Tag: Hot News

  • Üç Kadın Sanatçıdan ”Aşk, Özlem ve Kayıp Şarkıları”

    Üç Kadın Sanatçıdan ”Aşk, Özlem ve Kayıp Şarkıları”

    İngiltere’nin başkenti Londra’da ”Aşk, Özlem ve Kayıp Şarkıları” adıyla multikültürel bir konser düzenlenecek.

    The Old Church kilisesinde 28  Şubat akşamı saat 19:30’da Türkçe, Kürtçe, Rumca ve Ermenice halk melodileriyle, sınırları aşan eşsiz bir konser gerçekleşecek.  Sanatçılar Çiğdem Aslan, Suna Alan ve Hatice Yeşil’in sahne alacağı konserde, müzisyenler Cem Tuncer (bas gitar), Dursuncan Çakın (bağlama, kopuz), Erdal Yapıcı (gitar, on telli bağlama), Eser Ebcin (keyboard), Serkan Çakmak (kaval) ve Suat Karakuş (perküsyon) ile eşlik edecekler. 

    İngiltere’deki Türkiyeli toplumun yakından tanıdığı başarılı sanatçı Çiğdem Aslan uzun yıllardır, Türkçe, Yunanca, Kürtçe, Boşnakça, Bulgarca, Romence ve Ladino gibi birçok dilde ve bölgesel tarzda şarkı söyleyen bir şarkıcı. Kürt-Alevi geçmişinden gelen sanatçının 1930’lardan itibaren Küçük Asya ve Yunanistan’dan Rebetiko ve Smyrnaic şarkılarına odaklanan ‘Mortissa’ (2013) ve ‘A Thousand Cranes (Bin Turna)’ (2016) ödüllü, beğenilen albümleri var.

    Özellikle Kürtçe seslendirdiği eserleri ile İngiltere’de öne çıkan sanatçı Suna Alan da yine Kürt Alevi geçmişinden geliyor. Bingöl’ün dengbêj geleneği ve Kürt-Alevi deyişleri, yine büyüdüğü İzmir’in Rum müzik geleneğinden etkilenen sanatçının repertuarında ayrıca Ermenice, Rumca, Sefardi, Arapça ve Türkçe şarkılar da yer alıyor. 

    Saz çalmanın Alevi toplumu için kültürel bir önemi olduğundan sanatçı Hatice Yeşil, müzik yolculuğuna saz çalmakla başladı. İç Anadolu türkülerinde özellikle bozlak eserlerini oldukça başarılı seslendiren sanatçı Yeşil, ayrıca Alevi deyiş ve eserlerini seslendirmektedir. 

    The Old Church, Stoke Newington Church St, Stoke Newington, London N16 9ES adresinde gerçekleşecek konserin biletleri kapıdan temin edilebilir.

  • Ahmet Aslan ve Levent Güneş Londra’da

    Ahmet Aslan ve Levent Güneş Londra’da

    Uzun bir aradan sonra Anodolu müziğinin özgün sesi Ahmet Aslan ve Levent Güneş  23 Şubat tarihinde Londralı müzikseverlerle olacak. Independent Music tarafından organize edilen konser, Kuzey Londra’da Islington Assembly Hall salonu sahnesinde gerçekleşecek. Sanatçı Ahmet Aslan 2019’da çıkardığı ‘Budala Aurası’ isimli albümünden ve sanatçı Levent Güneş de yine 2019’da çıkardığı ‘Geldim Sevdim Göçtüm’ isimli albümlerinden de eserler seslendirecekler.

    Konser kapsamında Cem Tuncer (bas), Serkan Çakmak (kaval), Erdal Yapıcı (kopuz-gitar) ve Louis Erkin Yalaz (davul) konuk müzisyen olarak sahnede yer alacaklar.

    Bilet fiyatları £25.

    Konser adresi: Islington Assembly Hall, Upper Street, Islington, London, N1 2UD 

    AHMET ASLAN: Seslendirmiş olduğu parçalar ile büyük bir hayran kitlesine ulaşan usta sanatçı Ahmet Aslan aslen Dersim Hozat’lıdır ve Hozat’ın Taux köyünde dünyaya gelmiştir. 1993 – 1996 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı’nda okudu. 1996’dan beri Almanya’da yaşıyor. 2008-2012 yılları arasında Rotterdam’da lisans eğitimi aldığı Dünya Müzik Akademisi’nde okudu. 2003 yılında ilk solo albümünü “Va û Waxt (Rüzgar ve Zaman)”, ardından 2007 yılında ikinci albümü Veyvé Milaketu (Meleklerin Dansı) ve son olarak 2019’da Budala Aurası isimli albümünü  çıkardı.

     

    LEVENT GÜNEŞ: Yakın zamanda Londra’ya yerleşen, halk ozanı kültürünü günümüz enstrümanlarıyla ayakta tutmaya çalışan başarılı müzisyen Levent Güneş, genellikle kendi bestelerini etnik unsurların çizgilerini yansıtacak formlarda yapmıştır. Bağlama ile müziğe başlayan Güneş, vurmalı çalgılar, üflemeli çalgılar ve kopuz enstrümanlarında kendini geliştirdi. 1994 yılından beri müzik yapan Levent Güneş, 2010 yılından beri besteci, aranjör olarak KALAN müzik şirketi ile çalışıyor.  Güneş, çeşitli sanatçıların albüm, proje ve konserlerinde yer aldı. Bunlardan ‘Petag Dersim Ermeni Halk Şarkıları’ albümü yönetmeni, aranjörü ve solisti iken, ‘Pelguzar’ albümüne aranjörlük yaptı ve enstrüman çaldı. ‘Kızılbaş II’ albümünden Peyman eserinin bestecisi, aranjör ve solisti iken, yine ‘Alevilere Kalan I’ albümünde Yola Girme Sen eserinin solistliğini ve aranjörlüğünü üstlendi. Levent Güneş’in solo albümü ‘Geldim Sevdim Göçtüm’ 2019’da Kalan etiketiyle çıktı. Güneş ayrıca Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Ekşi Elmalar ve Çınar Ağacı gibi unutulmaz yapımların müziklerini bestelemiş ve yorumlamıştır.

  • Londra’da ‘Sêrê Sale’ kutlandı

    Londra’da ‘Sêrê Sale’ kutlandı

    Diren Dicle


    Londra’da yaşayan Kürt Kızılbaşlar tarafından tarihi ve geleneksel Sêrê Sale (Yeni yıl) kutlaması yapıldı. Xızır ile birlikte yapılan kutlama da, Aleviler de dayanışmanın ve paylaşımın önemine değinildi.

    İç Toraslar’da yaşayan Kürt-Kızılbaşlar tarafından geleneksel olarak kutlanan Sêrê Sale (Yeni Yıl) etkinliği Kırkısraklılar Kongre Salonu’nda gerçekleşti. El-Com (Elbistanlılar Derneği), Kırkısraklılar ve Kürecikliler Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe çok sayıda kişi katılırken, özellikle Hızır orucunun ertesinde yapılan etkinlik dolayısıyla lokma ve yemekler hazırlandı. Geleneksel Kürtçe manilerin okunduğu gecede, “Sere sale, bine sale, Xızır hate ve male. Xere bidin Kale” (Sene bitti sene başı geldi Hızır eve misafir geldi Dedeye bir hayır verin) denilerek yardım toplandı. Gece de ilk olarak Kırkısraklılar Halk Oyunları ekibi tarafından bir folklor gösterisi düzenledi.

    XIZIR KİMDİR?

    Gösterimin ardından bir konuşma yapan yazar Ali Haydar Ülger Alevilikle Xızır’ı anlatan şiirsel bir anlatımda bulundu. Xızır’ın ne olduğunu soran Ülger, “Xızır el uzatılmazsa açlıktan ölecek milyonlarca çocuk varken toklara lokma dağıtmak mıdır? Xızır evimizi açmazsak soğuktan donacak açlıktan ölecek denizler de boğulacak binlerce göçmen ve mültecimidir? İnsanlar yetiş ya imdat diye çığlık atarken acaba yatağında rahat uyumak mıdır? Yoksa ses çıkarılmazsa zulümle yaşamaya maruz kalmış insanlık mahsun ve mazlumlar yetis ya Hızır darken programlanmış etkinlikler ve faailiyet raporlarını doldurmak mıdır? Xızır gerçekten nedir? Xızır kimdir? İnsanların carına yetişecek kim? Yada kime yetişmeli nasıl yetişmeli? Yoksa basit bir program mıdır?” diye sordu.

    XIZIR PAYLAŞIMIN SEMBOLÜDÜR

    Xızır’ın Aleviler için kutsallık arz eden mitolojik bir figure olduğunu belirten Ülger, şunları söyledi: “Özü ve anlamı ise derin bir insani dayanışma sembolüdür. İnsancıl olmanın ve paylaşmanın inançsal temelidir. Onun adına neler mi yapılır? Saz çalınır nefesler dile gelinir. Deyişler sözlenir. Kömbeler, börekler, çörekler, tavuklar, kaburgalar ve lokmalar paylaşılır. Yakarışlar yapılır. Cem olunur. İşte tüm bunlar üzerine Yetiş Ya Hızır denilerek hakka seslenilir. Hızır umutsuzlara umuttur. Hızır haktır. Hızır yalnızların gariplerin yoldaşıdır. Merhamettir. Açlığa tokluk olandır. O kimsesizlerin kimsesidir. Sevdasıza sevda muhabbetsize muhabbettir. O gönül adıdır.”

    DİL ÖLÜRSE GÖZÜMÜZ AÇIK GİDER

    Ülger’in ardından söz alan yazar Ahmet Güven ise Kürtlerin dilini, kimliğini ve geleneklerini unutmaması gerektiğini söyleyerek, “Dil ölürse gözümüz açık gider. Yeni yıl Mezopotamya Alevilerin Şubat ta kutlar. Sanat ve kültürümüz ölmemeli. Kürt Alevilerin özel ve önemli bir günüdür Sersal” dedi. Güven, ardından Kürtçe mani ve öyküler ile geceye renk kattı.

    KÜRTÇE SEÇMELİ DERS OLMALI

    Kürecikliler Derneği Başkanı Mustafa Doğan’da dilin önemine vurgu yaparak, “Yaşadığımız topraklar da dilimiz ve kültürümüz asimile edilmeye çalışılmıştır. Birileri kendi kültürlerini dayattılar. Biz o kültürleri her ne kadar öğrendikse de kendi kültürümüzden uzaklaşmaya başladık. Yeni nesillere maalesef aktaramadık. Bugün geldiğimiz ülkeler de bize illa şu dili öğrenin diye dayatma da bulunmuyor. Bizler bir toplumsal çalışma yaratmalıyız. Bazı Avrupa ülkelerin de seçmeli Kürtçe dersler veriliyor. Biz de bunun için çalışmalara başladık ve bunu burada da gerçekleştirmeliyiz. Aileler de kendi kültürlerini dillerini koruyup geliştirmelidir” diye kaydetti.

    Yapılan konuşmaların ardından lokmalar dağıtılırken, sanatçı Haydar Erdoğan yöresel ezgiler seslendirdi. Son olarak sahne alan Koma Zelal’in söylediği Kürtçe hareketli şarkılar eşliğinde katılanlar halaya durarak, Sere Sale’yi kutladı.

  • Gik-Der yeni yönetimini belirledi

    Gik-Der yeni yönetimini belirledi

    Diren Dicle


    Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİK-DER) 29’uncu Olağan Kongresini gerçekleştirirken, eşbaşkanlığa ise Paula Lamont ve İbrahim Avcıl seçildi.

    Londra’da çalışmalarını sürdüren Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) 29’uncu Olağan Kongresi’ni dernek binasında gerçekleştirdi. Kongreye Gik-Der üyeleri ve delegelerinin yanı sıra demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongre de ilk olarak Divan seçimi yapıldı. Divan oluşumunun ardından kongre de aday olmayacağını açıklayan Gik-Der eşbaşkanı Helin Honca, derneğin bir yıllık çalışma raporunu okudu. Honca, Gik-Der’in Britanya da bulunan Türkiyeli ve Kürdistanlı toplumun önemli kurumlarından birisi olduğunu söyleyerek, özellikle Kürdistan’da yaşanan savaş ve işgale dikkat çekti. Honca, Sosyalizmin halkların umudu olduğunu vurgularken, emek ve demokrasi mücadelesine değindi. Honca, daha fazla özgürlük ve demokrasi mücadelesine çağrı yaparak, herkesi mücadeleyi sahiplenmeye çağırdı.

    Honca’nın ardından Dr. İbrahim Okçuoğlu güncel siyasal gelişmelere dönük bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından Gik-Der’in faaliyetlerini konu alan bir sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.

    Faaliyet raporu ve mali raporları okunarak delegelerin onayına sunuldu. Ardından da her başlık için üye ve katılımcılar tarafından değerlendirmeler yapılırken, raporlar oy birliği ile kabul edildi.

    DAYANIŞMA MESAJLARI

    Kongereye, Day-Mer ve Tilkililer Dernek temsilcileri de katılarak birer konuşma ile dayanışma mesajlarını iletti. Yine Fransa da calışmalarını sürdüren ACTIT ve Gik-Der’in de üyesi olduğu Avrupa çapında faaliyet yürüten Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu Aveg-Kon da kongreye yazılı birer dayanışma ve kutlama mesaj gönderdi.

    LAMONT VE AVCIL EŞBAŞKAN SEÇİLDİ

    Kongre de, Gik-Der bünyesinde faaliyet yürüten dövüş kulübü SOLSTAR’ın Britanya polisi tarafından krimanilize edilerek, dikkat edilmesi gereken ‘aşırı örgütler’ listesinde yer almasına tepki gösterilerek, kınandı. Tüzük üzerine gerçekleşen tartışmaların ardından Gik-Der’in yeni yönetim kurulu kongre tarafından seçildi. Kongreden sonra yapılan ilk yönetim kurulu toplantısında  ise Paula Lamont ve İbrahim Avcıl eşbaşkanlığa seçildi.

     

  • İngiltere göçmen yasalarını değiştiriyor: İş teklifi ve İngilizce bilgisi zorunlu hale geliyor

    İngiltere göçmen yasalarını değiştiriyor: İş teklifi ve İngilizce bilgisi zorunlu hale geliyor

    Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden hukuken 31 Ocak’ta ayrılan İngiltere, göç yasalarında kapsamlı değişikliklere gitmeye hazırlanıyor.

    İngiltere İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, 31 Aralık 2020’de serbest dolaşım uygulamasının sona ermesiyle birlikte AB ve AB dışı ülkelerin vatandaşlarının bundan sonra aynı göç düzenlemelerine tabi olacağı belirtildi.

    Bakanlık, şirketlerden Avrupa’dan gelen “ucuz işgücünün” payını azaltarak, kendi çalışanlarına ve otomasyon teknolojilerine yatırım yapmalarını istedi.

    İngiltere İçişleri Bakanı Priti Patel, yeni sistemin ülkeye “en parlak ve en iyilerin” getirilmesini amaçladığını söyledi.

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise yeni düzenlemelerin işgücünün ilgisini azaltacak “düşmanca bir ortam” yaratacağını söyleyerek, eleştirdi.

    Yeni sistem neler getiriyor?

    Hükümetin getirmeyi planladığı yeni düzenlemelerin temelinde puan sistemi yer alıyor.

    Buna göre, bir kişiye İngilizce bilip bilmemesi, İngiltere’de sponsorluğa uygun bir kurumdan iş teklifi alıp almamış olması, eğitim düzeyi ve çalışacağı sektörlerde belirlenen kriterlere göre belli bir puan veriliyor.

    Bir kişinin İngiltere’ye göçmen olarak gelebilmesi için toplamda 70 puana ulaşması gerekiyor.

     

    Örneğin, İngilizce bilmek ve “sponsorluğu onaylanmış bir kurum” tarafından iş teklifi yapılmış olmak kriterleri, başvuran kişiye 50 puan sağlıyor.

    Sponsorluk için gereken asgari yıllık brüt ücret de 30 bin sterlinden 25 bin 600 sterline indiriliyor.

    Uygulanması öngörülen kriterler ve puanları şöyle:

    İş teklifi olmayanlar gelebilecek mi?

    Sponsorluk hakkı onaylanmış bir kurum tarafından iş teklifine sahip olmak, AB vatandaşları için de göçmenlik başvurularında aranacak kriterler arasına ekleniyor.

    Böylece, sponsorluğun kriterlerden biri haline getirilmesiyle artık kendi işini kurmak amacıyla İngiltere’ye gelmenin de önü kapanmış oluyor.

    Bu durumun bir diğer etkisi de, kalifiye olmayan elemanların ülkeye gelişinin zorlaşması. Bu da, kalifiye olmayan işlerde eleman ihtiyacı doğacağı yönünde eleştirilerin yapılmasına neden oluyor.

    Hükümet, Brexit sonrası statüleri değişmeden İngiltere’de kalmak için başvuran 3,2 milyon AB vatandaşının kalifiye olmayan eleman ihtiyacını karşılayacağını söylüyor.

    Ayrıca, tarım sektöründe çalışmak üzere mevsimlik göçmen işçi programına kabul edilecek kişi sayısını 40 bine çıkarılması ve her yıl 20 bin gencin kabul edildiği gençlik çalışma sistemindeki kişi sayısının artırılması planlanıyor.

    Hükümet ayrıca, kalifiye olmayan eleman ihtiyacı duyan şirketlere yardımcı olmak üzere bazı adımlar atılacağını da belirtiyor.

  • Barış’ın Katiline Müebbet Hapis Cezası

    Barış’ın Katiline Müebbet Hapis Cezası

    Aladdin Sinayiç – Hikmet Erden


    İngiltere’de yaşayan toplumumuzu derin bir yasa boğan Barış Küçük cinayetinde mahkeme kararını açıkladı. Old Bailey mahkemesinde yapılan dokuz günlük duruşmanın sonunda Jüri heyeti, Adam Tarık isimli katili cinayetten suçlu bulduktan sonra, mahkeme hakimi ömür boyu hapis cezası verilmesine karar verdi. Hak ettiği cezaya çarptırılan katil en az 30 yıl boyunca cezaevinde kalacak.

    Kürt toplumunun yakından tanıdığı Makbule ve Bayram çiftinin tek erkek çocuğu olan 33 yaşındaki Barış Küçük, geçtiğimiz yılın 1 Haziran’ında evine yakın Seven Sisters caddesi üzerinde bıçaklı saldırıya uğramış, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen 3 Haziran günü hayata gözlerini yummuştu.

    Toplumumuzu derin bir yasa boğan cinayetten bir hafta sonra Adam Tarık adlı şahıs olay yerine yakın Vale caddesi üzerindeki evinin önünde polisler tarafından gözaltına alınmıştı. 8 Haziran akşamı gözaltına alınan Adam Tarık adlı şahıs daha sonra tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Jüri önündeki yapılan yargılamanın duruşmasına kadarki tüm süreçlerde suçunu inkar eden Adam Tarık adındaki katil 3 Şubat’ta başlayan yargılamada delillerin güçlü olmasından kaynaklı suçunu itiraf etmiş, ancak öldürme maksadı taşımadığını ve Küçük’ün telefonunu almaya çalışırken arbede çıktığını ve bu sırada Küçük’ü bıçakla vurduğunu iddia etmişti.

    Yargılama süresi boyunca tüm duruşmalara katılan Barış’ın ailesi ve sevdikleri mahkemenin kararını açıklamasından sonra toplu bir şekilde Highgate Mezarlığında yatan Barış’ı ziyaret etti. Ailesi adına yapılan açıklamada, ‘‘1 Haziran 2019 sabahı tüm hayatımızı sonsuza dek değiştiren o acı haberden sonra hayatlarımız karanlığa gömüldü. Mahkemenin kararı adı gibi barış ve sevgi dolu olan oğlumuzu geri getirmeyecek ancak bu cani tüm hayatını dört duvar arasında geçirmesi gerekiyordu, ve hak ettiğini buldu.’’ denildi.

    Yargılama süresi boyunca tüm duruşmalara katılan Barış’ın ailesi ve sevdikleri günlerce o caninin soğuk yüzü ile karşı karşıya geldiler. Yargılama süresi boyunca Adam Tarık adlı canide hiçbir insani duygu göstergesi oluşmadı. Perşembe günü mahkemenin katile ömür boyu hapis cezası kararı vermesinden sonra, Barış’ın ailesi ve sevdikleri Highgate Mezarlığını ziyaret ettiler. Acılı aile yaptığı açıklamada, karardan duydukları memnuniyeti dile getirirken, başkalarının aynı acıları yaşamaması için topluma ve devlet yetkililerine harekete geçme çağrısı yaptılar.

    Yapılan açıklamada şunlar denildi; ‘‘1 Haziran 2019’da değerli canımız Barış Küçük’ü bizden sonsuza dek aldılar. O gün aldığımız kara haber hayatlarımızı bir ömür boyu değiştirdi, Karanlık bir örtü tüm yaşamımızı esir aldı. Bizler de Barış’ın mezarını örten aynı toprak ile örtülmüş gibi hissediyoruz.

    Her zaman adı gibi yaşadı, sevgisi hep karşılıksızdı, yüreği iyilik ve sevgi ile dolu, çalışkan ve samimi bir gençti. Kim olursa olsun insanlara yardım etmekten çekinmeyen nazik ve dürüstlüğüyle hafızalarımıza kazındı. Barış sevilen bir oğul, bir kardeş, bir amca, bir arkadaş ve bir insandı.

    Barış’ın ölümüyle sadece ailemiz değil, tüm Kürt toplumu ve dostlarımız acıya boğuldu. Binlerce kişi hastanede ve Kürt Toplum Merkezinde acımızı paylaştılar. Bizler Barış’ın ailesi olarak başka ailelerin aynı acıyı yaşamasını istemiyoruz. Artık yeter diyoruz. Bıçaklı suçlara karşı etkin önlemler alma ve sokaklarımızı güvenli kılma zamanıdır.

    Bizler Barış’ın ailesi olarak bu zor süreçte bizimle olan tüm dostlara teşekkür ediyoruz, umarız bu toplumumuzun yaşadığı son acı olur.’’

    Neler olmuştu?
    Otuz üç yaşındaki genç Barış Küçük, 1 Haziran 2019 Cumartesi günü sabah saat 2:30 civarında evine yakın Seven Sisters caddesi üzerinde bıçaklı saldırıya uğradı. Olaydan kısa bir süre sonra çevredekilerin haber vermesi üzerine havadan ve karadan ambulanslar olay yerine intikal etmiş ve olay yerinde yapılan ilk müdahaleden sonra Barış, Doğu Londra’da bulunan Royal London hastanesine kaldırılmış ve ameliyata alınmıştı. Sol bacak dizinin arkasından ağır bıçak darbesi alan Barış, üç gün boyunca yoğun bakımda kalmış ve aldığı bıçak darbesinin ağırlığından kaynaklı yaşadığı yoğun kan kaybı ile ortaya çıkan çoklu organ yetmezliğinden 3 Haziran Pazartesi günü hayata gözlerini yummuştu.

    Barış Küçük için Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde taziye kurulmuş ve binlerce kişi aileye başsağlığı dilemek için merkeze akın etmişti. Barış’ın hayatını kaybetmesinden hemen sonra Britanya Demokratik Güçbirliği çağrısıyla Türkiyeli ve Kürdistanlı binlerce kişi Haringey’de bir protesto yürüyüşü gerçekleştirmişti. Barış, 27 Haziran günü Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan cenaze töreninden sonra binlerce kişinin katılımıyla Highgate Mezarlığında, Eylül 2017’de Rakka’da şehit düşen arkadaşı Mehmet Aksoy’un yanına defnedilmişti.

    Katil bir hafta sonra gözaltına alındı
    Yaşanan olaydan bir hafta sonra, olay yerine yakın Vale Road üzerinde bulunan adreste 1994 doğumlu Adam Tarık adlı bir şahıs cinayet zanlısı olarak polisler tarafından gözaltına alındı. Öncesi Suriyeli olduğunu söyleyen şahsın daha sonra sahte kimlik kullandığı ve aslen Cezayirli olduğu ortaya çıkmıştı. Caninin daha önceden işlediği farklı suçlardan arandığı ve hayatını kapkaççılık ve soygun yaparak geçirdiği ve eroin bağımlısı olduğu açıklanmıştı.

    Geçtiğimiz yılın Aralık ayında başlayan duruşmalarda Adam Tarık adlı cani suçunu inkar etmiş ve suçsuz olduğunu ifade etmişti. Devletin verdiği ilk avukatı kabul etmeyen cani daha sonra dosyaya atanan yeni bir hukuk firması ile devam etmişti. Delillerin fazla olması, güvenlik kameraları görüntüleri ve şahitlerin beyanlarından caninin teşhis edilmesinden kaynaklı suçunu itiraf etmek zorunda kalmıştı. 12 kişilik jüri heyeti 3 Şubat’ta başlayan duruşmalar 9 gün sürdü. Yapılan son savunmalardan sonra jüri heyeti ortak bir karar ile Adam Tarik’ı cinayetten suçlu buldu. 13 Şubat günü ise mahkeme Adam Tarık adlı caniyi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Cani en az 30 yıl boyunca cezaevinde kalacak.

  • Londra’da 15 Şubat komplosu protesto edildi

    Londra’da 15 Şubat komplosu protesto edildi

    Britanya’nın başkenti Londra’da bir araya gelen yüzlerce kişi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası 15 Şubat komplosunu 21’inci yıldönümünde yürüyüş ve mitingle protesto etti.

    Kürt Halk Meclisi öncülüğünde Londra BBC binası önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, “Öcalan’a özgürlük Kürdistan’a statü” pankartı ve dev bir Öcalan posteri ile YPG ,YPJ, PYD ve PJAK flamaları taşıdı. Sık sık, “Kahrolsun 15 Şubat komplosu”, “Biji serok Apo”, “lovely Öcalan”, “Dün Mandela bugün Öcalan” sloganların atıldığı eylem de, ilk olarak Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi tarafından bir açıklama yapıldı. Uluslararası komplonun kapitalist modernite güçleri eliyle gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, “Uluslararası hukuk hiçe sayılarak, ve işgalci güçler Sayın Öcalan’ı bir komplo ile Türk devletine teslim etmiştir. Öcalan eşitlik ve özgürlük mücadelesini İmralı adasında büyük bir direniş ile geliştirerek, bugün Ortadoğu halklarına demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve ekolojik bir toplum paradigmasını sunmuştur. Ortadoğu’da bugün Öcalan’ın düşünceleri ile beslenen güçler barbarlara karşı savaşıyor ve barışı inşa ediyorlar. Öcalan’ın özgürlüğü aynı zamanda Ortadoğu’nun barış ve özgürlüğü demektir” denildi.

     

    ‘GÜNEŞİMİZİ KARARTAMAZSINIZ’

    Kürt Halk Meclisi’nden Ahmet Müslüm ise, Öcalan’ın fiziki olarak tutsak edildiğini söyleyerek, “Doğrudur Önder Apo’yu zindana koydular. Bizi fiziken ondan uzak tuttular. Ancak onurlu ve şerefli Kürt halkı Önder Apo’nun düşünceleri ile 4 parça Kürdistan’da barış ve demokrasiyi inşa ediyorlar. Bu açıdan onu fiziki olarak zindan da tutabilirler ama fikirleri ve amaçlarını asla teslim alamadılar. Bugün önderliğin Demokratik Konfederalizm Projesi Ortadoğu’yu aydınlatıyor Bir kez daha ifade ediyoruz, Güneşimizi karartamazsınız” diye kaydetti. Kürt Halk Meclisi Şehit Aileleri Komisyonu Sözcüsü Ali Poyraz ise tıpkı 21 yıl önceki gibi Kürt halkı ve dostlarının komploya karşı sokaklara çıktığını belirterek, “Halklar asla komployu kabul etmeyecek. Kürtler ve ezilen tüm halklar bu uluslararası komployu lanetliyor ve kınıyoruz. Özgür irade özgür direniş asla tutsak edilemeyecek. Bizler bir kez daha İmralı direnişini selamlıyoruz” diye kaydetti.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle kortej halinde yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca “Öcalan” sloganını haykıran kitleye çevreden de yoğun ilgi gösterildi. Trafalgar Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından Özgürlük Halayı çekildi.