıldığı yönündeki istihbarata rağmen hiçbir önlem alınmamış, yapan belli, yaptıran belli olduğu halde katliamın üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen bir türlü adalet yerini bulmamıştır.
    12 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi mahallesinde Aleviler hedef alınmış ve yapılan silahlı saldırılarda bir Alevi hayatını kaybetmiştir. Saldırıları protesto etmek için toplanan halkın üzerine ateş açılması sonucunda 22 kişi katledilmiş ve resmi kayıtlara göre 300 kişi yaralanmıştır. Gazi katliamı, aradan geçen 26 yıl geçmesine rağmen asıl failleri karanlıkta bırakılan bir dosya oldu. Katliam sonrası 20 polisten sadece 2 polis ceza aldı. Cezaları ertelenen polisler, tekrardan polisliğe devam etti ve katiller birer birer aklanmış oldu.
    16 Mart 1988 tarihinde Kürtlere karşı tarihin en utanç verici insanlık suçlarından biri işlendi. Saddam rejimi tarafından Irak Federal Kürdistan Bölgesi Halepçe şehrinde kimyasal silahlarla Kürt halkı soykırıma tabi tutuldu ve 5 binden fazla çocuk, kadın ve erkek kimyasal silahlarla acımasızca katledilmiştir. Ne yazikki devrik diktatör ve arkadaşları Halepçe’de işledikleri soykırım suçundan dolayı yargılanmamışlardır.
    Yine 12 Mart 2004 tarihinde Suriye rejimi tarafından Kürt halkına karşı Qamişlo’da (Kamışlı) bir katliam gerçekleştirdi. Kürtlerin devletin baskılarını protesto için yaptıkları gösteriye Suriye güvenlik güçlerinin saldırması sonucu 52 kişi yaşamını yitirmiş ve yaklaşık 200 kişi de yaralanmıştı.
    Mart ayı katliam ayı olduğu kadar aynı zamanda büyük direnişlerin yaşandığı bir aydır. Koçgıri’de Kürtlerin kendini yönetme talepleri kanla bastırılsada, ardında Kürtlerin özgürlük mücadelesinde çığır açmıştır. 30 Mart 1972 tarihinde Kızıldere`de Mahir ve arkadaşları, Denizlerin idamını engellemek için tarihte eşine ender rastlanan bir direniş, bir dayanışma destanı yazıldılar. Onca katliama ve zulme rağmen 21 Mart 1982’de Diyarbakır Zindanı’nda teslimiyete ve işkenceye karşı Mazlum Doğan’ın yaktığı isyan ateşi bugün bir halkın özgürlük yürüyüşüne dönüştü. Anıları önünde saygı ile eğiliyoruz. Devrim için düşenler onurumuzdur.
    Bugün 12 Mart ve 12 Eylül darbe düzeni AKP/MHP iktidarı ile devam ediyor. Muhalif basının kapatıldığı, barış isteyen akademisyenler ve siyasetçilerin tutuklandığı, Kürt Belediyelerine kayyum atanarak gasp edildiği, yargıyı, diyaneti, orduyu, polisi ve üniversiteleri emrine alan, camileri ideolojik araçları haline getiren, içerde katliamcı, dışarda işgalci bir siyaset yürüten, işsizlik, yoksulluk, savaş ve gericilik üreten faşist bir rejimle karşı karşıyayız.
    Bu faşist rejimi tarihin kara sayfalarına gömmek için, darbecilerden hesap sormak sormak için, barış ve demeokrasinin kazanması için ve sosyalizim için ortak mücadele şart.
    Bu duyarlılıkla devrim için düşenleri ve katledilen halkımızı saygı ile anıyoruz ve katil rejimleri lanetliyoruz.”

  • GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı

    GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı

    Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER) tarafından aile için şiddete karşı ‘Birlikte mücadele ediyoruz’ adlı bir proje başlattı.

    GİK-DER tarafından kadın ve çocuklar için başlatılan proje kapsamında şiddete uğrayan bireyler için hukuki, psikolojik ve sosyal destek sunulacak. ‘Aile İçi Şiddetle Birlikte Mücadele Ediyoruz’ adlı proje kapsamında yardım ve destek almak isteyenler için bir hat oluşturuldu. Hattı arayanlara profesyonel ve güvenilir kişiler tarafından destek sunulacak.

    GİK-DER Ücretsiz Destek Hizmet Hattı numarası: 07510009153

    GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı
    GİK-DER’den Aile İçi Şiddete karşı yardım hattı

  • Roj Kadın Vakfı’ndan Dikiş Kursu daveti

    Roj Kadın Vakfı’ndan Dikiş Kursu daveti

    Roj Kadın Vakfı’nca düzenlenen Dikiş Kursu Projesi kapsamında kurulan tam donanımlı atölye de 10 kadına daha eğitim verilecek.

    Kadın sorunlarına dönük çözüm projeleri ile bilinen Roj Kadın Vakfı bünyesinde kurulan Dikiş Kursu ile birlikte tam donanımlı bir atölye kuruldu. Atölye de daha fazla kadın ile buluşup üretimi kalıcı hale getirmeye çalışan Roj Kadın Vakfi, proje kapsamında 10 kadın daha bünyesine dahil edecek.

    Roj Kadın Vakfı, kadınları Dikiş Kursu’na davet ederek, “Kurmuş olduğumuz tam donanımlı tam donanımlı dikiş atölyemizde bizlerle birlikte hem öğrenecek hem de üretime katkı sağlayabilecek kadınlarımıza ihtiyacımız var. Dikiş konusunda tecrübesi olan yada kendisini dikiş konusunda geliştirmek isteyen 10 kadın arkadaşımızı altı ay sürecek olan projemizde bizimle birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Projemizi 6 aydan sonra da devam ettirmeyi planlıyoruz” denildi.

    Projeye dahil olacak olan kadınlara bir gün Dikiş Eğitim Kursu ve iki gün dikiş yapılacak şekilde organize edileceğini ifade Kadın Vakfı, katılanlara gün 5 pound yol masraflarının da karşılanacağı belirtildi.

    Roj Kadın Vakfı tarafından yürütülen Dikiş Kursu, Paddington Development Trust tarafından sağlanan Equip Community Grants ve European Union Community Fund tarafından finanse edilmekte.

    Dikiş Kursu Detayları Şöyle:

    Yer: Studio15, Brook Road London N22 6TZ
    Tarih: 15 Mart 2021 tarihinde başlayacak. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri 09:30-14:00 arasında olacaktır. (Her zaman kayıt olma şansı olacak)

    İletişim numaraları:
    Tel: 02033029879
    Mobile:0792 977 5068

     

  • İngiltere ile AB arasında ikinci kez ‘Aşı’ gerilimi

    İngiltere ile AB arasında ikinci kez ‘Aşı’ gerilimi

    AB’nin en üst düzey yetkilisi AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in, İngiltere’nin Covid-19 aşısı ihracatını tamamen yasakladığını iddia etmesinin ardından, Londra ve Brüksel arasında yeni bir tartışma çıktı.

    Michel, yanlış bir şekilde İngiltere’nin topraklarında üretilen aşıların ihracatını “toptan yasakladığını” iddia etti.
    BBC’nin edindiği bilgilere göre İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Michel’e bir mektup yazıp, iddiaların “tamamen yanlış” olduğunu söyledi.
    Ayrıca bir AB Temsilcisi “görüşmeler için” çağırıldı.
    Böylece İngiltere ve AB yılbaşından bu yana ikinci kez koronavirüs aşılarının üretimi ve dağıtımı konusunda karşı karşıya geldi.

    Ocak ayında AB, Brexit sonrası düzenlemeler ve denetlemeler konusunda yaşanan sorunlar yüzünden, Kuzey İrlanda’dan tüm aşı ithalatını askıya alma tehdidinde bulunmuştu.
    AB liderleri, aşı programının kıtada yavaş ilerlemesi yüzünden baskı altında. İngiltere’de ise 22,5 milyon kişi, bir başka deyişle yetişkin nüfusun üçte birine ilk doz aşı yapıldı.
    Ay başında İtalya da 250 bin doz Oxford-AstraZeneca aşısının Avustralya’ya ihracatını engellemişti.
    ‘Vaccine nationalism’
    AB Konseyi Başkanı Michel haftalık brifing notunda, “aşı ihracatını hiç durdurmayan” AB’nin “aşı milliyetçiliğiyle suçlandığını duymanın, kendisini şoke ettiğini söyledi.
    Michel “Burada yine gerçekler yalan söylemiyor. İngiltere ve ABD topraklarında üretilen aşı ve aşı üretim malzemelerinin ihracatını toptan yasak koydu. Ama en büyük aşı üretim kapasitesine sahip bölge olan Avrupa Birliği, sadece AB’de üretilen dozların ihracatını kontrol etmek için bir sistem yürürlüğe soktu” diye devam etti.
    İngiliz Bakan Raab da, Michel’e bir mektup yazıp, “gerçekleri söylemesi gerektiğini” söyledi ve “bu yanlış iddianın AB ve AB Komisyonu’nun çeşitli mevkilerinde tekrarlanmasından kaygı duyulduğu” belirtildi.
    Raab mektupta “İngiltere hükümeti tek bir Covid-19 aşısının ya da aşı üretim malzemesinin ihracatını engellemedi. İngiltere’nin ihracat yasağı ya da kısıtlamasına yapılan tüm referanslar tamamen yanlıştır” denildi.
    AB başlıca üç aşının üretiminde sorunlarla karşı karşıya.
    Pfizer-BioNTech aşısının dağıtımı, Pfizer’ın Belçika’daki tesisinde kapasiteyi artırma çalışmaları nedeniyle yavaşladı.
    Moderna aşısının dağıtımında da sorunlar yaşandı. İtalya ve Fransa beklenenden daha az sayıda doz alabildiklerini açıkladı.
    Oxford-AstraZeneca aşısı da Belçika ve Hollanda’daki üretim tesislerinde yaşanan sorunlar yüzünden beklenenden daha az sayıda.
    400 milyon doz aşı sipariş verdikten sonra büyük bir aşı fazlası olmasını bekleyen İngiltere ise kalan aşıların çoğunu yoksul ülkelere bağışlayacağını açıkladı.

    Kaynak: BBCTürkçe