Category: SEÇME YAZILAR

  • ‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’

    ‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’

    Cumartesi günü Dalston’da bir gencin polis tarafından gözaltına alındığında yaşamını yitirmesi yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. Rashan Charles adındaki 20 yaşındaki siyahi gencin yaşamını yitirmesi siyahi toplumda büyük bir öfkeye neden oldu. Pazartesi akşamı Stoke Newington polis karakolu önünde biraraya gelen yüzlerce kişi polise öfke kustu. Üzerinde ‘Artık yeter’ yazılı pankart açan kalabalık kitle polisi cinayet işlemekle suçladı.

     

    Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi gencin gözaltında ölmesinin üzerinden daha bir ay geçmeden Rashan adlı siyahi genç yine gözaltındayken hayatını kaybetti. Kürt Halk Meclisi, Day-Mer ve Gik-Der yöneticilerinin de katılarak destek verdiği eylem Stand Against Rasism tarafından organize edildi. Siyahi gençlerin yoğunluklu katıldığı eylemde sık sık, ‘adalet yoksa barış ta yok, katil polis’ sloganları attı.

    Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma devam ederken, polis Rashan adlı gencin gözaltına alınmadan saniyeler önce ağzına bir obje attığını ve bu objenin Rashan’ın boğulmasına neden olduğunu iddia ediyor.

    Olayın görüntüleri sosyal medyadan paylaşıldı

    Polis tarafından takip edilirken girdiği bir Kürt işletmecinin dükkanında gözaltına alındığı esnada fenalaşan Rashan Charles adlı siyahi genç hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Cumartesi günü yaşanan olayın ardından yayınlanan güvenlik kamerası görüntülerinde, 20 yaşındaki siyahi genç girdiği dükkanda polis tarafından yere yatırıldığı görülüyor. Polisin uzun bir süre yerde yatırdığı ve sırtına bindiği görülüyor. Bir süre sonra sivil giyimli birisinin de polisle birlikte yerde yüzüstü yatan gencin sırtına bindiği görülüyor. Gencin fenalaşması üzerine olay yerine çağrılan ambulans ile hastaneye kaldırılan genç hayatını kaybetti.

    Polis tarafından yapılan açıklamada, gencin polis takibinde olduğu ve dükkana girerken ağzına bir obje attığı ve bu objenin gencin boğulmasına neden olduğu belirtildi. Olay ile ilgili Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’nun (IPCC) tarafından soruşturma başlatılırken, gözaltı esnasında sadece bir polisin bulunduğu ve görüntülerde gencin sırtına binen diğer sivil giyimli kişinin polis olmadığı ortaya çıktı.

    2011 yılında büyük bir isyana neden olan Mark Dungan cinayetinin altıncı yıldönümü yaklaşırken geçtiğimiz ay Ginario Da Costa adlı 25 yaşındaki siyahi genç yine Londra’da gözaltında yaşamını yitirmişti.

    Acılı baba: Adalet istiyorum

    Siyahi gencin ölümünü protesto etmek amacıyla Stoke Newington polis karakolu önünde toplanan yüzlerce kişi polise öfke kustu. Eyleme katılarak bir konuşma yapan Rashan’ın babası Patrick Charles oğlunun polis tarafından katledildiğini belirterek, adalet çağrısı yaptı. Konuşmakta zorlanan üzüntülü baba, ‘‘Oğlum polisin elinde hayatını kaybetti. Acımız çok büyük. Destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Adalet istiyoruz ama herkesin barışçıl olmaya çağırıyorum.’’

    Şahbaz: Sizi en iyi biz anlarız

    Eyleme destek veren Türkiyeli kurumlar adına da Day-Mer temsilcisi Oktay Şahbaz bir konuşma yaptı. Şahbaz konuşmasında aileye başsağlığı diledikten sonra, ‘‘Konu polis tarafından öldürülmeye gelince, konu gözaltında öldürülmeye gelince sizleri Kürt ve Türk toplumundan daha iyi kimse anlayamaz. Türkiye’de de halen kardeşilerimiz polisler tarafından katlediliyor. Biz bugün adalet ve dayanışma için buradayız. Bugün sadece Rashan için değil polisler tarafından katledilen tüm insanlar için buradayız.’’ dedi.

    Stoke Newington polis karakolu önünde yapılan konuşmalardan sonra yüzlerce kişi gencin hayatını kaybettiği Dalston Kingsland caddesi üzerinde bulunan dükkanın önüne kadar yürüdü. Orda da yapılan bir dakikalık saygı duruşunda sonra tekrardan polis karakolu önüne kadar yürüyen kitle gece geç saatlere kadar karakol önünde nöbet tuttu.

    Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı eylemde ara ara gerginlikler yaşandı. Gece yarısı polisler ile bir grup genç arasında çatışmalar çıktı.

  • Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Çağrı: Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir

    Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Çağrı: Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir

    Kuzey Londra’da bulunan Wood Green kütüphanesi önünden bir araya gelen Britanya Demokratik Güç Birliği üyeleri137 gündür açlık grevinde bulunan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma amaçlı eylem düzenlediler.

     

    Kanun Hükmünde Kararnamelerle işlerinden atılan Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın işlerine dönebilmek için başlattıkları açlık grevleri 137 günü geride bıraktı. Hayati durumları riskli bir noktaya ulaşan Gülmen ve Özakça için dün Londra’da yapılan eylemde duyarlılık çağrısı yapıldı.

    Londra’nı kuzeyinde bulunan Wood Green kütüphanesi önünde bir araya gelen Britanya Demokratik Güçbirliği bileşeni kurumların temsilcileri yağan yoğun yağmurun altında bir açıklama yaptılar. Gülmen ve Özakça’nın resimlerinin taşındığı eylemde sık sık ‘‘Nuriye ve Semih yalnız değildir, Siyasi tutsaklara özgürlük, Türk devleti faşist devlet’’ gibi sloganlar atıldı.

    https://youtu.be/pwHQT_sIJ4c

    ‘Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir’

    Grup adına bir konuşma yapan İbrahim Avcıl, Nuriye ve Semih’in çığlıklarına ses vermek için toplandıklarını belirtti. Avcıl şunları belirtti;

    ‘‘Darbe girişiminden bu yana Türk devletinin onbinlerce insanı tutuklandı. Muhaliflere yönelik akıl almaz bir şekilde hedef alındılar, sindirme politikaları ve saldırılar en üst düzeye ulaştı. Faşist Türk devleti tarafından 117 basın kuruluşu hukuksuz bir şekilde kapatıldı. 170’ten fazla gazeteci tutuklandı. Onbinlerce emekçi işinden kovuldu. Nuriye ve Semih işlerine geri dönebilmek için 136 gündür açlık grevindeler. Nuriye ve Semih’i öldürecek olan açlık değil, toplumun sessizliğidir. Bu yüzden bugün burada Nuriye ve Semih’in çığlığına ses vermek için buradayız.’’

    Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Eylem

    ‘Onların açlığı ülkemizin adalete olan açlığını temsil ediyor’

    Eylemde bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil, ülkede artarak devam eden faşizmi aç kalarak dünyaya duyurmaya çalışan Nuriye ve Semih’in eylemlerinin bir adalete olan açlığın bir sembolü olduğunu ifade etti. Erbil şunları belirtti;

    ‘‘Nuriye ve Semih’in açlıkları ülkemizin adalete olan açlığını temsil ediyor. Ülkemizdeki faşizmin, diktatörlüğün, her gün biraz daha fazlalaştığını, onlar aç kalarak duyurmaya çalışıyor. Onların derdi sadece kendi işleri değil. Onlar aç kalarak dünyaya bir mesaj verdi ve Londra’daki Demokratik Güçbirliği bu mesajı bir kez daha iletmeye çalışıyor, onların sesi olmaya çalışıyor. Eşitliğe açız, dayanışmaya açız, birlik beraberlik ve mücadeleye açız, bu açlığımızı giderip bir olmak, güçlü bir şekilde faşizmin karşısında durmak gerekiyor. Nuriye ve Semih yalnız değildir. Onların mücadelesi bizim mücadelemizdir.’’

    İsrafil Erbil

    ‘Uydurma darbe iddiasıyla ülkeyi yarı açık cezaevine çevirdiler’

    Gülmen ve Özakça ile dayanışma eyleminde bir konuşma yapan Day-Mer temsilcisi Feyzullah Cinpolat ise ülkenin yarı açık bir cezaevine dönüştüğünü belirtti. Cinpolat şunları ifade etti;

    ‘‘Bugün Nuriye ve Semih’in bedenlerini açlığa yatırmalarına sebep olan şeyi anlamak için, son yıllarda Türkiye’de gelişen olaylara bakmak gerekiyor. 7 Haziran seçimlerini kaybeden Erdoğan ve şürekâsı iktidarını kaybetmemek için ellerinden gelen her türlü hileleri yapmaya başladılar. Bu hile ve hırsızlıkları halen devam ediyor. 15 Temmuz diye uydurdukları bir darbe senaryosu ile ülkemizi yarı açık cezaevine çeviriyorlar. Bugün diktatörlüklüğü oluşturmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken on binlerce emekçiyi işlerinden ekmeklerinden ettiler. KHK’larla ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar. Cezaevlerini aydınlarla, gazetecilerle, akademisyenlerle doldurdular. Bunlara karşı bizler İngiltere’de örgütlü Demokratik Güçbirliği bileşenleri olarak bu çalışmalarımızı devam ettirmek azmindeyiz.’’

    Feyzullah Cinpolat

    Yapılan konuşmaların ardından eylem sona erdi.

  • AKP’liler ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ Kutlayamadı!

    AKP’liler ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ Kutlayamadı!

    AKP’nin Avrupa örgütlenmesi olan UETD İngiltere tarafından Londra’da yapılan ’15 Temmuz demokrasi ve birlik günü’ adlı etkinlik protesto edildi.

     

    Kuzey Londra’nın Walthamstow bölgesinde ‘15 Temmuz demokrasi ve birlik günü’ adlı etkinliğin yapıldığı belediye binası önünde toplanan bir grup AKP’yi protesto ederek, etkinliğin akışına engel oldu. Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın da programda konuşmacı olarak katılması planlanırken, bakan video konferans yoluyla etkinliğe katıldı. Kendi resmi twitter hesabından Londra’da olduğunu belirtmesine rağmen etkinliğe video konferans yoluyla katılması, güvenlikten kaynaklı olabileceği ifade edildi.

    AKP’nin Avrupa örgütlenmesi olan UETD tarafından Cuma akşamı Walthamstow Town Hall’da düzenlediği 15 Temmuz etkinliğine 200 civarında AKP’li katıldı. Londra’da çalışma yürüten Türkiyeli ve Kürdistanlı kurum temsilcilerinin de içerisinde olduğu bir grup etkinliği protesto etmek için aynı saatlerde Walthamstow Town Hall önünde bir araya geldi.
    https://youtu.be/XFE65_Y01mA

    Sık sık gerginliklerin yaşandığı eylemde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile birlikte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan resimleri ve PKK bayrakları açıldı. Bir süre ana girişi kapatan eylemci grup ile provokasyon yapan AKP’liler arasında arbede yaşandı.

    100’den fazla polis görev aldı

    Gerginliğin büyümesi üzerine çok sayıda polis eylem yerine gelirken, polis helikopterleri yukarıda sürekli olarak uçtu. 100’den fazla polis ile eylemcilerin etrafında etten duvar örülürken, eylemcilerin slogan sesleri salonun içerisinde yankılanıp programın aksamasına ve AKP’lilerin morallerinin bozulmasına neden oldu.

    UETD Yöneticisi tehdit etti

    Eylemcilere müdahale edilmediği gerekçesiyle AKP’liler polise tepki gösterirken, telefonuyla eylemcileri görüntülemeye çalışan bir UETD yöneticisi, eylemcilere’ ‘‘görüntüleri bilişim suçlarına göndereceğim, bakalım siz Türkiye’ye nasıl gideceksiniz’ şeklinde tehdit etti.

    4 gözaltı

    Ara ara gerginlik ve arbedenin yaşandığı eylemde 3’ü protestocu, 1’i AKP’li 4 kişi polisler tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınanların bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

    ‘AKP pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım’

    Eylem boyunca renkli sloganlar atılırken, en çok dikkat çeken ‘AKP pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım’ sloganı oldu. Karşılıklı sözlü tartışmaların yaşandığı eylemde AKP’lilerin ahlak dışı küfürler etmesi dikkat çekti.

    AKP’liler arka kapıdan çıkarıldı

    Saat 18:00’de başlayan eylem gece 23:00’e kadar devam etti. AKP’yi protesto eden grup dağılmamakta kararlı olunca bir saatten fazla binada mahsur kalan AKP’liler güvenlik önlemlerinin arttırılmasından sonra arka kapıdan çıkarıldılar. Salonun AKP’liler tarafından boşaltılmasından sonra protestocu grubun da dağıldığı esnada caddeden geçen bir araçta bozkurt işareti yapan bir kaç kişi orda bulunan gençler tarafından feci şekilde darp edildiler.

     

     

  • Londra’dan Kürtlük Manzaraları

    Londra’dan Kürtlük Manzaraları

    -Aaa siz de mi Türksünüz?

    Yok, Kürdüm

    -Ne farkeder ki! Hepimiz aynıyız.

    Aynı derken?

    -Türk-Kürt ne farkeder ki..

    O zaman siz de Kürdsünüz?

    -Yok ben Türküm Allah’a şükür

    ***

    Türkçe konuşan herkesi Türk kabul eden bir beyinsizle;

    -Türk müsünüz?

    Yok, Kürdüm

    -Türkçe konuşuyorsunuz da

    Başlangıçta siz de İngilizce konuştunuz ama! İngiliz oldunuz mu?

    -Yoook. Elhamdülillah Türküm ben.

    ***

     İngiltere’de doğup İngilizleşmeyen, ama ne hikmetse Türkleşen bir Kürd ile;

    -Siz de Türksünüz..

    Yok maalesef, ben Kürdüm.

    -Aaa ben de Kürdüm.

    Eee siz de mi dediniz ama?

    -Ağız alışkanlığı işte..

    Kaç senedir İngiltere’desiniz?

    -Burada doğdum ben.

    ‘İngilizim’ diye bir ağız alışkanlığınız oldu mu hiç?

    -Yok canım, neden olsun ki!

    ***

    ‘Kürdüm’ demeyi siyaset olarak algılayan bir Mamut ile :

    -Kardeş Türksünüz siz de..?

    Yok kardeş, Kürdüm ben.

    -Siyaset yapmanın ne alemi var şimdi!

    Siyaset? Nasıl yani?

    -Hepimiz Türküz, kardeşiz, niye siyaset yapıyorsun?

    Siz Ermenisiniz sanırım?

    -Haşşa! git işine ya, bela mısın! Rabbime şükürler olsun ki Türküm ben.

    Niye siyaset yapıyorsunuz ki sevgili kardeşim?

    ***

    Bir Kürdün Cafe’sinde:

    Bir siyah çay lütfen.

    -Türk çayı mı olsun?

    Türk derken?

    -Türk çayı işte.

    Hangi demi kullanıyorsunuz?

    -Mevlana olmalı.

    Size zahmet gidip Mevlana çayı kutusuna bakıp, ırkını öğrenebilir misiniz? 

    -Baktım. Üzerinde ‘Srilanka’ yazıyor.

    Siz bana bir Srilanka çayı verin o zaman. 

    -Tamam beyefendi..

    ***

    Kürdlük ile Türklüğü ayırt edemeyen bir Kürd entelektüel ile

    Heval sizi dernekte ilk defa görüyorum, yenisiniz sanırım?

    -Yok, beş sene oldu, ama Türklerden uzak duruyorum.

    Ben de öyle yapıyorum. Peki bizden niye uzak durdunuz?

    -Anlamadım…?

    Boşver heval…! bir kaçak çay içermisin?

    ***

    Kobane öncesi bir İngiliz ile:

    -Where are you from (Nerelisiniz?)

    Kurdistan

    -Kirghizistan! Ohh nice (Kırgızistan! Güzel)

    No, Koor disss taann! Turkey, Iraq, Syria, İran (Hayır Kürdistan)

    -Oh yes yes (Haa, tamam tamam)

    Where l am from? (Nereliyim?)

    -Sorry! But l did not get it… (Pardon! Ama anlamadım)

    Ok that is fine. We havent got it yet asweell (Sorun değil, biz de alamadık daha)

    -You havent got what? (Neyi alamadınız?)

    Kurdistan

    -ohh okay.. (Aaa tamam)

    ***

    Kobane sonrası bir İngiliz ile:

    -Where are you from? (Nerelisiniz?)

    Kurdistan

    -Yess! F..k isis (Evvvet! Daiş’i s…)

    ***

    Belediye’de bir memur, Türk tercüman ve Malatyalı bir Kürd kadın;

    -What is your nationality? (Milliyetiniz?)

    -She is Turkish (Türk o)

    -Can you ask her self please (Onun kendisine sorabilir misiniz lütfen)

    -ooh sorry. Milliyetinizi soruyor.

    Kürdüm

    -Yok onu demiyor

    Nasıl?

    -Türk müsünüz diye soruyor

    Yok, Kürdüm dedim ya.

    -Öyle değil

    Nasıl peki?

    -What is happening? (Neler oluyor?)

    -She doesn’t understand my question (Sorumu anlamıyor)

    -What did she say? (Ne dedi?)

    -She said that she is Kurdish (Kürdüm dedi)

    -We havent got ‘Kurdish’ as an option in the form.

    -Sana söyledim, Kürt diye bir şık yokmuş diyor.

    Eee ne varmış o zaman?

    -Türk var

    Ondan olsun o zaman.

    ***

    Kürdlere kürtçe öğretmeme anlam veremeyen bir İngiliz ile;

    -What do you do? (Ne iş yaparsınız?)

    l teach Kurdish (Kürtçe öğretiyorum)

    -That is nice. Who do you teach? (Güzel. Kimlere öğretiyorsunuz?)

    Kurds (Kürtlere)

    -Who? (Kim?)

    Kurds (Kürtlere)

    -Whaa… oo kay, l see … (Taamam, anladım)

    ***

    Home Office’in iltica başvurusu yapan Antepli birisinin Kürd olduğuna inanmadığı için başvurusunu ret ettikten sonra gittiğim bir ‘Milliyet Testi’;

    1.Kürtçe bilmiyor,

    2.Kürdistan kültürünü tanımıyor,

    3.HDP’nin başkanının Abdullah Öcalan olduğunu söylüyor,

    4.Nevruz’un 23 Nisan’da kutlandığını iddia ediyor,

    4.PQQ’ya yardım ve yataklıktan yargılandığını söylüyor,

    ***

    Londra Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Boris Johnson’un[1] 2009 yılında Trafalgar Meydanı’nda Kürtlerin, ‘Turkish Troops out of Kurdistan (Türk ordusu Kürdistan’dan defol)’ sloganlarıyla kutladığı Newroz etkinliğine gönderdiği aptalca ve ırkçı mesaj;

    ‘‘Benim büyük dedem gibi, Türk geçmişi olan birçok insan Londra’yı kendi yuvaları yaparak, Türkiye’nin ve Türkçe konuşan ülkelerin zengin tarihini, kültür ve geleneklerini başkente taşımış olmalarından çok mutluyum.

    Farklı toplumlardan Londralıların belediye başkanı olmaktan çok mutluyum, en çok ta Türk soyundan gelenlerin. Newroz, Belediye ile Newroz’u kutlayan insanların arasındaki bağları güçlendirmek için büyük bir fırsat.’’

    ***

    Ve Kürde Kürd dememek için zoraki üretilen o meşhur tanımlama;

    ‘Türkçe konuşan Toplum’ (Turkish speaking community)

    ***

    Anlayacağınız Kürd olmak zor bu memlekette de.

    Kadınlara ve çocuklara Türkçe dersleri veren kurumlar, (yöneticileri ve üyelerinin yüzde 99’u Kürd ve ders verdikleri kadınlar İngiltere’de yaşadıkları halde İngilizce bilmiyor, zaten tek bildikleri dil Türkçe, ama daha temiz konuşsunlar isteniliyor),

    Anadolu ve Mezopotamya mutfağını Türk mutfağı diye Britanyalılara pazarlayan restoranların Kürd sahipleri,

    AKP’nin ve CHP’nin Britanya’daki örgütlenmelerinin başındaki Kürdler,

    Yukarıda bahsettiğim gazetelerde tüm Kürdleri Türk yapan Kürd editörler,

    Bu gazeteleri ayakta tutan Kürd işletmeler,

    Kendilerini Türk diye pazarlayan Kürd siyasetçiler,

    Çocukları ‘Türküm’ diye övünen Kürd ana babalar,

    Hepinize selam olsun….

    Aladdin Sinayiç

    [1]. Şuanki Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un gururla bahsettiği dedesi Ali Kemal’in Türk soyu, Ali Kemal’i gözaltındayken çekiç, bıçak ve taşlarla linç etti(1922). Cesedi sokaklarda dolaştırıldı, İsmet İnönü’nün Lozan’a giderken treninin geçtiği güzergah üzerinde ağaca asılarak teşhir edildi. İşte Boris’in övündüğü kültür bu.

  • Londra Merkezi Gökkuşağı Rengine Büründü

    Londra Merkezi Gökkuşağı Rengine Büründü

    Londra’da şimdiye kadar düzenlenen en büyük LGBTi yürüyüşü olduğu belirtilen etkinlikte 26 binden fazla kişi yürüdü.

     Haber-Foto: İmren Öztaş

    Her yıl geleneksel olarak düzenlenen bu yürüyüş bu yıl biraz özeldi, çünkü Birleşik Krallık’ta erkek eşcinsel haklarının yasallaştırılmasından bu yana 50 yıl geçti. O nedenle teması bu yıl ‘Aşk Burada Yaşanır’ olan yürüyüş, eşcinselliğin İngiltere ve Galler’de yasallaşmasından bu yana geçen 50 yıla işaret etmekteydi.

    Londra merkezde Kürt LGBTi’lerin de kendi renkleri ile katıldığı yaklaşık 2km güzergahta gerçekleşen yürüyüşe rengarenk bir insan seli aktı. LGBTi olmanın hala yasadışı olduğu ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerini temsil eden bayrak taşıyıcıları da katıldılar.

    Londra’nın en işlek metro istasyonlarının bazılarının LGBTi topluluğunun haklarını savunan bu kampanyaya gökkuşağı tasarımı ile bezenmiş olması göze çarptı. Yine büyük sokak dükkanları ve kaldırımları, İngiltere’de eşcinselliğin yasalaştırılmasından bu yana Londralıların yarım yüzyıldır kutladığı gibi aynı desenler ile bezenmişti.

    Onur Yürüyüşü organizatörleri yaptıkları açıklamada, ‘Aşk Burada Yaşanır’ teması ile Londra’da nefret suçları ile mücadele etmek ve eşitlik için küresel mücadeleye dikkat çekmeyi amaçladıkları yürüyüş ile “umut, kabul etme, aktivizm ve aşk mesajını” her zamankinden daha fazla dile getirebildiklerini söylediler. Yine Londra Belediye Başkanı Sadıq Khan bizzat katıldığı Onur Yürüyüşüne dair Twitter hesabından paylaştığı “Burada Londra’da, sevmek istediğiniz herkesi sevme ve olmak istediğiniz kişi olma özgürlüğüne sahipsiniz” mesajı ile LGBTi haklarına tam destek verdiğini bir kez daha duyurdu.

    Londra Onur Yürüyüşü ne zaman başladı?

    İlk Onur haftasonu 1969’da New York’ta gerçekleşti. Londra, Gay Liberation Front örgütünün İngiltere şubesinden yaklaşık 200 aktivistten oluşan bir grubun Londra merkezinde yürümesi ile iki yıl sonra  katıldı. İlk resmi Londra Onur Yürüyüşü ise 1972’de düzenlendi ve 2.000 kişi katıldı.

     

     

     

  • YPG Saflarında Savaşan Bir İngiliz Daha Yaşamını Yitirdi

    YPG Saflarında Savaşan Bir İngiliz Daha Yaşamını Yitirdi

    Reqa’yı özgürleştirme hamlesinde yaşamını yitiren 3 enternasyonalist savaşçıdan birisi Luke Rutter adlı İngiliz devrimci. İngiltere’nin Liverpool kentinde doğup büyüyen Luke Rutter bu yılın Mart ayında Rojava’ya giderek YPG saflarına katılmıştı.

     

    6 Haziran’da Reqa şehir merkezinde çıkan çatışmada yaşamını yitiren enternasyonalist savaşçılar için YPG tarafından yayınlanan açıklamada ‘‘DAİŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda etmişlerdir’’ denildi. YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta ise Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiği ve Kürt halkının kalbinde yaşayacağı belirtildi

    Luke Rutter ile birlikte ikisi Amerikalı 6 YPG’li savaşçı yaşamını yitirmişti. Yaşamlarını yitiren Amerikalılar Demhat Goldman (Robert Grodt) ve Rodi Deysie (Nicholas Warden).

    Luke Rutter

    Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz savaşçı

    İngiltere’nin Liverpool kentinden bu yılın Mart ayında YPG’ye katılan 24 yaşındaki Soro Zinar (Luke Rutter) son iki yıl içerisinde Rojava’da yaşamını yitiren dördüncü İngiliz oldu. Berxwedan Givara kod adlı Ryan Lock Aralık 2016, Konstandinos Erik Scurfield Mart 2015’te, Dean Evans, ise 21 Temmuz 2016’da Rojava’da yaşamını yitirmişti. YPG genel komutanlığı tarafından ailesine gönderilen mektupta Luke Rutter’in özgür bir dünya için yaşamını feda ettiğini ve Kürt halkı kalbinde yaşayacağı belirtildi.

    Luke Rutter, kısa bir süre önce çekilen bir videoda sevdiklerinden Rojava’ya gittiğini söylemediği için özür dilediği görülüyor. “Rojava’ya gelişimle ilgili sevdiklerime yalan söyledim. Onlara başka bir yere gideceğimi söyledim. Bunun için hepsinden özür diliyorum. Bunun dışında vardığım karardan asla pişmanlık duymuyorum. Hepinizin de bu kararıma saygı göstereceğinizi umut ediyorum. YPG, bölgeye barışın gelmesi açısından en büyük şans.’’

    ‘Rojava Devrimi, tüm dünya halklarının devrimidir’

    YPG Genel Komutanlığı tarafından her üç enternasyonalist savaşçı ile ilgili yapılan açıklamada ‘Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.’ denildi.

    ‘‘Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi tüm hızıyla sürüyor. Şimdiye kadar DAİŞ faşizminin beynine ciddi darbeler vurduk ve vurmaya devam ediyoruz. Bu savaş büyük bir savaş ve DAİŞ çetelerinin yok edilmesi savaşıdır. İnsanlık düşmanı DAIŞ faşizmine karşı ilk günden bugüne aralıksız bir mücadele veren YPG ve YPJ savaşçıları, inanılması zor zaferlerin ve insanlığa mal olmuş bir devrimin yaratıcısı olmuşlardır. Bu devrimin gerçekleşmesinde başta Kürtler, bölge halklarının ve Kobanê direnişinden sonra dünyanın dört bir yanından yüzlerce genç Rojava devriminin bir parçası olmak ve devrimi bir dünya devrimi haline getirmek için kesintisiz bir mücadele gerçekliği ortaya koymuşlardır.

    ‘Enternasyonalist savaşçılar Rojava devrimini dünya halklarına mal etmişlerdir’

    Rojava devrimi başladığından bu yana insanlığın özgürlüğü için kendi ülkelerinde emek veren devrimciler, Rojava’yı insanlığın kurutuluş umudu olarak görmekte ve devrime katılmaktadır. Devrime en ön cephelerden katılıp şehit düşen enternasyonalist savaşçılar Rojava devrimini dünya halklarına mal etmişlerdir. Reqa’da da Daiş faşizmine karşı en ön cephelerde savaşıp şehit düşen 6 yoldaşımızdan üçü enternasyonalist savaşçılardan oluşmaktadır. Demhat, Rodi ve Soro yoldaşlarımız tıpkı diğer yoldaşları gibi sonuna kadar DAIŞ barbarlığının son bulması ve sadece Rojava halklarının değil tüm dünya halklarının beraber ve özgürce bir yaşamın sahibi olması uğruna kendilerini feda etmişlerdir.

    Bizler YPG olarak şehitlerimize zafer sözümüzü yineliyoruz ve anılarına bağlılığımızı devrimi zafere ulaştırarak göstereceğimizi belirtiyoruz. Enternasyonalist şehitlerimiz şahsında da bu devrimi tüm insanlığın özgürlüğüne kadar sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz. Halkımız da Rojava’yı kendi yurdu bilip gelen ve burda Rojava halkını kendi halkı olarak kabul edip uğrunda savaşan ve şehit düşen kahramanları unutmayacak ve anılarına bağlı kalacaktır.’’

    Demhat Goldman (Robert Grodt)

    Demhat bir hafta önce gazetemize konuşmuştu

    Yaşamını yitiren üç enternasyonalist savaşçıdan Demhat Goldman bir hafta önce şuan Reqa’da bulunan gazetemizin muhabiri Erem Kansoy’a röportaj vermiş ve insanlığın Rojava’yı yalnız bırakmaması çağrısı yapmıştı.

    “İnsanları savaş üzerinden motive etmek çok daha kolaydır, çünkü savaş daha dramatiktir ve insanları etkiler. Buna rağmen savaş sürerken de yoğunlaşılması gereken şey yeniden yapılanmadır; okullar, hastaneler, yollar yapılması savaşmak kadar önemlidir. Uygar insanlığın bu konuda Rojava’yı ve Kürtlerin öncülüğündeki demokratik güçleri yalnız bırakmaması lazım.”

    Şimdiye kadar YPG saflarında yaşamını yitiren uluslararası gönüllü savaşçıların sayısı 24’ü buldu.

     

     

     

     

  • Onbinler ‘Bir Gün Bile Daha Değil’ Şiarıyla Yürüdü

    Onbinler ‘Bir Gün Bile Daha Değil’ Şiarıyla Yürüdü

    İktidarda olan Muhafazakar Parti hükümetinin kesintilerine ve kemer sıkma politikalarına karşı Londra merkezde yürüyen onbinler başbakan Theresa May’e istifa çağrısı yaptı.

     

     

     

    Halkların Meclisi (People’s Assembly) adlı sivil toplum örgütünün çağrısıyla merkezde bulunan BBC televizyonu binası önünde bir araya gelen onbinlerce kişi Westminister’deki Parlamento Meydanı’na kadar yürüdü. Organizatör kuruma göre 100 binin üzerinde insanın katıldığı eylemde, kesintiler ve kemer sıkma politikaları protesto edilirken hükümete de istifa çağrısı yapıldı. Üzerinde ‘Bir gün bile daha fazla değil’ yazılı büyük pankart açan kitle yürüyüş boyunca hükümet karşıtı sloganlar attı.

    Çok renkli görüntülerin yaşandığı yürüyüşte çeşitli pankart ve dövizler açıldı. En çok açılan dözizler arasında; ‘Kemer sıkma politikaları öldürür’, ‘Muhafazakarlar dışarı’, ‘Bir gün daha değil’ vardı.

     

    Eyleme çok sayıda kurum destek verip katılırken, İşçi Partisi’nden de çok sayıda politikacı yürüyüşte yerlerini aldı. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ile beraber milletvekilleri Diane Abbott, John McDonnell ve Unite the Union sendikası başkanı Len McCluskey ve yazar Owen Jones yürüyüşe katılan isimler arasındaydı.

    Cumartesi günü yapılan eyleme İşçi Partili birçok milletvekili ile birlikte katılan Jeremy Corbyn bir konuşma yaptı. Westminister’daki Parlamento Meydanı’nda onbinlerce kişiye seslenen Corbyn, hükümetin kemer sıkma politikalarını ağır bir şekilde eleştirdi.

    Hükümetin kesintilerle beraber son dönemde yaşanan terör olayları ve Grenfell Tower yangını sonrası pratiğini de eleştiren Jeremy Corbyn, Hükümet’in çok iki yüzlü bir politika izlediğini ifade etti. Parlamento Meydanı’ında sahneye çıkan Corbyn’e onbinler ‘Oh Jeremy Corbyn’ diye tezahürat yaparak destek verdi.

    Irkçılığa karşı birlik mesajı

    Son dönemde artan nefret suçlarına da değinen İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, toplumu bölen tüm politika ve çalışmalara karşı birlik çağrısı yaptı.

    “Bizi ilerletecek şey toplumsal adalet ile insanların ırkçılığa ve bizi bölen diğer her şeye karşı bir araya gelmesidir.”

    ‘Zengin ile fakir arasındaki uçurum büyüyor’

    Toplumumuzda en zengin ile en fakir arasındaki uçurum daha da büyümeye devam ediyor, en diptekiler daha da fakirleşmeye devam ediyor. Uygar toplumlarda hepimizin ihtiyaç duyduğu belediyeler, sağlık, eğitim ve diğer toplumsal hizmetlerdeki yetersiz bütçe ayırma politikası, daha da artarak devam ediyor.

    ‘İnanılmaz düzeyde bir ikiyüzlülük var’

    ‘‘Mevcut hükümetin bakanlarında aşırı bir ikiyüzlülük var. Avam Kamarası’nda bir gün acil servis çalışanlarını övmek için sıraya giren bu bakanlar, diğer gün acil servis çalışanlarının maaşlarında kesintiye gidiyorlar. İnanılmaz düzeyde bir ikiyüzlülük var’’

    ‘Grenfell Tower için Adalet’

    Eylem boyunca çok defa ‘Grenfell Tower için Adalet’ sloganları atan kitle, yangında hayatlarını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirdi.

    Eylemin çağrıcısı ve örgütleyicisi olan Halkların Meclisi tarafından yapılan açıklamada ‘daha iyi bir sağlık hizmeti, eğitim, sosyal konut, iş ve yaşama standartları için buradayız’ denildi.

    Çok yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı eylem yapılan konuşmalardan sonra olaysız bir şekilde sona erdi.