Category: SEÇME YAZILAR

  • Britanya Alevi Federasyonundan ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ Eylemini Eleştirenlere Sert Cevap

    Britanya Alevi Federasyonundan ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ Eylemini Eleştirenlere Sert Cevap

    Bir grup gencin AKP’nin savaş politikalarına karşı başlattığı şiddet içermeyen en etkili kampanyalardan birisi olan ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ eylemini eleştirenlere ve bunun üzerinden Alevi karşıtlığı yapanlara Britanya Alevi Federasyonundan çok sert cevap geldi. BAF yaptığı yazılı açıklamada ‘Türkiye’de Tatile Boykot’ eylemine karşı çıkanların AKP’nin cihatçı politikalarına sessiz kaldıklarını ifade ederek, bunun üzerinden Alevilere saldıranlar sert bir dille kınandı.

    Britanya’da yaşayan bir grup Türkiyeli ülkede son dönemlerde yaşanan çatışma sürecine tepki olarak‘Türkiye’de Tatile Boykot’ kampanyası başlatmıştı. Kampanya birçok farklı kesim tarafından destek görmüş ve Britanya’nın tüm kentlerine yayılmıştı. Kampanya büyüyerek devam ediyor.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) kampanyaya karşı çıkanlara ve bunun üzerinden Alevi kurumlarına saldıranlara yaptığı yazılı açıklama ile sert bir cevap verdi. BAF yaptığı yazılı açıklamada, ‘Boykotu bahane ederek doğrudan İakm ve Cemevi başta olmak üzere Alevileri hedef alan ve AKP yandaşlığında sınır tanımayan bu hadsizler, katliamları durdurmak için bugüne kadar ne yaptılar?’ diye sordu.

    BAF tarafından yapılan yazılı açıklamanın tam metni;

    ‘‘AKP hükümeti yıllardır Cihatçı çetelere açıktan yardım ve yataklık ediyor. Çok özel devlet toplantılarında dahi kamuoyuna sızan konuşmalarda istihbaratın başındaki isimler ve şimdiki başbakan ‘’Suriye tarafına dört adam gönderir, Türkiye’ye sekiz füze atarız, savaşı başlatırız’’ diyecek kadar açıktan Suriye’yi parçalama planları yaptılar. Cumhurbaşkanı ‘’Emevi cami’inde namaz kılacağız’’ diyerek Suriye yi hedef gösterdi.

    AKP SURİYE’DE ÇETELERİ SİLAHLANDIRDI

    AKP yetkilileri Suriye de çeteleri silahlandırarak toplu katliamlar ve tek tek cinayetlerin işlenmesini sağladı. Bu politikalar sonucu Suriye de yüzbinlerce insan katledildi, sakat bırakıldı, tacizler, tecavüzler ve işkencelere maruz kaldılar. Milyonlarca insan göç etti. Gittiği yerlerde ya denizlerde boğuldu ya da sefalet içinde, hastalıklarla, yoksullukla ve yok olma ile karşı karşıya kaldılar.

    Suriye de başarısız olan AKP, güney doğuda Kürt halkına karşı bir savaş ilan etti. Onbinlerce asker, polis ve özel harekatçı tarafından binlerce insan katledildi, onbinlerce insan sakat bırakıldı, yüz binlerce insan göç ettirildi, yuvasız ve umutsuz bırakıldı. İnsanlar tanklarla ezildi, akrep tipi araçların arkasında sürüklendi, kadınların cansız bedenleri sokaklarda çıplak teşhir edildi ve daha birçok insanlık dışı uygulamalar yapıldı.

    ÇOCUKLARIMIZI KATLETTİLER

    Aynı zihniyet tarafından, Okmeydanı, Gazi mahallesi, Küçük Armutlu, Gülsuyu başta olmak üzere Adıyaman, Antep ve birçok bölgede Aleviler hedef alındı. Gezi direnişinde ve sonraki saldırılarda Alevi halkı, çocukları sokaklarda, evlerde ve Cemevlerinde katledildi.

    Suruç, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerde, masum canlar yok ediliyor, sakat bırakılıyor ve ocaklar söndürülüyor.

    Paris ve Brüksel gibi avrupa başkentlerinde sivillerin hedef alındığı katliamlar yaşanmaya devam ediyor.

    DİYANET İŞLERİ ALEVİLERE HAKARET ETMEYE DEVAM EDİYOR

    Diyanet işleri başkanlığı ve eğitim sistemi aracılığı ile Alevilere en ağır hakaretler yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Alevilerin hakları dünya ülkeleri tarafından verilirken, Türkiye devleti ve AKP, Alevileri inkar ve imha etmeye, Aleviliği ortadan kaldırmak için yeniden uydurmasyon bir tanımlama yapmaya, kendi Aleviliğini oluşturmak gibi ahlaki ve etik olmayan çalışmalar yürütmeye devam ediyor.

    Britanya ve dünyadaki Alevi örgütleri olarak, defalarca protestolar, yürüyüşler, mitingler, siyah çelenk eylemleri ve basın açıklamaları ile bu vahşetleri kınadık.

    Sivil, masum ve mazlum insanların ölümüne, yaralanmasına ya da her hangi bir zarar görmesine neden olan şiddet eylemlerini kınıyoruz ve kınamaya devam edeceğiz.

    HAKSIZLIK KARŞISINDA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ

    Bugüne kadar hiçbir şiddet eylemine başvurmamış olan Aleviler olarak şiddet içermeyen eylemlerimize ve haksızlık karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz.

    Tatil’i Boykot Eylemini Bahane Ederek Alevi Düşmanlığı Yapanlara Gelince;

    Bilindiği kadarı ile şiddet karşıtları ve daha çok gençlerin sahiplendiği Türkiye boykot eylemi, AKP ve Türkiye devletinin dikkatini çekecek ve azda olsa maddi olarak devletin canını acıtacak bir tavır olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu eylem daha çok yakın geçmişte uygulanan ‘’sonsuz aydınlık için bir dadika karanlık’’ eylemi ile çok benzerlik içermekte. ‘’ülkemizde demokrasi ve barış sonsuz olsun diye, bu yıl tatile gitme’’ anlamını içerdiği görülmekte. Boykot broşürlerinde yapılan açıklama ‘’Türkiye’ye bu yaz tatile gitmeyin’’ ifadelerinde de bu anlaşılmaktadır.

    Boykot eylemi şiddet içermediği, tatil kapsamında yapılacak olan ziyaretlerin bu yıl yapılmaması ve tüm çevrelerin AKP zulmüne karşı duyarlılık göstermesi için bir çok kurum ve kişiler tarafından desteklendi ve halen devam ediyor.

    TATİL BOYKOTUNU ELEŞTİRENLERE SORULAR

    Boykotu bahane ederek doğrudan İakm ve Cemevi başta olmak üzere Alevileri hedef alan ve AKP yandaşlığında sınır tanımayan bu hadsizler, yukarıdaki katliamları durdurmak için bugüne kadar ne yaptılar?

    Bugüne kadar cihatçı çetelerin hangi insanlık dışı eylemini eleştirdiler?

    Vatan, millet kavramlarını sadece ırkçı anlayışlarına kılıf olarak kullananlar ve vatan, millet felsefesi ile Alevileri hedef gösterenler vatanı, milleti soyanlara karşı hangi tepkiyi gösterdiler?

    Alevileri vatan haini diye suçlayan bu yetersizlerin Kürecik, Maraş ve Adana da yerleştirilen Alman, Amerikan füze ve asker yerleşkelerine karşı ne yaptılar?

    ‘Hukuk tanımayın, Anayasayı boşverin gerekirse seçilmiş belediyelere el koyun’ diyen Cumhurbaşkanı ve AKP anlayışına karşı ne yaptılar?

    Alevilere yönelik açıktan hakaret eden Diyanet işleri başkanlığına karşı bir tepkileri oldumu?

    Alevilere yönelik açıktan hakaret eden Cumhurbaşkanına karşı bir tepkileri oldumu?

    Alevilere yönelik açıktan hakaret eden eğitimci, din dersi hocalarına karşı bir tepkileri oldumu?

    AKP’nin desteklediği Ensar Vakfı’na tepkileri ne oldu?

    Alevilerin yaşam alanlarına ‘Nusra Kampı’ yapılmasına karşı ne yaptılar?

     

    Alevileri tanımayanlar, Alevilerin tarihsel bir direniş geleneği olduğunu bilmeyenler, Alevileri anlayamaz ve ancak sosyal medya üzerinde zavallı bir pozisyonda yaptıkları cahilliğin utancı ile kalırlar.

    Alevilere yönelik yapılan haksız ve hadsiz eleştirileri nefretle kınıyoruz!’’

     

  • Zorlu Bir Yolculuktan Sonra İngiltere’ye Varan Kürdistanlı Gencin Hazin Sonu

    Zorlu Bir Yolculuktan Sonra İngiltere’ye Varan Kürdistanlı Gencin Hazin Sonu

    Muhammed Huseyin, Kürdistan’dan çıkıp aylar süren zorlu yolculuktan sonra hayalindeki İngiltere’ye vardıktan 7 saat sonra saklandığı Tır’ın altından düşerek yaşamını yitirdi. Kürdistanlı genç, 2016 yılında İngiltere’de yaşamını yitiren ilk mülteci olarak kayıtlara geçti.

    Muhammed Huseyin, henüz 17 yaşındaydı. Nice hayallerle ailesini, ülkesini geride bırakarak çıktığı umut yolculuğu büyük bir acıyla sonuçlandı. Genç Muhammed aylar süren yolculuktan sonra Cuma günü bir tırın altında İngiltere’ye giriş yaptıktan 7 saat sonra Oxford şehri yakınlarında otoban üzerinde cansız bedeni bulundu.

    DUNKIRK KAMPINDA AYLAR SÜREN ZORLU BİR YAŞAM

    Zorlu Bir Yolculuktan Sonra İngiltere’ye Varan Kürdistanlı Gencin Hazin Sonu 1Muhammed Hüseyin Güney Kürdistan’dan çıktıktan sonra zorlu bir yolculuğun ardından Fransa ile İngiltere arasında krize neden olan Fransa’nın liman kenti Calais’te bulunan vahşi orman kampına (the jungle) altı ay önce ulaştı. Bir kuzeni ve amcası ile 6 ay boyunca Calais’teki Dunkirk kampında zorlu koşullarda kalan Muhammed en son Cuma günü İngiltere’ye gelen bir tırın altına saklanarak İngiltere’ye giriş yaptı.

     

    CANSIZ BEDENİ OXFORD YAKININDA BULUNDU

    İngiltere’nin liman kenti Dover’daki güvenliği geçtikten sonra Tır’ın hiç durmadan hareket ettiği biliniyor. Akşam üzeri saat 5 civarında Muhammed’in cansız bedeni Oxford kenti yakınındaki Banbury kasabasındaki Beaumont Road ile Southam road arasındaki kavşakta bulundu.

    Muhammed’in uzun saatler boyunca kaldığı tırın altında daha fazla soğuğa dayanamayıp saklandığı yerden düştüğü düşünülüyor.

    KÜRDİSTAN’A GÖTÜRÜLECEK

    Manchester kentinde yaşayan amcası Kadim ile telefonda yaptığımız görüşmede olayla ilgili çok bilgisi olmadığını belirtti. Amca Kadim telefon üzeri gazetemize şunları anlattı; ‘En son Cuma sabahı Muhammed ile telefonda görüştüm. Sonra saatlerce aramama rağmen ulaşamadım. Telefonuna cevap vermedi. Akşam üzeri en son telefonu açıldı. Ancak cevap veren Muhammed değil polisti. Polis önce bana bilgi vermedi, beni Manchester’daki polis merkezine çağırdı. Gittiğimde Muhammed’in öldüğünü bana söylediler, bunun dışında çok bilgi vermediler. Pazartesi günü Oxford’a gideceğim. Resmi işlemleri yaptıktan sonra Muhammed’i Kürdistan’a götüreceğiz.’’

    Zorlu Bir Yolculuktan Sonra İngiltere’ye Varan Kürdistanlı Gencin Hazin Sonu 1

    DUNKİRK KAMPININ ÇOĞUNLUĞU KÜRTLERDEN OLUŞUYOR

    Fransa’nın liman kenti Calais’e 20 mil uzaklığındaki Dunkirk mülteci kampındaki çadırlar acılara ev sahipliği yapıyor. Dunkirk’te bulunan 2 binden fazla mültecinin çoğunluğu Güney Kürdistanlılardan (Irak) oluşuyor. Tamamının amacı Britanya’ya geçip yeni bir yaşama başlamak.

    Calais: Ortadoğu’da Umudu Yitirilmişlerin, Avrupa’nın Göbeğinde Umut Arayışı 1
    Calais

    CALAİS AVRUPA’NIN GÖBEĞİNDE İNSANLIK ADINA KARA BİR LEKE

    Avrupa’nın göbeğinde vahşi ormanın (the jungle) ortasında derme çatma çadırlarda umut nöbetinde olan binlerce kadın, çocuk ve genç. Kendilerinin deyimiyle hiç kimsenin bu koşullarda yaşamayı hak etmediği bir yer.

    Fransa’nın liman kenti Calais’te İngiltere’ye geçebilmek için kayıtsız kamp alanında bekleyen kayıtsız insanlar. Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden 5 bine yakın mültecinin kaldığı kampta 500’e yakın güney Kürdistanlı kalıyor.

    Zorlu Bir Yolculuktan Sonra İngiltere’ye Varan Kürdistanlı Gencin Hazin Sonu 3

    129 ÇOCUK KAYIP

    Toplamda 4946 mültecinin 514 tanesi çocuk ve bunlardan 294 çocuk kimsesiz. Geçen ay Fransız polisinin saldırılarından sonra kampın bir bölümü boşaltılmış ve bu süreç içerisinden kampta yaşayan sahipsiz 294 çocuktan 129 tanesinden bir aydır hiç bir haber alınamıyor.

     

  • Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek

    Başkent Londra’da demokratik kitle örgütleri Maraş’ta yapılmak istenen mülteci kampı direnişine destek verdi. AKP Hükümeti’nin Avrupa birliği ile yaptığı mülteci anlaşması sonrası alınan kararlardan sonra Kahramanmaraş’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Sivricehöyük köyü yakınlarında mülteci kampı yapılması kararlaştırıldı. Yapılmak istenen kampta IŞİD çetelerinin barındırılacağına dikkat çeken bölge halkı Maraş katliamının anmasına bile izin verilmezken yapılmak istenen politikalar ile Maraş katliamının endişesini bir kez daha dile getiriyor.

    18 Mart 2016 tarihinde AKP hükümeti ile Avrupa Birliği’nin yapmış olduğu anlaşma kapsamında Türkiye, Suriyeli mültecilerin Türkiye’de ikamet etmesini taahhüt etmiş bunun karşılığında Avrupa birliği Türkiye’ye para ödeme kararı almıştı. Suriyeli mültecilerin barınmaları için AKP Hükümetinin yapmış olduğu arayış çalışmaları ile Karaman, Akhisar, Yozgat, Maraş gibi bir çok şehrin adı gündeme gelmeye başladı. Ancak AKP hükümeti, Alevi kesiminin yoğun olarak yaşadığı Sivricehöyük köyü yakınlarına kamp yapılmasını kararlaştırdı.

    Maraş katliamının yıldönümüne bile izin verilmeyen Maraş’ta; yapılmak istenen mülteci kampı, Alevi vatandaşları başta olmak üzere bölge halkının hükümetin sınır güvenliğini sağlayamadığı ve kamplarda IŞİD çetelerinin barınabileceğine ilişkin düşünceleri taşımalarına ve bu nedenlerden dolayı Kampın yapılmasına karşı çıkmalarına neden oldu.

    Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Sivricehöyük’te yapılmak istenen Konteynır mülteci kampına karşı bir haftadan fazladır direniş gösteren vatandaşlar çadırlarıyla bekleyişe devam ediyor. Alevi ve solcuların hedef alındığı 1978 Maraş katliamı hatırlatılarak yapılmak istenen kampın yeni bir katliama neden olabileceği aktarılıyor.

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1
    Maraş ile dayanışma amaçlı yapılan basın açıklamasına Londra’dan 17 kurum destek verdi

    LONDRA’DAKİ KURUMLARDAN DESTEK

    Londra’da faaliyet yürütmekte olan 17 dernek Maraş’ta devam eden çadır direnişine destek verdi. İngiltere Pazarcıklılar derneği (Paz-der) binasında toplanan 17 derneğin yöneticileri ve halk bir basın açıklaması yayınladı.

    Londra’da yapılan basın açıklaması öncesinde bölgede yaşanan olaylara ait son gelişmeleri almak üzere Maraş Yaşam Platformu’nun içinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şubesi Başkanı Salman Akdeniz ile bir telefon bağlantısı gerçekleştirildi.

    EYLEM MÜLTECİLERE KARŞI DEĞİL

    Mültecilere karşı bir tavır içerisinde olmadıklarını IŞİD cihatçılarına karşı ve Maraş’ta daha önce yaşanmış katliamlara karşı tedirginlik içinde olduklarını belirten Maraş Yaşam Platformu’nun içinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şubesi Başkanı Salman Akdeniz sözlerine şöyle devam etti:

    Gelecek olan Suriyeli yurttaşların içerisine karışabilecek IŞİD’li, El Nusracı çeteler, katil sürüleri olabilir. Bu bakımdan insan kaygılı, tedirgin. Yoksa direkt ilkel ve gayri insani değildir bu karşı çıkış.

    Paz-der, Britanya Alevi Federasyonu, El-com(Elbistan), Kaşanlılar, Kırkısrak, Tohum Kültür Merkezi, Alxas-Kistik, Bozca-der Londra, Yüz çiçek Açsın Kültür Merkezi, Kızkapanlılar, Dersim-der, Gik-der, Nurhak Kültür Evi, Koçgirililer, Kürt Halk Meclisi, Day-Mer ve Tilkililer Dernekleri tarafından yapılan basın açıklaması ile Maraş’taki çadır direnişine selam gönderilerek destek verdikleri ifade edildi.

    https://youtu.be/Eat1byDU5jw
    İYİ NİYETLİ BİR GİRİŞİM DEĞİL!

    Kurumlar adına İsrafil Erbil’in okuduğu basın açıklamasında şunlar belirtildi;

    ‘‘Maraş/Terolar Köy sınırları içinde yapılması planlanan ve Maraş Valiliği tarafından çalışmaları başlatılmış olan ‘yirmi yedi bin kişilik Mülteci Kampı’ projesi derhal durdurulmalıdır.
-Savaş mağduru Suriye halkları için Türkiye sınırları içinde daha uygun alanların olduğu bilinmesine rağmen köylerin ortasına denk gelecek şekilde ve bölgede yaşayan insanları mağdur edecek bir konumda bu kampın yapılması kesinlikle iyi niyetli bir girişim değildir.


    TELEFASİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞURACAK

    Toplumların yaşadığı alanlardan başka bir alana göç etmesi söz konusu olduğu durumlarda, barınma ve gıda kadar önemli olan ve uzmanlarında üzerinde durduğu en önemli konulardan biriside sosyal, siyasal ve kültürel entegrasyondur. Bölge halkı ile iç içe kurulacak olan bu kamp, halkları guruplaştıracak ve telafisi olmayan olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

    
Maraş/Terolar köyü sınırları içinde planlanan kamp alanı, hiçbir açıdan 27 bin kişinin fazladan yerleşebileceği bir alan değildir. Bölge halkının sosyal yaşam tarzı, inancı, arazinin yetersizliği, tarımsal kaynakların yetersizliği, alt yapı yetersizliği ve hayvancılık imkanlarının yetersizliği göz önüne alındığında bu projenin bu alana dayatılması kabul edilemez.


    SURİYELİ HALKLARIN ACILARINI PAYLAŞIYORUZ

    Türkiye başta olmak üzere emperyalist ve işbirlikçi ülkelerin savaş politikaları yüzünden yerinden yurdundan olan ve zorunlu olarak göç eden Suriye halklarının acılarını paylaşıyoruz. Fakat yapılacak ilk yardım onlar için bir kamp kurmak olmamalıdır. Suriye halkına yapılacak en acil yardım Türkiye nin Suriye’den elini çekmesidir. Türkiye devletinin Suriye halkı için en başta atması gereken adım Suriye üzerindeki de savaş politikalarını durdurmak ve Suriye’deki iç savaşa silah göndermekten vazgeçmek olmalıdır.


    AKP BİR TEHDİT OLARAK KULLANIYOR

    Elbette, savaş yüzünden göç etmek zorunda kalan Suriye halklarına devlet tarafından güvenlik, barınma, giyinme ve gıda yardımlarının yapılması bir insanlık hakkı gereğidir. Fakat mülteci konumuna düşürülmüş ve savaş mağduru olan bu insanların mağduriyeti AKP hükümeti tarafından siyasal bir alet ya da AKP’nin oy almadığı bölge insanı için bir tehdit olarak kullanılmamalıdır. Fakat Maraş’ta yapılmak istenen aynen budur.
Türkiye devletinin siyasal ve ekonomik politikaları yüzünden İngiltere ye göçmen olarak gelmiş ve yaklaşık 30 yıldır İngiltere de yaşayan Türkiyeli halklar olarak;
Türkiye Devleti ve AKP Hükümeti’nin gerici, ırkçı, faşizan ve savaş yanlısı tavrını kınıyoruz!
Türkiye içinde ve Suriye başta olmak üzere sınır ötesindeki tüm komşu ülkelere karşı düşman tavrını ve savaş çığırtkanlığını lanetliyoruz!
AKP’nin Maraş’ta yapmak istediği kamp projesini istemiyoruz!
Yaşam alanlarını koruyan Maraşlı Köylülerin endişelerini paylaşıyoruz!
 Maraş Yaşam Platformu’nun mücadelesini destekliyoruz.’’

    MARAŞ YAŞAM PLATFORMU: HALK TEDİRGİN

    Hükümetin uyguladığı politikalarla sınır güvenliğini yeterince sağlayamadığını kamplara cihatçı kişilerin de girebildiği yönünde bilgiler olduğunu anımsatan ve aynı zamanda çadır eyleminin çağrısını yapan Maraş Yaşam Platformu avukatlarından Mustafa Torun, konuyla ilgili olarak bölge halkının büyük bir tedirginlik içinde olduğunu ifade etti.

    Konteynır kampın bölgedeki evlere sadece birkaç metre mesafede olduğunu söyleyen Torun şöyle konuştu:

    Daha önceki kamplardan, Kahramanmaraş’ın içinde yapılmış olan kamplardan, İslâhiye’deki kamplardan edinilen tecrübeler şu yönde: Orada terör unsurları da yer aldı. Birçok adli vaka gerçekleşiyor. Bölge, Kahramanmaraş’ta adli vakaların neredeyse hiç olmadığı bölgelerden bir tanesi. ‘Bu kadar itidalli bir yere, ne motivasyonla geldiğini bilmediğimiz insanların getirilmesini istemiyoruz’ diyor halk aslında.

    İŞİD ALEVİLERE KARŞI KATLİAM YAPIYOR

    IŞİD’in Suriye’de Alevilere karşı katliamlar yaptığını hatırlatan torun kurulacak olan konteyner kampına 27.000 insanın yerleştirilmesinin söz konusu olduğunu ifade ederek bölge halkının Maraş katliamını unutmadıklarını ancak yakın tarihe bakıldığında, iki yıl önce sığınmacılar ile halk arasında gerginlik yaşandığını bir kez daha anımsatıyor ve kampın yapılması kararlaştırılan mevkinin Kent merkezine uzak olması nedeniyle olabilecek herhangi bir olumsuzluk neticesinde müdahale şansının da zor olduğunu sözlerine ekliyor.

    AKP hükümetinin Suriyeli sığınmacılar için yapmayı kararlaştırdığı mülteci kampının bölge halkı tarafından çadır eylemi ile protesto edilmesine, siyasi partilerde destek verdi. Geçtiğimiz günlerde HDP ve CHP milletvekilleri de yapmış oldukları ziyaretlerle AKP’nin almış olduğu karardan geri adım atması gerektiğini aksi taktirde kampın halklar arasında çatışmayı arttıracağı ifade edildi.

    Suriyeli mültecilerin barınma sorununu çözebilmek için yapılması planlanan kamp için bir çok şehrin adı geçerken neden Maraş seçildi? Yanıtlanması gereken sadece bu soru değildi elbette, kampın yapılacağı arazinin hukuksal yapısı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Maraş Yaşam Platformu avukatlarından Mustafa Torun, arazinin hukuki yapısı ile ilgili olarak yaşanan hukuksuzluğu şu sözler ile aktarıyor:

    Mera Komisyonu’nun o araziyi mera vasfından Hazine arazisine çevirdiğini ve TOKİ’ye devredildiğini öğrendik. TOKİ de, Kalyon İnşaat adında Gaziantep merkezli bir şirkete ihale etmiş. Alelacele cumartesi günü iş makineleri geldi, konteynerler getirilmeye başlandı. Mera vasfında olan arazinin Hazine arazisine usulsüz şekilde çevrildiği gerekçesiyle, İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açacağız.

    1974 yılında Gaziantep’te kurulan Kalyon inşaat kent-doğa mücadelesi yürütenlerin oldukça yakından bildiği bir şirket. Gelişen süreç içerisinde giderek büyüyen Kalyon inşaat 2013 yılında İstanbul 3’üncü Havalimanı ihalesini de alarak AKP Hükümeti döneminde  en parlak dönemini yaşıyor.

    Kalyon inşaat’ın faaliyetlerine gelince, Türkiye’de en bilinen projeleri şöyle: Yeşil Vadi Konakları (2004), Bakırköy Adalet Sarayı (2005), İstanbul Metrobüs Hattı (2006), Kalen HES Projesi (2006), Taksim Meydanı (2013), İstanbul 3. Havalimanı (2013), Başakşehir Stadı (2013), Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı (2013).

    Kalyon İnşaat, sadece Türkiye’de değil, Katar, Rusya, Libya, BAE, Suudi Arabistan ve Irak gibi birçok ülkede faaliyet gösteriyor.

     

    Haber-Foto: Şükrü Bolat

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

    Londra’dan Maraş Yaşam Platformunun Eylemine Büyük Destek 1

  • Bütçeden yine kesinti çıktı

    Bütçeden yine kesinti çıktı

     

    Maliye Bakanı George Osbourne 16 Mart günü yaptığı açıklama ile 2016 yılı bütçesini açıkladı. Orta kesim için ekşi, üst ve zengin kesim için tatlı bir bütce olurken, işçi, emekçi ve dar gelirli aileler için tamamen acı bir bütçe özelliği gösterdi. Bütçede sekiz kez tekrarlanan kesinti politikaları değişmezken hedefte bu sefer engelliler ve eğitim vardı.  

    Maliye Bakanı Geoege Osborne, 2010 yılında başlattığı kesintileri, sekizinci kez hazırladığı bütçede de davam ettirdi. Şimdiye kadar hiç bir hedefini tutturamayan Osborne, bütçe açığının yükünü, yine toplumun en mağdur kesimlerinin sırtına yükledi. Yarım milyon engellinin gelirini haftalık olarak 150 sterlin düşüren milyarder Maliye Bakanı Osborne, kamu çalışanları ve öğretmenlerden kesilen emeklilik katkı payını da artırdı.

    Muhafazakar Parti’nin başına geçerek, Başbakan David Cameron’dan koltuğu devralacak en güçlü adayların başında gelen Osborne, kemer sıkma politikalarını taviz vermeden sürdürüyor. Her bütçesine ek kesintiler ilave eden Osborne, 16 Mart günü parlamentoya sunduğu bütçede açıkladığı 3.5 milyar sterlinlik ek kesintiler ile geleneği bozmadı. Osborne’un, kesintiler ve özeleştirmelerle geleceğini kararttığı yeni nesillerin, sağlıklı yetişmesi için, şekerli içeceklere getirdiği ek vergilerle tatlandırdığı bütçe, İngiltere’de yaklaşık 4 milyon çocuğun yoksullukla boğuştuğu gerçeğini gizleyemedi. 2010 yılına kadar yükselmesi durdurulan çocuk yoksulluğu özellikle 2010 yılından itibaren sosyal yardımlara yapılan kesintiler tekrardan yükselmeye başlamıştı. Her bütçesinde sosyal kesintileri hedef alan Osbourne, dünyanın en büyük ekonomilerinden olan Birleşik Krallık’da 4 milyon çocuğun yoksullukla boğuşma utancını kapatamadı. Tam tersini önümüzdeki dönem sosyal yardımlar ve kamu düzenlemeleri ile bu sayının artması ön görülüyor.

    3.5 milyar ek kesinti

    Osborne, yaklaşık 64 dakika süren bütçe konuşmasında hedef küçültmek zorunda kaldı. Bütçe açığına, borçlanmaya ve üretime ilişkin hedeflerini tutturamamasını yine, dünya ekonomisindeki dalgalanmaya, belirsizliklere ve değişen koşullara bağladı. Önümüzdeki 5 yıl için ekonomideki büyüme hedeflerini yeniden gözden geçirerek küçülten Osborne, kamu harcamaları için tutturamadığı hedefe ulaşmak için ise, 3.5 milyar sterlinlik ek kesinti planını bütçeye dahil etti. 2020 yılına kadar yaptığı borçlanma hedefini de tutturamayan Osborne, önüne 5 yıllık yeni bir hedef koydu. Her bütçesinde kıl payı bir büyümeye değinen Osborne bu sefer ondan bile bahsedemedi. Daha önceki bütçelerinde özellikle tasarruf politikalarının yakın bir tarihte biteceği söyleminde bulunan Osbourne, dünya ekonomisindeki gelismeleri bahana ederek bunun 2020 yılına ertelendiğini söyledi.

    Tasarruf için engellilere ödenen yardımlardan tasarruf adı altında 1.2 milyar sterlin kesen Osborne, şirketler vergisini %20’den % 17 düşürdü. Osborne, geliri 12 bin sterlinin altında olan küçük işletmeler için sıfırladığı belediye vergisi eşiğini 51 bin sterline çıkartarak 600 bin işletmeyi vergiden muaf tuttu. Kişisel gelir vergisi eşiğini 11 bin sterlinden 11 bin 500 sterline çıkartan bakan, % 40 gelir vergisi eşiğini de 42 bin 385 sterlinden 45 sterline çıkarttı.

    Eğitime sinsi saldırı

    Bütçede daha önce bahsedilmeyen fakat son anda eklenen eğitim reformları kesintiler ile beraber ana başlık teşkil eden diğer konu oldu. Bu konudaki gelişmeler, bir gün sonra açıklanan Beyaz Kağıt ile detaylandırılırken eğitimdeki hiç bir soruna değinilmemesi dikkat çekti. Hükümet “kaliteyi ve statüyü yükselten” başlık altında değindiği eğitim reformlarında öğretmenlerin iş yükü ve sürekli değiştirilen sınav sistemlerine değinmemesi tamamen bir skandal niteliğinde. Önümüzdeki dönem öğretmen krizi için hiç bir öneriye değinmeyen hükümet, tam tersine öğretmenlik için gereken Nitelikli Öğretmen Statüsü (Qualified Teacher Status)’nu kaldırıp diplomasız ve eğitimsiz herkesin öğretmenlik yapabilmesinin kapılarını herkese açtı. Daha önce üniversiteler aracılığıyla alınan bu statüyü şimdi müdürlerin insiyatifine bırakan hükümet, kimin öğretmen olup olmayacağına artık okul müdürleri karar verecek uygulamasını hayata geçirdiler. Eğitimin daha kaliteli olduğu Finlandiya gibi ülkelerde öğretmenlik için master diploması gerekirken Birleşik Krallık artık üniversiteye diplomasına bile ihtiyacın kalmadığı bir eğitim sistemi uygulaması önümüzdeki günlerde hayata geçirecek.

    Eğitim konusunda açıklanan diğer can alıcı nokta ise okul statüsü ile ilgili oldu. Eğitim bütçesini artırmak yerine eğitime ayrılan bütçeyi ihtiyaç yerine, eşit bir şekilde dağıtma kararı alan hükümet, okulların harcamalarını kısıtlamak için tüm okulları 2020 yılına kadar akademi statüsünü alma kararını dayattı. Bölge eğitim müdürlükleri olarak bilinen LEA’lerden bağımsız hale getirecek bu uygulama okulların her konuda müdür ve sponsorları aracılığıyla karar alma yolunu yasallaştırıp neredeyse hiç bir sorumluluk ve kontrol olmaksızın işlemelerini sağlayacak. Bu yöntemle okullar, öğretmen ücretlerinden çalışma koşullarına, okul üniformasının ücretinden yemek ücretine, tatillerinden ders saatlerine kadar herşeyi kendi kafasına göre uygulama hakkına sahip olacak. Bu serbestliğin ise önümüzdeki dönemde öğretmen krizini yükseltip özelleştirme politikaları ile ailelerin birer müşteri, öğrencilerin ise birer üretim metası haline getirmesi bekleniyor.

    Bu bütçe, sıradan çalışan, yoksul, göçmen toplumlar için çok az umut veren fakat büyük şirketler ve servet sahiplerinin yüzünü güldüren bir bütçe oldu. Bir çok şirket vergi oranlarında yapılacak indirimleri ile ceplerini daha fazla doldururken başta engelli ve bir çok kesimin cebinde azalan gelirlerinin daha da azalacağı anlamına geliyor. Şirketlere iyilik, sıradan halka ve engellilere daha fazla kesinti yapan bu hükümetin, kimleri temsil ettiği gerçeğini bu bütçe ile gözler önüne serildi.

    Bakan, bir yandan okulların ve hastanelerin bütçelerinin yükseltildiği hikayesini bizlere okurken, bir yandan da tasarruf politikaları doğrultusunda önümüzdeki dönem okulların ve hastanelerin yaşayacağı sıkıntıları bizlere söylemekten çekiniyor. Kamu alanlarına karşı ideolojik bir saldırı içinde olan hükümet, şimdiye kadar yaptığı milyarlaca sterlin kesintinin yanına yenilerini de ekleyerek tüm kamu alanları ortadan kaldırma planları yapıyor.

     

    Zenginler karlı fakirler zararlı

    Bu bütçe ile hayata geçecek bir çok uygulama önümüzdeki dönem hem bizim hem de çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşam kalitesini etkileyecek. Bütçenin açıklandığı günden bu yana, başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ian Duncan Smith’in istifası ile Muhafazakar Parti içinde büyük depremler yaşanırken, Mali Çalışmalar Enstitüsü ve bir çok bilirkişi, bütçenin toplumun büyük kesimi konusunda negatif bir etki olacağını söylediler. Mali Çalışmalar Enstitüsü, yaptığı analiz ile bütçeden, İngiltere’nin en zenginlerini oluşturan % 10’luk kesiminin karlı çıkarken, % 50’lik yoksul kesimin ise kaybetmeye devam edeceğini ortaya koydu. Düşük gelirli işlerde çalışan %50’lik kesimin, Mayıs ayından bu yana yapılan değişiklikler ve kesintilerden dolayı yaşadığı yıllık kayıp yaklaşık 1500 sterlin. Analizde, toplumun % 43’nün vergi eşiğini aşacak kadar gelire sahip olmadığına da yer verildi. Bakanın hedeflerini tutturması halinde bile ücretlerin ve yaşam standartlarının iyileşmeyeceğini belirten enstitü, manevra alanı daralan Osborne’un, yeniden belirlediği hedeflerini tutturma ihtimalinin % 50 olduğuna da dikkat çekti.

    Tasarruf politikalarina karşı ortak mücadele sart

    Bu bütçe ile hayata geçek bir çok uygulama önümüzdeki dönem hem bizim hem çocuklarımızın hem de gençlerimizin yaşam kalitesini ve geleceğini etkileyecek. Bütçenin açıklandığı günden bu yana başta Çalışma ve Sosyal Bakanı Ian Duncan Smith’in istifası ile Muhafazakar parti içinde büyük depremler yaşanırken, yerine gelen Maliye Bakanı Stephan Crabb bundan sonra sosyal yardımlardan kesinti yapılmayacağı sözü vermem zorunda kaldı. İki bütçedir gelen eleştiriler doğrultusunda geri adım atmak zorunda kalan hükümetin ne kadar hassas olduğu su üstüne çıktı.

    Londra’da yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı tüm halkımızı önümüzdeki dönem sağlık, konut, iş ve eğitime sahip çıkmaya, tasarruf politikaları adı altında yapılacak uygulamalara karşı eylemliklere katılmamız bu konuda hem kendimizin hem de olan çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmamız önemli. Bu anlamda ilk adımı 16 Nisan Cumartesi günü içinde bir çok kitle örgütü, sendika ve politik partinin oluşturduğu Halklar Meclisi (People’s Assembly) düzenlediği yürüyüşe katılarak yapabiliriz. Ortak sorunlarımıza karşı ortak mücadeleyi yükseltmemizin simdi tam zamanı.

    Oktay Şahbaz

    The Urswick School Bilgisayar Bölüm Başkanı

    Ulusal Öğretmenler Sendikası Bölge Sorumlusu

    Day-Mer Sekreteri

  • Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor

    Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor

    İngiltere’de yaşayan bir grup Türkiyeli ülkede son dönemlerde yaşanan çatışma sürecine tepki olarak “#memleketimegitmekistemiyorum”, “#dontgoTurkey” kampanyası başlattı. Kampanya Britanya’nın tüm kentlerine yayılmış durumda.

    Kampanya çerçevesinde sosyal medya yoğun olarak kullanılırken, Londra merkezinde çok sayıda kampanyayı anlatan bildiri dağıtıldı.

    Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor 2
    ‘memleketime gitmek istemiyorum’ adlı kampanya çerçevesinde Britanya’nın bir çok kentinde bildiriler dağıtılıyor

    Kampanya yürütücüleri tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    ‘‘Ülkesine özlem duyan Avrupalı gençler olarak, zor şartlarda çalışıp yıl boyu biriktirdiklerimizi kendi ülkemize giderek ya yatırım yada tatil amaçlı kullanıyoruz.

    Elbette ki bu harcamalarımız ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. Sadece bizler değil entegre olduğumuz ülkelerin vatandaşlarına da kendi ülkemizin doğal zenginliklerinden, insanlarımızın misafirperverliğinden bahsederek yabancı turist gitmesine de vesile oluyoruz.

    Son bir kaç yıldır Türkiye topraklarının her köşesinde temel, hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmakta, inanç ve düşünce farklılığından dolayı baskı yapılmakta, masum insanlar ve çocuklar öldürülmekte, doğa katledilmekte, basın özgürlüğü ihmal edilmekte, demokratik seçim hakkı gasp edilmekte, kadın ve çocuk hakları ayaklar altına alınmaktadır.

    Türkiye’nin etrafındaki komşu ülkelerle düşman olması bizleri üzüyor, düşündürüyor hem de endişelendiriyor. Bunlar yetmezmiş gibi memleketin her yerinde bombaların patlaması tamamen korku duvarı örüyor. Bütün bu sebeplerden dolayı biz Avrupalı gurbetçiler olarak yazın tatile, ülkemize gitmeyeceğiz.’

    Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor 3

    Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor 4

    Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor 5

    Gençlerin ‘#DontGoTurkey’ Kampanyası Çığ Gibi Büyüyor 6

  • Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi

    Son dört yıldan bu yana Londra’da düzenlenen Britanya Kebab Ödülleri ‘British Kebap Awards’ sahiplerini buldu.

    Park Plaza Westminster otelde düzenlenen ve binden fazla davetlinin katıldığı gecenin sürprizi ana muhalefet partisi İşçi Partisi’nin lideri Jeremy Corbyn oldu. Geceye eşi ile birlikte katılan Corbyn, kebap işletmelerinin İngiliz ekonomisine yaptığı katkının görmezden gelinemeyeceğini vurguladığı konuşmasında, çoğunluğu küçük ve orta ölçekli olan kebap işletmelerinin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Kendisinin vejeteryan olduğunu belirten İşçi Partisi lideri, düzenlendiği ilk yıldan bu yana hem aday göstererek hem de bizzat katılarak Kebap ödülleri gecesine desteğini göstermek istediğini kaydetti.

    İngiltere’nin en büyük online yemek sipariş sitesi olan Just Eat’in yanısıra Paragon,Kervan Sofrası, Cobra biraları Big K, United Paper Producst, Ersan and Co ve Holland Bazaar gibi firmaların sponsorluğunda gerçekleştirilen geceye 150 dolayında İngiliz milletvekili ile, çok sayıda Lordlar Kamarası üyesi, belediye başkanları ve meclis üyeleri de katıldı.

    Toplam 16 kategoride seçilen ‘en iyi işletmelerin’ ödüllerini aldığı geceye BBC, Telegraph, Guardian, Daily Mirror, Sun, Times ve Evening Standard gibi İngiliz medyasından gazeteciler ve televizyoncular da yoğun ilgi gösterdi.

    Ödüller aralarında işadamları, milletvekilleri ve sektör temsilcilerinin bulunduğuı 15 jüri üyesi tarafından birçok farklı kriter değerlendirilerek belirlendi.

    Brüksel’deki terör saldırısi basta olmak uzere, Istanbul, Ankara, Diyarbakir, Paris terror saldirilarinda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan gecede açılış konuşmasını yapan CEFTUS Direktörü İbrahim Doğuş, ödüllerle İngiltere ekonomisinin en dinamik unsurlarından birisi haline gelen kebap sektörüne prestij kazandırmak ve sektördeki standarların yükselmesine katkıda bulunmayı hedeflediklerini söyledi. Konuşmasında Avrupa Birliği tartışmalarına ilişkin mesajlar da veren Doğuş “Çoğunluğu farklı etnik kökenlerden gelen kebap işletmecileri, göçmenlerin ülke ekonomisinde istihdam katkısı sağlayan iş alanları yaratmasının en çarpıcı örneklerinden birisidir” dedi.

    Yıllık cirosu 2.2 milyar sterline ulaşan kebap sektörü, İngiltere’nın en popüler yiyeceklerinden biri haline gelirken, İngiltere’de ilk kez 1966 yılında piyasaya giren döner kebap ise halen Fish & Chips’lerden restoranlara kadar 20 bin dolayında işletmede tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Ülke genelinde her gün 1 milyon 300 bin porsiyon doner/kebab tüketildiği tahmin ediliyor.

    BU YILIN KAZANANLAR LİSTESİ

    Sektöre katkılarından dolayı Jüri özel ödülü : Gürsel Aksu

    Alton and Co En iyi Şef ödülü ; Önder Şahan

    Müşteri memnuniyeti : İstanbul Finchley Restaurant

    Big K- Kebab Sektörüne katkı ödülü : Ace 4 Kebabs, Total Shopfitting Solutions Ltd

    Just Eat Best Delivery İşletmesi ödülü : Curipza Take Away

    Bulldog Enerji İçecekleri Londra’da en iyi Takeaway Ödülü : The Best Turkish Kebab

    Paragon Quality Foods Londra dışında En İyi Kebap restoranı ödülü : Mevan Restaurant , ikinciligi ise The Turkish Meze Grill

    Holland Bazaar En İyi yeni açılan Kebap İşletmesi Ödülü : Mez-opotamia Restaurant

    Londra dışında en Takeaway ödülü : Food Stop Takeaway

    Müşteri Memnuniyeti Ödülü : Istanbul Finchley Restaurant

    En ekonomik Restaurant : Selale Restaurant, ikinciligi ise Meze Mangal – Bushey Heath

    Fine Dining : Sheesh Chigwell

    Kuzey ve Batı Londra’da En iyi Kebap Restaurant : Durum Restaurant

    Güney Londra’da en iyi Kebap Restaurantı : -Turkuaz Restaurant – Cappadocia in Kingston

    Kuzey İrlanda’da en iyi Kebap restaunratı: The Sphinx

    Galler’de En İyi Kebap Restaurantı : Pizza Choice

    İskoçya’da En İyi Kebap Restaurantı : Nawroz Restaurant

    En İyi Genç Şef : Ali Ekber Doymaz

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 1

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 2

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 3


    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 5

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 6

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 7


    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 9

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 10

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 11

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 12

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 13

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 14

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 15

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 16

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 17


    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 19

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 20

    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 21


    Britanya Kebap Ödülleri Gecesine Yoğun İlgi 23

     

     

  • 30 Yıllık The Independent Gazetesi Bugün Son Kez Basıldı

    30 Yıllık The Independent Gazetesi Bugün Son Kez Basıldı

    Britanya’nın saygın gazetelerinden The Independent bugün son kez basıldı. Bugünden itibaren sadece internet üzeri yayınlanacak.

    Bugün son kağıt baskısıyla okuyucularına veda eden gazete, yarından itibaren sadece internet üzerinden yayımlanacak. 

Son sayısıyla birlikte dört hatıra eki de veren gazetenin son başyazısında, “30 yıl boyunca riyakarlıkla, cehaletle, despotlukla, yoksullukla, klişelerle, yalanla ve şöhret magaziniyle mücadele ettik. Yaptıklarımızı önemsiyorsanız, bize katılın ve online olarak okumaya devam edin” ifadeleri kullanıldı.

    Gazetenin bağlı olduğu ESI Media’dan geçen ay yapılan açıklamada, gazetenin kağıt baskısına mart ayında son verileceği bildirilmişti. Günlük tirajı 40 bine kadar düşen gazetenin son kağıt baskısı bugün okuyucularla buluştu.

    Sürekli zarar eden gazeteyi Rus milyarder Alexander Lebedev, 2010’da sembolik 1 sterlinlik bedeli ödeyerek satın almıştı. Eski bir KGB ajanı olan Lebedev, medya grubunun yönetimini İngiliz vatandaşı olan oğlu Evgeny’ye bırakmıştı.

    Gazetenin son kağıt baskısında, İngiltere Başbakanı David Cameron’ın, “The Independent’ın son kağıt baskısını görmek İngiliz basını için üzücü. 30 yıl boyunca bu gazete düşünceli ve basiretli bir şekilde olayların kaydını tuttu. Belki her zaman aynı fikirde değildik ama The Independent İngiltere’nin özgür basınının kalbinde hiç şüphesiz önemli bir rol oynadı” sözlerine de yer verildi.

    Tirajı bir dönem 400 bini aşan The Independent, İngiltere’de kağıt baskıya son verip sadece dijital yayına geçme kararı alan ilk ulusal gazete oldu. 

Yayım hayatına 1986’da başlayan The Independent, Andrew Marr ve Robert Fisk gibi önemli İngiliz gazetecileri çalıştırdı. 

Liberal ve sol okur kitlesine sahip gazete, 2003’te Irak‘ın ABD ve İngiltere’nin öncülüğündeki koalisyon güçlerince işgaline karşı yaptığı yayınla dikkati çekmişti. 

Filme de çekilen “Bridget Jones’un Günlüğü” romanı, gazeteci – yazar Helen Fielding’in The Independent’taki köşesinin de adıydı.