Category: SEÇME YAZILAR

  • Londra’daki ‘Geceyi Geri Al’ Yürüyüşünde AKP Protestosu

    Londra’daki ‘Geceyi Geri Al’ Yürüyüşünde AKP Protestosu

    Başkent Londra’da düzenlenen ‘geceyi geri al’ yürüyüşünde yüzlerce kadın, taciz, tecavüz ve erkek şiddetini protesto etti. Yürüyüşe katılan Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da AKP’nin tecavüzü meşrulaştırma ve tecavüzcüleri aklama yasasını protesto etti.

     

    Her yıl düzenli olarak dünyanın birçok merkezinde yapılan ‘Geceyi geri al’ yürüyüşünde bu yıl da binlerce kadın, kadına yönelik şiddete karşı sokaklara çıktı. Londra merkezde Cumartesi akşamı yapılan yürüyüşe katılan yüzlerce kadın, erkek şiddetini protesto ederek, ‘kamusal alanları korkusuzca kullanmak istiyoruz’ çağrısı yaptı.

    Yürüyüşte AKP protestosu

    London Feminist Network tarafından organize edilen yürüyüşe Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da pankartlarıyla katılarak AKP’nin son kadın karşıtı pratiği olan tecavüzcüleri aklama yasa düzenlemesini protesto etti.

    Great College Street’ten başlayan yürüyüşün önünde üzerinde ‘kadına yönelik şiddete son’ yazılı büyük pankart kaldıran kadınlar attıkları sloganlarla da ‘kadınlara yönelik taciz ve tecavüze son’ çağrısı yaptı.

    ‘Geceyi Geri Al’ yürüyüşüne katılan Kürdistanlı ve Türkiyeli kadınlar da üzerinde ingilizce, Kürtçe ve Türkçe dillerinde ‘İtaat yok, isyan var’, ‘Jin Jiyan Azadi’, ‘Türkiye’de Pedofili Meşrulaşıyor’ yazılı pankartlarla yürüyüşte yerlerini aldı.

    Kadın-Erkek eşitliği yok

    Parlamento binasının yanından geçerek St Paul’s Cathedrali önünde mini bir miting düzenleyen kadınlar adına Polly Neate, Emily Jacob ve Elizabeth Carola adlı kadın hakları savunucuları birer konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda, kadınlar olarak yaşamın her alanında taciz, tecavüz ve şiddete maruz kaldıkları ifade edilirken, bunlar devam ettiği müddetçe kadın-erkek şiddetinden bahsedilemeyeceği belirtildi.

    İngiltere’de yılda 85 bin kadın, 12 bin erkek tecavüze maruz kalıyor

    Kadın kurumlarının açıkladıkları dehşet verici verilere göre, İngiltere’de yılda 85,000 kadın ve 12,000 erkek tecavüze maruz kalıyor. Bu sadece bir saatte 11 yetişkinin tecavüze maruz kaldığı anlamına geliyor.

    Eylem 1977’den beri organize ediliyor

    ‘Geceyi Geri Al-Reclaim the Night’ yürüyüşleri 1977’den bu yana İngiltere’de organize ediliyor. 2004’ten bu yana da her yıl düzenli olarak London Feminist Network adlı kadın organizasyonu tarafından organize ediliyor.

    Türkiye’de AKP hükümetinin, ‘çocuğa cinsel istismar’dan yargılanan faili, evlenme şartıyla en az 16 yıl hapisten kurtaran düzenlemesi ülke genelinde büyük tepkilere neden olmuştu.

    Fotoğraflar: www.charlottebarnes.co.uk

    reclaim-the-night1

    reclaim-the-night4

    reclaim-the-night2

    reclaim-the-night3

    reclaim-the-night5

    reclaim-the-night6

  • Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Salih Müslim: Kürtlerin Önünde Çetin Bir Mücadele Dönemi Var

    Başkent Londra’da düzenlenen bir halk toplantısında konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Kürt halkının önünde çetin bir mücadele dönemi olduğunu belirterek, yeni sistemlerini demokratik federal sistem olarak tanımladıklarını ve bu sistemi tüm Suriye için istediklerini söyledi. Müslim, Türk cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın, Demirtaş için ‘YPG gelsin sizi kurtarsın’ sözüne de cevap vererek, ‘Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcudur’ dedi.

    Aladdin Sinayiç

    Bir dizi toplantı ve görüşme için Britanya’da bulunan Demokratik Birlik Partisi-PYD Eşbaşkanı Salih Müslim Londra’da bulunan Kürt Toplum Merkezinde konuştu. Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Müslim önemli değerlendirmelerde bulundu. Müslim’in El Bab konusu, YPG’nin Minbic’ten çekilmesi, Rakka operasyonu ve Türk devletinin Kuzey Kürdistan’a yönelik saldırılar başta olmak üzere bir çok konuda görüşlerini ifade ettiği toplantıya yoğun bir katılım oldu.

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in toplantıda yaptığı değerlendirmelerden öne çıkanlar;

    20’inci yüzyılda başaramadıklarını şimdi yapmak istiyorlar

    Halkı köklerinden koparmak istiyorlar. Bir yok etme politikası. Siyasetleri buydu. Özellikle Türkler, 20 yüzyılda isteyip te başaramadıklarını, 2’inci yüzyılda yapmak istiyorlar. Bundan öte de planları vardı. Dört yıl önce söylüyorduk, kimse inanmıyordu. Fakat bugün her şey ortaya çıktı. Mesele sadece Rojava meselesi değildi. Mesele Kuzey Kürdistan’dı. Rojava üzerinden halkı soykırımdan geçirmek, bölgenin demografisini değiştirip istedikleri gibi dizayn etmek. Sonrasında da Rojava’da yaptıklarını Kuzeyde de yapmak. Srilanka örneğindeki gibi bir planlamaları vardı. Önce Kobane’yi Daiş eliyle hal edeceklerdi, sonra da Kürdistan’ın diğer kentlerini.

    Şırnak’ın Kobane’den Farkı Yok

    Yaptıklarını hepiniz görüyorsunuz; Cizre’nin, Şırnak’ın Kobane’den farkı yok. Oralarda yapılanların Kobane’den yapılanlardan farkı yok. Evleri yıkılan Şırnak halkının kentin kıyısında kurdukları çadırlara bile tahammül edemeyip onları da yaktılar. Bunun anlamı şudur, bu toprakları temizlemek istiyorlar kendilerince. Osmanlı tarihinde yapılanlar bir nevi tekrarlanıyor. Orta Anadolu Kürtleri nereden geliyor. Bunların hepsi Kürdistan’dan zorla göç ettirilen insanlar. Hepsini asimile edip eritmek için. Mesela şuanda Maraş’ta yapılmak istenen kamp ta bu planın bir parçasıdır. Tamamı Alevi olan bir yerleşim yerine Sünni Arapları getirmenin anlamı budur.

    Bu bir ahlak savaşıdır

    Ahlak savaşı veren, insani değerlere bağlı olan, sadece özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren bir hareketiz, başka da bir amacımız yok. Diğer tarafta ise tüm dünyanın korktuğu Daiş ve El Nusra gibi bir terör var. Bu yüzden tüm uluslararası güçler planlarını yeniden gözden geçiriyor. Kürtler yeniden tarih sahnesine çıkıyor, tarihte ilk defa bu düzeyde tanınıyor. Mesela 1 Kasım dünya Kobane gününde uluslararası düzeyde bu kadar büyük destek görüyorsak bu bizim için bir değerdir. Bu bir tanınmadır, birçok halktan şehitlerimizin olması da bunun bir göstergesidir.

    Çetin bir mücadele Kürtleri bekliyor

    Bu durum Kürtler başardı anlamına gelmiyor. Önümüzde çetin bir mücadele var. bunu askeri anlamda söylemiyorum, askeri mücadele günlük olarak devam ediyor zaten. Biz şuan Rojava’da bir sistem inşa ediyoruz. Tabi biz bu sistemi sadece Rojava için değil tüm Ortadoğu için istiyoruz. Kendimiz için 2012’den beri demokratik özerklik inşası yürütüyoruz. Ama bize yeni katılan Minbic, Gre Spi ve benzeri yeni bölgeler var. Bunlarda Arap nüfusu da yoğun. Bu noktada sistemimizi de değiştirme mecburiyetimiz var. Tüm halkların birlikte yaşayabileceği demokratik bir sistem. Bu sistemi de şimdi federalizm olarak tanımlıyoruz. Tüm Suriye için demokratik federal bir sistem. Ancak birileri halen Kürtlerin irade sahibi olduğu bir sistem istemiyor. Kendilerinin sistem önerileri de yok. Suriye eski Suriye olmayacak, bu mümkün değil. Bunu herkesin görmesi lazım.

    Bunlar ne ordudur, ne özgürdür, ne de Suriyelidir!

    Bizim için El Bab’ın kuzeyindeki köyler çok önemli. Tabi Türkiye baştan beri dillendirdiği güvenli bölge planını uygulamanın peşinde. Demografik değişiklikler yapmanın peşinde. Bir yandan da Daiş ile ilişkisinin kopmasını istemiyor. Bu sebeplen de tankıyla, topuyla ve savaş uçaklarıyla oraya giriyor. Şimdiye kadar El Bab’a ulaşmış değil. Ulaşabileceğini de sanmıyorum. Bizimkiler doğudan doğru 7-8 kilometre El Bab’a yakınlar. El Bab’ın 10 km güneyinde de rejim güçleri var. Özgür Suriye Ordusu yalandır bu noktada. Bunlar ne ordudur, ne özgürdür ne de Suriyelidir. Bu konuda uluslararası koalisyon da halen bir karar vermiş değil. Türk ordusu ilerlemek istedi, bizimkiler durdurdu. Tabi direk Türk ordusu ile değil, ÖSO denilen güçlerle oldu çatışmalar. El Bab halen Daiş’in elinde. Türk devletinin de halen Daiş ile ilişkisi kopmuş değil. Orada savaşan güçler DSG değil, oradaki yerel güçler, El Bab askeri meclisi, Cephe tul Ekrad gibi.

    Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğü boynumuzun borcu

    Rojava’dan baktığımızda, bizim açımızdan Erdoğan ile Bağdadi arasında bir fark yoktur. Daiş Suriye’de ne yapıyorsa, Erdoğan da Kuzey Kürdistan’da aynısını yapıyor. Kuzey Kürdistan halkıyla dayanışmak sorumluluğumuzdur, mecburuz buna. Tayip Erdoğan çıkıp Demirtaş için, ‘YPG gelsin size kurtarsın’ diyor. Burada şunu belirtmek isterim. Onları kurtarmak bizim boynumuzun borcudur. Devlet bizi bunları söylemeye mecbur bırakıyor. Evet sonuna kadar mücadele edip Demirtaş ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayacağız.’’

    Bayrak meselesi ulusal kongre meselesidir

    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim yaptığı sunumdan sonra halkın sorularını yanıtladı. Kürdistan bayrağı ile ilgili gelen soruya da cevap veren Muslim, mevcut bayrağın Kürdistan Bölgesel Hükümeti meclisi tarafından kendilerini sembolize eden bayrak olarak karar altına alınıp kullanıldığını ve tüm Kürdistanı temsil edecek bir bayrağın henüz Kürtlerin geneli tarafından belirlenip karar altına alınmadığını ifade ederek, bayrağın da yapılacak Kürt ulusal konferansında ancak çözülebileceğini ve Ulusal kongrede alınacak karara da herkesin saygı duyacağını ifade etti. Kürdistan bölgesel hükümetini temsil eden bayrağa sonsuz saygıları olduğunu ancak bunun kendilerini temsil etmediğini, çünkü bayrak ile ilgili Kürt halkının genelinin verdiği bir karar olmadığını ifade etti. Bayrak konusunun çözümü için ulusal kongreyi işaret eden Muslim, bir bayrakta tüm Kürdistan halkının kararının olması gerektiğini belirtti.

    YPG görevini tamamlayıp Minbic’ten çekilmiştir

    YPG’nin Minbic’ten çekilmesiyle ilgili gelen soruya da Muslim; ‘‘YPG tüm Kürdistan halklarının çıkarları ve güvenliği için kuruldu. Minbic gibi yerlerde yerel güçler oluştuğunda ve güvenliklerini sağlayabilecekleri noktaya geldiklerinde YPG’nin orada durmasına ihtiyaç kalmaz. Tabi bu mesele Türkiye ile ABD arasında bir krize de dönüştü. En son orada askeri eğitim için kalan 200’yakın bir güç vardı, onlar da görevini tamamlayıp geri çekildi. Madem krize neden oldu, al sana çekiliyoruz ve Raqqa’ya ilerliyoruz. Kimse Minbic’i merak etmesin, orası Ebu Leylaların diyarıdır, orayı koruyacak yiğitler var.’’

    saleh-muslim3

    salih-muslim6

    saleh-muslim4

    saleh-muslim2
    PYD Eşbaşkanı Salih Müslim
  • Britanya Parlamentosuna HDP Önergesi

    Britanya Parlamentosuna HDP Önergesi

    İşçi Parti Milletvekili Joan Ryan tarafından Britanya Parlamentosuna sunulan ‘Türkiye’deki insan hakları ve siyasi Durum’ başlıklı önergede HDP eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması parlamento gündemine taşındı.

    Haber: Esra Türk

     

    Londra’nın Enfield bölgesi milletvekili Joan Ryan tarafından sunulan 653 nolu önergede milletvekilleri David Lammy, Wes Streeting, Siobhain McDonagh, Toby Perkins, Stella Creasy, Neil Coyle, Robert Flello, Caroline Flint ve Conor McGinn’in imzaları bulunuyor.

    Britanya Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a mektup yazarak, Türkiye’de seçilmiş vekillerin tutuklanmalarından ciddi endişe duyduklarını ifade eden İngiliz vekiller, Hükümetin konuya ilişkin açıklama yapmasını talep ettiler.

    Sunulan önerge kabul edildiği taktirde, konu Parlamentoda düzenlenecek özel oturumda tartışılacak.

    ‘Büyük endişe duyuyoruz’

    İşçi Parti’li Ryan’ın başlattığı önergede ‘Bu Parlamento, eşbaşkanlar, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin, 4 Kasım’da göz altına alınıp ve tutuklanmasından dolayı büyük endişe duyuyor’ ifadesi kullanılıyor.

    Johnson konuya ilişkin Almanya’ya ziyareti sırasında kısa bir yorum dışında her hangi bir tepki vermedi henüz. Johnson, diplomatik bir yorum yaparak, ‘‘Türkiye, güvenliğimiz, teröre karşı mücadelemizde kritiktir, ve tabii ki Suriye’deki savaşı idare etmekte kritiktir. Ama, dost olduğumuz ülkelerde medya ve siyasi partilerin idaresinde ciddi endişelerimiz varsa, bu ciddi endişeleri ifade etmemiz elbette doğrudur. Britanya ve Almanya birlikte böyle yapıyorlar’’ dedi.

    ‘Türkiye, ülkede demokrasi olduğunu iddia edemez’

    Sunduğu önergeye ilişkin yaptığı açıklamada, Ryan, ‘‘Kürt yetkilileri ve üst düzey siyasetçilerin tutuklanmalarını tamamen kınıyorum. Demokratik şekilde seçilen temsilcileri göz altına alınıyorlarsa Türkiye, ülkede demokrasi olduğunu iddia edemez’’ dedi.

    Britanya Parlamentosuna HDP Önergesi 2
    İşçi Parti Milletvekili Joan Ryan

    Ryan’ın açıklaması şöyle devam ediyor: ‘‘Gördüğümüz, ifade özgürlüğüne yasadışı bir kısıtlama- demokrasilerde insanların muhalefet yapma hakları vardır. Benim bir çok Kürt ve Alevi asıllı seçmenim Türkiye’deki aile ve arkadaşlarının güvenliğinden endişeliler.’’

    ‘‘Bu kabul edilemez. Durum tahammül edilecek gibi değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk yetkilileri adaletin onarılması ve Türkiye’nin demokrasisinin korunması için derhal harekete geçmeliler. Adalet ve insan hakları için, demokrasi ve onur için, yaşam ve özgürlük için sesimizi yükseltmeliyiz.’’

    Britanya bu konuda ne gibi adımlar atacak?

    İşçi Parti Milletvekili David Lammy, dışişleri bakanı Boris Johnson’a gönderdiği mektupta ise HDP’li vekillerinin tutuklanmalarına ilişkin tepkisiz kalmasından dolayı büyük endişe duyduğunu ifade ederek, konuya ilişkin ne tür adımlar atacağını sordu.

    Edmonton milletvekili Kate Osamor da, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Unite Sendikası ile birlikte Birleşik Krallık Dış İlişkiler Bakanlığı ile görüştüğünü belirtti.

    Ana muhalefet İşçi Parti lider Jeremy Corbyn, HDP milletvekillerinin tutuklanmaları sonrasında Türkiye’ye insan haklarına saygı duyması çağrısını yapmıştı.

    İşçi Parti gölge dış ilişkiler bakanı, İslington milletvekili Emily Thornberry, yaptığı açıklamada tutuklamalardan dolayı büyük endişe duyduğunu ve ‘siyasi özgürlüğü kısıtlayan yasa dışı tutuklamaları tamamen ret ediyoruz’ ifadesinde bulundu.

    ‘Eşbaşkanların tutuklanması bizi şoke etti’

    Diğer bir İşçi Parti milletvekili, Ann Clwyd de Parlamentoya sunduğu ‘Darbe Girişimine Tepki’ başlıklı önergede, ‘Bu Parlamento, eşbaşkanlar, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, dahil, 4 Kasım’da, Türk Parlamentosundaki HDP milletvekillerinin gözaltına alınıp tutuklanmaları karşısında şok içerisinde’ ifadeleri kullanılıyor. Clwyd’ın önergesine Sosyal Demokrat ve İşçi Parti milletvekili Mark Durkan da destek sundu.

    Yeşil Parti eşbaşkanları yayımladıkları açıklamada azınlık kimliklerin HDP ile temsiliyet kazandıklarını ifade ettiler. Açıklama şöyle devam etti: ‘‘Selahattin Demirtaş ve muhalif parti HDP’ye üye milletvekilleri hukuksuzca bir biçimde tutuklandılar. Türkiye, her geçen daha da otoriterleşiyor ve (HDP’lilerin tutuklanması) ülkedeki demokrasinin karşı karşıya olduğu tehdidin bir başka örneğidir.”

    Ryan, ayriyeten, Dışişleri bakanı Boris Johnson’a konuya ilişkin soru önergesi sundu:

    Dışişleri Bakanı Johnson’un cevaplaması istemiyle sunulan soru önergesi şöyle:

    *HDP’li yöneticilerin Türk devleti tarafından tutuklanmasında Dışişleri bakanı ne gibi değerlendirme yapmıştır?

    *HDP Eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması ile ilgili mevkidaşı düzeyinde nasıl bir girişim de bulunmuştur?

    * Avrupa Parlamentosu, Brileşmiş Milletler, Avrupa Birliği dışişleri bakanları düzeyinde HDP’li yöneticilerin tutuklanması konusunda nasıl bir planı var?

    * Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerini askıya alması konusunda ne tür değerlendirmesi bulunmakta?

    * Son zamanlarda, Türkiye’nin, özellikle de Kürt ve Alevilere bölgelerindeki, insan hakları durumuna ilişkin değerlendirmesi nedir?

    ‘Muhalifler baskı altında’

    İşçi Parti milletvekili, Ann Clwyd’ın sunduğu önergede HDP’li milletvekillerinin tutukluluklarının parlamenter demokrasi ve Türkiye’nin sosyal birliğini tehdit ettiği belirtiliyor. Temmuz 2016’daki askeri darbe sonrasında uygulanan olağanüstü hal’in orantısız olduğunu ve medya ve muhalifleri bastırmak için kullanıldığı da ifade edilen önergede, 100’den fazla medya organının kapatıldığı ve 100 bin’den fazla kamu görevlisinin işten çıkarıldığı ve seçilmiş Kürt belediye başkanlarının tutuklandığı bilgilerine yer veriliyor.

    Önerge, Birleşik Krallık hükümetinin konuya ilişkin açıklamada bulunup Türk yetkilileriyle irtibata geçmeleri çağrısını yapıyor.

    Başbakan Theresa May hükümeti ve ya yetkililerinden konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

  • Londra’daki Seçilmişler, HDP’ye Yönelik Operasyonu Kınadı

    Londra’daki Seçilmişler, HDP’ye Yönelik Operasyonu Kınadı

    Londra’da seçilmiş Türk ve Kürt belediye başkanı ve meclis üyeleri HDP’nin Eş Genel başkanları ve Vekillerinin tutuklanması ile ilgili yazılı bir açıklama yaparak, Türk devletine seçilmişlerin derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı.

     

    Haringey Belediye Başkanı Ali Gül Özbek, Londra’nın farklı belediyelerinden Meclis üyeleri Ali Demirci, Makbule Gunes, Haydar Ulus, Adeline Kepez, Nesimi Erbil, Guney Dogan, Aysegul Erdogan, Nurullah Turan, Suna Hurman, Peray Ahmet, Emine İbrahim ve Feryal Demirci imzasıyla yayınlanan yazılı bildiride HDP’lilere yönelik saldırıların kendilerini derinden kaygılandırdığı ve Eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmasıyla beraber Türkiye’deki anti demokratik gelişmeleri kınadıklarını ifade ettiler;

    ‘‘Biz Kürt ve Türk seçilmiş temsilciler olarak Türkiye’nin otoriterleşen sisteminden derin kaygı duyuyoruz ve Britanya hükümetine konuyla ilgili gerekli adımları atması çağrısı yapıyoruz.’’

    15 Temmuz sonrası yaşanan anti demokratik gelişmelere vurgu yapılan açıklamada DBP’li belediyelere yönelik saldırılara da dikkat çekildi; ’Olağan üstü hal ile, kanun hükmünde kararnameler ile 28 belediyeye kayyum atanmış v eve Diyarbakır büyükşehir belediye başkanlarının da içinde olduğu çok sayıda seçilmiş tutuklanmıştır.’

    Basın ve kamu çalışanlarına işten atmalar, tutuklamalar ve medya kurumlarının kapatılmasına dikkat çekilen açıklamada, yaşananların demokrasiye karşı olduğu ve Kürt sorunun çözümsüzlüğünü daha da derinleştireceği vurgusu yapıldı.

    secilmisler-londra

  • ‘Türbanlıyım Diye PKK’liler Bana Saldırdı’ Yalanı-GÖRÜNTÜLÜ

    ‘Türbanlıyım Diye PKK’liler Bana Saldırdı’ Yalanı-GÖRÜNTÜLÜ

    Cumartesi günü Londra merkezde yapılan HDP ile dayanışma eyleminde yaşanan provokasyonu, tersinden haber yapan Anadolu Ajansını görüntülerle yalanlıyoruz.

     

    ‘PKK sempatizanları Londra’da 2 Türk vatandaşını darp etti’ şeklinde haberi giren Türk devletinin resmi haber ajansı AA, provokatörlerin ‘Türbanlıydım diye bana saldırdılar’ beyanını öne çıkararak yaşanan provokasyonu çarpıttı.

    Cumartesi günü Londra merkezde yapılan HDP ile dayanışma eyleminde çektiğimiz görüntüler Anadolu Ajansının haberini yalanlıyor. Görüntülerde Ceylan Nas ve nişanlısı Burak Taş eylemcileri provoke etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Görüntülerde Ceylan Nas adındaki başörtülü genç kadın durmadan eylemcilere rabia işareti yaparak, ‘Recep Tayip Erdoğan’ diye bağırıyor, Nişanlısı Burak Taş ise bir yandan telefonuyla görüntü çekerken bir yandan da, eylemcilere ‘hepiniz faşistsiniz’ diyerek provoke ediyor. Hızını alamayan Burak Taş adındaki provokatör, kendisini bir anda Türkiye’de zannederek, İngiltere vatandaşı olan eylemcilere, ‘Irak’a gidin Irak’a’ diye bağırıyor.

    Provokasyonu dakikalarca devam ettiren Ceylan Nas ve Burak Taş eylemcilerin tepkisi ile karşılaşıyor. Eylemci gruptan bir kadın ve bir erkek kendilerine saldırınca anında polisler araya girip provokatörleri alışveriş dükkanına sokup kapıları kapattılar.

    Olayla ilgili olarak AA muhabirine bilgi veren provokatörler, İngiltere’de İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gören Ceylan Nas (25), nişanlısı Burak Taş (28) ile kendisini darbeden saldırganlarla ilgili olarak İngiliz polisine yaptıkları şikayetin kabul edilmediğini söyledi.

    AA’ya konuşan Ceylan Nas, göstericilerin kendisini başörtülü olduğu için hedef aldıklarını düşündüğünü ifade etti.

    Gezi isyanı döneminde de benzeri bir yalan haber ile bir algı yaratılmaya çalışılmıştı. “Kabataş yalanına” göre, güya üstleri çıplak, deri eldivenli 70/80 kişi, bir anneye türbanlı olduğu için saldırmış, hırpalamış, yanındaki bebeği sağa sola fırlatmış, annenin üzerine idrarlarını yapmışlardı. Grubun Gezi Direnişi’ni de yapanlar olduğu söyleniyordu.
    https://youtu.be/flkomYGjVYE

    ‘Türbanlıyım Diye PKK’liler Bana Saldırdı’ Yalanı-GÖRÜNTÜLÜ 1
    Ceylan Nas ve Nişanlısı Burak Taş, provokasyon yarattı
  • İngiliz Milletvekili: Bu Tahammül Edilebilecek Bir Durum Değil!

    İngiliz Milletvekili: Bu Tahammül Edilebilecek Bir Durum Değil!

    Britanya’nın Ana Muhalefet Partisinin milletvekili Joan Ryan, Türkiye’de yaşananların kabul edilemez olduğunu ve tahammül sınırlarını aştığını belirtti.

     

     

     

    İşçi Partili Enfield milletvekili Joan Ryan, HDP’ye yönelik siyasi soykırım operasyonları ile ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, Kürt siyasetçilerin tutuklanmasını sert bir dille kınarken, seçilmişlerin tutuklandığı bir ülkede demokrasinin olmadığı anlamına geldiğini ifade etti. Londra’nın Enfield bölgesindeki ofisinde görüştüğümüz Ryan şunları belirtti;

    ‘‘Kürt siyasetçilerin tutuklanmasını kesin bir dille kınıyorum. Demokratik yollardan seçilmişler tutuklanıyorsa, insan hakları, hukuk ihlal edilip, insanların iradeleri esir alınıyorsa, Türkiye kalkıp demokrasiden bahsedemez.

    Demokratım diyen her kesin buna karşı durma sorumluluğu var. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk yetkililer acil olarak hukuku tamir edip, demokrasiyi güvenceye almasına ihtiyaç var. Ben bu durumu acil olarak parlamento gündemine getireceğim.

    Şuan muhaliflere karşı yapılan baskı çok zalimce, demokraside insanların muhalefet yapma hakkı vardır.

    Seçim bölgemde yaşayan Kürt ve Aleviler Türkiye’deki ailelerinin güvenliğinden kaygı duyuyorlar. Bu durum kabul edilemez, ve tahammül edilemez.

    İnsan hakları, demokrasi, insan onuru, özgür yaşam ve adalet için sesimizi yükseltmeliyiz.’’

    Ryan, konuyu bu hafta parlamentoda acil kodla gündeme taşıyacağını da belirtti.

    joan-ryan
    İşçi Parti Enfield Milletvekili Joan Ryan

     

  • Britanya Ana Muhalefet Liderinden Türk Devletine Çağrı

    Britanya Ana Muhalefet Liderinden Türk Devletine Çağrı

    Britanya’nın Ana Muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Türk devletine çağrı yaparak Kürt halkının haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

     

    Kürdistan Ulusal Kongresi Dış ilişkiler komitesinden bir heyeti kabul eden İşçi Parti lideri Jeremy Corbyn, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Türk devletinden Kürt halkının haklarına saygı gösterilmesi çağrısı yaptı. HDP Eş Genel başkanlarının da içinde bulunduğu siyasi soykırım operasyonları ve Kürdistan’daki saldırılar konusunda hazırlanan dosya Corbyn’e sunulurken, sözlü olarak ta yaşananlar hakkında bilgi verildi. Corbyn, yaşananları dinledikten sonra, 1990’larda kendisinin Kürdistan’ı ziyaret ettiğini ve mevcut yaşanan saldırıların 90’ları aştığını tedirginlikle izlediğini belirtti.

    Görüşme sonrası gazetemize konuşan Corbyn Türk devletine de çağrı yaptı;

    ‘Kürt temsilcilerle görüştüm şimdi, Türk ordusunun Diyarbakır ve Türkiye’nin doğusunda yaptıkları ile ilgili çok rahatsız edici bilgiler verdiler. Hem Birleşik Krallık dışişleri bakanlığına, hem de Türk devletine konuyla ilgili mektup göndereceğim. Buradan Türk devletine çağrı yapıyorum, Kürtlerin haklarına, diline ve kültürüne saygı gösterin. Bu insan hakları gereğidir.’

    Corbyn yaşanan saldırılarla ilgili Türk hükümeti ve Britanya hükümeti nezdinde girişimlerde bulunacağı sözü verdi.

    https://youtu.be/hrQLGyeHdIY

    jeremy-corbyn-knk