Tag: Hot News

  • DAY-MER’li kadınlardan 25 Kasım etkinlikleri

    DAY-MER’li kadınlardan 25 Kasım etkinlikleri

    LONDRA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla bir dizi etkinlik gerçekleştiren DAY-MER’li kadınlar, şiddete, cinsiyet eşitsizliğine, ırkçılığa ve sömürüye ‘dur’ dedi.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla Kürt ve Türk Toplum Merkezi (DAY-MER) Kadın Komisyonu tarafından bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. Merkez binasında gerçekleşen ilk etkinlikte 25 Kasım’a dönük bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyonun ardından Kadın Komisyonu’ndan Güngör Kuş ve Elif Karabulut tarafından verilen seminer de 25 Kasım’ın tarihi ve kadına yönelik şiddet konuları tartışıldı.

    Day-Mer Kadın Komisyonu’ndan Elif Karabulut 25 Kasım’ın anlamına ve kadın çalışmalarına değinerek, kadın mücadelesinin tarihçesini aktardı.

     

    MÜCADELE EDECEĞİZ

    Kadınlara yönelik şiddetin boyutundan bahseden Karabulut, “Ekonomik güçlükler içinde çırpınan ailelerde kadın, yalnızca şiddetin, cinayetin değil; aynı zamanda çok sayıda intiharların da kurbanı olmaktadır. Bu koşullara boyun eğip razı olacak değiliz. Bu durum karşısında çok yönlü ve sürekli bir mücadele gerektiği açıktır. Tek başınalık bizi güçsüzleştirir, birliktelik bizi güçlendirir” dedi. Kültürel ve sanatsal çalışmaların yanı sıra kadınları ilgilendiren konular da atölye çalışmaları yaptıklarını ifade eden Karabulut, şiddete, sorunlara ve kesintilere karşı mücadele ve örgütlenmenin gerekliliğine vurgu yaptı.

     


     


     

    EZİDİ KADINLAR UNUTULMADI

    Etkinlik kapsamında 2 yıldan bu yana Belgin Özkurşun eğitmenliğinde çalışmalarına devam eden DAY-MER Resim Kursu kursiyerlerinin resimlerinden oluşan sergi açıldı. Sergide dikkat çeken resimlerden biri ise İŞİD saldırılarından kaçan Ezidi kadınların göç yollarını anlatan resim oldu. Resim sergisinin yanı sıra Day-Mer bünyesi altında çalışma yürüten Londra Meydan Sahnesi’nin ‘Masumiyet’ adlı oyun sahnelendi. Oyunun ardından tiyatro yönetmeni Rahime Simpson bir söyleşi gerçekleştirdi. Simpson, kadın ve sanat ikilimine değinerek, “Kendimizi ifade edebileceğimiz alanlar bulalım ve o alanlarda kök salalım, bu alanlar tiyatro, resim ya da politika olabilir” dedi.

     

    BİLİNÇLİ VE ÖRGÜTLÜ YAKLAŞACAĞIZ

    Etkinlikte kadınlar kendi yaşam hikayeleri ve mücadele süreçlerini aktararak, şiddete karşı seslerini yükselterek bilinçli ve örgütlü yaklaşımın gerekliliğine dikkat çekti. Emekli sendikacı olan bir katılımcı İngiltere’de polis ve yargı sitemininin kadına yönelik psikolojik şiddetine dikkat çekerek, bu kurumların kadınların şiddete uğraması karşında halen bilinçsiz olduklarını ancak son yıllarda eğitim ve tartışmalar ile bir aşamaya gelebildiklerini kaydetti.



     

    MÜNFERİT DEĞİL SİSTEMATİKTİR

    Etnikliğin söyleşi bölümünde İngiltere’de uzun yıllar boyunca kadınların mücadeleleri sonucu kazanılmış haklar olsa bile  kadına yönelik şiddetin devam ettiğine vurgu yapıldı. Savaşlarda, işgallerde, cezaevlerinde, göz altında, sokak ortasında tecavüz edilen, taciz edilen ve katledilenlerin yine kadınlar olduğu vurgulanarak, “Taciz, tecavüz, ölüm bu sömürü sisteminde münferit değil sistematiktir diyoruz. Erkek egemen sisteme, şiddete, sömürüye, tacize karşı toplumsal mücadele vermeliyiz.” denildi.

  • Alxaslılar Eşbaşkanlık sistemine geçti

    Alxaslılar Eşbaşkanlık sistemine geçti

    HİKMET ERDEN

     

     

     

    LONDRA- Alxaslılar Dayanışma Derneği Alxas Kom 6. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Genel Kurul’da Eşbaşkanlık sistemine geçen Alxaslıların yeni dönem eşbaşkanlığına Yeter  Özbek ve Haydar Özbek seçildi.

     

    Londra’da aktif çalışmaları ile dikkat çeken ve Elbistan’ın Alxas yöresine ait olan Alxaslılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Alxas-Kom) yüzlerce üyesinin katılımıyla 6. Genel Kurulu’nun dernek binasında gerçekleştirdi. Kongreye demokratik kitle örgütü temsilcileri de katılırken, katılımın yoğun olması dikkat çekti. Açılış ve saygı duruşu ile başlayan Genel Kurul, divan seçimi ile devam etti. Divan Kurulu kongre gündemlerini belirlemesinin ardından Alxas Com Başkanı Kazım Kılıç, bir kez daha aday olmayacağını açıklayarak, bir teşekkür konuşması yaptı. Kılıç’ın konuşmasının ardından faaliyet, kadın ve gençlik komisyonlarının raporları okundu. Gençlik Komisyonu’nun çalışmaları yetersiz bulunurken, özellikle yönetimlerin gençliğe dönük çalışmalar da eksik kalması eleştiri konusu oldu. Gençliğin kültür sosyal ve siyasal çalışmalar da önemli bir dinamik olduğu vurgulanan kongre de önümüzdeki dönem de gençlik kollarının yeniden yapılandırılacağı beyan edildi.


     

     

     


    Genel Kurul da mali rapor okunurken, üye aidatlarının düşürülerek herkesin ödeyebileceği konusunda hem fikir olundu. Genel Kurul gündemlerinin ardından kurum temsilcileri birer konuşma yaptı.  Demokratik Güç Birligi, Tohum Kültür Merkezi, Gik-Der ve Cem Evi yazılı mesajlar ile kongreye başarı dileklerini sundu. Londra Kürt Halk Meclisi adına ise Eşbaşkan Mehmet Oğuz bir konuşma yaptı. kendi dilleri kültürleri ve gelenekleri ile kendi topraklarında yaşamak istedikleri için faşist statükocu iktidarların soykırımcı politikaları ile karşı karşıya kaldıklarına dikkat çekti. İnkar ve imha siyasetinin sonucunda Avrupaya zorunlu olarak göç ettiklerini söyleyen Oğuz, “Kimligimiz ile yasamak istedigimiz için inançlarmızı özgürce yasamak istedigimiz için Marasta, Çorum da Malatya da Sivasta, Amedte Robosiki de Botan da katliamlara maruz kaldik. Kadin çoluk çocuk demeden sırf Kürt oldugumuz için Alevi oldugumuz için demokrat oldugumuz için bizi katliamdan geçirenler bunu basaramayinca bizi zorla kendi topraklarimizdan sürgüne yolladilar. Ancak bizler bu fiziki ve kültürel soykirima karsi Seyit Rizalarin Aliserlerin Beselerin, Zarifelerin ve Saralarin mücadele ve direniş ruhu ile savaştık. Bizler kimligimizi dilimizi kültürümüzü ve inancimizi sürgün edildigimiz bölgeler de örgütlü alanlar yaratarak karsi koyduk. Tarihsel bilinç ve belleğimizi kaybetmeden örgütlü alanlarımızı geliştirip büyüteceğiz” dedi. Rojava’ya yönelik işgal girişimine de değinen Oğuz, AKP ve Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sert sözlerle yüklendi. Oğuz, son olarak şunları kaydetti: “Seyit Rızaların, Alişerlerin Beselerin Atakan Mahirlerin özlem ve hayallerini gerçekleştirme mücadelesinde Kürt Halk Meclisi olarak kararlığımızı bir kez daha ifade ederken, Alxas Kom’un Olağan Kongresi’ni selamlar yeni seçilecek yönetime basarilar diliyoruz.”


     

     


     

    BİZDEN BEKLENEN BİRLİKTİR

    Oğuz’un ardından DAY-MER adına söz alan Ahmet Sezgin ise kongreyi selamlayarak başarı dileklerinde bulundu. Sezgin, sorun ve sıkıntıları birlikte mücadele ederek yan yana durarak aşılabileceğini ifade ederek, bunun için daha fazla örgütlenilmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye ve Kürdistan’da katliam ve baskılar yaşandığı için Avrupa’da olduklarını söyleyen Sezgin, “Dolayısıyla Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler bizi ilgilendirmiyor diyemeyiz. Bunu yüreğimiz de bilincimiz de hissediyoruz. Burada oluşan mücadeleler ve tepkiler ile biz direnen halklarımıza gereken desteği sunmak zorundayız. Bugün beklendi mücadelenin birlik halinde olmasıdır. Halk Meclisi’nin beyan ettiği düşüncelerini anlamlı buluyoruz” diye kaydetti. 12 Aralık’ta Britanya’da yapılacak seçimlere de dikkat çeken Sezgin, herkesin sol ve demokrat adaylar etrafından kenetlenerek İşçi Partisi’ne oy vermelerini istedi.

     

    EŞBAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİLDİ

    Konuşmaların ardından öneri ve tüzük tartışmaları yapıldı. Yapılan tartışmalar ağırlıklı olarak Kadınların dernek çalışmalarında aktif olduğu vurgulanarak, ancak yönetim de yeterli bir yer alamamasına değinildi. Alxaslı kadınlar salt komisyon düzeyinde dernek yönetiminde yer almalarını yetersiz bularak, Eşbaşkanlık sisteminin uygulanmasını önerdi. Yapılan öneri Genel Kurul tarafından kabul edilirken, dernek yönetimi de eşbaşkanlık sistemine geçmiş oldu. Alxas Kom 6. Genel kurulu divanın kapanış konusmasi ile sona ererken seçimlere gidildi. Yapılan seçimler sonucunda 23 kişilik yönetim kurulu ile denetleme ve disiplin kurulları oluşturuldu. Yönetimin kendi arasında yaptığı ilk toplantıda ise Alxas Kom’un Eşbaşkanlığı’na Yeter Özbek ve Haydar Özbek seçildi.

     

    Alxas Kom 6. Dönem  Yönetim Kurulu ise şöyle: Besime Köz, Besime Yilmaz, Yeter Özbek, Menekşe Saitoğlu, Günseli Erdoğan, Gülseren Şahin, Eylem Serçe, Elif Karakaş, Devrim Has, Songül Şahin, Mahmut Doğan, Kalender Kaya, Ibrahim Has, Haydar Özbek, Ahmet Karagöz, Musa Bekişoğlu, Ali Köker, Ibrahim Şal, Sinan Kaya, Mustafa Has, Ali Şükran Şimşek, Ibrahim Kaya, Hasan Şahin.

     

    1. Dönem seçilen Disiplin kurulu:

    Mustafa Has

    Şükrü Erdogan

    Gül Çiftci Kaya

    1. Dönem seçilen Denetim kurulu:

    Benan Su Yolcu

    Olcay Has

    Mustafa Cin

    Yusuf Yilmaz

    Ismail Karagoz

     

  • İsçi Parti Adayları: Göçmenlerin sesi olacağız

    İsçi Parti Adayları: Göçmenlerin sesi olacağız

    HİKMET ERDEN

     

    Britanya’da 12 Aralık’ta yapılacak genel seçimlere kısa bir süre kalırken, liderlerin dili giderek sertleşiyor. Britanya İsçi Partisi ve Muhafazakâr Parti arasında kıran kırana bir seçim çalışmasına tanıklık ederken, Brexit ise tartışmaların merkezine oturmuş durumda. Muhafazakar Parti Lideri ve Başbakan Borris Johnson Brexit konusunda kararlı olduğunu vurgularken, Jeremy Corbyn ise anlaşmasız bir Brexit’e geçit vermeyeceklerini belirtiyor. Sağ muhafazakâr partilerin seçim vaatlerin de göçmenlere dönük ırkçı ve sert söylemler gelişirken, sosyalistlerin, demokratların ve göçmenlerin sesi olarak bilinen Jeremy Corbyn liderliğinde ki İşçi Partisi ise göçmen haklarını korumakta kararlı olduklarını her fırsatta vurguluyor. Kürt ve Türkiyeli toplumun yaşadığı Kuzey Londra’da İşçi Partisi adaylarının açıklamaları göçmen örgütlerinden tam not alırken, Türkiye ve Kürdistanlı kurumların ise 12 Aralık seçimlerindeki adresleri İşçi Partisi olacak. Kuzey Londra adaylarının açıklama ve beyanları da bu desteğin ne kadar hâklı olduğunu ortaya koyuyor. Kürt Halk Meclisi, DAY-MER, Britanya Alevi Federasyonu, GİK-Der ve yöresel dernekler yaptıkları açıklama da herkesin seçmen kütüklerine yazılmasını ve 12 Aralık’ta oylarını İşçi Partisi’nden yana kullanmalarını istedi.

     

    İşçi Partisi’nin Kuzey Londra Adayları seçim çalışmalarını ve vaatlerini Telgraf’a anlattı.

     


     

    DAVID LAMMY: GÖÇMENLERİN YANINDAYIZ

    İşçi Partisi Tottenham Aday David Lammy,  muhafazakârların göçmenlere dönük anlaşmalarının insani olmadığını vurgulayarak, “İktidarın göçmen politikalarının hiç bir insani yani yoktur. Biz İşçi Partisi olarak göçmenlere ve sığınmacılara karsı düşmanca hazırlanan yasalara karsı mücadele ederek değiştireceğiz” dedi. Grenfell Tower’da ki yangında 20’inci katta yasayan arkadaşının annesinin ölümünün kendisini bireysel olarak çok etkilediğini vurgulayan Lammy, büyük bir konut krizinin yaşandığını vurguladı. Lammy, yerel yönetimlerin yeni konutlar inşa etmesi gerektiğini vurgulayarak, “bu acil bir ihtiyaç. Ben ancak Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi’nin bunu gerçekleştirebileceğine inanıyorum” dedi.  Lammy konuşmasının devamında şunları ifade etti. “Göçmenler çok ağır şartlarda yaşıyorlar. Bizim ülkemiz de hala insanlar güvenli bir şekilde uykuya dalamıyorlar. Özellikle göçmenlerin kaldığı yerlerin durumu iç açıcı değil. Yerel yönetimler bu konuda gerekli çalışmaları yapabilmelidir ve göçmenlerin yasadıkları bölgelere daha fazla yatırım yapılmalı ve sorunlarının giderilmesi için bütçe ayrılmalıdır. Özellikle konut sorunu yaşanıyor. Belediyeler göçmenlere dönük ya da evsiz insanlara dönük daha fazla konut yapmak zorundadır. Devlet herkesin satın alabileceği sosyal ve belediye evleri yapmak zorundadır. Herkesin konut edinme hakkı vardır. Hükümet özellikle yoksul insanların da konut alabilecekleri şekilde düzenlemeler yapmalıdır. İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn iktidar olması halinde göçmenlerin sorunları çözüleceği gibi konut sorunu da çözülecektir. Jeremy ile yaptığımız konuşmalar da bu sorunların çözümü konusunda ne kadar hırslı olduğunu gördüm. Bizler seçim bölgemizdeki tüm sorunları konuşmalıyız.” Özellikle çeteler, uyusturucu ve fuhuş gibi konuları konuşarak çözümün toplumla birlikte geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Lammy, “Biz biliyoruz ki bu tür konular da yeni alanlar açmalıyız ve sosyal alanlar yaratmalıyız. Bu sorunu sert polislerle ya da kati polisiye önlemlerle çözemeyiz. Çocuklarımız için polisin sert tutumuna ihtiyacı yoktur. Bizler yeni yöntemler geliştirmeliyiz. Bunu çözecek olan İşçi Partisi’dir. Bizim İşçi Partisi’nin iktidarına ihtiyacımız vardır. David Cameron ve ardından gelenleri dinleyerek zamanınızı öldürmeyin. Çünkü bunların tek çözümü daha fazla polisiye önlemdir. David Cameron’un göçmen politikaları sert ve kati olduğu kadar insani bir yani yoktu. Ekoloji ve çevre sorununa karşı duyarlı bir hareketiz ve bu konuda çalışmalar yürüteceğiz. Bizim liderimiz bu konuda çok duyarlı ve ileri de insan hakları, ekoloji ve göçmenlik konularında neler yapabileceğimizi bize gösteriyor” diye kaydetti. Erdoğan rejimine de karşı olduklarının altını çizen Lammiy, “Türkiye’nin Kürtler ve demokrasi üzerindeki baskılarının farkındayız. Biz buna bir tavır almak içinde mecliste olacağız. Kürtlere karşı savaşan ve şiddet uygulayan bir Erdoğan rejimi var. Ben buna karşı tavrımı hep net aldım. Trump’tan rahatsız olan biriyim. Trup savaş yaratan biridir ve Ortadoğu barısına hiç bir katkısı olmayan biridir. Bunu değiştirmek için İşçi Partisi iktidarına ihtiyaç vardır” dedi.

     

    KATE OSAMAR: CORBYN İLE SORUNLAR ÇÖZÜLECEK

    Edmontan İşçi Partisi Milletvekili Adayı Kate Osamar ise Haringey’de doğup büyüdüğünü ve Edmonton aday olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Çünkü Tottenham çok daha büyük problemleri olan bir bölgedir. Edmonton’da yaşanan sorunlar çok büyük. Tottenham’da kayıtlar da olaylı ve problemli bir alan görünüyor. Ancak Edmonton ve Hackney’e yeterli ilgi gösterilmiyor. Bunu neden ifade ediyorum: Çünkü Edmonton’daki gençlere oradaki insanlara baktığım da bunların yeterli eğitim yok ve kriminal olaylar çok yüksek ve bu beni endişelendiriyor. Bu tartışılmıyor ve doğru bir çözüm yöntemi geliştirilmiyor. Eğer seçildiğim halde özellikle gençlerin çetelere bulaşmaları ve sorunlarının çözümü konusunda çalışacağım. Biz Tottenham’daki kardeşlerimizle iletişim kurmamız gerekiyor ki, Edmonton’daki Haringey’de yasamış ve bu insanlar olumsuz olayları beraberinde getiriyor. Bu anlamıyla sorunları yerinde çözmek önemlidir. Bu insanların sorunları hükümet tarafından küçümseniyor. Burada iktidar da olan muhafazakârlar var ve bu sorunları çözemiyor. Eğer İşçi Partisi olmuş olsaydı bu sorunlar daha fazla çözüm getirebilirdi. Benim seçim bölgemdeki belediyeler den üçü bu muhafazakâr iktidarın belediyeleridir ve hiç bir çözüm projeleri yok. Gençler bıçaklı saldırılara karışıyor, uyuşturucu sorunu var ancak çözüm yok. İşçi Partisi tüm bu sorunların farkında ve çözümü getireceğimizden emin olabilirsiniz.” Konuttan sokak sorunlarına kadar her sorunun Jeremy Corbyn’in programıyla çözülebileceğini ifade eden Osamar, “İşçi Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda artık yaşamımızın bir parçası olan internetin bedava olması sözünü veriyoruz. Buna karşı çıkanlara şaşırıyorum. Bunun neresi kötüdür? Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumla iletişimimiz her zamanki gibi sürecektir” diye belirtti.

     

    FERYAL DEMİRCİ: OYUMUZU KULLANALIM

    Kuzey Enfield İşçi Partisi Adayı Feryal Clark Demirci’de muhafazakârların son dokuz yıldır ülkeyi felakete sürüklediğini ve artık bunun dayanılmaz bir noktaya vardığını ifade etti. Muhafazakâr partinin sağlık ve eğitim basta olmak üzere bir çok alanda kesintilere gittiğini ifade eden Demirci, şunları ifade etti: “Gerek sağlık olsun gerek eğitim gerek gençlerimize yönelik sosyal hizmetler olsun her şeyde kesintilere uğramış şekildedir. Kuzey Enfield bölgesinde 19 milyon pound eğitimde kesintiye gidilmiştir. Enfield’in bazı bölgelerinde GP yoktur ve sağlık hizmeti verilmiyor. İnsanlar GP randevusu alabilmek için 3 hafta kimi 6 hafta beklemek zorunda kalıyor. Muhafazakârlar bu bölgede 2010 yılında açtıkları ve kapatılmayacak diyerek önünde şov yaptıkları hastaneyi kapattılar. Yerine ise yerel sağlık hizmeti verecek bir GP bile kurmadılar. Her konuda her alanda sadece kesinti yaptılar. Bu seçim sadece bu kesintileri durdurmak için değil bu hizmetleri tekrar alabilmek be büyütmek içindir. Bu seçim önümüzdeki 30 yılı belirleyecek bir seçimdir bu seçim gençlerimizin geleceğini belirleyecek bir seçimdir. Onun için bu seçimde oyunuzu kullanmanız çok önemlidir. Liberaller Kuzey Enfield bölgesinde seçime girerek muhafazakarlara hizmet edecektir. Çünkü onlar İşçi Partisinden oy devşirebilirler. Kuzey Enfield ve Southgate bölgesinde kaybedersek bunun sorumlusu Liberallerdir. Seçim kütüklerine yazılınız ve oyunuza sahip çıkmanız bu seçimde önemlidir.”

     

    CATHERINE WEST: KÜRTLERİN YANINDA OLACAĞIZ

    Wood Green Adayı Catherine West ise İşçi Partisi’nin dış politikasını ve Kürtlere bakisini aktardı. Kürt ve Türkiyeli belediye meclis üyelerinin faaliyetlerine değinen Catherine West, “Türkçe konuşan belediye meclis üyeleri sadece sosyal konut ve belediye sorunları ile ilgilenmiyorlar. Onlar Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan sorunlara karşı da mücadele yürütüyorlar. Ortadoğu’da barışın sağlanması için İşçi Partisi olarak bir çaba ve mücadelemiz var” dedi. Rojava’daki durumun kaygı verici olduğuna dikkat çeken West, “Jeremy Corbyn, hükümetin dış politikasını sert bir şekilde eleştirerek, barışçıl bir politika geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Corbyn, Kürtlerin yasadığı sorunun farkında ve bunu sürekli dile getiriyor. İşçi Partisi iktidarı Ortadoğu barışı için de çalışacaktır. Sadece Türkiye’de değil Iran, Irak ve Suriye’de yaşanan çatışmalı ve karmaşık bir süreç yaşanıyor. Ortadoğu’da barışı sağlamak kolay değildir. Rojava’da son yaşanan işgal girişimi büyük ve kaygı verici bir durumdur. Kürt meselesi konusunda İngiltere’nin dış politikasını eleştiriyoruz. Biz bu duyarlılığımıza devam edeceğiz. Bizler hep birlikte mücadele eder isek Ortadoğu’da ve diğer bölgeler deki sorunlar çözüme ulaşabilir. Kürtler kendi hakları için mücadele ediyorlar. Kürt toplumu insan hakları, demokrasi ve kadın hakları için hep ayaktalar. Biz Kürtlerle hep dayanışma içerisinde olacağız” dedi.

     

    YEŞİL SANAYİ DEVRİMİ YAPACAĞIZ

    Enfield Southgate İşçi Partisi Adayı Bandos Charalambous ise seçim çalışmalarını kapı kapı dolaşarak sürdürüyor. Charalambous, İşçi Partisi ile birlikte Ulusal Eğitim Servisi yetenek geliştirmedeki başarızlığına son verileceğini belirterek, “İnsanların islerini değiştirmesine yardımcı olacağız. Muhafazakârların yarattığı Brexit tartışmasına İşçi Partisi son vererek, adil bir vergi sistemi kuracak. Bununla sosyal ve kamusal servislere yatırım yapacak. Sağlık Hizmetleri ücretsiz ve kaliteli bir şekilde sağlanacak. Herkesin yaşanabilir bir konutta yaşamasına olanaklar yaratacak. Çalışma yaşamında çalışanların saygı ve itibari korunarak, hakları ile yasayacaklar. Çalışamaz durum da olduğunuz da sizin onurlu ve güvenli bir şekilde yasamanız için çalışacağız. Yeşil Sanayi Devrimi’ni gerçekleştirerek işsizliğe son vereceğiz, bir milyon kişiye is imkânı yaratacağız. Yeşil Sanayi Devrimi ile fabrikalar, iş alanları doğa ile uyumlu olacak” dedi.

  • Alxaslılar Birlik ve Dayanışma Gecesi’nde buluştu

    Alxaslılar Birlik ve Dayanışma Gecesi’nde buluştu

    Londra ALXAS-Kom tarafından gerçekleşen Birlik ve Dayanışma Gecesi rengarenk görüntülere sahne olurken,  Tolga Sağ, Suna Alan ve Orhan Bilge sahne aldı. Alxaslılar ek hizmet binasının açılışının da yapıldığı gece de, İşçi Partili milletvekili adayları da söz alarak destek istedi.
    Londra’da aktif çalışmaları ile dikkat çeken ve Elbistan’ın Alxas yöresine ait olan Alxaslılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Alxas-Kom) yüzlerce üyesinin katılımıyla Birlik ve Dayanışma Gecesi düzenledi. Geceye, İşçi Partisi Kuzey Enfield Milletvekili Adayı Feryal Clark Demirci, HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, İşçi Partili Enfield ve Tottenham milletvekilleri, demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. Dayanışma Gecesi, Alxas Com yönetim binasının yanında yapılan ve içerisinde konferans, düğün, sinema ve tiyatro gibi etkinliklerin yapılabileceği ek hizmet binasında gerçekleşti. Binanın açılışı davul zurna ve halaylar eşliğinde yapılırken, gece renkli görüntülere sahne oldu.
    ‘MÜCADELE EDECEĞİZ’
    Gecenin açılış konuşmasını yapan Alxas Com Başkanı Kazım Kılıç, Alxaslıların dernek binasının tam kapasite olarak hizmete girdiğini söyleyerek, maddi ve manevi katkı sunanlara teşekkür  etti. Derneğin kısa sürede Türkiye’den gelen siyasetçi, yazar ve sanatçıları ağırlayan önemli bir merkez haline geldiğini söyleyen Kılıç, “Ülkenin demokratikleşmesi ve farklı inanç gruplarına yönelik baskı ve zulmün sona ermesi için mücadelesi içerisinde yer aldık. Dernek olarak Kürt ve Alevi toplumunun hak ve özgürlükleri ile inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir ortam yaratılması için çaba harcayacağız. Ülkedeki sosyal ve siyasal gelişmelere dönük toplumda duyarlılık oluşturmaya çalıştık çalışacağız” dedi.
    DEMİRCİ VE DOĞUŞ’A DESTEK
    İşçi Partisi Kuzey Enfield Adayı Feryal Clark Demirci ve West Bromwich adayı İbrahim Doğuş için destek isteyen Kılıç, bu iki aday ile dayanışma içerisinde olunması gerektiğinin altını çizdi. Gecede söz alan Feryal Demirci, 12 Aralık’ta seçilmeleri halinde İngiltere’nin 6 bin yıllık parlamento tarihinde ilk defa kendi toplumlarının temsilcilerin yer alacağını söyledi.  Demirci, Ssçim kütüklerine herkesin yazılmasını ve oy kullanmalarını isterken, kendisine aday olma sürecinde destek olan herkese teşekkür etti.
    HALAYA DURULDU
    Konuşmaların ardından sanatçı Orhan Bilge sahne alarak Alevi deyişleri ve türküleri seslendirdi. Bilge’nin ardından sahne alan Suna Alan ise seslendirdiği Kürtçe ezgi ve şarkılar ile geceye katılanlara müzik ziyafeti sundu. Alan’ın şarkılarına kimi zaman eşlik edilirken, hareketli şarkıları ile coşku kattı. Alxaslıların gecesinde son olarak sanatçı Tolga Sağ sahne aldı. Tolga Sağ, türküleri ile geceye renk kattı. Gece boyunca sanatçıların söylediği şarkı ve türküler eşliğinde Alxaslılar halaya durarak eğlendi.
  • Labour Adayları DAY-MER’de halkla buluştu

    Labour Adayları DAY-MER’de halkla buluştu

    LONDRA-İşçi Partisi (Labour Party) Kuzey Londra adayları DAY-MER’de düzenlenen Halk Toplantısı’nda bir araya gelerek, sol sosyalist seçmenden oy istedi. Seçim vaatlerini anlatan Labour adayları, ekolojiden sağlığa çetelerden uyuşturucuya kadar yerel ve genel siyasette yapacakları projeleri anlatarak, sorunların çözümünün İşçi Partisi iktidarı olduğunu vurguladılar.

     

    Londra DAY-MER binasından düzenlenen halk toplantısına İşçi  Partisi Kuzey Enfield Adayı Feryal Clark Demirci, Edmonton Adayı Kate Osamor, Wood Green Adayı Catherine West ve Edmonton Adayı David Lammy katıldı. Yoğun bir katılımın olduğu ve Demokratik Güç Birliği temsilcilerinin de hazır bulunduğu toplantıda, adaylar hem kendilerini tanıttı hem de seçim vaatlerini anlattı. Özellikle, Adayların tanıtıldığı toplantı da, ritanya’nın muhafazakar parti döneminde konut sorunundan işsizliğe eğitimden sağlığa kadar yarattığı sorunlara dikkat çekildi. Konut sorununun had safhaya ulaştığını anlatan İşçi Partili adaylar binlerce insanın sokaklar da kalmak zorunda kaldığını ve on binlerce insanın da sosyal konut talebinin ise karşılanamadığına değindi.

     

    HALK HİZMET ALAMIYOR

    İnsanların konut bulmakta zorlandığını ve genel yardımlardan faydalandığı için emlak şirketlerinin agresif tutumlarına maruz kaldığını ifade eden adaylar, sorunun ancak İşçi Partisi’nin iktidarı ile birlikte hayata geçirilecek projelerle çözülebileeğinin altı çizildi. Sağlık ve eğitim gibi bir çok konuda hükümetin yaptığı kesintilerin halkın daha kötü koşullar da yaşamasına ve hizmet almasına sebep olduğuna değinen adaylar, muhafazakar partinin iktidarının sürmesi halinde bunun daha da katmerleşerek süreceğine dikkat çekti.

     

    TOPLUMSAL ÇÖZÜM PROJELERİ

    Sağlık sisteminin içler acısı bir durumda olduğunu söyleyen adaylar, muhafazakar partinin halkın sağlığını hiçe saydığını ifade etti. Kuzey Londra’da özellikle Tottenham, Enfield, Edmonton ve Hackney bölgelerin de gençlerin uyuşturucu ve çetelere bulaştığına dikkat  çeken, adaylar, şiddete ve uyuşturucuya bulaşan gençlerin sorunlarına dönük sosyal, ekonomik ve kültürel çözümü derhal geliştireceklerini beyan etti. Özellikle bu bölgeler de yaşanan güvenlik probleminin ise polisiye tedbirlerle değil toplumsal çözüm projeleri ile aşılabileceğini ifade eden adaylar, seçilmeleri ve İşçi Partisi’nin iktidara gelmesi halinde bu sorunlara ilişkin nasıl bir yol ve yöntem izleyeceklerini aktardı.

     

    OYLAR LABOUR PARTİYE

    Labour adayları Türkiye’nin dış politikasının tüm halkları etkilediğine dikkat çekerek, özellikle Kürtlere yönelik baskı ve sindirme politikalarına karşı da tavır alacak bir tutum halinde olacaklarını beyan ettiler. 12 Aralık seçimlerine kısa bir süre kalırken seçmen kütüklerine kayıt yaptırmayanların bir an önce kayıtlarını yapmalarını isteyen Labour adayları, herkesin mutlaka sandığa giderek oyunu kullanmasını istedi.

     

  • Britanya Kürt Halk Meclisi 12 Aralık tutumunu açıkladı

    Britanya Kürt Halk Meclisi 12 Aralık tutumunu açıkladı

    LONDRA-Britanya’da 12 Aralık’ta yapılacak olan genel seçimlere ilişkin tutumunu açıklayan Kürt Halk Meclisi, Kürt halkının dostu olan milletvekili adaylarına destek çağrısı yaptı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi olarak 12 Aralık’ta yapılacak olan Birleşik Krallık genel seçimlerine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Brexit tartışmaları gölgesinde gerçekleşecek olan seçimlerin Kürtler açısından da önemli olduğu vurgulanarak, “12 Aralık seçimlerinde tüm halkımızı Kürt ve Kürt Halkı’nın dostu olan milletvekili adaylarını desteklemeye davet ediyoruz” denildi. Halkı, seçmen kaydını yaptırmaya ve oy kullanmaya davet eden Kürt Halk Meclisi, “Bu konuda yardım isteyen yurttaşlarımız kurumlarımızdaki seçmen danışma masalarına başvurabilirler. Bu dönem halkımızın hem yerel hem de ulusal çıkarları için aktif ve etkili bir tutum almamız gerekiyor” denildi. Açıklamanın devamın da ise Kürt Halk Meclisi seçimler de tam destek vereceği adayları şöyle sıraladı:

     

    Enfield North bölgesinde Feryal Demirci,

    West Bromwich bölgesinde Ibrahim Doğuş,

    Southgate bölgesinde Bambos Charalambos,

    Brighton-Kemptown bölgesinde Lloyd Russell-Moyle,

    Glasgow South West bölgesinde Chris Stephens,

    Dwyfor Meirionnydd bölgesinde Liz Saville

    Edmonton bölgesinde Kate Osamor

     

    Halk Meclisi’nin açıklamasında devamında seçmen kaydı bulunmayanların

    https://www.gov.uk/register-to-vote adlı adresten kayıt yapmaları istendi.

     

  • ‘Modern tarihimizin en büyük adaletsizliği’

    ‘Modern tarihimizin en büyük adaletsizliği’

    Aladdin Sinayiç-Londra

     

    ‘‘Benim geldiğim ülke ve kültür yüzyıllardır bu topraklara sadece savaş ve bölücülüğü taşıdı ve bu gerçekliğe rağmen buradaki halkların bir ingiliz kadına gösterdikleri samimiyeti, sevgiyi ve o temiz duyguyu anlatabilmek zor… Kürdistan ve bu topraklarda yaşayan insanlara olan sevdadır bizi burada tutan. Modern tarihimizin en büyük adaletsizliği karşısında sessiz kalmayacağız!’’ Dani Ellis

     

    Rojava devrimi ile birlikte enternasyonal dayanışma çok daha anlamlı bir boyuta taşındı; uzaktan, teorik, sözde kalan ve sloganda dayanışma, yerini gerçek ve yerinde dayanışmaya bıraktı. Kilometrelerce ötede yaşayan halkların acısını hisseden, o uzak topraklardaki direniş ve inşa edilen toplumsal sisteme kendisini dahil etmek isteyen binlerce enternasyonalist genç yönünü Rojava’ya, umut vadeden topraklara verdi.

     

    Britanya’dan Rojava’ya giden çok sayıda enternasyonalist YPG ve YPJ saflarında savaştı, bazıları da toplumsal yaşamın inşasında yer aldı. Bu Britanyalı gençlerden yedisi farklı tarihlerde yaşamlarını yitirdiler.  Oliver Hall (Canşer Zagros), Jac Holmes (Şoreş Amanos), Luke Rutter (Soro Zinar), Ryan Lock(Berxwedan Givara), Dean Carl Evans (Givara Rojava) ve Konstandinos Erik Scurfield (Heval Kemal) DAİŞ’e karşı verilen savaşta yaşamlarını yitirirken, Anna Campbell (Helin Qereçox) Efrin’de Türk devletinin hava bombardımanında yaşamını yitirdi. Yine Britanya’da büyüyüp Rojava devrimine katılan Kürt aktivist Mehmet Aksoy (Firaz Dağ) YPG Basın biriminde çalıştığı dönemde Rakka’da   DAİŞ’in saldırısında yaşamını yitirmişti.

    Rojava’da bir süre kalıp Britanya’ya dönenler de devletin kriminalize politikalarıyla karşı karşıya kaldılar. Geri dönenlerin çoğu gözaltına alındı, bazıları da tutuklandı. Şimdiye kadar yargılananlardan sadece Aidan James 4 yıl hapis cezası aldı, geriye kalanların hepsi yargılandıkları davalardan beraat etti. Rakka ve Efrin direnişlerinde yer alan Jamie Janson ülkesine geri döndüğünde gözaltına alınmış ve günlerce sorgulanmıştı. Yargılaması devam eden Jamie Janson İngiliz devletinin baskı ve kriminalize politikalarına daha fazla dayanamayıp geçtiğimiz Eylül ayında kendi yaşamına son verdi.

    Bu zorlukların hepsine rağmen halen Rojava’da olan çok sayıda Britanyalı var. Bunlardan bir tanesi de 32 yaşındaki Dani Ellis.

    Dani Ellis, Oxford üniversitesinde mühendislik okumuş yine bu alanda yüksek lisans yapmıştı. Mezuniyetinden sonra mevcut eğitim ve çalışkanlığıyla birçok önemli işlerde çalışabilecekken, o tüm deneyim ve tecrübelerini toplumsal çalışmalar için kullanmıştı. Eski bir büyük tekne almış, bunu onarmış ve eve dönüştürmüştü. Londra’daki kanal üzerindeki bu teknede yaptığı odalar birçok evsize yuva olmuştu.

    Dani geçtiğimiz yılın Aralık ayında Rojava’ya geçti. Özellikle Türk devletinin işgal saldırıları başladığından bu yana savaşın yoğunlaştığı bölgeden günlük olarak videolu günlükler yayınlayarak bölgedeki durumu yerinden aktarıyor. Birçok uluslararası basın kuruluşuna verdiği röportajlar ve geçtiği görüntülerle Batı medyasının ve sosyal medyanın bilgi kaynağı oldu.

    Şuan savaşın ve işgal saldırıların en çok yoğunlaştığı yerlerden birisi olan Til Temir’de bulunan Dani Ellis ile telefon üzeri bir söyleşi gerçekleştirdik;

    Rojava’ya gidiş amacım;

     

    ‘‘Kürdistan’da kurulan tamamen farklı toplumsal sistemi son birkaç yıldır büyük bir ilgi ile takip ediyordum. Faşizmin yükselişi, küresel ısınma, büyük ekonomik eşitsizlik ve savaşlar gibi insanlığın yüzyüze kaldığı devasal kriz ve kaosa çözüm getirmede Abdullah Öcalan’ın Demokratik Konfederalist fikirleri çok ilgimi çekmeye ve anlamlı gelmeye başlamıştı. Anna Campbell’ın (Helin Qereçox) yaşamını yitirişi haberini aldıktan sonra böylesi bir topluma nasıl katkı sunmak için hayatımı nasıl kullanabilirim konusunda çok zor ve derin bir duygu yoğunlaşması yaşadım; Anna daha iyi bir yaşam için hayatını feda etti, ve ben hiç bir şey yapmıyordum. Çok yoğun sorgulamadan sonra Anna’nın ayak izlerini takip edip Rojava’ya gitmeye karar verdim.’’

    Rojava’yı anlatabilmek;

    ‘‘Tüm hayatını Kapitalist modernite içerisinde geçirmiş olan birilerine buradaki toplumsal yaşamın ne olduğunu ve insanda nasıl bir duygu yarattığını tümden anlatabilmek, anlamasını sağlamak imkansız. Buraya gelip yaşamak ve deneyimlemek gerekiyor anlayabilmek için. Yaşamın her köşesine etki eden demokrasinin coşkusunu görmek gerekiyor.

    Rojava, tüm ülkeleri sömürgeleştiren, tüm insan ilişkilerini zehirleyen ve sonu gelmez kar açlığı güden Kapitalist sistemi kökünden ortadan kaldırmayı vadeden ve için için yanan bir ateş. Her birimiz bulunduğumuz yerlerde bu ateşe biraz benzin dökebilir ve bir gün tüm dünyayı saracak büyüklüğe taşıyabiliriz.

    Burası insanlık tarihi için inanılmaz bir önem taşıyor. Bu benim açımdan insanlığın geleceği açısından en büyük umuttu. Bu topraklar alternatif topluma, özellikle de kadına, çevreye, ve toplumun her bölümüne büyük bir umut. Çok kültürlü, ve barışçıl bir sistemin sahibi.’’

     

    Türk işgali başladığından bu yana yaptıklarım;

    ‘‘Rojava’ya geldiğimden bu yana birçok toplumsal çalışma içerisinde yer aldım. Türk devleti Serekaniye ve Gre Spi’ye saldırmaya başladığında Qamişlo’da Heyva Sor ile bir toplantıdaydık, Jinwar ve diğer bazı köylere güneş enerjisi kurmak ile ilgili bazı projeleri tartışıyorduk. Saldırılar başlayınca güvenlik amacıyla Enternasyonal Komünü boşalttık.

    İlk hafta Derik’te kaldım, RiseUp4Rojava kapsamında bazı kampanyalar örgütlüyorduk. Bir arkadaş ile beraber röportajlar yapmaya ve videolar çekmeye başladık. Kısa bir süre içerisinde uluslararası medyanın ilgisini çekmeye başladık ve günde 4-5 röportaj yapmaya başladık. O günden bu yana Til Temir ve etrafındaki köylerde, yaşanan çatışmaları, amansız direnişi takip ediyoruz. Yaşanan gelişmeleri anlık olarak sosyal medyada paylaşıyor ve uluslararası medyaya bilgi ve görsel meteryal aktarıyoruz. Günler çok uzun ve zaman çok yoğun; birçok sefer hava bombardımanı ve füzelerin hedefi olduk.’’

     

    Serekaniye’ye giden insani konvoyun parçası;

    ‘‘Beni şimdiye kadar en çok şoke eden şey, Serekaniye’de gördüğümüz çetelerin, yılın başında Deyr-ez Zor’da gördüğüm DAİŞ’liler ile tıpa tıp aynı olmalarıydı. Serekaniye’ye girerken yoldaki çetelerin hepsi işaret parmaklarını havaya kaldırıp ‘Allah u Ekber’ diye bağırıyorlardı. Onlar birkaç sene önce aynı şekilde bu topraklara saldıran tecavüzcü, bozguncu, katliamcı ordunun aynı türüydü, sadece bu sefer Türk üniformaları vardı üzerlerinde.

     

    Serekaniye’deki hastane çok kötü durumdaydı, elektrik yoktu, temiz su kalmamıştı, ve ısıtma sistemi yoktu. Çok ıslak ve soğuktu, tüm duvarlar şarapnel parçaları ve mermiler ile delik deşik olmuştu. Hastanedeki yaralılar bizlere bir haftadır hastanenin ağır bir saldırı altında olduğunu söylediler. Türk ordusu sağlıkçıları, insani konvoya ve ambulanslara saldırma konusunda hiç çekinmemişti. Ölüm kokuyordu her yer.’’

     

    Uluslararası tepkiler;

    Devletlerin tavırları elbette ki karşıt bir pozisyonda, NATO ülkeleri Türkiye’yi kendi taraflarında tutmanın gayreti ve çabası içerisindeler. Bununla boğazı kontrol altında tutma, silahlarını depolama, ticari ilişkilerini koruma ve Suriyeli mültecileri Türkiye’de tutma gayreti içindeler. Rusya ve Esad rejimi de durumdan mutlular, çünkü Rojava’yı parçalama, güçsüz bırakma ve buradaki Demokratik Feminist toplumu ortadan kaldırma istemleri var.

    Fakat diğer tarafta milyonlarca insanın Rojava için ayağa kalkışı var. Dünyanın heryerinde çok ciddi eylemler devam ediyor, Türk ürünleri boykot ediliyor, kampanyalar düzenleniyor. Bunlar biz eve buradaki insanlara büyük bir moral ve umut kaynağı.

     

    Tehlikeye rağmen orada tutan duygu;

    ‘‘Benim geldiğim ülke ve kültür yüzyıllardır bu topraklara sadece savaş ve bölücülüğü taşıdı ve bu gerçekliğe rağmen buradaki halkların bir İngiliz kadına gösterdikleri samimiyeti, sevgiyi ve o temiz duyguyu anlatabilmek zor… Kürdistan ve bu topraklarda yaşayan insanlara olan sevdadır bizi burada tutan. Burada tanıdığım herkes çok samimi ve sevgi dolu.

    Bu yüzden burada kalıp halkın umutlarını, acılarını paylaşıp dünyaya taşımak istiyorum, bunun dışında bir seçenek tanımıyorum kendime.

     

    Şu an yaşanan saldırılar inanılmaz düzeyde üzücü. Ama yaşanan tüm ihanet ve barbarlığa rağmen genç kadınların başta olmak üzere tüm toplumun direnişine baktığımda büyük bir umut görüyorum halen.’’