Tag: Website

  • Londra’da Oy Verme İşlemi Tamamlandı: Kaç Kişi Oy Kullandı?

    Londra’da Oy Verme İşlemi Tamamlandı: Kaç Kişi Oy Kullandı?

    Birleşik Krallık’ta yaşayan Türkiye vatandaşları hafta sonu (30-31 Mayıs) Olympia Sergi Salonunda oylarını kullandı. Seçimlere katılım yüzde 32 civarında kalırken, toplam 84,558 kayıtlı seçmenden 24,156 seçmen oy kullandı. Londra’da seçmen kaydı bulunan 3,550 seçmen de gümrüklerde oylarını kullandı.

    Haber-Foto: Alaettin Sinayiç

    secim-oylar

    Toplam Seçmen Sayısı: 84,558

    Londra’da Oy kullanan seçmen sayısı: 24,156

    Edinburgh’ta Oy Kullanan seçmen sayısı: 741

    Gümrüklerde kullanılan oy sayısı: 3,550

    Birleşik Krallık seçmen kütüğüne kayıtlı toplamda oy kullanan: 28,447

    Hafta sonu başkent Londra’da bulunan Olympia sergi salonunda yapılan seçimlere katılım tahminlerin altında kaldı. Yüzde 32 civarında katılımın yaşandığı seçimlerde 500’den fazla kişi kaydı bulunmadığı veya başka ülkelerde gözüktüğü için oylarını kullanamadı.

    AVRUPA’DA TOPLAM  1 MİYON 27 BİN 241 SEÇMEN OY KULLANDI

    Yurt dışı seçim merkezlerinde oy kullanma işlemi Avrupa’da dün yerel saatle 19.00’da sona erdi. Resmi olmayan sonuçlara göre, gümrükler de dahil olmak üzere 1 milyon 27 bin 241 oy kullanıldı.

    secim-muhurleme

    GÜMRÜKLERDE OY KULLANMA İŞLEMİ 7 HAZİRAN’A KADAR DEVAM EDECEK

    7 Haziran’da yapılacak genel seçim kapsamında 2 milyon 848 bin 652 seçmenin bulunduğu 54 ülke, 112 temsilcilikteki 8 Mayıs’ta başlayan oy kullanma süresi Cumartesi günü sona erdi. Ancak 33 Gümrük kapısındaki oy verme işlemi 7 Haziran’a kadar devam edecek.

    secim-oy-sayim

    OYLAR TÜRKİYE’YE NASIL GÖNDERİLECEK?

    Yurtdışında kullanılan tüm oyların 3 Haziran’da Türkiye’de olması bekleniyor. Ankara’daki Yurt Dışı İlçe Seçim Kurulu’na getirilecek oylar, 7 Haziran akşamı, tüm yurtta oy verme işleminin tamamlanmasının ardından diğer oylarla eş zamanlı açılarak sayılmaya başlanacak.

    Seçimler açısından kritik öneme sahip yurtdışı oyları Türkiye’ye ulaşana kadar elden ele uçaktan kargoya geçerek 4 güne uzayan bir yolculuk yapacak.

Yurtdışı temsilciliklerinde kullanılan oyların korunması ve transferi ile ilgili kuşkular alınan tüm önlemlere karşın giderilemiyor.

    Avrupa’da bulunan 32 temsilcilikteki oylar, YSK’nın Türk Hava Yollarından (THY) kiraladığı 3 uçakla siyasi partilerin temsilcilerinin de bulunduğu komisyon nezaretinde Türkiye’ye taşınacak.

    Uçaklarda komisyonların dışında Dışişleri Bakanlığı ve YSK görevlileri de bulunacak. 3 Uçakta toplam 28 görevli yer alacak. Diğer 80 temsilcilikteki oylar ise 184 diplomatik kurye ile Türkiye’ye getirilecek.

    Oyların taşınmasına ilişkin uçuş bilgileri seçime katılan tüm siyasi partilerle paylaşılırken, siyasi partiler, uçuş masrafları kendilerince karşılanmak üzere 80 temsilcilikten kurye ile getirilecek oyları takip için temsilci görevlendirebilecek.

     

  • Uca Türkiye’nin İlk Ezidi Kadın Milletvekili Olma Yolunda

    Uca Türkiye’nin İlk Ezidi Kadın Milletvekili Olma Yolunda

    Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili Ünvanına Sahip Olan Uca, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda.

    7 Haziran’da yapılacak Türkiye genel seçimlerine sayılı günler kaldı. Ülkenin en kritik seçimlerinden birisi olarak tanımlanıyor. Herkes HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı noktasına kilitlenmiş. Tartışmaların temel gündemini HDP oluşturuyor. Farklı kimliklerden ve inançlardan adayları parti bünyesinde toplayan HDP barajı aştığı takdirde meclise ilk defa birisi Diyarbakır’dan, birisi de Batman’dan olmak üzere iki tane Ezidi de gönderecek.

     

    Daiş’in Şengale saldırısı ile beraber büyük bir insanlık trajedisi yaşayan Ezidileri, dünya bu saldırı ile beraber en çok tanıdı. Biz de hem bu trajediyi, hem de seçimleri HDP Diyarbakır milletvekili adayı Feleknas Uca’ya sorduk.

    Seçim çalışmalarınız ile başlayalım, nasıl gidiyor çalışmalar?

    Çok yoğun geçen bir seçim çalışması var. Çalışmalar kapsamında il ve ilçeler başta olmak üzere, köy köy, ev ev dolaşmayı ve çalışma yürütmeyi hedef olarak koyduk önümüze. Yoğun bir tempoyla çalışıyoruz, Herkese ulaşıp, herkesi ikna etmeye çalışacağız..Hedefimizi Amed’ten 11 milletvekili çıkarmak. Bağımsız olarak 6 milletvekili çıkarmıştık daha önce, o dönem parti olarak girmiş olsaydık bu 9 milletvekiline denk geliyordu. Fakat bu seçimlerdeki hedefimiz 11 milletvekilidir. Tabi birkaç milletvekili seçmenin ötesinde bir anlamı var bu seçimlerin. Adeta savaş ile barış arasında bir referandum.

    Meclise girmeniz Ezidi toplumu için ne ifade eder ve siz bu konuda ne gibi çalışmalar yapacaksınız?

    Mevcut sistem askeri darbenin dizayn ettiği bir sistem, ülkenin yüzde 90’ı Müslüman kabul edilen bir sistem. Bu yüzden ülkedeki Alevi, Ezidi, Hristiyan, Yahudi ve Süryaniler Müslüman olarak kabul ediliyor. Ülkenin anayasasında inanç özgürlüğü yok. Yani bizlerin inançları din olarak kabul edilmiyor. Halen okullarda farklı dinlere mensup çocuklara zorla islam dini dersi veriliyor. Cemevleri halen ibadethane statüsünde değil. Tamamı farklı dine mensup olan köylere camiler inşa ediliyor. Bunların hepsi birer sorun. Birçok Ezidi köylerine, topraklarına geri dönmek istiyor, ama halen bunun önünde büyük sıkıntılar var, arazi meselesi gibi.

    Ezidilik resmiyette halen bir din olarak kabul edilmiyor. Ezidilerin kimliğinde din hanesine halen dinsiz ve çarpı işareti koyuluyor. Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan tüm dinlerin kabul edilmesi ve anayasada yer alması için yoğun bir çalışma yürüteceğiz.

    Şengal’den Türkiye’ye gelen Ezidiler ne durumdalar?

    Şengal katliamından sonra göç eden yüzbinlerce Ezidi’den 31 bini Kuzey Kürdistan’a geldi ve şuan farklı kamplarda yaşıyorlar. Bunlar halen devlet tarafından mülteci olarak bile kabul edilmiş değil. Mülteci statüsünde kabul edilmedikleri için hastanelere gidemiyorlar, tedavi göremiyorlar. Bu sorunların çözümü için çalışmalar yürüteceğiz.

    Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda 1
    FELEKNAZ UCA

    Şengal’de yaşanan insanlık trajedisine gelirsek, en önemli konuların başında Daiş’in elindeki Ezidi kadınların durumu. Bu konuda neler yapıyorsunuz ve neler yapacaksınız?

     

    Halen Daiş’in elinde esir olan binlerce Ezidi kadın var. Son Demokratik Özgür Kadın hareketi kongresinde bu konuyla ilgili bir platform kuruldu. Ezidi Kadınları Özgürleştirme platformu olarak çalışmalarımıza başladık. Daiş’in elinde tek bir kadın kalana kadar bu çalışmamız devam edecek. Ellerinde sadece Ezidi kadınlar yok tabiki, şuan ellerinde Arap, Süryani, Türkmen ve Hristiyan kadınlar da var.

    Çünkü bu bir insanlık sorunudur ve biz bu sorunun çözümü için büyük bir mücadele vereceğiz. Hatta kadın pazarları Türkiye’ye kadar ulaşmış. Urfa’da bile Ezidi kadınların satıldığı bilgisi geldi bize.

    Daiş’in elindeki Ezidi kadınların sayısı ile ilgili elinizde bir rakam var mı?

    Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarda ortaya çıkan duruma göre 5 bin ile 7 bin arası Ezidi kadın kayıp. Şimdiye kadar 500 civarında Ezidi kadın özgürleştirildi.

    YPG ve YPJ güçleri beş kadını özgürleştirmişti. Kobane’ye getirdiler. Ben de bu bahsettiğim platform adına gidip onları oradan aldık. Gerekli tedavileri Türkiye’de yaptık sonra Duhok’ta ailelerine teslim ettik.

    Meclise girdiğinizde bu çalışmaları oraya nasıl yansıtacaksınız?

    Partimiz barajı aşıp meclise girdiği zaman sadece Ezidi kimliğimle değil, kadın kimliğimle de tüm kadınların temsilcisi ve kadın mücadelesinin bir neferi gibi hareket edeceğim.

    Genel olarak Ezidiler ne yapmalı, bu acı olayların yaşanmaması için nasıl bir tedbir almalılar?

    Ezidiler kendilerini daha fazla örgütlemeli. Şayet Ezidilerin kendi askeri gücü olsaydı, örgütlü olsalardı bu kadar büyük felakatler, trajediler ve katliamlar yaşanmazdı. Bu kadar kadınımız da Daiş barbarlarının elinde esir olmazdı. 450 bin Ezidi yurdundan topraklarından sürgün olmazdı. Bu açıdan buna en büyük cevap Ezidilerin kendi öz örgütlülüklerini kurup kendi kaderlerini tayin edebilecek örgütlü güce ulaşmalarıdır.

    Avrupa Parlamentosunun İlk Ezidi Milletvekili, Şimdi de Türkiye’nin İlk Ezidi Milletvekili Olma Yolunda 1

    Tekrar seçimlere dönersek, neden bu kadar önemli bu seçimler?

    Bizim açımızdan bir referandum niteliği taşıyor. Hem çözüm süreci, hem de Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından çok kritik bir seçim. Tüm halkların ve inançların özgürce ve eşit bir şekilde yaşayabilmesinin zeminini yaratmak için HDP gibi enerjisini ve gücünü halktan alan bir partinin meclise girmesi gerekiyor. Bakıyoruz HDP tüm halklardan aldığı destek büyüdü, tüm Türkiye’den oy alan bir noktaya geldi, bu durum birilerini korkuttu ve birçok merkezde partimize planlı bir şekilde saldırmaya başladılar.

    Neden saldırıyorlar, amaçları ne?

    AKP tek başına aslında devletin kendisi olmak istiyor, tek başına her şeye muktedir olmak istiyor. Bakıyoruz yine TEKlemeye başladılar. Halkları, farklılıkları yok sayan, herkesi kendisine benzetmeye çalışan bir anlayış hakim ve bu anlayış başkanlık sistemi ile iktidarını daha da güçlendirmek istiyor. İşte bu yüzden bizim mücadelemiz önemli, bu yüzden barajı güçlü bir şekilde aşmalıyız. Bizim şahsımızda halk bu gidişata dur diyecek. Biz bu provakasyonlara gelmeyeceğiz, tehlikeleri ve bu tehlikeler karşısındaki çözümümüzü daha fazla anlatacağız. Daha fazla örgütlenerek bu saldırılara cevap vereceğiz.

    Yapılan tüm araştırmalara göre AKP’nin oylarında bir düşüş yaşanıyor. Sizce bunun nedeni nedir?

    AKP mağduriyet politikası yaparak, özgürlük ve demokrasi vaad ederek işbaşına geldi. Ancak iktidarı ve gücü kendi etrafında topladıktan sonra bunların zıttını yapmaya başladı. Mazlum politikası ile gelen iş başına AKP en büyük zalim oldu. Şimdi maske düştü ve halk AKP’nin deşifre olan gerçek yüzünü gördü. Eskisi gibi kandıramıyor artık.

    HDP’nin kadın adaylarının çokluğu çok tartışıldı, siz bu konuda nasıl okuyorsunuz?

    Kadın adaylarımızın sayısı 268, bu sayı diğer üç partinin kadın aday sayısının toplamından fazla. Toplumu değiştirecek tek güç kadındır, ülkeyi demokratikleştirecek güç te yine kadındır. Bu yüzden kadınların güçlü temsiliyeti çok önemli. Siyaseti erkeğin işi olarak gören zihniyete de aynı zamanda bir cevaptır. Kadınlar barışın da teminatıdır. Çünkü bu savaştan en büyük zararı gören kadının kendisidir.

    Biz Türkiye’nin gerçek rengiyiz. Bizler halkların ve inançların partisiyiz. Bizler eşitliğin partisiyiz. Bizi diğerlerinden ayıran da bu noktadır ve bizi başarıya götürecek olan yine bu gerçekliktir.

    Yıllarca Avrupa Parlamentosunda milletvekilliği yaptınız. Türkiye’yi yakından takip ettiniz, şimdi de içerden bakıyorsunuz, nasıl görüyorsunuz ülkenin durumunu?

    Demokrasi ve ekonomi sorunu başta olmak üzere çok ciddi sorunlar mevcut. Halkların özgürlük ve eşitlik sorunu var. Zengin ve fakir arasındaki uçurum gittikçe büyüdü. Bu gidişata dur demek ve gittikçe büyüyen bu sorunlara çözüm bulmak amacıyla yoğun bir tartışma yürüteceğiz. Sorunları halk ile beraber, manifestomuzda da belirtildiği çerçevede ülkenin tüm sorunlarını çözmek için mücadele edeceğiz.

    HDP’nin barajı aşıp meclise girmesi ne anlama gelecek?

    ‘Bizler HDP, Bizler Meclise’ sloganı partimizin özetidir. Herkesin kendisini içinde gördüğü ve sahiplendiği bir çizgi. Diktatörlüğe karşı halkın zaferi olacak. Türkiye’nin demokratikleşmişine doğru bir yürüyüş başlamış olacak.

    Son bir mesajınız var mı?

    Özellikle Avrupa’da yaşayan insanlarımızın desteğine ihtiyacımız var. Bu mücadelenin, verilen emeğin zafere ulaşması ve aydınlık yarınlar için Avrupa’da yaşayan halkımızın mutlaka sandık başına gidip oy kullanmasını istiyoruz. Umudum odur ki 8 Mart sabahı daha güzel bir Türkiye’ye hep birlikte uyanacağız.

    Feleknas Uca kimdir?

    Ezidi bir Kürt ailenin çocuğu olan Feleknaz Uca 1976 yılında Almanya’da doğdu. Ailesi birçok Ezidi gibi Türkiye’den Almanya’ya sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. Feleknaz Uca Avrupa Parlamentosunun ilk Ezidi milletvekili olma kimliğiyle 1999 yılından 2009 yılına kadar Avrupa parlamentosu milletvekili olarak görev yaptı. Uca şimdi de HDP Batman Milletvekili adayı Ali Atalan ile birlikte Türkiye’nin ilk Ezidi milletvekilleri olma yolunda.

  • Grupsal Yabancılaşma, ‘Solculuk’ ve HDP’yi Desteklemek

    Grupsal Yabancılaşma, ‘Solculuk’ ve HDP’yi Desteklemek


    Çoğu insanın yaşamla ve yaşamın herhangi bir alanıyla ilgili yaklaşımlarına yakından baktığımızda siyah ve beyaz, uç noktalarda dolaşan değerlendirmeler yaptığını görürüz. Onlar için yaşam ya siyahtır ya beyaz, ya bir insanı tam sevecektir ya da hiç sevmeyecektir, ya bir insan tam bir milliyetçidir ya da hiç milliyetçi değildir.

    Mahir Güden

    CBT (Bilişsel Davranışsal Terapi) Psikoterapist 

    mahircbt@yahoo.co.uk

     

    Grupsal Yabancılaşma, 'Solculuk' ve HDP'yi Desteklemek 2

    Bu durumu yaşayan bireyler olayları, objektif nesnel ve olduğu koşullara / çevreye göre değerlendirme konusunda zorluklar çekerler. Subjektif değerlendirmelerinin, kendi tarihlerinden beslenerek olgu ve olayları ‘yanılsamalarla’ oluşturduğunu görmekte zorlanırlar.

    Bireyler, yaşamlarının ilk yıllarından beri çeşitli nedenlerle beslenen, hatta beslemek zorunda hissettikleri yaklaşımlar -davranışsal alışkanlıklar, inanışlar vasıtasıyla hayatlarına yön veren seçimler yaparlar. Örneğin başkalarının kendisinden daha iyi ve başarılı olduğunu ve kendisini değersiz biri olduğunu ailesi ve en yakın çevresi vasıtasıyla yaşayan, düşünen biri var olmak için her zaman başarılı olması gerektiğini ve bu başarının herkesin başarısından daha üstün olmasında yattığını, bunun dışında durumların, yaşayış tarzlarının başarısızlık manasına geleceğini düşünür ve ona göre davranışlar döngüsü içerisine girer. Dünya da ona karşıdır o yüzden her hâlükârda dünyayı alt etme ona gününü göstermeyi hedefler. Bu dünya bazen kendisini dışlayan arkadaşları, belki komşuları belki de tuttuğu takımın ezeli rakibi, aşkına karşılık vermeyen sevgili ya da farklı görüşte olan bir siyasi partidir.

    Grupsal Yabancılaşma, 'Solculuk' ve HDP'yi Desteklemek 1

    Ezilmişlik, hiçlikler, dışlanmışlıklar, hor görülmeler, baskılar, eziyetler, cinnetler döngüsünde toplumsallığın yaşadığı topraklarımızda bu bireyselliklerin kendisini toplumsallıklar ve oradan grupsal kurumsallaşmalar olarak ortaya çıkarmaları doğaldır. Aynı bireylerde olduğu gibi ‘büzülmüş’ bireylerin bir araya gelmesi ile ortaya çıkan toplumsal oluşumlar, gruplar, örgütler kendi varlıklarını var etme ya da diğerlerine onlar kadar değerli olduklarını ve o değerleri kendilerinin de elde edebileceklerini ispat etme isteği / uğraşıyla çözümler üretmeye girişirler. Fakat çözüm üretmeye girişirken aslında ürettikleri çözümlerin kendi problematik varoluş, düşünüş tarzlarından beslendiğinin farkına varmazlar. Örneğin değersizlik duyguları yaşayan bir bireyin çözümü mükemmel, hatasız olmakta araması ve oradan dünyayı, yaşadıklarını siyah ya da beyaz kategorilerde değerlendirip ona göre yaşamına yön vermesi gibi, toplumsal gruplaşmalar da problemli varoluşlarından beslenen bir pratik içerisine girerler. Böylece bireyin tek başına yaşadığı değersizlik duygularının toplumsal birliktelik içerisinde yaşanması, o topluluğu bir araya getiren bireylerin subjektifliklerinin farkına varamayan, kendi asıl hallerini bir türlü yaşayamayan ‘dengesiz’ (-ama kendi içinde şaşılacak kadar dengeli) psikolojik hallerinin daha da güçlenmesine neden olur. Bu yanılsamalı bireysel güç hali (aslında güçsüzlük) sonrasında bir araya getirdikleri topluluğu, grubu olduğundan daha güçlü, heybetli ve her şeye hakim bir konumda görmelerine neden olur.

    Tabii ki toplumsallığın evrimsel değişkenliği ve ekonomik gelişmelerin el verdiği ölçüde bu gruplar varlık nedenlerinden, var olma koşullarından beslenirken ona uygun politik yönelimler içerisinde bulunurlar. Komünist bir devrimi, proletarya devrimini savunan bizim topraklarımızda doğmuş bir grup doğal olarak o toprakların nesnel ve öznel kontextine göre bir pratik içerisine girecektir. O zamanın sığlıkları, el verdiği teorik ve pratik sınırlar kadarıyla bir düşünsel, eylemsel varoluş döngüsünde olacaktır. Kendisi üretemediği durumlarda ya da üretimin kendisi Bolivya’dan, Çin’den, Rusya’dan, devrim fikirleri, pratikleri aşırıp onu hayat geçirme uğraşı olacaktır. Sonrasında o pratiğin içerisinde yukarıda açıklamaya çalıştığım kısır bir döngünün içerisine girmesi de hiç de garipsenecek bir durum olmaz. Varolduğu yerin zaaflarını üzerinde taşıyan birey ve grup kendisine sunulan teorik ve de pratik zengin olanakları, deneyimleri o zaaflıkların ışığında değerlendirdiğinden (ya da değerlendiremediğinden) tarihi, nesneyi anlamakta zorluk çekecek ve hatta başkalarının neden bir türlü kendisi gibi düşünmediğine akıl sır erdiremeyecektir. Buradan Marx, Engels, Lenin, Atatürk, Deniz. Mahir, İbrahim gibi daha bilcümle tarihsel kişilikleri kendi emelleri için onları, dediklerini varoldukları kontextlerinden kopararak, ve sonrasında gelişen, büyüyen bilgi dünyasını görmeyip, hiçe sayarak sanki kendisinin yanındaymış gibi sunabilecektir. Ya da 20-30 sene önce kendi bağlamında devrimci olan eylemleri 2015 yılında tekrarlamanın yapılabilecek en büyük devrimci pratik olduğunu iddia edip herkesi buna ikna etmeye çalışacaktır.

    Grupsal Yabancılaşma, 'Solculuk' ve HDP'yi Desteklemek 3

    Bu gruplar kendisini var eden ekonomik altyapıların da temsilcisi, uzantısı olduğundan onların dinamiklerini de içlerinde taşırlar. Bu anlamda ulusal temeller üzerinde orta ve küçük burjuva üzerinden yükselen bir ulusal hareket istediği amaca, amaçlara ulaşmak için daha esnek olması gerektiğini ve olaylara pragmatist yaklaşması gerektiğini bildiğinden belki de bu durum onun daha objektif olup kendi subjektifliğinin farkında nesnel değerlendirmeler yapmasını koşullayabilir. Aynen Türkiye’de gelişen Kürt ulusal hareketinde olduğu gibi. Bunun aksine kendisini teorik olarak daha ilerde ve pratik olarak daha nihai hedeflere ulaşacak bir konumda görenler ise yukarıda açıklamaya çalıştığım durumlardan dolayı çok kaba ve yaşamın, tarihin gerektirdiklerinin aksi bir güzergahta ilerleyip ‘varoluş’ nedenleri olan toplumsal yapılarla bir türlü bir araya gelemeyebilecektir. Evrimsel döngü ve gelişim içerisinde bu grupların bazılarında bir birinden etkileşmede doğal olarak var olacak ama bu kötü alışkanlıklardan hemen vazgeçildiği anlamına gelmez.

    Böyle bir süreçte seçim sürecinde Türkiye’de son dönemde toplumsal muhalefetin en başarılı ve ezene, hor görene geri adımlar attırmayı başaran bir hareket gelişmişken / gelişmeye devam ederken onu desteklemeyenlerin neden desteklemediklerini yukarıda açıklamaya çalıştıklarıma bakarak anlamak zor değil. HDP varolan koşullarda AKP’ye geri adım attıracak, toplumsal iyiliği daha da ileriye çekebilecek, gerilemeye dur diyebilecek tarihsel bir potansiyeli içerisinde barındırıyor. Bugünkü nesnel koşullar içerisinde ‘aklıselim’ bir kişinin, özellikle ‘solcu gelenekten’ gelen bir kimsenin HDP’yi desteklememesi onun ne kadar çok dogmatik, kısır döngülerle varolduğunu işaret eder – kötü, yanlış bir insan, grup, örgüt olduğunu değil. Bunun tersine HDP’nin bugünkü nesnel koşullar içerisinde desteklemesinin gerekliliği onların her zaman her yerde doğruyu söylediği ve de söyleyeceği ya da öyle bir pratik içerisinde oldukları, olacakları anlamına gelmez. Kendisine ‘ilericiyim’, doğruyu ve halkı seviyorum diyen herkesin tarihsel anın doğruluklarını anlama ve yakalama yükümlülükleri vardır. Tarihsel koşullamalar bizi ne kadar engellese de, zamanın içindeki boşluklar bize bir geri adım atıp daha büyük resmi görme olanağını sunabilir. O olanakları kullanabildiğimiz ölçüde insanlığımızı, doğallığımızı yaşama, farklılıklar yaratma ‘şansına erişebiliriz’.

  • Turgut Öker: “7 Haziran Seçimleri Türkiye’nin Son Seçimleri Olabilir”

    Turgut Öker: “7 Haziran Seçimleri Türkiye’nin Son Seçimleri Olabilir”

    Turgut Öker
    Turgut Öker

     

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu eski başkanı ve HDP İstanbul milletvekili adayı Turgut Öker’e 7 Haziran seçimleri, Aleviler ve HDP ile yapılan ittifaka ilişkin görüşlerini sorduk.

    Bir Alevi gözüyle bu seçimler neden bu kadar önemli?

    Bugüne kadar Türkiye’yi yönetenler Alevileri pek sevmediler. AKP hükümeti ise, sevmemenin ötesinde muhafazakar seçmenin oyunu kemikleştirmek için Alevi düşmanlığı yapmaktan hiç çekinmedi. Bu hükümetin IŞİD barbarlarını desteklediği konusunda hiçbir tereddütümüz de yok. Tayyip Erdoğan başkanlığında bir Türkiye’de Kobani, Suriye veya Irak’da olduğu gibi kitlesel katliamların olabileceği gerçekliği Alevileri bu seçimlerde daha da endişelendirdi. 7 Haziran seçimleri Türkiye’nin son seçimleri olabilir. Erdoğan bir Cumhurbaşkanı’nın yapmaması gereken ne varsa hepsini yapıyor. Tam bir diktatör gibi davranıyor. Başkanlık koltuğuna oturduğunda kendine muhalif bir gücü yaşatmayacaktır.

    Bugüne kadar mecliste bulunan Alevi milletvekilleri neden Alevi kimliğini temsil etmedi?

    Alevi milletvekilleri Alevi kimliği üzerinden parlamentoda mücadeleye gitmiş değillerdi. Zaten mecliste bulunan bu milletvekillerinin Alevileri ne temsiliyet kabiliyeti ne de donamımları var.

    Siz bu çıkış için neden bu kadar beklediniz?

    Aslında beklemedik. Bir önceki seçimlerde Istanbul 1. Bölgeden bağımsız aday oldum. Tek davam Alevilerin inanç ve kimlik özgürlüğüne kavuşması ve yeryüzünde maruz kaldıkları katliamlardan kurtulmaları oldu. Bu nedenle siyaset benim için vazgeçilmez oldu. 27 yıl önce Avrupa’da Aleviler adına ne hedef belirlediysek bugün bu hedeflerin hepsine ulaştık. Şimdi bu hedeflerimizi siyasi anlamda Türkiye’de de gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

    HDP ile ittifakınız nasıl gerçekleşti?

    Aleviler kendilerini oldukları gibi kabul eden, mücadelesine saygı duyan ve temsiliyet hakkı veren siyasi parti arayışı içerisindeydiler. HDP bu taleplerimize saygın ve çağdaş bir şekilde yaklaştı. CHP’den gelen teklif ise sandıkların bekçiliğini yapmak oldu. 90 yıldır CHP Aleviler için bir çözüm olmadığı gibi, Aleviler yalnızca oy deposu olarak görüldü. Ayrıca IŞİD barbarlığına karşı Kürtlerin direnişi, insanlığın kurtarıcısı olması sebebiyle Aleviler ve Kürtleri yan yana getirdi.

    Bu ittifak veya eylem birliği ne anlama geliyor?

    Ben daha çok stratejik işbirliği diye nitelendirdim. Siyasi açıdan hedeflediğimiz amaçlara ulaşabilmek için HDP bünyesinde bulunan tüm bileşenlerle yoldaşça, hedef ve mücadele birliğimizi bu partinin çatısı altında somutlaştırdık. Alevi hareketi kendini fesh ederek HDP ile bir ittifak yapmış değil. Alevi hareketleri bundan sonraki faaliyetlerini HDP çatısı altında yürütecek de değil. Bugüne kadar yarattığı tüm değerleri koruyacak. Ben HDP’den milletvekili adayıyım ancak HDP üyesi değilim. HDP’nin ‘Bizler Meclis’e’ sloganından kastı da budur. HDP yekpare ideolojiden oluşan bir parti değildir.

    ‘CHP hapishanesinde tutsak Alevilerin özgürlük yürüyüşü’

    HDP’den adaylığınızı bu yaptığınız açıklamalar doğrultusunda değerlendirebilir miyiz?

    Bana CHP genel başkanlığını verseler yine kabul etmem. Benim siyasi kimliğim sol-sosyalist bir kimliktir. CHP böyle bir parti değil. Benim CHP’den aday olmam demek bunca yıldır savunduğum tüm ilkeleri yok saymam demektir. Alevilerin talepleri ve politik ilkeleri açısından yola çıktığımızda da Türkiye’yi bu noktaya getiren Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. CHP ile ittifak yapmamamızın en önemli sebebi Diyanet’tir. Alevilerin bu tavrı, tarihsel olarak CHP hapishanesinde tutsak Alevilerin özgürlük yürüyüşüdür.

    Sizin HDP’den adaylığınız Aleviler için ne anlam ifade ediyor?

    Bu Alevilerin kendi örgütleri üzerinden meclise gitme ittifakıdır. Benim HDP’deki konumum Avrupa ve Türkiye’de bir mücadelenin parlamentodaki sesi olacak.

    Alevilik bir inanç örgütüdür siyasi bir parti değildir söylemini sıkça duyuyoruz. Son dönemlerde Aleviler siyasi olma yolunda ilerliyor diyebilir miyiz?

    Bu ifadeyi kullananlar Alevilikten bihaber insanlar. Alevilerin hiçbir tarihsel simgesi veya lideri yoktur ki hastalıktan dolayı yatakta son nefesini vermiş olsun.

    Peki neden böyle bir söylem geliştirildi?

    Aynen Sünnilikte olduğu gibi Alevilik’te de din afyonu yaratmaya çalışmalarındandır.

    Sizin veya başka bir Alevinin mecliste olması bir inancı mı yoksa bir kimliği mi temsil ediyor?

    Bir inanca mensup olan kitlelerin temsil edilmesi anlamına geliyor. Yani Aleviler başka bir şey Alevilik başka bir şeydir. Birisi bir öğreti bir diğeri o öğretiye mensup insanlar topluluğudur. Biz mecliste topluluk olarak Alevilerin, inanç olarak da öğretilerinin temsilcileri olacağız .

    Britanya Alevi Birliği Federasyonu kendi tabanından açıkça HDP’ye oy isteyemiyor bunun bir bölünmeye yol açacağı endişesini taşıyorlar. Sizin de adaylığınızı göz önünde bulundurursak HDP’ye oy istemek neden bölünmeye sebep olacak?

    Bölünmeye tabi ki sebep olmaz. Buradaki federasyonumuzun yeni olmasından kaynaklanan bir tereddüt söz konusu.

    Genelde vicdanınız ile oy kullanın çağrısı yapılıyor. Herhangi bir destek çağrısı yok…

    269 delege içerisinde HDP ile işbirliğine el kaldıranlardan birisi Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil’di. Kendisinin el kadırarak aldığı bir karar ona yabancı bir karar olamaz. Avrupa Alevi Birliği Konfederasyonu’nun yüzde 99’luk iradesi ile alınmış bir karardır. Bu nedenle herkes bu karara saygı duymalıdır.

    Peki buna rağmen neden böyle bir açıklama yapılamıyor?

    Tereddütten kaynaklanıyor bence…

    Nedir bu tereddüt?

    İnsani kaygılar örgütsel ilkelerin önüne geçiyor. Örgütümüzün aldığı kararı açıkladık ancak bu karara uyan olur veya olmaz. Britanya’da da aynı durum söz konusudur. İsrafil Erbil HDP’ye oy vereceği yönünde açıklamasını yaptı. Sendika veya sivil kuruluş örgütlerinin başkanları kurumsal tercihlerini dile getirmeseler bile bireysel tercihlerini ifade eden açıklamalar yaparlar bu da bir işaret olur.

    Bölünme olur mu?

    Olmaz. Seçimlerden sonra hem Aleviler hem de tereddütü olanlar en doğru kararı verdiğimizi görecekler. Bu nedenle bu konudaki öngürümüzden hiç süphem yok. İtirazı olanlar seçimden sonra bize hak vereceklerdir.

    Adaylığınızın kafası karışık Aleviler açısından olumlu etkisi oldu mu?

    Ben bir partinin adamı değilim, benim çizgimi bilen bilir. Ömrümü adadığım dava Alevilik davasıdır. Bu davamda daha başarılı olabilmem için HDP bir araçtır ve adaylığım davama meşru zemin oluşturacaktır. Avrupa’da başardığımız Güç Birliği’ni Türkiye’de başaramadık. Öncelikli amacım Türkiye’de de böyle güç oluşturmak ve Alevilerin birliğini sağlamak, kimlik siyaseti hareketini başlatmak. Bu tabi ki bu ayrı bir parti kurmak anlamına gelmiyor.

    Bu söyledikleriniz bir siyasi yol haritası mı?

    Evet bir siyasi yol haritası diyebiliriz. Milletvekili adayı olmamın sebebi bu siyasi yol haritasıdır. Türkiye’de Aleviler henüz bir çatı altında örgütlenebilmiş değil. Benim için bu tarihsel bir sorumluluk ve bu sorumluluğu da ancak ben yerine getirebilirim diye düşünüyorum.

    Bundan sonra Alevileri neler bekliyor?

    Erdoğan’ın 8 Haziran’da yenilgiye uğraması Alevilere inanılmaz bir özgüven kazandıracak. Çünkü Aleviler ilk kez bir siyasi tercihte bulundular ve biz de varız dediler. Alevilerin özgüvenlerini yeniden kazanmaları Türkiye’de en belirleyici güç olmalarını sağlayacak.

    Bu söylediğiniz yavaş yavaş gerçekleşiyor mu?

    Seçimlerden sonra bunun önünün açılacağını düşünüyorum.

    ‘Kürt Özgürlük Hareketi, Kobani öncesi ve sonrası’

    Kürt Özgürlük Hareketi Alevilerde zihinsel bir dönüşüm yarattı diyebilir miyiz?

    Kürt Özgürlük Hareketini 90’lı yıllarda çok sağlıklı değerlendiremedik. Türkiye Cumhuriyeti’nin örgütlediği bir hareket olarak gördüm. Bundan dolayı da sağlıksız ilişkilere girdim. Kürt Özgürlük Hareketinin özgüveni ile birlikte kendi dışındaki toplumsal yapılara yoldaşça yaklaşımı bugün bu hareketin tarihsel misyonunu bir adım daha öne çıkardı. Kürt Özgürlük Hareketinin farklı kimlik ve etnik grupların maruz kaldığı katliamlara ve saldırılara bedel ödeyerek ve şehitler vererek karşı koyması bizler açısından bu hareketi bugüne kadar vermiş olduğu mücadele ve misyonundan daha anlamlı bir yere taşıdı. Kürt Özgürlük Hareketine, Kobani öncesi ve sonrası tanımlaması yapılacaksa bu yanlış olmaz.

    Bazı Alevilerin Şafi Kürtler önyargısı nasıl yıkılacak?

    Bu önyargı ancak pratikte yıkılabilir. Aleviler için Madımak neyse Roboski de odur. Roboski’ye yaptığımız taziye ziyareti ve yine yaptığım seçim çalışmalarında da gördüğüm; kadınların devrimci tarzdaki değişimi ve dönüşümü takdire şayan bir durum. Egemen güçler bugüne kadar yan yana gelmemizi engelledi fakat yan yana gelişimiz bu önyargıları da yıkacak. Farklılıklarımızda bizim eşit koşullarda yaşamamıza hizmet edecektir diye düşünüyorum. Mazlum halklar birleştiğinde bize bu acıları yaşatanları alaşağı etme imkanını bulacağız.

    Rojava Devrimi Aleviler açısından ne ifade ediyor?

    Rojava Devrimi; öğreti olarak Alevilere hiç de yabancı olmayan bir anlayışın ve modelin Ortadoğu’da hayata geçirilmesi olarak görülüyor. Alevilikte, özyönetim, demokrasi ve dünyada çok az inançta olan rızalık vardır. Kendi içinde farklılık arz eden halkların, birbirlerinin hukunu yaşatma pahasına bir araya gelmeleri sadece Rojava açısından değil, tüm Ortadoğu açısından da bir model. Alevilerin bu temsiliyeti pratikte görmeleri bakımından Rojava Devrimi önem taşıyor.

    Seçimlerden sonra Türkiye’yi nasıl bir tablo bekliyor?

    Barajı aşacağımıza dair hiçbir süphem yok. 90 yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tek tip insan yaratma politikası ve Türk İslam sentezi tarihe karışacak. Türk-İslam sentezi Kürtleri ve Alevileri asimile ve yok etmek istedi. Ancak 8 Haziran’dan itibaren Kürtler ve Aleviler güçlü bir şekilde parlamentoda olacak. HDP’nin “Biz” projesi üzerinden zulüm gören tüm halklar için yeni bir süreç başlayacak ve bu yok eden zihniyet için ise ciddi bir yenilgi olacak.

  • HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi?

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi?

    Seçim çalışmaları boyunca 60’dan fazla seçim noktasında saldırıya maruz kalan HDP, son olarak bu sabah Adana ve Mersin’de parti binalarına bombalı saldırıya maruz kaldı. AKP genel başkan yardımcısı Süleyman Soylu üç hafta içerisinde iki defa ‘orayı başınıza yıkarız’ diye HDP’yi tehdit etmiş ve saldırı haberini vermişti.

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi? 1
    Eski DP genel başkanı Süleyman Soylu Erdoğan tarafından özel bir çalışma ile AKP’ye transfer edilmişti

    Bir dönem faili meçhul cinayetlerin arkasındaki isimlerden olan Mehmet Ağar’ın en yakınındaki isim olan ve Recep Tayip Erdoğan’ın özel davetiyle AKP’ye katılan ve şuan AKP Genel Başkan Yardımcılığı yapan Süleyman Soylu tüm Türkiye’nin önünde HDP ve eş genel başkanını açıkça tehdit etmiş ve bu saldırıların haberini vermişti. Soylu bir hafta önce Demirtaş’a ‘Kandilinizi söndürürüm’, yaklaşık iki hafta önce de ‘Orayı başınıza yıkarız’ diyerek açıkça tehdit etmişti.

    AKP Genel Başkan yardımcısı Süleyman Soylu iki hafta önce Karadeniz’de seçim bürosunun açılışında konuşmuş ve HDP’yi açık bir dille tehdit etmişti. Soylu: “hiç kimse endişe duymasın o Demirtaş bize vız gelir tırıs gider” dedikten sonra “Buradan Demirtaş’a söylüyorum. Haddinizi, hukukunuzu bilin, söylüyorum sana Demirtaş, buradan Türkiye’ye ilan ediyorum, orayı kafana yıkarız” demişti.

    HDP´ye Saldırı Emrini AKP Başkan Yardımcısı Soylu mu Verdi? 2
    Soylu bir dönem Meğmet Ağar’ın en yakınındaydı

    Geçen haftada yaptığı konuşmada yine Demirtaşı hedef alan Soylu ‘Kandilini Söndürürüz’ demişti. Soylu: ‘‘O da Diyanet’i kapatacakmış. Gücü yeterse. Ben ona bir cevap vereyim de alsın ağzının payını, biz de senin Kandil’ini söndürürüz Selahattin efendi. Öyle kolay değil bu işler. Bu memleketin birliği, beraberliği ile istiklalinin nasıl oluştuğunu ve ülkede tek bir çakıl taşının kimseye verilemeyeceğini biz siyasetimizin birinci ilkesi olarak biliriz”

  • Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    Çocukluğu Gezi Parkında Geçen Ressamdan 50 metrekarelik Gezi tablosu

    21 yıl boyunca Gezi Parkı’yla ilgilenen bahçıvanın ressam oğlu, Gezi Parkı eylemlerinin 2. yılına özel dev bir tablo yaptı. Tabloda Gezi eylemleri sırasında öldürülen Berkin Elvan’dan Hasan Ferit Gedik’e, TOMA kovalayan POMA’dan TMMOB Mimarlar Odası üyesi Mücella Yapıcı’ya kadar pek çok önemli figüre de yer verilmiş.

    s-d928e4d1178303a001a70e3c3b61452d9702441c
    Tablo 50 Metre Kare

    Çocukluğu Gezi Parkı’nda parkta geçen ressam Haydar Özay, 50 metrekarelik dev Gezi tablosunu tamamladı. Tablo, Gezi olaylarının 2’nci yıldönümünü olan 30 Mayıs’tan itibaren görülebilecek.

    Hürriyet’ten Ali Dağlar’ın görüştüğü ressam Haydar Özay, 1 yıldır 50 metrekarelik Gezi tablosu üzerinde çalışıyor. Yağlıboya tabloda, Gezi sürecinde yaşamını yitiren çocuklar, anneleri, Çarşı, penguenler, kırmızılı kadın, turnalar, Soma, Mücella Yapıcı, sarı kanarya, TOMA kovalayan POMA, doğum sahnesi gibi soyutlamalar var. Turnalar Anadoluya, Alman Şair Schiller’in “Turnalar siz anlatın katillerimi!” tiradının yer aldığı baladı “Ibicus’un Turnaları”na gönderme. Sponsor yok; masrafları Gezi’deki gibi imece usulü karşılanan tablo, 30 Mayıs’ta, yapıldığı yer olan İstanbul Taksim’deki Mimarlar Odası’nın terasında sergilenecek, sonbaharda yurtdışı turnesine çıkacak.

    gezi-tablo7
    Ressam Haydar Özay

    Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) Resim bölümü mezunu ve aynı bölümde yüksek lisans yapmış ressam Haydar Özay anlatıyor: “Babam Cemal Özay 1979’da, Gezi Parkı’na bahçıvan olarak girmiş. 21 yıl park ve ağaç düzenlemesini yaptı, Gezi’den sorumluydu. Canla başla çalışırdı. Orada geçti çocukluğum. Bu resmi yapmamı çok istedi. Anadolu insanının sanata duyarlığı benzersizdir. Köyde koyun otlatırken çizdiğim desenleri zaman zaman sergilerim. Çoban ressamlığı ile akademi eğitimini birleştirdim.”

    gezi-tablo6
    Gezi’de yaşamını yitiren birçok kişi gibi Gezi İsyanının sembol isimlerinden Berkin Elvan da tabloda yerini almış

    “2006’da, Şan Tiyatrosu’nda Büyük İstanbul Resmi’ni yaptım, 14×5 metre ebadında. Gezi’yi resimlemek, yeni bir üslup ihtiyacı doğurdu. Birbirine çok uzak, belki çok yakın pek çok şeyin yan yana getirilmesi var, duygusal zorluk var. Resmini yaptıklarımızın anne-babası ziyarete geliyor. Berkin’in, Hasan Ferit’in ailesi geldiler.”

    gezi-tablo3

    “Gezi devam ederken desenler çizdim, notlar tuttum, fotoğraflar çektim. Çok yakınındaydım sürecin. Mücella Hanım’a resim için yer aradığımı söyledim, buraya davet etti. Acele etmeden, çok inanarak çalışmamda ısrarcı oldular. Mücella Yapıcı’yı, kendisini İstanbul’a adamış, onu koruyan bir tatlı cadı olarak resmettim. Süpürgesinin üstünde, kucağında Haydarpaşa binası. İstanbul’a tutkusunu, mücadelesini biliyorum. Özgecan var son eklediğim, Berkin Elvan var bilyeleri ve köpeğiyle, uçurtmasıyla. Mehmet Ayvalıtaş Berkin’in uçurtma ipini tutuyor, resmi yaparken yitirdiğimiz annesi saçını tarıyor. Ethem Sarısülük kararlılığıyla burada, Hasan Ferit, kravatlı Medeni Yıldırım. Uğur Kurt çocuğuyla. Hatay’dan üç çocuk; Ahmet Atakan, Ali İsmail, Abdullah Cömert. Soma var. Timsah ile kılıç balığının kavgasını Gezi savaşlarını sembolleştirmek için koydum. Penguenleri basın eleştirisi olarak, kayıp düşerken. Umudu sembolleştirmek için yunus balığının doğum sahnesi. Kurukafanın dişleri, kepçenin dişlerine karışmış; ölümün dişleri gibi. Çarşının çubuk forması. Ben de varım.”

    gezi-tablo4

    Ressam Haydar Özay, Taksim Dayanışması’nın en önemli bileşeni Mimarlar Odası’nın terasında yaptığı çalışma için “Gezi ruhuna keşif gezisi bu. O ruhu bir romancı bakışıyla resmettim” diyor.

    Kaynak: Radikal

  • TURGUT ÖKER: SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE

    TURGUT ÖKER: SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE

    ‘Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi de bir o kadar kutsaldır’

    SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE 1

     

    Geçtiğimiz Pazar günü Wood Green’de bulunan Dominion Centre’da yapılan Tv10 ile dayanışma gecesinden konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu eski başkanı ve HDP İstanbul milletvekili adayı Turgut Öker HDP’nin Türkiye halklarının acılarının bileşeni olduğunu belirterek, bu ülkeyi ırkçı ve kafatasçı yöneticilerden kurtarmak için yola çıktıklarını ifade etti.

    Öker ayrıca HDP ile ittifağı eleştiren kesimlere de cevap vererek; ‘kim ne derse desin bu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonun, hepimizin kararıdır, ve yolumuz açıktır’ dedi. Kürt hareketinin ve Alevi hareketinin ortak mücadelesinin önemine değinen Öker; ‘Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi de bir o kadar kutsaldır’ dedi.

    HDP İLE İTTİFAKI SORGULAMAK SİZİN EN SON İŞİNİZ OLMALI

    Binden fazla kişinin katıldığı Tv 10 ile dayanışma gecesinde bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil de, HDP ile ilgili bazı Alevilerden gelen tepkilere cevap verdi. Erbil, HDP’nin Alevilerin taleplerini kabul ettiğini ve ittifakın da bu temelde gerçekleştiğini ifade ettikten sonra şunları belirtti; ‘Ben özellikle farklı siyasi partilere oy verecek dostlardan isteğim, oy verdikleri partilerin Alevilerin taleplerine kulak vermelerini sorgulamalarını istiyorum. Eğer bu sorgulamayı yapamıyorsanız, eğer oy verdiğiniz partiyi Alevilerin taleplerini kabul eden bir noktaya getiremiyorsanız, o zaman Alevilerin taleplerini Kabul eden HDP ile ittifakı sorgulamak sizin en son işiniz olmalı.’

    Katılımın çok yoğun olduğu dayanışma gecesi Hüseyin Mehmet Gazi dedenin konuşması ve seslendirdiği deyiş ile başladı. Gecede HDP’li gençlerin geçen hafta yaptığı futbol turnuvasında şampiyon olan takıma kupası Turgut Öker tarafından verildi. Britanya Alevi gençleri de gecede sahneye çıkarak Turgut Öker şahsında tüm güçleriyle HDP’nin yanında olduklarını ifade ettiler.

    Dayanışma gecesine katılan HDP İstanbul İkinci bölge birinci sıra adayı Turgut Öker 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlere ve Alevilerin HDP ile yapılan ittifakına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Öker, HDP ile ittifakı eleştiren kesimlere cevap vererek; ‘kim ne derse desin bu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonun, hepimizin kararıdır, ve yolumuz açıktır’ dedi. Kürt hareketinin ve Alevi hareketinin ortak mücadelesinin önemine de değinen Öker; ‘Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi de bir o kadar kutsaldır’ dedi.

    ELİ KANLI DİKTATÖRE DUR DEME ZAMANI

    Oy kullanma hakkına sahip herkesi sandığa gitmeye çağıran Öker konuşmasında şu açıklamaları yaptı; ‘‘Türkiye’nin tüm farklı kimlikleri, tüm ezilen, sesleri kısılan halkları bu engelleri aştı zaten, barajlar yıkıldı zaten, şimdi sorun, iktidarı ele geçirmiş, devleti ele geçirmiş bu eli kanlı diktatör Tayip Erdoğan’ı sandıkta da yenmek önemli.

    Özellikle Londra’da yaşayan oy kullanma hakkına sahip olan canlar, şayet o gün sandık başına gitmezseniz bu anlattıklarımın hiçbiri karşılığını bulmamış olur. İki eliniz kanda da olsa 30-31 Mayıs tarihinde sandık başına gidip Halkların Demokratik Partisine oy vererek, faşist Yezide dur diyelim.

    SEÇİMLERİN KADERİ AVRUPA’DAKİ HALKIMIZIN ELİNDE

    Eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş’ın da dediği gibi bu seçimlerin kaderi Avrupa’daki halkımızın elinde. Avrupa’da 3 milyon civarında oy var, biz Dersim bombalandığında, Maraş kana bulandığında, Sivas, çorum kana bulandığında, Madımak ateşe verildiğinde, açlığımızdan, sefaletimizden dolayı, biz Kızılbaşlar o kutsal topraklarımızı terk etmek zorunda kaldık, acı çektik gözyaşı döktük, bugün Avrupa’da yaşayan Kızılbaşlar olarak, burada bulunuşumuz ilk defa bizim lehimize dönüştü, ilk defa Avrupa’da yaşıyor olmamız, Türkiye’de devrimci güçlerin yürüttüğü mücadeleye ilk defa ciddi katkı sunma durumuna geldik. Avrupa’da alacağımız 400 bin oy seçimlerin kaderini değiştirecektir.

    ALEVİLER HDP İLE NEDEN İTTİFAK YAPTI

    Ben 27 yıldır Alevilerin özgür bir şekilde yaşaması için mücadele veriyorum. Biz Avrupa’da bir tane Alevi kültür merkezi ile başladık, şuanda 270 tane Alevi kültür merkezimiz var. Avrupa’da önümüze koyduğumuz tüm hedefleri gerçekleştirdik. Yürüttüğümüz büyük mücadele ile artık kimseden korkmadan, cesurca sokaklara çıkabiliyoruz. Ama Türkiye’de halen ciddi sıkıntılar var, Aleviler birlik değil. Biz daha üç yıl önceden, gezi süreci olmadan, daha İşid ortaya çıkmamışken, Sol sosyalist kesimler, Alevi hareketi ve Kürt hareketi bir araya gelmesini istedik, ve biz buna öncülük ettik. Bugün ne kadar doğru bir şey yaptığımızı görüyoruz. Kürt hareketi ile Alevi hareketini yan yana getirmekle çok doğru bir şey yapmışız.

    Biz 27 yıldır bağımsız bir Alevi örgütlenmesi olmamıza rağmen, tüm proglarımızda ve çalışmalarımızda dedik ki Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesi ne kadar kutsal ise Kürt halkının özgürlük mücadelesi bir o kadar kutsaldır. Şimdi bu iki damar birleşti ve Halkların Demokratik Partisi Alevilerin tüm taleplerini programına aldı. HDP bize siz mecliste kendi adınıza kimi görmek istiyorsanız kendiniz karar verin dedi. Biz 269 Alevi örgütü toplandık ve 265 temsilci bu öneriye evet dedik. Bu noktada kim ne derse desin bu AABK’nin kararıdır, hepimizin kararıdır. Ve bu noktada da yolumuz açıktır.

    KÜRT GERİLLARI TÜM HALKLARI KORUYOR

    Bir aydır Türkiye’deyim, her yeri geziyoruz, yıllardır bu Şafii, Sünni, bu Alevi, bu Müslüman diye halkları karşı karşıya getiren bu güçler öyle bir zehir saçmışlarki, şuanda da aynı güçler bu zehiri saçmaya devam ediyor. Ama artık bunu başaramayacaklar.

    Türkmenler ırakta kuşatıldılar, ölümle yüz yüze kaldılar, onların yardımına ne Nato ne de Birleşmiş milletler gitti, kendi kaderleri ile baş başa kaldılar. Süryaniler, Ezidiler Şengal dağında büyük bir soykırımla karşı karşıya kaldılar, yine Nato ne de BM yardımlarına gitmedi, onların imdadına kim yetişti, başta yiğit Kürt kadın gerillaları olmak üzere Kürt özgürlük hareketi yetişti. Bu biz Aleviler için bir dönüm noktası oldu.

    Kendi özgün kimliğimizi ve davamızı koruyarak, seçimden sonra da bizim davamız Alevi davası olacak. Amacımız güçlü bir Alevi hareketi yaratmak. Bizler mecliste kendi kökleri üzerinde güçlenen, Alevilerin ve Kızılbaşların birliğini sağlayan bir siyasi hareketin bugün olduğu gibi yine Ermenilerle, Süryanilerle, Ezidilerle ve Kürt Özgürlük Hareketi ile yoldaşça yolumuza devam edeceğiz.’’

    HDP İLE İTTİFAKI SORGULAMAK SİZİN EN SON İŞİNİZ OLMALI

    Binden fazla kişinin katıldığı Tv 10 ile dayanışma gecesinde bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil de, HDP ile ilgili bazı Alevilerden gelen tepkilere cevap verdi. Erbil, HDP’nin Alevilerin taleplerini kabul ettiğini ve ittifakın da bu temelde gerçekleştiğini ifade ettikten sonra şunları belirtti; ‘Ben özellikle farklı siyasi partilere oy verecek dostlardan isteğim, oy verdikleri partilerin Alevilerin taleplerine kulak vermelerini sorgulamalarını istiyorum. Eğer bu sorgulamayı yapamıyorsanız, eğer oy verdiğiniz partiyi Alevilerin taleplerini kabul eden bir noktaya getiremiyorsanız, o zaman Alevilerin taleplerini Kabul eden HDP ile ittifakı sorgulamak sizin en son işiniz olmalı.’

    Erbil konuşmasında şunları belirtti; ‘‘Seçim süreciyle birlikte Alevi tabanında bazı tartışmalar başlamış, Konfederasyon nasıl gider Alevileri bir partiye yamar, satar yada Alevilerin oylarını bir partiye yönlendirir. Onlara söylenmesi gereken şu; biz Alevilerin taleplerinden vazgeçmedik, bizler Alevilerin inanç değerlerinden vazgeçerek kimseyle ittifak yapmadık. Biz ALevilerin oy verdikleri partilerden gelen teklifleri değerlendirdik. Alevilerin HDP’lileşmesinden çok, HDP’nin Alevilerin talepleri kabul etmesi ile gerçekleşti.

    SİYASETİ ALEVİ BİLİNCİYLE YAPACAK SİYASETÇİLERE İHTİYACIMIZ VAR

    Alevilerin sorunu siyasi yollarla çözülecek sorunlardır. Biz inancımızı artık yaşayabiliyoruz, sorun yok. Ama bugün AKP Alevi dedelerini okullarda okutarak, kendisine biaat eden, Türk-İslam tezini savunan, Aleviliğin içini boşaltan çalışmalar yürütüyor. Bunun karşısında durmak için, bugün Suriye’de bizi katleden zihniyete karşı durmak için siyasi arenada olmamız gerekiyor. Siyaseti Alevi bilinciyle yapabilecek siyasetçilerin oraya gitmesi gerekiyor. Alevi bilincinden taviz vermeden ittifaklar yapmak gerekiyor. Tam da bu bilinçle yapılan bu ittifak nedeniyle, Aleviler, Alevi örgütleri bunu söylüyoruz. Ama hiç bir Aleviye zorla, kafasına silah dayayarak oyunu bu partiye ver demiyoruz. Biz hangi siyasi parti ne demiş, Alevi kurumların başkanlarını nerede aday göstermiş, bunları anlatıyoruz. Bunları anlatmak bizim görevimiz. Sadece rapor vermek değil, aynı zamanda bu partinin, bu felsefenin yaklaşımını anlatıyoruz. Bunları yaparken Alevi örgütlerini parçalamak gibi hedefimiz yok. Önemli olan Alevilerin sorunlarının ve taleplerinin siyasi mercilerde çözülmesi için Aleviliğinden taviz vermeyen siyasetçileri oraya göndermektir. Bunun yolu da bu defa HDP’den geçiyor.’’

    Dayanışma gecesinin müzik programında Sezgin Coşkun, Ali Sizer, Koma Zelal de sahneye çıkarak en güzel ezgilerini paylaştı.

    Haber: Alaettin Sinayiç