İngilterenin başkenti Londra da Aveg-Kon’a bağlı Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) Kültür Bahçesinde 20 Temmuz 2015’te gerçekleşen katliamda şehit düşen 33 düş yolcusu anısına bir anna düzenlendi.
Çok sayıda devrimci parti ve örgüt temsilcisinin katıldığı anma etkinliği başta Suruç’ta yaşamını yitiren 33 düş yolcusu olmak üzere, sosyalizm ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına gerçekleşen saygı duruşu ile başladı.
Anma düzenleme komitesi adına gerçekleşen konuşmada 19 Temmuz Rojava Devriminin kazanımlarının 33 düş yolcusunun katledilmesinden bağımsız ele alınamayacağı belirtilirken, sömürgeci faşist Türk devletinin sosyalistler ile Rojova devrimini buluşmasını engellemek için bu katliamı çok bilinçli olarak örgütlendiğini söyledi.
Kürt Halk Meclisi adına gerçekleşen konuşmada “Suruç’ta katledilen yoldaşlarımız şahsında herkesi selamlıyorum. Bu genç yoldaşlarımızın büyük umutları vardı, bu umutları katletmek istediler. Ancak faşizmin bilmesi gerekiyorki onlar katliamlara yöneldikçe ezilenlerin öfkesi büyüyecektir. Onların gülüşleri ve umutları Rojova devriminde yaşatılıyor, bunu engellemeye çalıştılar ama enegeleyemediler. Faşizmin baskısı her daim vardı ve bundan sonra da olacaktır, ancak mücadele bitmedi bitmeyecek, faşizmin çaresizliğini de görüyoruz, onların özlemleri filizleniyor ve bir çınara dönüşüyor. Bu katliamın failleri bellidir, bu faillerin açığa çıkartılması mücadelesini her daim büyüteceğiz, şehit Namırın” dedi.
Anmada Suruç gazisi Güneş Erzurumluoğlunun Isviçredeki anmada yaptığı konuşma gösterildi. Anma Baranlar Zamanı adlı belgeselin gösterimi ile sonlandırıldı.
Londra’da yüzlerce kişi maske kullanımının zorunlu hale getirilmesini protesto etti. Coronavirus aşılarına ve salgını yaydığı gerekçesiyle 5G’ye de karşı çıktıklarını belirten eylemciler, ‘Maskelenmeyeceğim, test edilmeyeceğim, takip edilmeyeceğim, zehirlenmeyeceğim’ yazılı dövizler taşıdı.
Avrupa’da Coronavirus’ten en çok etkilenen ülkelerden biri olan İngiltere’de, salgın tedbirleri kapsamında mağaza ve marketlerde maske kullanımının zorunlu hale getirilmesi protesto edildi.
Başkent Londra’da Hyde Park’ta bir araya gelen yüzlerce protestocu, maske zorunluluğunun insan haklarına ve kişisel özgürlüklere aykırı olduğunu iddia etti. Eylemciler, ‘Maskeye hayır’ ve ‘Maskelenmeyeceğim, test edilmeyeceğim, takip edilmeyeceğim, zehirlenmeyeceğim’ yazılı dövizler taşıdı.
Göstericiler maske dışında Coronavirus aşılarına ve salgını yaydığı gerekçesiyle 5G’ye de karşı çıktıklarını belirtti.Eylemler, iş insanı ve girişimci Simon Dolan tarafından kurulan ‘İngiltere’yi Özgür Tut’ adlı grup tarafından organize edildi. Dolan, daha önce de hükümetin karantina kararını mahkemeye taşımış ancak davayı kaybetmişti.
İngiltere genelinde 24 Temmuz itibariyle yürürlüğe giren maske kuralına uymayanların 100 sterline kadar para cezasıyla cezalandırılması öngörülüyor.
Avrupa’da Coronavirus nedeniyle en yüksek can kaybının yaşandığı İngiltere’de bugüne kadar 45 bin 385 kişi yaşamını yitirdi. Virüsle enfekte olan kişi sayısı da 296 bin 358’e ulaştı.
Londra’da bir araya gelen Kürtler, enternasyonalistler, feministler ve dayanışma grupları Rojava Devrimi’nin yıldönümü kutlayarak, “Rojava Devrimi kadın devrimidir özgürlük ve eşitlik devrimidir” dedi.
Merkez Londra’da bir araya gelen kitle tüm devrim şehidleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunun ardından kutlamaya başladı. Ünlü Trafalgar meydanında, Kurdish Solidarity Campaign, Kongra-Star, Rojava Solidarity, Latin Assembly, İran Kollectifi, Feminist örgütler ve Kürdistan Solidarity örgüt ve grupları Rojava Devrimi’ni kutladı. YPG, YPJ bayrakları ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan flamaları taşıyan kitle sık sık “Jin jiyan azadi”, “Biji serok Apo”, “Yaşasın Rojava Devrimi” sloganları atıldı. Mitingde yapılan konuşmalarda, 19 Temmuz Rojava Devrimi’nin Suriye ve Ortadoğu halklarının devrimine dönüştüğünü vurgulayarak, Kürt, Arap, Süryani, Çerkez, Ermeni, Türkmen halkların ortak devrimi ve ruhu olduğu kaydedildi.
Rojava Devrimi’nin kadın devrimi olduğu ifade edilerek, kadınların barbar çetelere karşı büyük bir direniş ve mücadele ettiği söylenerek, halk ve inançların bir arada yaşadığı demokratik bir yönetim modelinin başta Türk devleti olmak üzere tüm şovenist devletlerin korkusu haline dönüştüğü belirtildi. Katie, women defend rojava’dan “Bu gün Rojava devriminin sekizinci yılını kutlayan Kürt yoldaşlarımızın yanında gururla duruyoruz, Rojava devrimi dünayay örnektir, Kürtlere yönelik tüm saldırı ve baskılar derhal son bulmalıdır. Kutlamamıza başlamadan önce tüm dervim şehidleri anısına saygı duruşunda bulunacağız.” sözleriyle kutlamayı başlattı.
Paula, Asambleas Chilena & Latinas Unidas adına konuşan “Kendi ülkem Güney Afrika’da da polisin ve silahlı güçlerin aynen Türkiye’de kürtlere yönelik olduğu gibi kadınlara taciz ve tecavüzleri söz konusudur, fabrikalarda, sokakta heryerde evinde yatağında kadınlar saldırı altındadır, kadına yönelik bu şiddet utanç vericidir derhal durdurulmalıdır, Rojava kadının yükseldiği kadın özgürlüğünün geliştiği yerdir.” Ifadelerinide kullandı.
Esther Grace, KSN-Jin and Women Defend Rojava adına konuşan “AKP partisi ve faişist Türk devleti bir kez daha Kürt halkına yönelik işgal ve soykırım saldırılasına kalkışmıştır, buna parallel olarak Türkiye’de de kürtlere yönelik özellikle kadınlara yönelik saldırılar yoğunlaştı, 3 kürt Kadın siyasetci Amedde işkenceyle gözaltına alındı, activist, gazeteci kadınlara saldırılar gözaltı ve tutuklmalar çoğaldı Kürdistan Dayanışma Kampanyası İskoçya, İngiltere dostlarından Aysel Gürkan’da tutuklandı.” Sözlerinede yer Verdi.
PYD Londra temsilcilerinden Alan Şemo’da yaptığı konuşmada, Rojava devrimini selamlayarak “Kürt halkı büyük adımlar atmıştır, dais karanlığını devrimlerle aydınlatmıştır.” ifadelerine yer verdi.
Yapılan konuşmaların ardından kitle erbaneler eşliğinde halaya duruldu.
Londra Kürt Halk Meclisi yeni yönetimini belirlerken, Eşbaşkanlığa ise Mehmet Kardu ile Sultan Kığı getirildi.
Koronavirüs nedeniyle kitlesel kongre gerçekleştiremeyen Londra Kürt Halk Meclisi yaptığı geniş katılımlı toplantı ile yeni yönetim belirlendi. KCC binasından gerçekleşen toplantıya eski ve yeni yönetim üyeleri katıldı. Devrim ve demokrasi mücadelesinden yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongre de ilk olarak KCDK-E adına bir konuşma yapıldı. Yapılan konuşmada Halk Meclisleri’nin demokratik, eşitlikçi, cinsiyet özgürlükçü ve ekolojik yaşam açısından önemi vurgu yapılırken, Kürdistan ve Ordadoğu halklarının faşizme, diktatörlüğe ve gericiliğe karış mücadeleyi her zamankinden daha fazla yükseltmesi gerektiği belirtildi.
Örgütlenme, Şehit Aileleri Komisyonu, Basın, Kültür ve Dış İlişkiler Komisyonlarının raporlarının okunduğu ve tartışıldığı toplantıda görüş ve öneriler alındı. Komisyonların genişletilmesi ve Halk Meclisi felsefesine uygun bir şekilde yapılandırılması gerektiğinin dile getirildiği toplantıda, yeni Eşbaşkanlar da belirlendi. Toplantı sonucunda Londra Kürt Halk Meclisi’nin Eşbaşkanlığı’na Sultan Kığı ve Mehmet Kardu getirildi. Her iki eşbaşkanda Kürt Özgürlük Mücadesi’ne ve onun değerlerinde bağlılıklarını dile getirerek, yeni dönemde meclis çalışmalarını daha güçlü hale getirmenin sözünü verdi. Toplantı yapılan siyasal değerlendirmeler ve planlama ile sona erdi.
İngiliz şirket Synairgen’in geliştirdiği yeni Covid-19 tedavi yönteminin klinik deneyleri, hastaların yoğun bakım ünitesine ihtiyaç duymadan koronavirüsü daha hızlı atlattıklarını ortaya koydu.
Southampton merkezli biyoteknoloji şirketi Synairgen, geliştirdiği tedavide, vücudun, virüsün yol açtığı enfeksiyonu kaptığında ürettiği interferon beta adı verilen proteini kullanıyor.
Protein, bağışıklık tepkisinin canlandırılması umuduyla, nebülizatör adı verilen solunum cihazı ile koronavirüs kapan hastaların doğrudan akciğerlerine çekiliyor.
Klinik deneylerin ilk bulgularına göre, hastanede tedavi gören Covid-19 hastalarının, solunum cihazına ihtiyacı duymak gibi daha ciddi ve kritik bir aşamaya geçmesi ihtimali yaklaşık %79 oranında düşüyor.
Synairgen, bu tedavi yöntemiyle hastaların iyileşip günlük hayatlarına devam etme ihtimallerinin 2-3 kat arttığını öne sürüyor.
Şirket ayrıca, tedavi gören hastalar arasında solunum yolu sıkıntıları yaşayıp nefessiz kalanların sayısında da ‘çok belirgin bir düşüş olduğunu’ söyledi.
Yeni ilaçla tedavi gören hastaların hastanede geçirdikleri zamanın da ortalama üçte bir oranında azaldığı belirtiliyor. Normal şartlarda bir hasta hastanede dokuz gün geçirirken, bu protein tedavisini gören hastaların ise altı gün geçirdikleri ifade ediliyor.
Çift-kör çalışma yöntemiyle yapılan deneylere 101 gönüllü katıldı. Gönüllüler Britanya genelinde dokuz farklı hastanede Covid-19 enfeksiyonu tedavisi gördü.
Hastaların yarısına ilaç verildi, diğer yarısına ise ‘plasebo’ denilen ilaçmış gibi gösterilen etkisiz madde verildi.
Teyit edilmeyen sonuçlar
Borsa kuralları gereği, şirket deneyin ilk sonuçlarını bildirmek zorunda.
Klinik deneylerin sonuçları hakemli dergi tarafından henüz yayımlanmadı, araştırmanın tam sonuçları da henüz paylaşılmadı. Bu nedenle BBC tedaviyle ilgili öne sürülen iddiaları doğrulayamıyor.
Ama eğer deney sonuçları şirketin iddia ettiği gibiyse, bu yöntem koronavirüs enfeksiyonlarının tedavisinde ileriye dönük çok önemli bir adım olacak.
Deneyden sorumlu bilim insanı Tom Wilkinson, araştırma sonuçlarının daha geniş çaplı çalışmalar sonucunda doğrulanması durumunda, bu yeni tedavinin ‘çığır açan’ bir yöntem olacağını söyledi.
Wilkinson, deneyin kısmen küçük çaplı olduğunu ama tedavinin hastalara faydasına dair işaretlerin alışılmışın dışında güçlü olduğunu belirtti.
BBC’ye konuşan Synairgen’in Genel Müdürü Richard Marsden, “Bundan daha iyi sonuçlar bekleyemezdik” dedi.
Marsden, sonuçları “hastaneye yatırılan Covid-19 hastalarının tedavisinde çok önemli bir dönüm noktası” olarak tanımladı.
Bundan sonra ne olacak?
Marsden, tedavinin onaylanması için başka hangi bilgilerin elde edilmesini öğrenmek için bulguları birkaç gün içinde dünya genelinde tıp denetçilerine sunacaklarını söyledi.
Bu süreç aylar sürebilir. Ama İngiliz hükümeti de birçok farklı hükümet gibi koronavirüs tedavilerinin mümkün olan en kısa sürede onaylanması için çalışacaklarını söylüyor.
Bu yöntemin, Mayıs ayında remdesivir ilacında olduğu gibi acil kullanım onayı alma ihtimali de var.
Bir diğer ihtimal de, tedavi görecek hastaların sayısının artmasına yönelik izin verilmesi. Bu yolla, tedavinin güvenli ve etkili olup olmadığı yakından takip edilebilir.
Eğer, tedavi onaylanırsa, proteinin ve proteinin akciğere verildiği nebülizatörlerin çok büyük miktarlarda üretilmesi gerekecek.
Marsden, deney sonuçlarının olumlu çıkması ihtimalini değerlendirip şirketlere daha fazla tedarik sağlamaları için Nisan ayında üretimi artırmaları talimatı verdiklerini söyledi.
Marsden, Synairgen’in kışa kadar her ay ‘birkaç yüz bin’ doz temin etmeyi umduklarını ifade etti.
Tedavi nasıl işliyor?
Inteferon beta, vücudun virüslere karşı ilk savunma hattının bir parçası, vücuda viral bir saldırı olabileceği uyarısı yapıyor.
Koronavirüsün, vücudumuzun bağışıklık sistemlerinden kaçınmak için bu proteinin üretimini bastırdığı görülüyor.
Yeni ilaç, interferon beta protesinin özel bir formülasyonu. Sprey yöntemi gibi nebülizatör ile hava solunum yollarına doğrudan iletiliyor.
Akciğerlere doğrudan iletilen protein dozları, bağışıklık sistemleri zayıflayan hastalarda bile güçlü bir virüs karşıtı tepki yaratıyor.
Interferon beta birçok skleroz tedavisinde de yaygın olarak kullanılıyor.
Synairgen’in daha önce yaptığı klinik deneyler, bu yöntemin bağışıklık sistemini canlandırdığını ve astım ya da kronik akciğer rahatsızlıkları yaşayan hastaların tedaviyi rahatlıkla tolere edebildiklerini gösterdi.
Tedavi nasıl test edildi?
Deneye katılan hiç kimse, deney sonuna kadar hangi hastaya protein verildiğini hangi hastaya verilmediğini bilmiyordu.
Southampton Hastanesi’nde yeni ilacın hastalara verilmesinden sorumlu hemşirelerden biri olan Sandy Aitken, “Eğer hastalara verdiğinizin hangi ilaç olduğunu bilirseniz bu zihninizde önyargı yaratabilir” dedi.
Synairgen’in ilaç deneyleri, İngiliz hükümetinin Covid-19 hastalarına yönelik yeni ilaç gelişimini hızlandırmak için Nisan ayında başlattığı Accord adlı programın bir modeliydi.
Synairgen ekibi, ilacın enfeksiyonun ilk etaplarında daha etkili olabileceğine inanıyor.
Ekip, yeni ilacın deneyine katılmak üzere, yüksek risk grubunda Covid-19 tanısı yeni konulan hastalar arasında gönüllü bulmakta zorlandı çünkü artık görülen yeni enfeksiyon vakalarında büyük azalma var.
Suruç katliamının 5’inci yıldönümünde katliamın yaşandığı Amara Kültür Merkezi bahçesinde yapılmak istenen anmaya polis müdahale etti.
Kuzey ve Doğru Suriye’deki çocuklara oyuncak götürmek için toplandıkları Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde 20 Temmuz 2015 tarihinde DAİŞ tarafından gerçekleştirilen canlı bombalı saldırıda hayatını kaybeden 33 genç için katliamın yıldönümünde anma düzenlenmek istendi. Suruç Aileleri İnsiyatifi tarafından organize edilen anma için kültür merkezinin bahçesinde toplananlara polis müdahalesi yaşandı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’de ikamet eden T.C. vatandaşları ile yabancı uyruklu kişilerin kayıtlarının tutulduğu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile yurt dışındaki T.C. vatandaşlarına ilişkin veri tabanını esas aldığı, 2019 yılına ait “Uluslararası Göç İstatistikleri”ni açıkladı.
Buna göre Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2019 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2 artarak 330 bin 289 oldu.
Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 84 bin 863’ünü T.C. vatandaşları, 245 bin 426’sını ise yabancı uyruklu nüfus oluşturdu.
TÜİK’in tanımına göre “Bir yıl içinde Türkiye’den yurt dışına ikamet etmek amacıyla göç edenlerin sayısını” açıklayan “Yurt dışına giden göç”, yıllara göre şu şekilde değişim gösterdi:
TÜRKİYE’DEN YURT DIŞINA GÖÇ
T.C. Vatandaşı
Yabancı uyruklu
Toplam
2016
69 bin 326
108 bin 634
177 bin 960
2017
113 bin 326
140 bin 314
253 bin 640
2018
136 bin 740
140 bin 314
323 bin 918
2019
84 bin 863
245 bin 426
330 bin 289
Geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler
Türkiye İstatistik Kurumu, “yabancı nüfus” tanımını şu dört başlık altında yapıyor:
– Referans tarihinde geçerli ikamet veya çalışma iznine sahip,
– İkamet izni yerine geçen kimlik belgesi olan (uluslararası koruma vb.) ve referans tarihinde geçerli adres beyanı olan,
– İzinle T.C. vatandaşlığından çıkmış (mavi kart hamili), referans tarihinde geçerli adres beyanı olan kişiler bu nüfusa dâhil
– Kurs, turizm, bilimsel araştırma vb. nedenlerle 3 aydan kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ile geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dâhil değil.
Son dört yılda Türkiye’den giden 45-50 yaş arası nüfus ikiye katlandı
Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, 2019’da en fazla göç edenlerin yüzde 15,2 ile 25-29 yaş grubu olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13 ile 30-34 ve yüzde 12,6 ile 20-24 yaş grubu izledi.
YAŞ GRUPLARINA VE YILLARA GÖRE TÜRKİYE’DEN YURT DIŞINA GÖÇ
2016
2017
2018
2019
20-24
27 bin 616
36 bin 410
42 bin 721
41 bin 594
25-29
28 bin 982
39 bin 382
50 bin 711
50 bin 154
30-34
22 bin 433
31 bin 289
42 bin 703
42 bin 882
35-39
17 bin 762
24 bin 877
34 bin 319
34 bin 794
40-44
13 bin 5
18 bin 838
26 bin 577
26 bin 222
45-49
10 bin 156
15 bin 397
21 bin 839
20 bin 548
Türkiye’ye göç edenler T.C. vatandaşlarının sayısı düştü yabancı uyrukluların sayısı ikiye katlandı
Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2019 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 17,2 artarak 677 bin 42 kişi oldu.
Yurt dışından gelen nüfusun 98 bin 554’ünü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 578 bin 488’ini ise yabancı uyruklu nüfus oluşturdu.
YURT DIŞINDAN TÜRKİYE’YE GÖÇ
T.C. Vatandaşı
Yabancı uyruklu
Toplam
2016
107 bin 52
273 bin 869
380 bin 921
2017
101 bin 772
364 bin 561
466 bin 333
2018
110 bin 567
466 bin 890
577 bin 457
2019
98 bin 554
578 bin 488
677 bin 42
20 yıl önce Türkiye’ye en çok gelen Almanya vatandaşları 16’ncı sıraya geriledi
Türkiye’ye 2019 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 14,5 ile Irak vatandaşları aldı. Toplamda Türkiye’ye gelen Irak vatandaşı 83 bin 829 kişi.
Irak’ı, yüzde 13,8 ile Türkmenistan, yüzde 8,2 ile Afganistan, yüzde 7,5 ile Suriye ve yüzde 7,3 ile İran vatandaşları izledi.
Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 23,9 ile sayıları 58 bin 631’i bulan Irak vatandaşları aldı.
Irak’ı, yüzde 7,3 ile İran, yüzde 6,8 ile Afganistan, yüzde 6 ile Azerbaycan ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.
Vatandaşlık ülkesine göre Türkiye’ye gelen ve Türkiye’den giden göçün en fazla olduğu ilk 5 ülke, 2019
2000 yılında yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 234 bin 111’di. Bunların 73 bin 736’sını Almanya’dan gelenler, 27 bin 470’ini Bulgaristan, 13 bin 844’ünü KKTC’den gelenler oluşturuyordu. Irak’tan gelenlerin sayısı ise 4 bin 617’ydi.
2019’da Türkiye’ye gelen Almanya vatandaşlarının sayısı 9 bin 417’ye geriledi. Bulgaristan’dan gelenler ise 5 bin 256 ile 24’üncü sırada.
Yurt dışından en fazla göç alan ve yurt dışına en fazla göç veren il İstanbul oldu
Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 42,5 oranı ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul, aynı şekilde yüzde 45,3 oranıyla en fazla göç alan il.
Türkiye’ye gelenlerinden İstanbul’dan sonra en çok tercih edilen iller ise şöyle: Yüzde 9,2 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 3,5 ile Bursa ve yüzde 2,2 ile İzmir takip etti.
İstanbul’a gelen göç
İstanbul’dan giden göç
2016
106 bin 957
57 bin 955
2017
166 bin 44
75 bin 849
2018
201 bin 957
113 bin 430
2019
306 bin 455
140 bin 223
Yukarıdaki sayılara bakıldığında son dört yılda İstanbul’a yurt dışından gelen ve İstanbu’dan yurt dışına giden göç arasındaki sayısal farkın, yani net göçün 393 bin 956 olduğu görülüyor. Diğer bir ifadeyle İstanbul’un nüfusu, dört yılda uluslararası göç kaynaklı olarak yaklaşık 400 bin kişi arttı.