Tag: Website

  • “Dünyanın gündemi Covid-19 olsa da AKP’nin gündemi Kürt düşmanlığı”

    “Dünyanın gündemi Covid-19 olsa da AKP’nin gündemi Kürt düşmanlığı”

    HDP’li belediyelere kayyum atanmasına tepki gösteren HDP’liler, AKP’nin Covid-19 salgınını fırsata çevirerek kayyum atandığını belirterek, “Kayyımlar demokrasiye karşı virüslerdir” mesajı verildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimindeki Batman ve Diyarbakır’ın Lice, Ergani, Silvan ve Eğil belediye eş başkanları görevden alınarak, yerlerine kayyum atandı. Kayyum atamaları sonrası aralarında HDP sözcüsü Ebru Günay ve HDP Grup Başkanvekili  Saruhan Oluç da olmak üzere bir çok HDP’li açıklamalarda bulundu.

    HDP sözcüsü Günay: “AKP faşizminde sınır yok”

    Kayyum atanmasını dünya gündeminin salgınla mücadele olduğunu ancak iktidarın gündemine kayyum politikalarının olduğunu belirten HDP Sözcüsü Ebru Günay, sosyal medya hesabından şu mesajı yayımladı:

    “Dünyanın gündemi #Covid_19 olsa da AKP’nin gündemi Kürt düşmanlığı. Kürt’ün iradesini gasp edip kayyım atar! Kürt cezaevinde kalsın diye anayasanın eşitlik ilkesini çiğner. Özetle insanlık son nefesine gelse, AKP Kürt annesini görmesin diyecek! AKP faşizminde sınır yok!”

    “Bu iktidar Kürt düşmanıdır”

    HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Batman Belediyesi’nin salgına karşı dezenfekte çalışmalarını alıntılayarak, “Batman Belediyesine bu sabah kayyım atandı. Çünkü bu belediye halkı corona virüsten korumak için çalışıyordu. Bu iktidar Kürt düşmanıdır. Bu iktidar Kürt insanının zararına olan her şeyi yapmaktan geri durmayacaktır” dedi.

    Başkanlarımızı derhal serbest bırakın

    HDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, salgına karşı önemli çalışmalar yürüten belediyelere kayyım atanmasının halka verilen en büyük zarar olduğunu ifade ederek, “Günlerdir canla başla salgına karşı halka hizmet etmek için mücadele veren belediye eş başkanlarımızı gözaltına almak; kayyım hazırlıkları yapmak bu ülkeye vereceğimiz en büyük zarardır. Gözaltına aldığınız Silvan ve Ergani belediye eş başkanlarımızı derhal serbest bırakın” paylaşımı yaptı.

  • Fotoğraflarla 29 yılın Newrozları

    Fotoğraflarla 29 yılın Newrozları

    DİYARBAKIR – Mazlum Doğan’ın 3 çöp kibrit yakmasıyla yeniden köklerine dönme yolculuğu başladı Newroz’un. Yakıcı geçen 90’lı yıllarda politik kimlik kazanan, 2000’lere gelindiğinde ise kitleselleşen Newroz, her yıl katlanarak kutlanır oldu.

    Kökeni binlerce yıl öncesine dayanan Newroz’un uzun süren yasaklamalar nedeniyle köklerine yeniden dönmesi, 12 Eylül 1982 yılında, Mazlum Doğan’ın 3 kibrit çöpü yakarak yaşamına son vermesiyle başladı. Mazlum Doğan’ın 3 kibrit çöpüyle yaktığı ateş, günden güne ulusal bilince dönüşerek Newroz’a ruhunu verdi. Newroz da Kürtlerin uluslaşmasının simgesi oldu.
    ATEŞ SÖNDÜRÜLEMEDİ
    Yakılan 3 kibrit çöpünün ateşini söndürmek için 90’lı yıllarda yüzlerce cana mal oldu. Ama o ateş yakıldığı günden sonra söndürülemedi.
    Yakıcı geçen 90’lı yıllarda politik kimlik kazanan, 2000’lere gelindiğinde ise kitleselleşen Newroz, her yıl katlanarak kutlanır oldu. Kürt halkının taleplerini haykırdığı en geniş katılımlı etkinlik olan Newroz, metropollerden köylere kadar kutlanırken, engelleme girişimleri her defasında halkın mücadelesiyle boşa çıkarıldı.
    90’LI YILLARDAN BUGÜNE FOTOĞRAFLAR
    Kimi zaman yoğun çatışmalara sahne olan, kimi zaman Aram Tigran, Ciwan Haco, Sezen Aksu, İbrahim Tatlıses gibi sanatçıların sahne aldığı 1990’lı yıllardan 2020’ye kadar kutlanan Newrozlardan derlenen fotoğraflar yakın döneme ışık tutuyor.
  • ‘Yeni Halepçelerin yaşanmaması için ulusal birlik sağlanmalı’

    ‘Yeni Halepçelerin yaşanmaması için ulusal birlik sağlanmalı’

    Kürtlere yönelik katliamların devam ettiğini belirten DTK ve Kürdistani İttifak Çalışması, yeni Halepçelerin yaşanmaması için Kürt ulusal birliğinin sağlanması gerektiğini kaydetti.
    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halepçe katliamının 32’nci yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, son yüzyıllık tarihin, sömürgeci devletlerin, Kürt halkının varlığına kasteden sayısız katliam ve jenosoid uygulamalarıyla dolu bir tarih olduğuna dikkati çekilerek, “Yüzyıllık tarih, aynı zamanda, halkımızın varlığını yaşatmak ve özgürlüğünü sağlamak için gerçekleştirdiği kahramanlıklarla dolu bir direniş tarihidir. İnsanlığın tarihine kara bir leke olarak geçen ve belleklerden asla silinmeyecek olan Halepçe katliamının üzerinden 32 yıl geçti. Kürt halkı şahsında insanlığa ve insanlığın tüm değerlerine karşı gerçekleştirilen Halepçe katliamı bir insanlık suçu olarak tarihteki yerini almıştır” denildi.
    ‘KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR’
    Katliamda 5 binin üzerinde sivil ve savunmasız insanın yaşamını yitirdiği hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Aradan otuz yıl geçmiş olmasına rağmen Halepçe katliamının insanlığın yaşamındaki ve vicdanındaki yara ve tahribatlar kapanmadığı gibi, Afrin’deki yeni soykırım uygulamalarıyla daha da derinleşmiştir. Halepçe katliamı, sömürgeci devletlerin halkımıza karşı gerçekleştirdikleri ne ilki, ne de sonuncusudur. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve sonrasında da derinleştirilerek stratejik bir yok etme ve tarihten silme politika ve uygulamaları ile sürekli güncellenerek sürdürülmüştür. Koçgiri, Ağrı, Zilan, Genç, Dersim, Maraş, Qamışlo, Gazi, Roboski, Şengal, Sur, Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak ve daha bir çok Kürt ili ve ilçesinde bu yıkım ve yok etme stratejisi büyük katliamlarla sürdürülmüştür.”
    ‘KÜRT ULUSAL BİRLİĞİ SAĞLANMALI’
    Kürt halkının tüm tarih boyunca bu soykırım uygulamaları karşısında asla geri adım atmadığı ve teslimiyeti kabul etmediği belirtilen açıklamada, “Bu bilinç ve inançla, Halepçe katliamını 32’nci yılında bir kez daha lanetliyoruz. Halepçe’ye benzer katliamların bir kez daha yaşanmaması için, halkımız başta olmak üzere tüm sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerini Kürt ulusal birliğinin geliştirilmesi noktasında çalışmalarına hız vermeye çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
    KÜRDİSTANİ İTTİFAKI ÇALIŞMASI’NDAN AÇIKLAMA
    Kürdistani İttifak Çalışması da katliamın yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Halepçe’nin yaraları, Kürt birliğinden geçer” mesajı verdi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Kürt halkı bu jenosit ve insanlık düşmanlığına karşı endişe içerisinde yaşıyor. Tarihe baktığımızda Kürt halkı benzer felaketlere uğramıştır. Kürtler temel haklarını elde etmek için büyük bedeller ödedi. Bu nedenle elde ettiği kazanımları korumak ve büyütmek için Kürt ulusal birliğini tarihsel sorumluluk olarak görmeli. Böyle bir dönemde Kürdistani parti ve oluşumlar Kürt ulusu gerçekliğini görmeli ve Kürt birliğinin sağlanması için çaba göstermeli. Kürtler ancak bu şekilde Halepçe benzeri jenositlerin önünde durabilir. Halepçe jenosidini kınıyoruz.”
  • Kar altında kalan itfaiye erinin cenazesine bir ay sonra ulaşıldı

    Kar altında kalan itfaiye erinin cenazesine bir ay sonra ulaşıldı

    Van’da 4 Şubat’ta Bahçesaray kara yolundaki Karabet Geçidi’nin 33’ncü kilometresinde düşen çığın altında kalan itfaiye eri Mehmetcan Taşdemir’in cenazesine ulaşıldı. Taşdemir’in cenazesine hava koşullarıyla nedeniyle bir aydır ulaşılamıyordu. Taşdemir’le birlikte Bahçesaray’da yaşanan çığ felaketinde 42 kişi yaşamını yitirdi.

    Valilikten yapılan açıklamada, 4-5 Şubat’ta düşen çığ sonrası güvenlik gerekçesiyle kapalı bulunan Van-Bahçesaray kara yolunun açıldığı belirtildi. Açıklamada, 3 gündür bölgede arama faaliyetleri sürdüren AFAD ve Karayolları ekiplerinin çığ altında kalan itfaiye eri Mehmet Can Taşdemir’in cansız bedenine ulaştığı bildirildi.

    Taşdemir’in naaşı, Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Taşdemir’in ağabeyi Mehmetcan Taşdemir, Gazete Duvar’a yaptığı açıklamada kardeşi için şunları söylemişti: “Kardeşim kimseyi sahipsiz bırakmazdı. O çok mülayim bir insandı. Hepimizin gözü o çığın altında…”

  • Yıllarca eylemlerde ön saflarda olan Besna kadınları alanlara çağırıyor

    Yıllarca eylemlerde ön saflarda olan Besna kadınları alanlara çağırıyor

    VAN – Van’da birçok eylem ve etkinlikte en ön saflarda yer alan ve baskılara karşı yaşamı boyunca mücadele eden Besna Akdoğan, kadınları 8 Mart’ta da alanlarda olmaya çağırdı.
    Özgürlük, demokrasi, eşitlik ve hak mücadelesinde ön saflarda hep kadınlar yer aldı. Van’da yaşayan Besna Akdoğan da (65) onlardan biri. Her Kürt kadını gibi hayatı göç ve mücadeleyle geçen Besna, 30 yıl önce devlet baskılarından kaynaklı Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinden Yüksekova’ya, oradan da Van’a göç etmek zorunda kalır. Van’da yapılan eylem ve etkinliklerde ön safları, tüm yıldırma politikalarına karşı ise alanları terk etmeyen Besna, kadınları 8 Mart alanlarına davet ediyor.
    ‘Van’da da devlet baskısı devam etti’
    Yıllarca katıldığı eylemlerde sürekli şiddet ile karşı karşıya kaldığını aktaran Besna, kadınların daha fazla ses çıkarması gerektiğine işaret ediyor. Kadının hem erkek hem de devlet tarafından baskı altında tutulduğuna dikkat çeken Besna, “Devletten yana çok eziyet, cefa gördüm. Çocuklarım sürekli tutuklanıyordu. Bu nedenle İstanbul’a gitmek zorunda kaldılar. Van’a geldik burada arsa aldık, ev yaptık. Yine devletin baskıları devam etti. Her türlü işkenceyi uyguladılar. Her zaman halkımın yanındayım. Bunca şehit verdik hepsi bizim evladımız. Onların arkasındayız, bu davayı da bırakmayacağız” ifadelerini kullanıyor.
    ‘Kürt kadının var olduğunu dünyaya gösterelim’
    Kürt mücadelesinde kadınların ön saflarda yer aldığını söyleyen Besna, bütün kadınların el ele vererek alanlara akması gerektiğini dile getiriyor. “Kürt kadınının var olduğunu dünyaya göstermeliyiz” diyen Besna, 8 Mart’ta da sokaklara çıkılması gerektiğine vurgu yapıyor. 8 Mart’ın kadınların erkekler ile “hesap günü” olduğu değerlendirmesini yapan Besna, “Bütün dünya kadınları ayaklanmalı. Sloganlar atmalıyız, coşkuyla kutlamalıyız. Son zamanlarda ne yazık ki kadınlar evden çıkmıyor, seslerini çıkarmıyor. Kadınlar her zaman bu davada en önde oldular. Şimdi de bütün yük kadının omuzlarında. Kadın kendini kandırmamalı, ayakları üzerinde durmalı. Kadın her şeyi yapabilir” diye konuşuyor.
    ‘Kadının elinin değdiği yer güzelleşir’
    Kadınların özgürleşmek için daha fazla alanlarda olması gerektiğini ifade eden Besna, “Biz bu zamana kadara evlatlarımızı, canımızı, malımızı verdik. Devlet elinden dayak yedik, işkence gördük, hapis yattık. Kadın artık korkmasın. Kadın kendini özgürleştirsin, daha büyük adımlar atsın, daha çok özgürleşsin. Kadın sadece evinde değil her zaman her yerde özgür olsun. Kadın neye el atsa güzelleşir, çiçek açar, aydınlanır” sözlerini kullanıyor.
    ‘Beyaz tülbentlerimizden korkuyorlar’
    “Devlet kadınlardan korkuyor” diyen Besna, son olarak da şunları söylüyor: “Polis beyaz tülbentlerimizden, fistanlarımızdan, sloganlarımızdan, konuşmamızdan korkuyor. Bize ‘beyaz tülbentleri çıkarın renkli takın’ diyorlar. Polis buraya geldiği zaman cesurca konuşuyoruz. Kadınların artık evlerinin dışına çıkması lazım. Gün içinde hiçbir şey yapmasalar bile en azından iki Barış Annesini ziyaret etmeliler. Buradan tüm kadınlara sesleniyorum 8 Mart’ta sokaklara akmalıyız.”
  • Emniyet’ten koronavirüs paylaşımlarıyla ilgili açıklama

    Emniyet’ten koronavirüs paylaşımlarıyla ilgili açıklama

    ANKARA – Emniyet Genel Müdürlüğü, sahte koronavirüs paylaşımı yapan hesaplara ilişkin inceleme başlatılacağını açıkladı.

    Emniyet Genel Müdürlüğü, koronavirüsle ilgili olarak Türkiye’de salgının görüldüğüne dair gerçek dışı görüntü ve ses dosyalarını sahte hesaplar üzerinden yayarak kamuoyunu korku ve paniğe sevk eden paylaşımlar tespit edildiğini ve paylaşımı yapan şahıslar hakkında gerekli çalışmaların başlatıldığını açıkladı.
    Emniyetten yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız sosyal medya üzerinde milli ve manevi değerlere saldırı ile sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak yapılan hakaret ve saldırılar ile korku ve panik oluşturarak kamu düzenini bozan paylaşım yapan hesapları tespit etmek amacıyla 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütmektedir. Bu doğrultuda yapılan incelemeler sonucunda, son günlerde dünyada birçok kişinin ölümüne sebep olan koronavirüs ile ilgili olarak ülkemizde de salgının görüldüğüne dair gerçek dışı görüntü ve ses dosyalarını sahte hesaplar üzerinden yayarak kamuoyunu endişeye düşüren korku ve paniğe sevk eden paylaşımlar tespit edilmiştir. Bu şekilde halkı korkutma amaçlı paylaşımlarda bulunan şahıslar hakkında gerekli çalışmalar başlatılmış olup en kısa süre içerisinde adli mercilere sevki sağlanacaktır.”
  • Asrın Hukuk Bürosu: Aileler İmralı’da yakınlarıyla görüştü

    Asrın Hukuk Bürosu: Aileler İmralı’da yakınlarıyla görüştü

    İSTANBUL – PKK Lideri Abdullah Öcalan ve İmralı’da bulunan diğer 2 tutuklu yakınlarıyla görüşme gerçekleştirdi.

    İmralı F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’ın aileleri İmralı’ya giderek görüşme gerçekleştirdi.

    Asrın Hukuk Bürosu Avukatları sosyal medya hesabı üzerinden yaptıkları paylaşımda, “İmralı Adası’nda tutulan müvekkillerimiz Sn. Abdullah Öcalan, Sn. Ömer Hayri Konar ve Sn. Veysi Aktaş’ın aileleri bugün aile ziyareti kapsamında müvekkillerimizle görüşme gerçekleştirmişlerdir. Kamuoyunun bilgisine sunarız” ifadelerine yer verdi.