Tag: WordPress

  • Yılmaz Güney’in Yol Filmi Seyirciyle Buluşmaya Devam Edecek

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Seyirciyle Buluşmaya Devam Edecek

    Dünyaca ünlü Kürt sinemacı Yılmaz Güney’in Yol Filmi, bu Pazar başlayan gösterimi sonrasında, seyirciyle dört hafta daha, Tottenham’daki Bernie Grant Arts Centre’da, buluşmaya devam edecek.

    Ünlü sinemacı Güney’in, kızı Elif Güney Pütün’ün de söyleşi için katıldığı filmin ilk gösterimi, 2 Ekim Pazar günü, gerçekleşti.

    Tottenham belediye encümeni Makbule Güneş ve Bernie Grant Arts Centre ile ortaklaşa organize edilen film gösterimi önümüzdeki dört Pazar, saat 16:00’da gösterilecek.

    img_1874
    Elif Güney Pütün

    Orijinal, sansürsüz Yol filminin ilk gösterimi düzenlenen resepsiyon ve Pütün ile söyleşi ile kutlandı.

    ‘Toplumları Buluşturmak’ söylemiyle gösterimi organize eden Güneş, Bernie Grant Arts Centre’ın Tottenham’daki sanatçılar için önemli bir yer olduğunu ve Kürt halkı için büyük bir değer olan Yılmaz Güney’in Yol eserinin böyle bir yerde gösterilmesinin önemli olduğunu söyledi. Güneş, Londra’daki Kürt halkının eski Tottenham milletvekili adına kurulan sanat merkezi- Bernie Grant Arts Centre ile tanışmalarını da hedeflediğini ifade etti.

    img_1868
    Makbule Güneş, Elif Güney Pütün, Bernie Grant’ın eşi Sharon Grant

    Bernie Grant Arts Centre adresi: Town Hall Approach Road , Tottenham Green , Lon- don , N15 4RX

    Biletler https://www.eventbrite.co.uk/e/yol-tickets-25790001589 adresinden temin edilebilir.

    img_1875

  • Yılmaz Güney’in Kızı: Babamın 35 Yıl Önce Çektiği Filmler, Halen Bugünkü Türkiye’yi Yansıtabiliyor

    Yılmaz Güney’in Kızı: Babamın 35 Yıl Önce Çektiği Filmler, Halen Bugünkü Türkiye’yi Yansıtabiliyor

    Ünlü Kürt yönetmen Yılmaz Güney’in Yol filminin gösterim programı nedeniyle Londra’da bulunan Elif Güney Pütün ile, Yılmaz Güney’i onlarca yıl sonra bile halen filmlerinin neden bu denli ilgi gördüğü üzerine bir söyle gerçekleştirdik.

    Tottenham’da bulunan Bernie Grant Arts Centre’da yapılan Yol filminin gösterimi öncesi görüştüğümüz Pütün ile baba Yılmaz Güney, filmlerini ve yeni ne- sillere aktarmak istediği değerleri konuştuk.

    Esra Türk: Yılmaz Güney’in filmlerine hala ilgi olması ve yeni jenerasyonların beğenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

    Elif Güney Pütün: Bunun ger- çekten muhteşem bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü Yılmaz Güney tamamen halka mal olmuş ender sanatçı ve kahramanlardan biridir. Yeni nesillerin Yılmaz Güney’i tanımaları ve taşımaları çok gurur verici bir şey. Böyle bir ilginin özellikle Türkiye dışında oluşmuş olması çok önemli bir şey çünkü Türkiye topraklarını aşmış bir sanatçı artık. Bu çok onur verici. Ve kendisi de bir şekilde amacına ulaşmış oluyor, çünkü bir yazısında ‘okyanusları aşarak tüm dünya halkına sesimi duyurmak istiyorum derdi. Bugün, onu başardığını fark ediyorum.

    Vefatından 32 yıl geçti ve 32 sene sonra, Londra’da böyle bir talep üzer- ine film gösterimi yapılması ve yeni nesillerin ilgi göstermesi çok önemli.

    Okyanusları aşarak duyurmak istediği mesaj neydi?

    Babam için hayat aslında ikiye ayrılmış bir şeydi. Babam hiç bir za- man milliyetçi olmadı ve onun davası şu şekilde yansıyordu: Ezenler ve ezilenler. Ve verdiği mesaj da zaten ona odaklanıyordu: ‘Ben ezilenlerin yanındayım ve tüm dünya ezilen- lerinin yanındayım. Yani bu benim davam, mücadelem sadece Tür- kiye topraklarına ait bir mücadele değil. Tüm dünya topraklarına ait bir mücadele ve tüm dünyada ezilen halkların mücadelesinin yanındayım. Ve burada kendime bir pay biçiyo- rum. Ben kendim sanatımla bugün kendi topraklarımda bir demokrasi mücadelesi veriyorum, sanatımı bir si- lah olarak kullanıyorum bu demokrasi mücadelesinde ama umarım ki sesimi bütün dünya ülkelerine, uluslarına, dillerine, ırklarına duyurarak böyle bir mücadelenin mümkünatını kanıtlayabilirim.’

    Benim algıladığım mesaj bu.

    Yılmaz Güney bir sinemacı olarak Yol filmi ile özellikle nasıl bir mesaj ve nasıl bir duygu uyandırmak istedi sizce?

    Yılmaz Güney’in ağızından iki ke- limeyle ifade edeceğim, çünkü bunu kendisi ifade ediyor ve yazıyor. Yol bir ‘meydan okuma’ filmidir diyor.

    Yol çok zor şartlar altında çekilmiş bir film. Bir hapishane hikayesin- den, izin hikayesinden, mahkumların hikayelerinden yola çıkarak, aslında ülkemizin, insanlarımızın topraklarımızın kendi içerisinde bir hapishane yarattığının filmi. Ve ger- çekten bir meydan okuma filmi. Çünkü yol çok zor şartlar altında yapıldı yurt dışına çıkarıldı, yurt dışında kurgusu Yılmaz Güney tarafından yapıldı.

    İlk başta 11 kahraman vardı Yol’da ve Yol’un adı Bayram’dı. Bir takım sorunlardan dolayı hikaye kısaltıldı ve topraklarımızdaki insanların iç çelişkileriyle kendi dünyalarımızın nasıl kısıtladığımızı ortaya koyan. Ve aynı zamanda sistemi yargılayan bir film. Ve onun için en önemli direniş ve meydan okuma filmlerinden biriydi.

    Yılmaz Güney’in başka hangi filmlerini Yol gibi değerli buluyorsun?

    Umut’u. Çünkü umut 1970 yılında, Yılmaz Güney’in gerçekten bir dönüm noktası olan bir filmi. Çünkü Umut ile, Yılmaz Güney Türkiye sınırlarını aştı. O zamana kadar yapmış olduğu film- lerle çok çarpışan bir film. Çünkü ora- da, aynı zamanda, küçücük bir arayış, bir hazine hikayesiyle büyük bir toplu- mun acısını, çelişkisini, yoksulluğunu, yoksunluğunu anlatıyor. Ve bir çağ atlıyor. Bu film mesela Cannes Film Festivaline gizli çıkartıldı, Berlin Film Festivaline gizli çıkartıldı. Ayrıyeten, Umut’un yurtdışına çıkmış olduğu için Yılmaz Güney’e dava açıldı.

    Ama tabii ki Sürü, bir destan olarak, Yılmaz Güney’in en önemli filmlerinden biridir. Çünkü orada da Sürü’ye baktığımız zaman, bugün hiç

    bir şeyin değişmediğini görüyoruz. Aynı zamanda, şimdi yaşadığımız küreselleşme olaylarını 1978’de ne kadar ön görü ile ifade etmiş olduğunu fark ediyoruz.

    Bu da hala izlenilme sebeplerinden birisidir herhalde?

    Kesinlikle. Yılmaz Güney filmler- inde çok önemli bir unsur var: Yılmaz Güney filmleri eskimiyor. Bugün Umut, Yol, Sürü’ye baktığımız za- man günümüz Türkiye’sini çok iyi an- layabiliyorsunuz. Bundan 35 yıl önce çekilmiş filmler bugün gerçekten, hala Türkiye’yi yansıtabiliyor. Türkiye’nin ‘halı altına konmuş pisliklerini’ yansıtabiliyor. Bu her sanatçının harcı değil. Böyle bir ön görüye sahip olmayı herkes yapamaz. Ama ben em- inim bundan 10 sene sonra bir Yol’u izlediğimiz zaman yine güncel olacak, yine sıkılmayacağız. Ne yazık ki.

    Yol’da çok önemli bir şey var mesela. Yol’da, Yılmaz Güney çok büyük bir bedel ödemiştir. Çünkü, Yol Cannes Film Festivali’ne gittikten sonra ve ödül aldıktan sonra Yılmaz Güney vatandaşlıktan çıkartılmıştır. Gazetelerde biz onu böyle okuyorduk: biz ona dön çağrısı yaptık, dönmedi. Bu sadece bir mazeret. Esas vatandaşlıktan çıkarılma nedeni Yol filminin orijinal versiyonunda, yani Cannes Film Festi- valinde ödül alan versiyonunda Kürd- istan tabelasının bulunmuş olmasıdır. Çünkü Yılmaz Güney, orada 1982 yılında Kürdistan coğrafyasını gö- zlerimizin önüne sergiliyor. Bu çok önemlidir çünkü bunu ilk ve tek yapan sanatçı ve dava adamıdır.

    Filmlerinde ilk defa Kürtçe müzik kullanan bir sanatçıdır. Bu bir çağdır. Bunu 2016 yılında algılamayabiliriz ama olayları o zamanın tarih, sosyokültürel ortamlarında değerlendirdiğimiz za- man büyüklüğünü görüyoruz.

    Kürdistan tabelası hala Türkiye’de sorun yaratabilecek bir görüntüdür…

    Tabii. Ve şöyle bir olay var. Mesela bugün gösterilen film Yılmaz Güney’in Cannes versiyonudur; ger- çek Yol’u dur. Ama 1999 yılında yapılan Yol versiyonunda Kürd- istan tabelası kaybolmuştur. Yok edilmiştir.

    Yılmaz Güney filmin başında hoparlörle hapishane kurallarını anons eder kendi sesiyle. 1999 versi- yonunda bu ses yok edilmiştir. Film- in müziğiyle oynanmıştır ve film bir sansüre uğramıştır.

    Türkiye’de yayınlanması için mi bunlar yapıldı?

    Evet. Ama, eğer babam yaşamış olsaydı bu şekilde hiç bir zaman yayınlanmazdı ve babam taviz ver- mezdi. Yapılan bu ikinci versiyon, aynı zamanda Yılmaz Güney’in davasına ve kişiliğine bir hakarettir. Çünkü Yılmaz Güney bir bedel ödemiştir Kürdistan tabelasını koyarak.

    Bu ticari bir amaçtı çünkü Yol filmi Türkiye’ye girdiği zaman büyük bir hasılat yaptı. Daha önce sinemalarda gösterilmiyordu. Ama sinemada gös- terilen Yol versiyonu Yılmaz Güney versiyonu değil.

    Yılmaz Güney yaşasaydı, Yol film- ini Kürdistan tabelası olmadan, kendi sesi olmadan göstertmezdi. Çünkü burada safımızı belli ediyoruz. Nerede olduğumuzu belli ediyoruz. Kimin yanındayız.

    Son olarak, size Yılmaz Güney’in kızı olarak onu nasıl hatırlıyorsunuz? babanız olarak nasıl anılarınız var?

    Çok mükemmeliyetçi bir insandı. İnanılmaz derecede siyasi bilincini, siyasi davasını, siyasi mücadelesini aktarmaya çalışan bir babaydı.

    Biz babamızı tanımadan, babamızı yaşamadan bir siyasi mücadele ak- tarma parantezine girdik. O bizim için çok ağırdı, çok acıydı. Ben kızı olarak sadece babamı tanımak isti- yordum. Ve bu ne yazık ki, üç sene birlikte yaşamamız zamanında- ki bu üç senenin bir senesi hastalıkla mü- cadeleyle geçtiği için zor bir dönem oldu. Eksik kaldık. Bir birimizden mahrum kaldık. Ve bugün ben 50 yaşındayım ve o mahrumiyeti hala içimde taşıyorum.

    Bu da ödenen bedellere dahil?

    Kesinlikle. Biz de bir bedel ödedik. Ama onu çok iyi anladık. Belki kabul etmemiz zaman aldı, çünkü olgunlaşmamız gerekiyordu, büyümemiz gerekiyordu, içimizdeki çocukla bütünleşmemiz gerekiyordu. Ama her şeye rağmen çok insani du- ygulara sahibiz ve bu insani duygu bir şekilde ‘babam, benim babam’ diyor.

    Yılmaz Güney’i bir kenara koy- uyor ve benim babamı arıyor.

  • Yılmaz Güney’in Yol Filmi Gösterilecek

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Gösterilecek

    Dünyaca ünlü Kürt sinemacı Yılmaz Güney’in Yol filmi Pazar günü düzenlenecek etkinlikte gösterilecek.

     

     

     

     

    Bernie Grant Art Centre tarafından organize edilecek etkinliğe Yılmaz Güney’in kızı Elif Güney Pütün de katılacak.

    Tottenham’da bulunan Bernie Grant Art Centre’da yapılacak gösterimin ardından Elif Güney Pütün ile bir söyleşi gerçekleştirilecek. 2 Ekim Pazar günü saat 5’te gerçekleştirilecek etkinliğin tüm geliri bir hayır vakfına bağışlanacaktır.

    Bernie Grant Arts Centre, 
Town Hall Approach Road
, Tottenham Green
, London
, N15 4RX adresinde bulunuyor.

    Yılmaz Güney’in Yol Filmi Gösterilecek 1

    YOL filmi:

    Sıkı yönetim döneminin en iç acıtıcı dönemlerindeyiz… İmralı Cezaevi’nde yatan beş mahkum, kendilerine verilen bir izin sayesinde bir haftalığına köylerine dönebileceklerdir. Ancak yol uzundur, yol tehlikelidir, yol can alır. Dışarıdaki dünya içeridekinden hiç farklı değildir. Zulüm her yerdedir, bu topraklarda insan olmak hiç kolay değildir.

    Anadolu topraklarından çıkmış en gerçekçi, en dokunaklı hikayelerin başını çeken Yol üzerine söylenecek çok fazla şey vardır. Yılmaz Güney’in sinemamızın yüz aklarından biri olan bu ölümsüz yapıtı, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alarak evrensel anlamda da başarısını kanıtlamıştır.

    Daha fazla bilgi için 07828 265760 nolu numarayı arayabilirsiniz.

  • Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik

    Kürdistan’da devam eden savaşın yaralarını sarmak amacıyla Heyva Sor A Kurdistan yardım vakfı zengin programlı etkinlik düzenliyor.

     

     

     

    9 Temmuz Cumartesi günü Dalston’da bulunan Halkevinde yapılacak etkinlikte, canlı müzik, fotoğraf sergisi ve panel gibi programlar yer alacak. Etkinliğin panel programında insan hakları savunucusu Avukat Muharrem Erbey Türkiye ve Kürdistan’daki son gelişmeleri ve insan hakları ihlalleri ile ilgili sunum yapacak.

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 4
    Muharrem Erbey, Vanessa Altın

    The Pomegranete Tree (Nar Ağacı) kitabı yazarı da etkinlikte

    The Pomegranate Tree-Nar Ağacı kitabının yazarı Vanessa Altın da etkinlikte kitabın hikayesini ve Kürt mültecilerle çalışma deneyimlerini anlatacak. İngiliz gazeteci yazar Vanessa Altın’ın yeni kitabı Nar Ağacı Daiş çetelerinin saldırılarından sonra parçalanan ailesinin izini süren genç Kürt savaşçı Dilvan’ın hikayesini anlatıyor. Yazar Vanessa Altın’ın kitabı ilk baskısından sonra büyük yankı uyandırmıştı. Nar Ağacı kitabının gelirlerinin bir bölümü Heyva Sor A Kurdistan’a aktarılıyor. İngiliz gazeteci yazar Altın Kuzey Kürdistanlı bir Kürt ile olan 15 yıllık evliliğinden iki kızı bulunuyor.

    Altın, etkinlikte romanın arkasındaki hikayeyi ve uzun bir süredir Türkiye’deki mülteci kamplarında yürüttüğü çalışmalarını katılımcılarla paylaşacak.

    Dayanışma Zamanı

    Heyva Sor a Kurdistan vakfı yetkilileri tarafından yapılan açıklamada etkinlikten elde edilen gelirin tümünün son dönemde Türk devletinin saldırılarından zarar gören ihtiyaç sahiplerine gönderileceği ifade edildi. Açıklamada Cizre, Şırnak, Yüksekova, Sur ve Nusaybin gibi Kürdistan kentlerinde on binlerce insanın evlerinin yıkıldığı, farklı kentlere göç etmek zorunda kaldığı belirtilirken, Avrupa’da yaşayan insanlarımızın da böylesi hassas bir süreçte dayanışma duygusuyla hareket etmelerinin ne kadar önemli olduğu dile getirildi.

    Cumartesi günü Saat 12’de başlayacak etkinlikte Kürt mutfağından yemekler de misafirlere takdim edilecek.

    Halkevi 31-33 Dalston Lane London E8 3DF adresinde bulunuyor.

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 2
    Heyva Sor A Kurdistan Etkinliği

     

    Heyva Sor’dan Savaş Mağdurları Yararına Anlamlı Etkinlik 1

     

  • Zilan Kadın Festivali Haftasonu Başlıyor

    Zilan Kadın Festivali Haftasonu Başlıyor

    Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Zilan Kadın Festivali hazırlık çalışmaları tamamlandı. Roj Kadın Meclisi tarafından organize edilen Zilan Kadın Festivali 25 Haziran’da başlayıp iki gün sürecek. Festivali organize eden Roj Kadın Meclisi Londra’da yaşayan tüm kadınları festivale katılmaya davet etti. 

    ‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ şiarıyla yapılacak olan festivalde panel, film gösterimi, konser, atölyeler, kermes vb etkinlikler yer alacak. Roja Kadın Meclisi tarafından yapılan yazılı açıklamada festival ile ilgili bilgi verildi.

    Açıklamada şöyle denildi; ‘Roj kadın meclisi olarak bu yıl 13.’sünü düzenleyeceğimiz Zilan Kadın Festivali 25 haziran cumartesi günü başlıyor. Britanya’da yaşayan Kürt kadınları festivale her yıl örgütlülüğünü büyüterek büyük bir coşku ile hazırlanıyor… Kürt kadınları düşünce ve duyguda kurduğu sıcak, öğretici bağları sağlamlaştırıyor.

    Kadın özgürlük mücadelesinin yarattığı direniş kültürünün renkli, dinamik ve bir o kadar ince islenmiş tüm ürünleri müzikle, dansla, sözle dile geliyor. Zilan Kadın Festivali her yıl umudumuzu, ısrarımızı ve kararlılığımızı büyütüyor.

    Bu yıl Saraların, Sevelerin, direnişini büyüten tüm kadınların ruhuyla ‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ diyerek buluşacağız.

    Sözlerimiz, ezgilerimiz, sloganlarımız direnişe odaklanacak. O gün hepimizin gülüşü, bakışı birbirine değecek. Sadece bir etkinlik değil bizimkisi, daha fazla güçlenmek için bir arada olacağız.

    Festivalde düzenleyeceğimiz farklı panel ve atölye çalışmaları ile kafamızdaki sorulara cevap arayacağız, sorunların kaynağına inmeye ve bizde saklı olan çözümü hep birlikte bulmaya çalışacağız.

    ilk olarak düşünceler akacak birbirine. 
Demokratik ulusun inşacıları olan kadınlar konuşacak. Asya Yüksel, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ın yaratmak istediği ve uğruna yaşamlarını adadıkları toplumsal inşanın özü anlatılacak.

    Kürt kadınlarının erkek aklına meydan okuyuşu ve demokratik modernitenin bilimi olarak tanımlanan Jineoloji ve kurduğu evrensel bağlar temalı çalışma yapacağız.

    Festival kapsamında kadına yönelik şiddet, çocuk psikoloji vb. toplumsal sorunlar karsısında çözüm yöntemleri de tartışılacak. Kadınlar da beklentileri, önerileri ve eleştirileriyle bir bakıma önümüzdeki dönem çalışma planını oluşturacak.

    Festivalimizde, Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiden Sakine Cansız’ın yaşamını ve mücadelesini anlatan ‘Sara – Hep Kavgaydı Yaşamım’ adlı belgeselin gösterimi yapılacaktır.

    Sur, Cizre Nusaybin’deki aileler ile dayanışma amaçlı düzenlenecek kermes gün boyu açık olacak.’’

    Festival kapsamında çocuklara yönelik te çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.

    Londra'da Yaşayan Kadınlara Zilan Kadın Festivali Daveti 1

  • İngiltere’nin En Saygın Şiir Ödülüne Kürt Kadın Aday

    İngiltere’nin En Saygın Şiir Ödülüne Kürt Kadın Aday

    Kürt şair, akademisyen ve araştırmacı Dr Choman Hardi ingiltere’nin en saygın şiir ödülüne aday. İngiltere’de 25 yıldır geleneksel olarak verilen Forward Prize ödülü için 5 kişilik kısa listeye seçilen Hardi en güçlü aday olarak görülüyor.

    Şiir kitaplarının yanında araştırma kitapları da olan Dr Choman Hardi 1993 yılında İngiltere’ye mülteci olarak geldi.

    25’inci Forward Prize ödülleri kazananları 20 Eylül 2016 tarihinde Royal Festival Hall’da yapılacak törende açıklanacak.

    The Forward Prize for Best Collection ödülleri kısa liste;

    Vahni Capildeo – Measures of Expatriation (Carcanet)

    Ian Duhig – The Blind Road-Maker (Picador Poetry)

    Choman Hardi – Considering the Women (Bloodaxe Books)

    Alice Oswald – Falling Awake (Cape Poetry)

    Denise Riley – Say Something Back (Picador Poetry)

    DR CHOMAN HARDİ KİMDİR?

    Irak Kürdistanı’nda doğan Choman Hardi 1993 yılında mülteci olarak Britanya’ya yerleşti. Queens College Oxford, University College London ile Canterburry’deki University of Kent’te tahsilini tamamladı. Savaş yüzünden dul kalan kadınlar hakkında yaptığı doktora-sonrası çalışmasından dolayı Leverhulme Trust tarafından iki yıllık bursla ödüllendirildi. Bu çalışmanın sonucunda yazdığı Gendered Experiences of Genocide, Anfal Survivors in Kurdistan – Iraq, 2011 yılında Ashgate tarafından yayımlandı. Üç Kürtçe şiir kitabı kaleme alan Hardi’nin İngilizce yazdığı ilk şiir kitabı Life for Us (“Bizim için Hayat”) Bloodaxe tarafından 2004’te yayımlandı. Hardi 2006 yılında, şiirleri “Yeraltı Üzerine Şiirler” adlı programda gösterilen en genç şairlerden biri oldu. Şiirlerinden dördü 2010 yılında GCSE (bir tür ortaöğrenim sertifikası) İngilizce müfredatına dahil edildi. The Poetry Archive Choman, Hardi’nin kendisinin okuduğu şiirlerini aynı yıl CD halinde piyasaya sürdü. Şu anda, Irak Kürdistanı’nın ilk feminist dergisi olan Serdemî Jin (Kadının Çağı) adlı derginin baş editörüdür.

    Hardi şu anda Süleymaniye Amerikan Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı dersleri vermektedir.

  • Savaş Mağduru Çocukları Yararına Londra’da Dev Konser

    Savaş Mağduru Çocukları Yararına Londra’da Dev Konser

    Suriye ve Irak savaşı yüzünden Güney Kürdistan’daki kamplarda yaşayan savaş mağduru çocuklar yararına Londra’da dev bir konser düzenlendi. Barbican Center’da düzenlenen konserde ünlü doğu Kürdistanlı müzik grubu Kamkars, İngiltere’nin en büyük senfoni orkestrası olan Dockland Senfoni orkestrası ile birlikte sahne aldılar.

    Savaş mağduru çocuklar yararına düzenlenen konserde Kamkars grubunun Dockland Senfoni orkestrası ile birlikte sergilediği performans dinleyicileri büyülerken, dakikalarca ayakta alkışlandı.
    https://youtu.be/vRrLWaNmDJA
    1965 yılından bu yana müzik dünyasında önemli bir yer edinen Doğu Kürdistanlı müzik grubu Kamkars bugüne kadar bu alanda sayısız ödüle layık görüldü.
    https://youtu.be/PSBsHEws4nQ
    Pazar akşamı Barbican Centre’da düzenlenen konserin gelirleri Save The Children aracılığıyla Güney Kürdistan mülteci kamplarında yaşayan çocuklara yönelik projelerde kullanılacak. Konser önce Kürdistan Bölgesel Hükümeti İngiltere yüksek temsilcisi Karwan Jamal ve Save The Children yetkilisi birer konuşma yaptılar. Yapılan konuşmalarda savaş mağduru çocukların durumu hakkında bilgiler verildi.