Tag: Hot News
-

SANAT VE İDEOLOJİ İLİŞKİSİ
Sanat olgusu, hayatın bizatihi kendisidir. Mantalitenin, geçmişlerin, mücadelenin, yaşam biçiminin ve kültürün ifade edilme yöntemidir. Bir halkın tarihi ve konjonktürel koşullarına karşın sergilediği tavır en üst düzeyde ideolojik yoğunlaşmanın var olmaya çalışmasıdır. Ancak, ideoloji ve sanat kavramları birbirinden bağımsız olamaz. Siyasi ve örgütsel yönelişler, politik düzeyde sistem eleştirileri ve idealist düşünceler içerisinde verilen mücadeleler anlamlıdır. Fakat, yetersizdir! Kendisini tam anlamıyla geliştirmesi, dönüştürmesi ve Dünya’yı anlaması için Sanat yönelişi, temel faktördür. Sanat bireyi daha evrensel bir kişiliğe dönüştürür. En önemlisi de, bireye estetik bir faktör ve rasyonel düşünce kalıbını aşılatır.Sanat, bireyin kendini tamamlaması, çok uluslu, enternasyonalist bir kimliğe bürünmesinin en etkin ve bilinçli yöntemidir. İlkel çağlardan kapitalist moderniteye kadar gelişen süreçte kendini daima yenilemiş, hemen her dönem sanatın dallarına katkıda bulunulmuş, toplumların gelişmesindeki ifade biçimlerine estetik öğeler kazandırmıştır. Bir halkın kültürü, sanatı olmadan ifade edilmesi güçleşir. Sanatsız aktarılmak istenilen her kültür, haklı istemler, idealler ve kazanımlar uygun ifade etme sanatları kullanılmadan aktarılması kalıcı sonuçlar doğurmayacağı gibi, temeli eksik, yıkılmaya her an meyilli bir yapı ortaya çıkabilmektedir. Bu metodu kullanıp belirli sürelerde başarıya ulaştığını zanneden nice örgüt ve yapılar yıkılmış yahut dağılmştır.Sanatın gayesi insanı eğitmektir. İnsan her neye inanıyor, benimsiyor yahut bir şeyin uğruna mücadele veriyorsa ancak bilgisi kadarıyla tutunabilir, faydalı olabilir. Kişinin inancı bile bilgisi ölçüsündedir. Körü körüne inanışların son tahlilde yıkım, savaş ve cehalet doğurttuğu ortadadır… Politik, ideolojik, ulusal ve sosyalist hareketlerin, ilke ve prensiplerini doğru algılayamaması, eğitim çalışmalarını arka plana atmalarının sonucu kişisel çıkar çatışmalarını doğurtmuş, insanları örgütlemek yerine dışlayıcı tavırlar hakimleşmiş, yeni çalışma düzeneğinin sistematiği kendini tamamen cehalete sürüklemiştir.Bir toplum, örgüt ya da bir ülke içindeki topluluklar sanattan çok siyaseti konuşuyorsa; ideolojik hareketlere mensup ancak hareketin gaye ve amaçları hususunda bilgisel, tarihsel ve konjonktürel durumlarında zafiyet gösteriyorsa; İnançsal örgütlere mensup bireylerin anlamadan ve sorgulamadan körü körüne inanç göstermeleri; yok oluşun en somut örneklerindendir. Ulusal Kurtuluş mücadelesi veren örgütlenmelerin şehir yapılanmalarında açıkça görülmektedir ki; bilgi eksikliği, kültürsüzlük ve hatta içinde bulunduğu örgütlenmeyi bile anlamaktan yoksun oldukları aşikardır. Bu nedenle içsel problemler tavan yapmış, harekete büyük kayıpların ve zararların dokunduğu tecrübelerle sabittir… Diğer tespitlere kısaca örnekler vermek gerekirse, Ortadoğu’da bitmek bilmeyen savaşlar, aynı dine mensup grupların birbirine karşı olan savaşları; okumaktan çok cehalete yönelişin, mevcut jenerasyonu öldürdüğü gibi yetişmekte olan nesilleri yok etmekten başka bir katkı sunmadığını somutlaştırmıştır.İdeoloji ve sanat kavramları gayeli bir uğraşın en etkin iki silahıdır. Sanatın ideolojiye ek olarak kullanılmasının karşılığı eğitimdir, okumadır ve anlamaya çalışmaktır. Bir ideolojinin kültür yapısı, zekasal biçimi ve yönelişleri eğitim, okuma ve algılama yetileriyle doğru orantılıdır.Asım Bezirci’nin şu tespiti yerindedir; “Elbette salt sanat yoluyla politik hedeflere varılamaz, fakat sanatın açık ya da örtülü desteğiyle, söz konusu hedeflere daha kolay ulaşılabilir. Çünkü sanatın insanlar üzerindeki eğitici etkisi derin ve süreklidir.” zaten sanat sözcüğünün temelinde “yapma”, “yaratma”, “düzenleme”, “kurma” fiilleri yatmaktadır. Sanatçı olan biteni, olmuş ve olacak olana göre kavramaya çalışır. İdeolojisi olmayan bir sanatçı yarına açık insanı neye göre düşünecek ve neyi, neye göre yansıtacaktır. İdeoloji yaşamda olmanın bilincindedir, sanat da bu bilincin en doğru, en içsel biçimde dile getirdiği yerdir.Sanatın kendisi ideolojidir. Sanat ile kendisini var etmeye ve yoğurmaya çalışan kişi ve toplumlarda herşey daha anlamlı, evrensel bakış açısı kazanma, ötekileştirme dilinden sıyrılma, mevcut statükonun ve kapitalizmin hamlelerini öncesinden kestirebilme ve tahlil edebilme, üretken model yaratmaya çalışan bir kültür ortaya çıkar. Gerçek bir sanatçı, halkın sorunlarını çözmekten uzak, reformist değişimleri bile yapmaktan iptina eden parlamenter sistemin karşısında durur. İşte bu anlamda sanattan yoksun ideolojik ya da politik savunucusu bireyler, parlamenter sistemi körü körüne savunabilmektedirler.İdeolojik değişim ve dönüşüm, bilinçli ve aktif bir uğraşım sonucu kazanılır. Kazanılan devasa mücadelelerin bile bir noktadan sonra yıkımlarla sonuçlandığı, bu çöküşlerin temel kaynağının siyasi bilinçsel zayıflık olduğu saptanmıştır. Örneğin, Karl Marx’ın yazmış olduğu “Kapital” isimli kitabı, köhnemiş çarkın ekonomi politiğine vurulmuş en büyük darbedir. Kitap, yazma sanatının gücü olarak asrın eseridir. Jack London’ın sosyalist düşüncelerini en belirgin biçimde anlattığı “Demir ökçe” romanında, doğması muhtemel faşist yapılanmanın, Dünya’yı nasıl vahşete sürükleyeceğini ve bunun karşısındaki devrimci duruşun nasıl olması gerektiğini kurgu içerisinde anlatır. Maksim Gorki’nin, “Ana” romanı, 1905 devriminden önceki hazırlıkları, işçi sınıfının despotizme karşı ayaklanması ve nihayetinde ekim devrimine gidecek olan süreci ustalıkla anlatması ve okuyan hemen herkesin işçi mücadelesine sempati duyması onu etkin kılan özelliklerdir. George Orwell’in “Hayvan Çiftliği” isimli harikulade Fabl tarzındaki siyasi hiciv romanı, hayvan figürlerini kullanarak dönemin stalinist rejimine karşı bir eleştiridir. Kitabın en önemli hususu, dönemsel rejimin yıkılacağını ironik, manzumi ve iğneleyici bir edebi üslupla yazmasıdır.Sözü edilen kitaplar, gelecek sistemi, işçi ve burjuva arasındaki derin farklılığı ve haksız kazancı, gelişecek olan ulus devlet ve faşizmi çok önceden gördükleri için, bu durumlara karşın ezilen sınıfların nasıl bir mücadele vermesi gerektiğini kurgusal betimlemeyle anlatmış ve yol göstermişlerdir… İşte tüm bunlar sanatsal gücün, sosyalist ve ulusal kurtuluş mücadelelerinin bilinç ve pratiğine olan derin katkılarıdır…Bazen bir cümle, savaş doğurur. Bir kitap milyonlarca savaşçı yetiştirir. Bir kaç kelime durumu en iyi özetler. Gelecek hamleleri görme ve ona uygun çözümleri herkesin anlayabileceği biçimde kaleme dökmeye çalışarak eyleme yansıtabilmek; Dünya’yı değiştirebilecek tek olgudur…Barış dolu günlere…Selamlar! -

Londra’da Dicle, Xelîl ve Dep için görkemli anma
LONDRA- Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren Hüseyin Boyraz (Rubar Dicle) ve arkadaşları için Londra’da görkemli bir anma düzenlendi.
Londra Kürt Halk Meclisi tarafından Türk devletinin hava saldırıları sonucu 6 Ocak 2017 yılında Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren PKK merkez komite üyesi Hüseyin Poyraz (Rubar Dicle), Nihat Ayaz (Xelil) ile Ahmet Kılıç (Murat Dep) için bir anma etkinliği düzenlendi.. Haringey’deki Kurdish Community Center’da düzenlenen anmaya Boyraz ve Kılıç aileleri ve şehit aileleri de hazır bulundu. Demokratik kitle örgütü temsilcileri ile yüzlerce kişinin katıldığı anma da, devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından Rubar Dicle ve arkadaşlarını konu alan bir slayt gösterildi. Slaytı izleyen yüzlerce kişi duygu dolu anlar yaşarken, yaşamını yitiren her üç devrimcinin de direngenliğin, direnişçiliğin ve iradenin ileri düzeyde birer temsilcisi ve Özgürlük Hareketi’nin seçkin bir militanı olarak ned daim anılacakları vurgulandı.
ŞEHİTLER KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR
Slayt gösteriminin ardından bir konuşma yapan Hüzeyin Poyraz’ın kardeşi ve mücadele arkadaşı Ali Poyraz, her üç arkadaşın mücadele süreçlerinin bir asırı oluşturduğunu söyleyerek, “Sadece bizler için değil tabi ki. Biliyorsunuz heval Rubar ile birlikte 3 kardeşim şehit oldu bu mücadelede. Fakat böylesine mücadele içerisinde kök salmış eski arkadaşların şahadeti telefisi zor olan kayıptır. Biz şundan eminiz ki bu şehitler ilk günden bugüne Haki Karer’in şahadetinden bu yana bu mücadeleyi sürdüren ilham kaynağı olan şehitlerimiz di bundan sonra da öyle olacak. Şehitler bizim kırmızı çizgimizdir. Çünkü bugüne kadar yaratılan değerlerin esas emekçileri onlardır. Onlar da her ne kadar ölümsüzleşip yüreğimize bir kor gibi düşse de tıpkı bir yıldız gibi sürekli yol göstermeye devam edecekler” dedi.
ASLA DİZ ÇÖKTÜREMEZLER
Rubar Dicle ve yoldaşlarının ‘bir lokma bir hırka’ felsefesi ile derin bir yoldaşlığın sahibi olduklarını vurgulayan Poyraz, “ Bizi sokaklar da katletmiş olabilirler. Zindanlara atarak işkence yapabilirler. Ancak asla bize diz çöktüremezler.AKP faşizmi dünyanın hiç bir yerin de Türkiyeli emekçilerini ötekileştirilenleri ve Kürt halkına karşı saldırılarını sürdürüyor. Ama şundan da emin olunmalı ki geçmişte olduğu gibi bugünde Kürt halkı ve devrimciler asla diz çökmedi çökmeyecek. Fazişme boyun eğmeyen diz çökmeyen insanlarımız bundan sonra da AKP-MHP faşizmine boyun eğmeyecek diz çökmeyecektir” diye kaydetti. Poyraz’ın konuşmasının ardından PKK Merkez Komite üyesi Duran Kalkan’ın Rubar Dicle ve arkadaşları için yaptığı değerlendirme slayt şeklinde gösterildi. Sık sık ‘Şehit namırın’ sloganları atıldı. Anma, Hozan Sewder tarafından Kürtçe klamların yer aldığı dinleti ile sona erdi.
-

Yeni £20’luk banknot Şubat’ta piyasaya sürülecek
İngiltere 5 ve 10 sterlinlik banknotların ardından şimdi de yeni 20 sterlinlik banknotu piyasaya sürülmeye hazırlanıyor.
İngiltere Merkez Bankası tarafından yapılan tanıtımı yapılan yeni polimer yani plastik kaplamalı £20 pound 20 Şubat’ta piyasalara sürülecek. Yeni £20 poundlar da sahteciliğe karşı en gelişmiş güvenlik özellikleri içeriyor. Keza 20 pound İngiltere piyasasında en fazla kullanılan para birimi. Bu yüzden en fazla sahte olarak bugüne kadar piyasaya sürülen banknot olarak ta biliniyor. Geçtiğimiz 2019 yılında kullanılan sahte banknotların yüzde 88’ini halen kullanılan mevcut 20 sterlinlik banknot oluşturdu. İngiltere Merkez Bankası’da yaptığı açıklama da ‘şimdiye kadar ki en güvenli banknot’ diyerek nitelediği yeni £20 banknotta sahteciliğe karşı iki çerçeve ve iki renkli folyo var. Yine görme engelli kişilerin de banknotu tanımalarına yardımcı olacak bir içerikte banknot ta mevcut.
JMW TURNER YER ALDI
Yeni 20 poundluk banknotun arka yüzünde ise ünlü İngiliz ressam ve sanatçı Joseph Mallord William Turner yer alıyor. Merkez Bankası Başkanı Mark Carney, yeni banknotlar da yer alan Turner’ın iki yüz yıldır İngiltere’de sanat üzerindeki etkisinin sürdüğünü ve İngiliz çağdaş sanatının da baş mimarı olduğunu ifade etti. Carney, yeni banknot ile ‘paranın herkesin cebinde bir sanat eseri olabileceğini’ gösterdiğini söyledi. İngiltere Merkez bankası mevcut ünlü İngiliz siyasetçi Winston Churchill’in 5 sterlinlik banknotta ve yazar Jane Austen ise 10 sterlinlik banknotta yer alçaklarını açıkladı. Bununla birlikte Ekonomist Adam Smith’i içeren eski 20 sterlinlik banknot kullanılmaya devam edilecek.
-

Britanya da yoksulluk
Göçmen toplulukların büyük umutlar ile geldikleri ve burada kendilerine yaşam olanakları kurduğu Britanya da, yoksulluk sadece yaşam koşulları giderek ağırlaşan yeni göçmenlerin değil ama bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın da en temel sorunu haline gelmiş durumda. 2011 yılından bu yana uygulanan kemer sıkma politikalarının derinleştirdiği yoksulluk, geçtiğimiz günler de gerçekleşen erken genel seçimler de muhafazakarların parlamentoda çoğunluğu elde etmesi ile beraber derinleşerek devam edeceğinin de habercisi niteliğinde. Resmi istatistiklere göre sadece Nisan 2019 ile Eylül 2019 arasında 820 bin kişi temel yiyeceklerini alabilecekleri paraları olmadığı için gıda bankalarından (Food Bank) geçinmek zorunda kaldı, Britanya genelinde bugün 2,000’den fazla gıda bankası söz konusu ve bu gıda yardımlarına sadece işsiz olan ve devlet yardımlarından faydalananlar değil aynı zamanda çok düşük ücretlere çalıştırılan işçiler de başvurmak zorunda kalıyor. 2010 yılından bu yana sokaklarda yatan insanların sayısında %165 oranında bir artış yaşanmış durumda. Bugün hiç bir yerde kalacak yeri olmadığından kaynaklı sokaklarda yaşamak zorunda kalan 6 binden fazla insan söz konusu. “Bazen yeterli enerjiniz olmaz…. Sadece başınızı masanın üzerine koyarsınız ve sonunda sınıfta uyuya kalırsınız ve başınız derde girer, öğretmen size kızar” Yoksulluktan dolayı beslenemeyen bir çocuğun bu söyledikleri yoksulluğun Britanya da ki durumu bakımından çarpıcı bir örnek. Britanya da 5 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda. Sadece öğlen yemek yiyebilsinler diye okulların tatil olmasını istemeyen yüzbinlerce aile söz konusu. Son yıllarda Sanayileşmiş G7 ülkeleri içerisinde en hızlı büyüme oranlarını kaydeden Birleşik Krallık’ta yaklaşık yoksulluk seviyesinin bu kadar yüksek olması kapitalist düzende ki adaletsizliğin en çıplak örneğidir. Bir taraftan tum bu yoksulluk cenderesi içerisinde kârına kâr katan bir avuç zengin öte taraftan en temel insani ihtiyacını dahi karşılayamayan milyonlarca insan, kuşkusuz bu adaletsizliğin nihai olarak son bulacağı düzen eşitlik ve adalet eksenli bir politik ekonomi sistematigi izleyen Sosyalizm ile mümkündür. Ancak sosyalizm de kendiliğinden oluşan bir sistem olmanın ötesinde bilinçli kitlelerin eseri olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır. Tam da bu sebepten kaynaklı tek kurtuluşun örgütlü ve birlikte hareket etmekten geçtiği bilinci ile, Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmenler olarak okullar da, sendikalar da, demokratik kitle örgütlerinde ve örgütlenme olanaklarının olduğu bütün alanlarda örgütlenerek bu adaletsizliğin ve yoksulluğun ortadan kalkması mücadelesinin bir parçası olmak zorundayız. İngiltere’de tahmini olarak 14,3 milyon insan yoksulluk içinde bunların 8.3 milyonu çalışma yaşındaki yetişkin, 4.6 milyonu çocuk ve 1.3 milyon emeklilik yaşını doldurmuş olanlardan oluşuyor. Toplam nüfusun yaklaşık% 22’si yoksulluk koşullarında yaşıyor bu oran çocuklar da %34’ü buluyor. Yoksulluk içinde olanların %49’u “kalıcı yoksulluk” içindedir. -

DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak
DAY-MER tarafından yeni yıl dolayısıyla yayınlanan mesajda, 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıkarak büyük bir direniş sergilediği vurgulanarak, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olması dilendi.
Kürt ve Türk Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı. 2020 ile birlikte yeni bir yıla ve yeni bir on yıla adım atıldığı ifade edilen açıklamada, “Her yeni yıl aynı zaman da geleceğe dair umutların büyüdüğü bir yıldır. Çünkü insanca bir yaşam ve gelecek umudu dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. Geride bıraktığımız 2019’da olanlar yaşadığımız sistemin insanlığın sorunlarını çözmediği gibi büyütmeye devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Ekonomideki kriz belirtileri ona bağlı kişisel işten atma planları, işsizlik, yoksulluk, ırkçılık ve ayrımcılık, savaş ve silahlanma, küresel ısınma gibi sorunlar önümüzdeki on yılın en önemli sorunları olmaya devam ediyor” dedi.
EN BÜYÜK GÜÇ SOKAKTIR
Sorunlar karşısında gerçek anlamda çözümü olmayan Muhafazakar Parti’nin Brexit nedeniyle gerçekleşen üçüncü seçimde de galip çıktığına dikkat çeken DAY-MER açıklamasında şunlara yer verildi: “Irkçılığın ve milliyetçiliğin güç kazanması sosyal sorunların suistimal edilmesinden kaynaklanıyor. 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıktı. Komşu ülke Fransa yeni yıla grevlerle giriyor. Yine küresel ısınmaya ve doğanın tahribatına karşı yüzbinlerce insanın sokağa döküldüğü büyük hareket geride bıraktığımız yıl içinde yaşandı. Yaşadığımız İngiltere’de de başını gençlerin çektiği çevre eylemleri geleceğe dair umutlarımızı büyüttü. Çevreyi istedikleri gibi kirletmeye devam edebileceklerini sanan ülkeler ve tekeller milyonların sokağa çıkmasıyla dünyanın sahipsiz olmadığını açık olarak gördüler. Sokağın gücü en büyük zorbalardan daha güçlüdür.”
HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELEYE DEVAM
DAY-MER açıklamanın devamında, İngiltere’de yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin çürüyen, yozlaşan, itibar kaybeden insanlığa umut vermeyen sistemin yerine daha iyinin kurulmasının sancılarının yaşandığı şu dönem de gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini vurguladı. “Birlikte yaşadığımız farklı uluslardan emekçilerle, kadınlarla, gençlerle gücümüzü birleştirdiğimiz de geleceğe daha umutlu bakmamızın nedenleri de çoğalacaktır” denilen açıklamada, 2019’un son günlerinde 30’uncu yıl dönümün kutlayan DAY-MER din, dil, ırk mezhep ayrımı gözetmeden bütün uluslardan emekçilerin birlikte yaşamasına ve ortak mücadelesinin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğinin altı çizildi. DAY-MER, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olmasını diledi.
-

Kürt Halk Meclisi: 2020’de faşizme karşı mücadele sürecek
Kürt Halk Meclisi yeni yıl dolayısıyla yayınladığı mesaj da özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesi yürüten insanlığın yeni yılını kutlayarak, 2020 yılında da Kürt halkının varlığı, onuru ve özgürlüğüne sahip çıkarak faşizme karşı mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.
Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklama da, 2019 yılında AKP-MHP hükümetinin Kürt halkının varlığına özgürlük mücadelesine ve tüm kazanımlarını tasfiye etmek amacıyla özel savaşı en üst boyuta taşıdığına dikkat çekti. 2019’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin derinleştirildiğini ifade eden Halk Meclisi, “Tecridi derinleştirerek Kuzey Kürdistan, Türkiye, Rojava, Güney Kürdistan ve Şengal’e saldırılarla soykırım yapmayı ve özgürlük mücadelesini tasfiye etmeyi amaçladı. Faşist Türk devletinin bu topyekûn savaş konseptine karşı Kürdistan, Avrupa ve dünyada binlerin katılımı ile açlık grevi eylemleri ile halkımız Reber Apo’ya Özgürlük ve Kürdistan’a yönelik soykırımcı katliam ve saldırılara karşı topyekûn direniş hamlesini başlattı. 2019 tecridin boşa çıkarıldığı ve nefes nefese direnişin tüm dünyada zirveleştiği yıl oldu. Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesi, tarihimizin en ağır, en keskin mücadele yılı olarak ifade edebileceğimiz 2019 yılı, tecritte karşı tarihi açlık grevi eylemi, görkemli Newroz serhildanları, 8 Mart direnişi ve 9 Ekim Rojava işgaline karşı ulusal birlik ve dünya halklarının enternasyonalist dayanışma ve desteğinin zirve yaptığı yıl olmuştur” dedi.
BRİTANYA DİRENİŞTE YERİNİ ALDI
Britanya ve Londra’da yaşayan Kürdistanlılar ve dostlarının da halklara yönelik faşist saldırılara karşı 2019 yılın da da büyük bir direniş ortaya koyduğu ifade edilen açıklamada, “Kürt halkı ve dostları sokaklar da direniş ve eylemleri ile yine tecrite karşı büyük direnişin bir parçası haline dönüşerek Türk devleti ve AKP-MHP rejimine karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Elbette enternasyonalist dostlarımız da Türk devletinin özellikle Rojava’ya yönelik işgal ve saldırılarına karşı Kürt halkının yanında olarak zulüm ve katliamların karşısında bizlerle birlikte sürekli dayanışma içerisine bulundular. Bu direniş ruhu ile 2019 yılı faşizmi gerileterek güçten düşürmüştür” diye kaydetti.
2020 DİRENİŞ YILI OLACAK
Halk Meclisi, faşizme karşı 2020 yılında da Kürt halkı ve dostlarının sokaklar da ve direniş halinde olacağını vurgulayarak, “Özgürlük, eşitlik ve onurlu bir yaşam mücadelesi yürüten halkımızın yeni yılını kutlarken, yeni yılın ‘Özgür önderlik, özgür Kürdistan, demokratik Ortadoğu ve dünya” olmasını dileriz” dedi.
-

Ev içi şiddette ölenlerin sayısı terör saldırılarındakilerden 15 kat fazla
İngiliz Guardian gazetesi, İngiltere ve Galler’de resmi verilere göre 2000-2018 yılları arasında “terör saldırılarında” 126 kişinin hayatını kaybettiğini, ev içi şiddet kategorisinde değerlendirilen cinayetlerde yaşamlarını yitirenlerin sayısının ise 1870 olduğunu yazdı.
Ev içi şiddet sonucu öldürülenlerün birkaç istisna hepsi kadın.
İngiltere ve Galler’de ayrıca her yıl 400 civarında kadının ve bazen çocuğun ev içi şiddet nedeniyle intihar ettiği tahmin ediliyor.
Galler Partisi Plaid Cymru’nun İçişleri Sözcüsü Liz Saville Roberts, “200’den bu yana çoğu kadın 6 bini aşkın insanın ev içi şiddet sonucu öldürülmüş ya da intihar etmiş olması şok edici ve utanç verici bir durum” diye konuştu.
Londra Emniyet Müdürlüğü, ev içi şiddete ayırdığı bütçeyi açıklamıyor.
Fakat bazı kampanya grupları söz konusu bütçenin son yıllarda kesintiye uğradığını düşünüyorlar.
Buna karşılık “terörle mücadele” için istihbarat ve güvenlik servislerine ayrılan yıllık bütçenin 2 milyar 600 milyon sterlin olduğu biliniyor.
Milletvekili Liz Saville Roberts ev içi şiddet konusuna hükümetin öncelik vermesi gerektiğini ama kaynaklarda kesintiye gidildiğini söylüyor Saville Roberts, “Teröre ayrılan bütçede kesintiye gidilmemesi doğru ama terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin 15 misli insan eşleri tarafından öldürülüyor. Ev içi şiddetle mücadeleye ayrılan bütçe de artırılmalı ve hükümetin öncelikleri arasına alınarak korunmalıdır” dedi.
Ev içi şiddet artıyor mu?
Ev içi şiddet vakalarının arttığı endişesi bu çağrıları daha da acil talepler haline getiriyor.
Bu konudaki verilerden biri ev içi şiddet görenlere yardım amaçlı kuruluşlara yapılan başvurular. Son 2007-2017 arasındaki 10 yıl içinde ev içi şiddetle ilgili yardım başvurularının yüzde 83 oranında yükseliş kaydettiği görülüyor. Aynı süre içinde bu kuruluşların bütçesi yüzde 50 azaltılmış. Hükümet ev içi şiddetin ülke çapında maliyetinin yılda 66 milyar sterlin olduğunu tahmin ediyor.
Resmi istatistikleri göre her 30 saniyede bir polise bir ev içi şiddet başvurusu yapılıyor. Polisin bağlı olduğu Büyükşehir Belediyesi rakamlarına göre Londra çapında bakıldığında 2011-2018 arasındaki 7 yılda ev içi şiddet suçlarında yüzde 63 artış kaydedilmiş.
Fakat bu süre içinde bu suçlarla ilgili olarak açılan davaların sayısında düşüş görülüyor. Geçen yıl savcılığa intikal ettirilen ev içi şiddet vakalarında yüzde 11’lik bir düşüş var. Kampanya grupları binlerce aile içi şiddet suçlusunun “elini kolunu sallayarak gezdiğini” savunuyor.
Mağdur Hakları Kampanyası’ndan Harry Fletcher, “Ev içi şiddet mağdurları konusunda polise ve destek hizmetlerine ayrılan fonlar 2010 yılından bu yana büyük kesintilere uğradı. Yeni hükümetin ev içi şiddeti önleme ve soruşturmaya öncelik vermesi hayati önem taşıyor. Bu konuya ayrılan bütçe korunmalı ve yeni kesinti yapılmamalı” diyor.
Fletcher, polise ev içi şiddetle suçlanan binlerce kişiyi bulmak ve soruşturmak için ek kaynak tahsis edilmesi gerektiğini de söylüyor.



