Category: SEÇME YAZILAR

  • Britanya Parlamentosunda Demokratk Konfederalizm Paneli: ‘Bookchin Bebeği Dünyaya Getirdi, Öcalan Büyüttü’

    Britanya Parlamentosunda Demokratk Konfederalizm Paneli: ‘Bookchin Bebeği Dünyaya Getirdi, Öcalan Büyüttü’

    Yazar ve akademisyen Janet Biehl Parlamentoda düzenlenen seminerde Murray Bookchin’in sosyal teorilerinin tarihsel olarak nasıl geliştiğini ve Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizminin günümüzde nasıl geliştiğini anlattı. Paneldeki diğer konuşmacılardan Federico Venturini ise Türkiye’de yaşanan çatışmaları iç savaş olarak tanımlayarak Avrupa medyasının sessizliğini elşeştirdi. Konuşmacılardan Rahila Gupta ise Feminist hareketin Rojava’dan öğreneceği çok şey olduğunu ifade etti.

    Haber-Foto: Esra Türk

     

    İşçi Parti Knowsley (Merseyside) milletvekili George Howarth’ın ev sahipliği yaptığı panelde Biehl’in yanı sıra sosyal ekoloji dalında doktorasını tamamlayan ve Şubat ayında Türkiye’ye giden Uluslararası Barış Delegasyonu arasında olan Federico Venturini ve yazar-aktivist Rahila Gupta birer sunum yaptılar.

    Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği panelde ilk olarak söz alan Howarth Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediğini ve Kürtlerin barış müzakerelerindeki tutumları ve çözüm arayışlarına da hayran olduğunu belirtti. Kürtlerin, özellikle de Irak ve Suriye’de olumlu ve barışçıl katkı sunduklarını ifade eden Howarth, ‘‘Her zaman ve her yerde, öyle görünüyor ki, Kürtler her zaman çözüme hazırdır’’ dedi.

    Konuşmasına Murray Bookchin’in kısa öz geçmişini anlatarak başlayan Biehl, Bookchin’in kapitalizmin sınırlarını anlamaya çalıştığını ve bu sınırın gıda üretiminde kullanılan kimyasal maddelerin olduğunu ve bunun yerel gıda üretiminin gelişmesine yol açması gerektiğini düşündüğünü anlattı. Biehl, Bookchin’in New York’un varoş semtlerinden olan Brooklyn’de doğup, Marxist bir eğitim aldığını ve kapitalizmin çevreye verdiği zarara ilişkin özellikle araştırmalar yaptığını belirtti. Bookchin 2006 yılında hayatını kaybetmişti.

    Fikirlerinin Amerika’daki sol arasında popülerleşmediğini ifade eden Biehl, Bookchin’nin kitaplarının okunup, farklı dillere çevrilmelerini ve fikirlerinin birileri tarafından anlaşılmasını istediğini anlatarak, Öcalan’ın bunu yaptığını söyledi.

    ‘MURRAY BEBEĞİ DÜNYAYA GETİRDİ, ÖCALAN BÜYÜTTÜ’

    Bookchin’in Türkçeye çevrilen kitaplarını Öcalan’ın İmralı’da okuduğunu ve avukatları aracılığıyla Bookchin’in ölümünden önce görüştüklerini anlatan Biehl, Öcalan’ın özellikle halk meclislerinin ve konfederasyonların Kürt halkı için uygun bir model olduğunu düşündüğünü anlattı: ‘‘Dünyanın en büyük devletsiz halkı olan Kürtler, eğer üstten devlet modeli ile yönetilemeyeceklerse, tabandan yönetim öz yönetim mantıklı oluyordu.’’

    Biehl Bookchin ve Öcalan’ın teorik bağlantılarını ‘Murray bebeği dünyaya getirdi, Öcalan büyüttü’ diyerek tanımladı.

    Biehl, avukatlar aracılığıyla Öcalan’ın Bookchin ile irtibata geçtiğini anlattı ve mektuplarının Huffington Post’ta yayınladıklarını anlattı.

    BOOKCHİN’İN TEORİSİNE ÖCALAN’IN GETİRDİĞİ EN BÜYÜK DEĞİŞİKLİK KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ

    Bookchin anarşist olarak her türlü hiyerarşiye karşı olduğunu ifade eden Biehl

    Öcalan’ın özellikle cinsiyet hiyerarşisine karşı olduğunu ve Bookchin’in teorisine getirdiği en büyük değişikliğin kadınların özgürlüğüne verdiği önem olduğunu anlattı.

    Rojava’yı büyük bir memnuniyetle ziyaret ettiğini anlatan Biehl, Rojava ve Kuzey Kürdistan’da oluşturulan halk meclisleri ve kantonlarda kadınlara verilen eşit konum ve hakları özellikle önemsediğini söyledi.

    KÜRTLER BU TEORİYİ AMERİKALILARDAN DAHA FAZLA ÖNEMSİYOR

    Biehl son olarak şunları ifade etti: ‘‘Kürtler teroriyi Amerikanlardan çok daha fazla önemsiyorlar. Amerikalılar teoriye karşı temkinliler ve pratiği tercih ediyorlar. Kürtler idiolojiyi ciddiye alıyorlar ve bildikleri en iyi yöde iyi bir toplum inşa etmeye çalışıyorlar. Rojava’da, Daiş ile devam eden savaşa rağmen, gelişiyor. Türkiye de DTK’nın çağrısında olduğu gibi, demokratikleştiğinde Rojava’daki kurumlar, Kuzey Kürdistan’da da gelişirler’’

    Nelson Mandela’nın eski avukatı Essa Moosa’nın öncülüğünde Türkiye’yi ziyaret eden Federico Venturini, Cizre ve Diyarbakır’a giderek sokağa çıkma yasaklarının ve Türkiye devletinin silahlı kuvvetlerinin yarattığı hasarı inceledi. Venturini, sunumunda bölgede yaratılan hasarı gösteren, kendi çektiği resimleri dinleyicilere sundu.

    TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ VAR, ANCAK AVRUPA MEDYASI GÖRMEK İSTEMİYOR

    Avrupa’nın Türkiye’de yaşananlar karşısındaki sessizliğini kırmanın önemli olduğunu dile getiren Venturini, ‘‘Türkiye’de tanık olduğum gerçekten iç savaş fakat Avrupa’nın ana akım medyasında bu hiç görülmüyor.’’

    Venturini, ziyaretleri kapsamında Adalet Bakanlığıyla görüşüp, Öcalan’ı ziyaret etmek için izin almak istediklerini fakat cevap alamadıklarını anlattı. Delegenin görüştüğü diğer kişilerin Öcalan’ın barış müzakereleri için kilit olduğunu belirttiklerini fakat Nisan 2015’den bu yana avukatları dahil kimsenin görüşemediğini anlattı.

    Venturini, Cizre’de bodrumlarda yaşanan ölümlerden de söz etti.

    Öcalan’ın serbest kalmasının barış sürecinin gelişmesinde önemli olduğunu ve Avrupa Konseyi’ne Öcalan’ı ziyaret etmesi için başvuruda bulunacaklarını dile getiren Venturini, Öcalan’ın avukatlarının ziyaretinin gerçekleşmesini sağlamak için çalışma yürüteceklerini anlattı.

    Venturin, delegasyon olarak Türkiye’de baskıların sonlanmasını, ifade özgürlüğündeki baskının durması ve PKK’nin terör listesinden çıkartılmasını talep ettiklerini ifade etti.

    ROJAVADA KADIN TEMSİLİYETİ KADINA BAKIŞI DEĞİŞTİRDİ

    Son olarak söz alan Rahila Gupta, Rojava’yı ziyaret ettiğini ve kadın eşitliğine verilen öneminin yeni bir toplum ve devrimi temsil ettiğini ifade etti. Kadınlara verilen temsiliyet hakkının, toplum içerisinde kadınlara bakış açısını değiştirdiğini gördüğünü anlattı.

    Gupta, YPJ’nin kadınların, fırsat verildiğinde, kabileyetini gösterdiğini ifade etti.

    Turkiye-Rojava sınırının açılması gerektiğini ifade eden Gupta, bunun bölge barışı için önemli olduğunu belirtti.

    Gupta Öcalan’ın kadın eşitliğine yönelik teorilerine değinirken ‘erkeği öldürmek’ yazısına değindi.

    Gupta, feminizmin Rojava’dan öğreneceği çok şey olduğunu belirterek, savaşa rağmen Rojava’da çok şey başarıldığını ifade etti.

    Son olarak, ‘Ataerkillik Neden Ölmüyor’ adında bir kitap yazma aşamasında olduğunu anlatan Gupta, ‘‘Rojava’da ataerkilliğin dizleri üzerine düştüğünü görecek kadar kaldım’’ dedi.

  • Güney Kürdistan Hükümetine Çağrı: Çocuklarımızı Serbest Bırakın

    Güney Kürdistan Hükümetine Çağrı: Çocuklarımızı Serbest Bırakın

    Uzun bir süredir Rojava’da YPG saflarında Daiş çetelerine karşı savaşan iki Britanyalı ve bir İrlandalı gönüllü savaşçı İngiltere’ye dönmek için geçtikleri Güney Kürdistan’da Peşmerge tarafından gözaltına alındı. Yaklaşık bir haftadır gözaltında tutulan Britanyalı gönüllülerin tutulması ile ilgili Güney Kürdistan hükümeti tarafından henüz bir açıklama yapılmış değil.

    Rojava’da Daiş çetelerine karşı savaştan dönerken Kürdistan Bölgesel Hükümeti tarafından gözaltına alınan iki Britanyalı ve bir İrlandalı savaşçının aileleri çocuklarının serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Jac Holmes (23), Joe Akerman (37) ve Joshua Molloy (24), Rojava’dan Güney Kürdistan’a yasadışı yollardan girdikleri suçlamasıyla Peşmergeler tarafından geçtiğimiz günlerde gözaltına alınmışlardı.

    MailOnline’a konuşan Kürt hakları aktivisti Mark Campbell gönüllü savaşçıların ailelerinin ‘çok endişeli’ olduklarını ve ‘Kürdistan Bölgesel Yönetimine çocuklarının serbest bırakılması için özel çağrıda bulunduklarını’ belirtti.

    Joshua Molloy’un babası Declan Molloy ise Independent.ie’ye, ‘Joshua Ortadoğu’da azınlık grupların başına gelenlerden çok etkilendi, özellikle Ezidilerden. Fakat son dönemlerde Türkiye ve Rusya’nın dahil olmasıyla birlikte savaş gittikçe karmaşıklaştı ve bizce Joshua bu yüzden rolünü oynadığını düşünüp geri dönmeye karar verdi.’

    Joe Akerman’ın ise eskiden İngiliz ordusunda da görev yaptığı belirtilirken, Jac Holmes ile birlikte ikinci defa Rojava’ya gittikleri belirlendi.

    Jac Homles ile ilgili sorular yanıtlayan Mark Campbell, ‘O çok becerikli bir genç. Bu stresin altından kalkacağını ve umutlu olduğunu düşünüyorum’ dedi.

    Askeri deneyimi olmayan Holmes’un 22 yaşındayken Ocak 2015’de YPG saflarına katıldığı ve sonra kısa süreliğine Londra’ya döndüğü biliniyor.

    Durum üzerine MailOnline’a açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ‘Irak’ta gözaltına alınan Britanya vatandaşları ile ilgili yereldeki hükümet ile iletişim halindeyiz’ dedi.

    Tutuklanan savaşçılarla ilgili haberin duyulması üzerine BBC’in de aralarında bulunduğu Birleşik Krallık’taki bir çok basın-yayın kuruluşu habere geniş yer verdi.

    JAC HOLMES 2015 YILINDA ROJAVA’DA YARALANMIŞTI

    2015 Ocak ayında İngiltere’nin Dorset kentinden Rojava’ya giderek YPG’ye katılan Jac Holmes adlı İngiliz gencin Daiş ile çıkan çatışmada yaralanmıştı.

    Rojava’nın Til Nasir yakınlarında yaralandığı belirtilen 22 yaşındaki Jac Holmes bir süreliğine İngiltere’ye döndükten sonra tekrardan Rojava’ya geri gitmişti.

     

    Güney Kürdistan Hükümetine Çağrı: Çocuklarımızı Serbest Bırakın 2
    Jac Holmes

     

    Güney Kürdistan Hükümetine Çağrı: Çocuklarımızı Serbest Bırakın 3
    Joshua Molloy
    Güney Kürdistan Hükümetine Çağrı: Çocuklarımızı Serbest Bırakın 4
    Joe Akerman

     

  • Britanyalı Siyasetçiler Newroz Alanından Türk Devletine Saldırıları Durdur Çağrısı Yaptı

    Britanyalı Siyasetçiler Newroz Alanından Türk Devletine Saldırıları Durdur Çağrısı Yaptı

    Pazar günü, Lee Valley Athletics Centre’da gerçekleşen Newroz kutlaması programında bir çok siyasetçi Newroz mesajlarını iletmek için konuşma yaptı.

    Konuşmacılar gelişen siyasi süreçte Kürtlerle dayanışma içerisinde olmaya devam ettiklerini söyledi ve bir çoğu Öcalan için özgürlük çağrısında bulundu.

     

    Britanyalı Siyasetçiler Newroz Alanından Türk Devletine Saldırıları Durdur Çağrısı Yaptı 2
    Kate Osamor

    Edmonton İşçi Parti milletvekili Kate Osamor kısa bir konuşma yaparak, geçen yıl dahil olarak, her yıl Newroz kutlamalarına katılan, fakat, İşçi Parti lideri olmasından kaynaklı yoğun programı dolayısıyla bu yıl kutlamalarda bulunamayan İslington milletvekili Jeremy Corbyn adına kısa bir mesaj okudu.

    ‘‘Geçen yıl milletvekili adayı olarak buradaydım, şimdi de milletvekiliyim,’’ diyerek konuşmasına başlayan Osamor, Kürt halkının Newrozunu kutladı ve seçimlerde verdikleri destek için teşekkür etti.

    Corbyn’nin İskoçya’da olduğunu belirten Osamor, İşçi Part liderinin Kürt halkı ile dayanışma içerisinde olmaya devam ettiğini ifade etti.

    Corbyn’nin mesajı şöyleydi: ‘‘Kürt halkıyla dayanışmamı iletiyorum. Ve, tüm topluma, Birleşik Krallık’ta yaptıklarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Baskılara rağmen, kimliğinize, dilinize tutunduğunuz için teşekkür ediyorum.’’

    Diğer konuşmacıların söylediklerinden kesitler şöyle:

    Enfield North İşçi Parti milletvekili Joan Ryan:

    IMG_3938
    Enfield Milletvekili Joan Ryan

    Newroz Piroz Be. Bugün burada, yeni yılı kutlamak için bu kadar insanı görmek çok güzel. Özellikle de Suriye ve Türkiye’de Kürtler, Aleviler ve Sünnilerin yaşadıkları şartları göz önünde bulundurursak. Onlar acı çekiyorlar ama güçlü olduklarını biliyorum.

    Parlamenterler olarak sesimizi yükseltmeliyiz ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir an önce HDP, CHP ve Alevilerle oturup konuşması gerektiğini açıkça belirtmeliyiz. Ateşkes vardı, tekrar ateşkes istiyoruz. Ama Erdoğan harekete geçmesi gerekiyor.

    Türkiye’de yaşananlar yanlış: sokağa çıkma yasakları; masum insanların öldürülmesi; tutuklu gazeteciler; ifade özgürlüğünün kaybı; sokaklarda öldürülenlerin sayısı. Bu sona ermeli. Ben Türkiye’yi Avrupa Birliğinde görmek istiyorum. Fakat, Türkiye bütün toplumları tanıyıp adalet ve insan hakları sağlayana kadar ilerleyemezler.

    Türkiye’nin, savaşıp Kobane ve Rojava’yı koruyan Kürtleri düzgün bir şekilde desteklediğini görmek istiyorum.

    Kürtler, müşterek düşman Daiş’e karşı, hayatlarını riske atarak en ön cephedeler. Onların yaptıklarını ve ilerlerken müzakerelere dahil edilme haklarını tanımalıyız.

    Bu ülke açısında, benim seçim bölgem, Enfield North’da, çoğunlukla Türkiye’den olan, çok sayıda Kürt var. Şunu söylemek istiyorum, Kürtler ve Aleviler, şahane toplumsunuz, Enfield’e çok şey katıyorsunuz. Çalışkansınız, olumlusunuz, ve aile odaklısınız. Bu da, güçlü ve iyi bir toplum yaratıyor. Benim size sözüm, ileriye giderken sizinle birlikte çalışmaya devam edeceğim ve barış, adalet, insan hakları, tanınma ve özgürlük için dayanışmayla yanınızda olacağım.

     

    Yeşil Parti Avrupa Parlamentosu Milletvekili Jean Lambert:

    IMG_3720
    Jean Lambert

    Şunu sormamız gerekiyor: Daiş ve Suriye’deki Esad’tan kaçan bir Kürt isen, kendini Türkiye’de güvende hisseder misin? Ve cevap hayırdır. Türkiye güvenli bir ülke değildir. Özellikle de Kürtler için güvenli değildir.

    Avrupa Parlamentosundaki yenilikçi siyasi gruplar arasındaki bir çoğumuz, bu konuda netiz. Şiddetin sonlandırılmasını istiyoruz, barış müzakeresi için masaya dönülmesini istiyoruz ve bunun olabilmesi için, bir çoğumuz, PKK’nin terör listesinden çıkartılmasını istiyoruz.

    Kürtler Suriye’de müzakere masasında olmalılar ve bölgede barış ve sürdürülebirlik için çözümün bir parçasılar.

    Ama yardımınız Birleşik Krallık’ta da gerekli. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin 23 Haziran’da yapılacak referandumdan bahsetmek istiyorum. Çünkü, Türkiye’de, Suriye’de, İran’da, Irak’ta olanlara ilişkin masada sesimiz olsun istiyorsak, dışarıdan olmaktansa, AB üyesi olarak masada güçlü bir sesimiz olursa daha güçlü oluruz.

    Lütfen, 23 Haziran’da oyunuzu kullanın ve AB’de kalmak için oyunuzu kullanın. Böylece, utanç verici anlaşmalar yapıldığında ve bölgede Kürtler için barışçıl çözüm aranırken sesiniz duyulur.

    IMG_3792
    Trevor Rayne

    Devrimci Komünist Grubundan Trevor Rayne:
    ‘Orta Doğu’da demokrasinin gelişimi için Kürdistan ve Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme mücadeleleri için kilittir. Bu ikisi bağlantılıdır. Britanya’daki halkın Kürtlerin kaderleri için, Sykes-Picot ve 1923’teki Lozan Antlaşmalarına uzanan, siyasi ve ahlaki sorumlulukları var.

    Orta Doğu’nun demokrasi mücadelesi için öncelikle Abdullah Öcalan’ın serbest kalması, ikinci olarak da PKK’nin yasağının kalkması şarttır. PKK terör listesinden çıkartılsın. PKK bir suç örgütü değildir. Erdoğan ve Türkiye devleti uluslararası teröristlerdir.’’

    Sosyalist İşçi Parti’den Simon Rhodes:

    IMG_4034
    Simon Rhodes

    David Cameron Kürtlere yapılan katliamlarla ilgili bir şey söylemedi çünkü, katil Erdoğan ile arkadaş olmakla daha ilgili. Sessizliğinden dolayı, Cameron’ın ellerinde de o insanların kanı var.

    Britanya başbakanı Cameron, Nato, ırkçı Avrupa Birliği Kürtlerin geleceğiyle ilgilenmiyorlar, onun yerine, sınırları kapatması için, Erdoğan’a 3 milyar avro rüşvet veriyorlar. Cameron ve AB, mültecş ve göçmenlerin Avrupa’ya girmelerini önlemek için Avrupa’nın kalelerini güçlendiriyorlar. Sosyalist İşçi Parti’si olarak, ‘sınırları açın, mültecileri içeri alın’ diyoruz ve sizin de öyle söylediğinizden eminim.

    Emperyalist güçler Orta Doğu ülkelerini bombalayıp işgal etmekten memnunlar ama mağdurların güvenli bölgeye kaçmalarına izin vermeyi red ediyorlar. Bu büyük ölçüde bir suçtur.

    Kürtler, siz kendi gücünüze güvenmelisiniz. Kürtlerin yanında durup, uluslararası dayanışma içerisinde olmak, benim gibi insanlar, Britanya solu ve işçi hareketine kalıyor.

    SWP olarak ‘kahrolsun Erdoğan, kahrolsun Türk devleti, PKK’yi terör listesinden çıkartın’ diyoruz.

    Biliyorsunuz, bu ülkede, bugün, dev bir kriz var. David Cameron yalancı, sahtekar, iki yüzlü ve vergi kaçakçısı olduğunu gösterdiği için büyük bir siyasi kriz var. Muhafazakar Hükümet ortadan ayrılmış durumda, zayıflar ve boyunu aşmış durumda. Çok fazla kesinti yapıyorlar, çok fazla özelleştirme. Simdi de pratisyen doktorlar greve gidiyorlar, öğretmenler greve girecekler. Önümüzdeki haftalar ve günler içerisinde, David Cameron ve Muhafazakar hükümeti düşürmek için birlikte örgütlenmemiz gerekiyor. Yeter artık- David gitmeli! David Cameron gitmeli!

  • Konca: Sivas’ta Diri Diri Yaktılar, Şimdi de Cizre’de Diri Diri Yakıyorlar

    Konca: Sivas’ta Diri Diri Yaktılar, Şimdi de Cizre’de Diri Diri Yakıyorlar

    Başkent Londra’da yapılan Newroz kutlamasında konuşan Halkların Demokratik Partisi Siirt milletvekili Besime Konca AKP hükümetinin Kürdistan’daki saldırılarının büyük bir katliam olduğunu belirterek yaşananların her zamankinden daha ağır olduğunu ifade etti.

    ‘Direnen Cizre’nin ruhuyla, direnen Sur’un, direnen Nusaybin’in, direnen Gever’in, direnen Azad’ın ruhuyla merhaba’ diye konuşmasına başlayan HDP Milletvekili Besime Konca, konuşmasında Türkiye gündemine ilişkin geniş bir değerlendirme yaptı. Konca özellikle Cizre’de yaşananları Sivas katliamına benzeterek, ‘nasıl Sivas’ta bizi diri diri yaktılarsa, Cizre’de de diri diri yaktılar’ dedi.

    Kürdistan’daki direniş, dört parça Kürdistan’daki direniş, bütün dünya’da onurlu Kürt halkının direnişi, tarihten günümüze kadar, çağdaş Kawaların direnişi gibi, günümüze kadar bizleri onurlu bir halk olarak 21. Yüz Yılda yerimizi aldığımızın günlerini yaşıyoruz. Rojava devrimini, Arin Mirxan ruhuyla selamlıyoruz. Kuzey Kürdistan’daki direnişi, Mehmet Tunç’ların. Teslim olmayacağız, direneceğiz. Şehit düşersek, bizimle gurur duyan, kahraman Mehmet Tunç’un ruhuyla, direnişinizi Newroz’unuzu selamlıyorum.

    DAYATILAN KATLİAM HER ZAMANKİNDEN DAHA AĞIR

    Evet, Kürt halkı olarak bugün tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bu tarihi süreç, orta doğu halkları için tarihi olduğu kadar, demokratik bir Türkiye cumhuriyeti, özgür, demokratik bir Kürdistan için mücadelenin en kritik aşamasını yaşıyoruz. Tarihten günümüze kadar çok bedel ödedik. Kürtlere reva görülen katliam soykırım, asimilasyon olmuştur. Ancak, bugün, AKP faşizmini saray faşizmini Kürt halkına dayattığı katliam, soykırım politikası, hiç bir süreçte yaşanmadığı kadar, ağır bir katliamdır. Ağır bir süreçtir. Dersim’de yaşananların çok daha fazlası bugün dayatılıyor. Ancak, Kürt halkı, ne yüz yıl önceki Kürt halkıdır, ne 50 yıl önceki Kürt halkıdır, ne de 20 yıl önceki Kürt halkıdır. İdeolojimizle, örgütlülüğümüzle, kurumsallaşmamızla, özgür irade ve cesaretimizle AKP faşizminin tekrar tarihte Cumhuriyet geleneğini yaşatmayacak.

    AKP’NİN KÜRT HALKINA DAYATTIĞI ‘BAŞ VERME’ POLİTİKASIDIR

    ‘Bize ‘ya baş eğersiniz, ya da baş verirsiniz’ diyorlar. Baş vermek İşid’in Orta Doğuda geliştirdiği politikadır. İşid baş kesiyor. Bugün AKP’nin de Kürt halkına dayattığı, baş kesme politikası, Kürt halkının cesaretini Kürt halkının onurlu mücadelesinin karşısında zayıf olduğunun göstergesidir. Özel savaş uyguluyorlar. Vatandaşlıktan çıkarmayı düşünüyorlar. Parlamentoda dokunulmazlığı kaldırmak istiyorlar. Aydınları cezaevine alıyorlar. 90 gün Sur’da on binlerce askeriyle, özel timiyle, JÖH ile, PÖH’ü ile, Kürt gençlerinin karşısında güç olamadılar. Kıbrıs’tan asker getirdiler. Özel hareket timlerini Kıbrıs’tan getirdiler. 74 yılında Kıbrıs’ı dört günde aldıklarıyla övündüler. Ama bugün, ne Sur’da, ne Cizre’de, ne Nusaybin’de, ne Gever’de, başarı elde ettikleri siyaset bir, politika bir güç gerçeklikleri yoktur. Nasıl ki tarihte katlettiğiniz Kürtler daha da büyüyerek, Kürtler daha da örgütlenerek, Kürtler sesini daha da yükselterek, özgürlüğe yakınlaştı. Ve egemenler bütün tarihteki süreçte, tekrar tekrar anılmayacak utançlarıyla katliamlarıyla, toplumların halkların vicdanlarında mahkum oldularsa AKP faşizmi de, AKP çeteciliği de demokrasinin, özgürlüğünün, Kürt gençlerinin, Kürt kadının iradesi ve vicdanı onurlu duruşu karşısında tarihe gömülecekler, mahkum olacaklar.

    Sadece Kürdistan’da, Cizre’de, Nusaybin’de, Derik’te, Silopi’de direniş yok arkadaşlar. Türkiye toplumu karşısında da, AKP faşizminin yok sayma politikaları Kürdistan’a paralel, daha derinleştiriliyor.

    IMG_4632
    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca Londra’da Konuştu 

    ÇOCUKLARA TECAVÜZÜ AKLAYAN BİR YAPI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ

    Çocuklara Türkiye’de toplu tecavüz ediliyor. 45 çocuğa tecavüz edildi, AKP iktidarı, parlamentoda verdiğimiz Gensoru ve araştırma komisyonları için ‘tecavüz araştırılmasın’ diye el kaldırdılar. Tecavüzün karşısında durmayan, Tecavüzü gizleyen, aydını, demokratı, gazeteciyi, ceza evine koyan bir iktidar, iktidar değildir. Böylesi hükümet, hükümet değildir. Toplumun nezdinde bu gücün bu iktidarın, bu faşizmin bir hükmü yoktur. Askeri güçle, rantla, hırsızlıkla bugün kendilerini yönetiyor olabilirler, bu bir geçiş sürecidir, bu bir kriz sürecidir, bu bir kaos sürecidir.

    Bu kaosu savaşla yönetmek isteyebilirler, ama halklar, demokrasi, Kürtler, Aleviler, Süryaniler, Asuriler, sosyalistler, demokratlar, çok daha güçlüdür. Onların askeri gücü olabilir, onların para gücü olabilir. Dünyanın bütün tarihsel süreçlerinde, başarıya ulaşan, zafer olan, hakikattir, özgürlüktür, onurdur, barıştır ve demokratik yaşamdır.

    SİVAS’TA NASIL DİRİ DİRİ YAKTILARSA BUGÜN CİZRE’DE AYNISINI YAPIYORLAR

    Acılarımız büyüktür. Nasıl Sivas’ta bizi diri diri yaktılarsa, Cizre’de de diri diri yaktılar. Bu bir politika değil. Bu bir siyaset değil. Bu ahlaki, vicdani olarak, Türkiye siyasetinin çürümüşlüğünün en son noktasıdır.

    Acılarımızı, şehitlerimizi ve değerlerimizi güce dönüştürmeyi bilen bir hareketiz. Ve biz Mehmet Tunçların şahsında, Seve’lerin şahsında, Fatmaların şahsında, yüzlerce katledilen gençlerimizin şahsında 70 yaşında, üç aylık bebeğin şahsında bu mücadeleyi, Newroz ateşiyle, Newroz direnişiyle çok daha büyüterek özgürlüğe yakınlaştığımızın, tekrar tekrar mücadelesini büyüteceğimizi ve zaferle taçlandıracağımızı söylüyoruz.

    MARAŞ MALATYA HATTI ÖZGÜRLÜK HATTIDIR, YILMAZ

    Bugün, Kürdistan’daki direniş, bir hat olarak, aynı zamanda bu mücadele Maraş, Pazarcık’ta sürdürülüyor. Pazarcık’taki direnişi de selamlıyoruz. AKP faşizmi, yıllardır, yüz yıldır, Kürtleri nasıl direnişleri katliamları dayatmışlarsa, Alevi halkı olarak da bizleri asimilasyona tabii tutarak, göçertmek, Sünnileştirme politikalarını her zaman yürüttüler. Maraş, Adıyaman, Malatya hattı 70’lerde Denizlerin, Mahirlerin, Sinanların koluyla özgürlüğü, demokrasiyi geliştiren bir özgürlük hattıydı. Bunun karşısında geliştirilen darbeler, kurulan idam sehpaları bu halkı yıldırmadı.

    78’lerde Maraş katliamı gerçekleştirilerek, Maraş katliamı şahsında bütün Alevi halkın katletmek, öldürmek ve asimile etmek sindirmek istediler.

    IMG_4786
    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca

     

    ALEVİLERE KATLİAM DAYATILIYOR

    Maraş hattında Daiş çetelerinin kendini örgütleyeceği, eğiteceği, donatacağı mekanlar için, tekrar bir katliam, tekrar bir asimilasyon, tekrar bir sindirme politikasını Alevi halkı olarak bize dayatıyorlar. Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Alevi halkı olarak, Alevi kadınları ve gençleri olarak, ne 60’lardaki, ne 1925’lerdeki, ne 1980’lerdeki halk değiliz. Devlet nasıl kendini faşizmle örgütlüyorsa, devlet nasıl kendisini militarizmle güç haline getirmek istiyorsa, halklar da, Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler, Ermeniler, Ezidiler, Asuriler de kendini özgürlükle örgütlüyor. Hiç bir zaman, egemenler, hiç bir zaman iktidarlar baki olmamıştır. Ama özgürlükler, ama inançlar, ama halklar her zaman, baki olmuştur. Ve bugün, Kürdistan’daki bütün direnişler AKP faşizmin son süreçlerini yaşadığının, moralini, motivasyonunu, emeğini, başarısını yaşamak zorundayız arkadaşlar. Özel savaşla politika yürütülüyor. Psikolojik savaşla ayakta durmak istiyorlar. Baş isteyen hükümet bunun ifadesidir.

    KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ YETERLİ DENEYİME SAHİPTİR

    Yüz yıldır, Kürtlere yaptıkları şuydu. Katliamlarla başarılı olamadılar. 90’lardan günümüze, Türkiye siyasetinde Kürtler, örgütlülüğüyle, iradesiyle, parlamentoda siyaset yapmak istediler, buna da izin vermediler. Bunda da başarılı olmadılar. 7 Haziran seçimlerindeki duyguyu, başarıyı, zaferi hep birlikte yaşadık. Burada da, İngiltere, özellikle de Londra’nın büyük bir emeği oldu. Burada yaşayan halkımızın çok büyük fedakarlıkları ve seçimde en başarılı oldukları yerlerden biriydi.

    Katliamlar karşısında daha da büyüdüysek, soykırımlar karşısında daha da büyüdüysek, zindanları göğüslediysek, burada da bu psikolojik savaş karşısında örgütlülüğümüzü büyüterek eylemliklerimizi büyüterek buna da karşı duracağımızı belirtmek istiyorum. Kürt özgürlük hareketi bu deneyimlere fazlasıyla sahiptir.

    KÜRTLER BU SÜRECİ NASIL GÖĞÜSLEYECEK

    Bazen soruyorlar, Kürtler bu süreci nasıl göğüsleyecek. Kürtler yıllardır dişini tırnağına takarak mücadele ediyorsa. İlmik ilmik bütün mücadele alanlarını örgütlüyorsa her kaleyi, her evi, her sokağı, her mevziyi, bir direnişe dönüştürdüyse, milyonlarca Kürdün çok daha fazla yapacağı şeyler vardır. Bunun için diyoruz ki, geçmişte Türkiye’nin söylediği, yıllardır Türkiye bölünüyor, Türkiye’yi bölmek istiyorlar diyenlere. Siz bugün Türkiye’yi sadece bölmüyorsunuz. Türkiye’nin bir parçası demokratik temelde, bir parçası olmak isteyen Kürdistan’ı haritadan siliyorsunuz.

    Kürdistan’ı katlederek, coğrafyasıyla, kültürel tarihi, dokuz bin yıllık, yedi bin yıllık Sur’u yok ederek, bir tarihi yok etmek istiyorsunuz.

    TÜRKİYE BİR GÜN AKP’NİN YAPTIKLARINDAN UTANÇ DUYACAKTIR

    Erdoğan şunu söylüyor. Türkiye tarihinin en büyük operasyonlarını yapıyoruz diyor. Evet, Türkiye tarihinin en büyük katliamını bugün AKP yapıyor. Hitler, İkinci Dünya Savaşında milyonlarca insanı katletti. Ama bugün Alman toplumunun yarısından çok fazlası, Hitler’in adını anmak istemez, Hitler’den utanır. Türkiye Cumhuriyeti tarihi de bir gün AKP faşizminin de bu yaptıklarını, bu yaptıkları karşısında utanç duyacaktır. Bunun öz eleştirisini halklara, inançlara, kadına verecektir.

    Biz bu değerlerimizi, biz bu doğru yolumuzu, biz ödediğimiz bu bedellerle açığa çıkardığımız mücadelemizi daha da büyüterek Cizre’ye, Sur’a, Nusaybin’e ulaşmayı, oradan inşayı güçlendirmeyi, tekrar başaracağız.

    IMG_3991
    Londra Newroz 2016

    MÜCADELEYİ YÜKSELTMELİ

    Önümüzde bu direnişlerimizi güçlendirecek tek gerekçemiz Kuzey Kürdistan’ındaki mücadeleyi daha da büyütmektir. Bugün ablukaları Sur’da sürdürüyorlar. Bugün Cizre’de abluka kalkmış diyebilirler. İnanın ki ablukayı sadece kendileri için kaldırmışlar, sokağa çıkma yasağını sadece kendileri için kaldırmışlar. Halkımız, büyük bir onurla, büyük bir gururla sokağa çıkma yasağının kalktığı gün, herkes, bir taş üstünde taş kalmasa da mekanına döndü ve inşaa için elinden gelen bütün çabaları sergiledi. Bu çabayı burada da büyütmek, burada da Kürdistan’ın dört parçası olarak el ele vermek bu mücadeleyi büyütmek, hepimizin görev ve sorumluluğudur.

    Sözün de bittiği bir süreci yaşıyoruz, ancak faşizm tekrar tekrar söz ürettiği için biz de onlar anlayana kadar, onlar ikna olana kadar, ikna olmazlarsa da aşılana kadar sözümüzü tekrar tekrar söyleyeceğiz.

    Sonuç olarak şunu söylüyorum, Kobane zaferi, Cizre zaferidir, Şengal zaferi Sur zaferidir. Her gün Newroz diyorum, her gün direniş diyorum, her gün özgürlük diyorum. Ve özgür Kürdistan’da, özgür coğrafyada buluşmak dileğiyle diyorum.’’

  • Açığa Alınan Hitler Aşığı Türk Meclis Üyesi İstifa Etti

    Açığa Alınan Hitler Aşığı Türk Meclis Üyesi İstifa Etti

    İngiltere’nin Bedfordshire bölgesine bağlı Luton kasabasında, İşçi Partisi’nden belediye meclisi üyesi olan Ayşegül Gürbüz’ün, Yahudi karşıtı ve Hitleri öven paylaşımları yüzünden parti yönetim kurulu tarafından açığa alınmasından sonra dün yaptığı yazılı açıklama ile istifa etti.

    Luton Belediye meclis üyesi seçilmeden önce, Warwick Üniversitesi öğrencisiyken, twitter’da paylaştığı ‘Hitler: tarihteki en büyük adam’ paylaşımından kaynaklı İşçi parti tarafından açığa alınmıştı. Meclis üyeliği dondurulan Gürbüz’e parti içinden ve farklı çevrelerden çok tepki geldi.

    Aslen Gümüşhaneli olan 20 yaşındaki Ayşegül Gürbüz geçtiğimiz seçimlerde Luton belediye meclis üyeliğine seçilmişti. Gürbüz, Adolf Hitler için ‘tarihteki en büyük adam’ ifadesini kullandı ve İran’ın İsrail’i haritadan silmek için nükleer silah kullanacağını yazmıştı.

    Açığa Alınan Hitler Aşığı Türk Meclis Üyesi İstifa Etti 2
    Gürbüz’ün 27 Ekim 2011 tarihli tweet’inde, “Adolf Hitler = tarihteki en büyük adam” yazıyor.

    Gürbüz’ün 2001 ila 2014 arasında Twitter hesabından paylaşılan rahatsız edici mesajlar, Yahudi karşıtı söylem ve eylemleri takip eden ‘Campaign Against Anti-Semitism’ kuruluşu tarafından ortaya çıkarıldı.

    Ocak 2013’te yazılan bir tweet’te, “Yahudiler ABD’de çok güçlü. Bu, mide bulandırıcı” yazıyor.

    Ekim 2012’deki bir tweet’te ise yazan şu: “Ed Miliband Yahudi. Hiçbir zaman İngiltere’nin başbakanı olamayacak.”

    Olayın ortaya çıkarılmasından sonra açığa alınan Gürbüz tepkiler üzerine dün görevinden istifa etti. Gürbüz ayrıca sosyal medya hesaplarını da sildi.

     

    Açığa Alınan Hitler Aşığı Türk Meclis Üyesi İstifa Etti 1
    Gürbüz daha da ileri giderek tarihin en gelmiş geçmiş en büyük soykırımcı kişisi Hitler’i ‘adamım’ diye yazdı. ‘Adamım Hitler olmasaydı Yahudiler yıllar önce Filistini süpürecektiler’
  • İngiltere’den Vatandaşlarına Türkiye’ye Seyahat Uyarısı

    İngiltere’den Vatandaşlarına Türkiye’ye Seyahat Uyarısı

    ABD’nin, Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısının ardından bu kez de İngiltere, vatandaşlarına aşırı dikkatli olmaları yönünde bir uyarı yayınladı. Devletin resmi internet sayfası gov.uk’de 5 Nisan’da güncellenen Türkiye seyahat tavsiyesinde, özellikle Suriye sınırında bulunan kentlere gidilmemesi, diğer kentlerde de aşırı dikkatli olunması uyarısı yapıldı.

    İngiliz vatandaşlarına ayrıca Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, Siirt, Tunceli ve Hakkâri’ye gidilmemesi uyarısında bulunuldu.

    Seyahat uyarısında Diyarbakırda yaşanan çatışmalara da dikkat çekildi. Açıklamada, ‘Diyarbakır’da PKK’ye ve ona bağlı gruplara karşı güvenlik güçlerinin operasyonları devam etmektedir. Diyarbakır’a seyahat etmemenizi tavsiye ediyoruz. Aynı operasyonlar Şırnak ve Hakkari’de de devam etmektedir. Buralarda da olağanüstü dikkatli olun.’

    Açıklamada yılda 2,500,000’dan fazla Britanya vatandaşının Türkiyeyi ziyarettiği belirtilirken, kalabalık yerlerden uzak durulması ve ekstra güvenlik önlemleri alınması gerektiği ifade edildi.

     

    Açıklamada İstanbul ve Ankara’da yaşanan bombalı eylemlere de vurgu yapılırken, TAK ve İŞİD gibi grupların turizme yönelik yaptıkları tehditlere de değinildi.

     

    TÜRKİYE TURİZMİNDE 10 YILIN EN BÜYÜK DÜŞÜŞÜ

     

    Dünya ekonomilerindeki durgunluk, Türkiye’de yaşanan şiddet ortamının üstüne Rusya ile yaşanan uçak krizi de eklenince turizm adeta durma noktasına geldi. Şubat ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,32 azalarak 1 milyon 240 bin 633 olarak gerçekleşti. Böylece yedi aydır gerileme kaydeden turist sayısında 10 yılın en uzun düşüş serisi kaydedilmiş oldu.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, Şubat ayı Giriş Çıkış Yapan Yabancı Vatandaşları verilerine göre 2016 yılı şubat ayında en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Gürcistan yüzde 12,27 ile (152 bin 165) birinci oldu. Gürcistan’ı 11,15 ile Almanya (138 bin 338) ve yüzde 10,07 ile İran (124 bin 962) izledi.

    İSPANYA’NIN GÖNDERDİĞİ TURİST SAYISI YÜZDE 58 DÜŞTÜ

    Avrupa kıtasından Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı yılın ilk iki ayında yüzde 7,7’lik düşüşle 1 milyon 40 bin 248 oldu. Kıta ülkelerine göre incelendiğinde geçen yılın ilk iki ayında 268 bin 903 turist gönderen Almanya, bu yılın aynı döneminde yüzde 6,08 düşüşle 252 bin 546 turist gönderdi. İtalya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı da Ocak-Şubat 2016 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,58 azalışla 47 bin 122’den 33 bin 654’e geriledi. Oransal olarak en büyük düşüş İspanya’da gerçekleşti. Ocak-Şubat 2016 döneminde İspanya’nın gönderdiği turist sayısı yüzde 58,46’lık düşüşle 8 bin 387’de kaldı.

    UZAKDOĞU ELİNİ ÇEKTİ

    Türkiye’ye yoğun ilgisiyle dikkat çeken Uzakdoğu ülke yurttaşları da ocak-şubat döneminde Türkiye’ye seyahat etmeyi ‘bıraktı’. Yılın ilk iki ayında Japonya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58,46 azalarak 20 bin 189’dan 8 bin 387’ye geriledi. Türkiye’ye yoğun ilgi gösteren bir diğer Uzakdoğu ülkesi olan Güney Kore’den Türkiye’ye gelen turist sayısı da sert düştü. Geçen yılın ilk iki ayında Türkiye’ye 45 bin 109 yurttaşını gönderen Güney Kore, bu yılın ilk 2 ayında ise yüzde 44,20’lik düşüşle sadece 25 bin 172 turist gönderdi.

    LİBYA’DA KAYIP YÜZDE 71

    Oransal olarak incelendiğinde 1016’nın ilk 2 ayında Türkiye’ye gelen turist sayısında en büyük düşüş Afrika kıtasında gerçekleşti. Türkiye’ye en çok turist 16 bin 196 ile Cezayir’den geldi. 2014 yılının ilk 2 ayında 47 bin 365 turistin geldiği Libya’dan bu yılın ilk iki ayında sadece 13 bin 349 kişi Türkiye’ye giriş yaptı. 2015 yılının aynı dönemine göre düşüş yüzde 70,75’e ulaştı.

    AMERİKALILAR DA GELMEDİ

     

    Afrika kıtasından sonra oransal olarak Türkiye’ye ziyaretlerin en çok azaldığı kıta Amerika (Kuzey-Güney) oldu. Geçen yılın ilk 2 ayında Türkiye’ye 52 bin 515 kişi gönderen ABD bu yılın ilk 2 ayında 50 bin 836 kişi gönderdi. Geçen yılın aynı dönemine göre düşüş yüzde 3,2 oldu. Oransal olarak ise en çok düşüş Brezilya’dan gerçekleşti. Geçen yılın ilk iki ayında Türkiye’ye 9 bin 82 kişinin geldiği Brezilya’dan bu yılın ilk iki ayında yüzde 44,2’lik düşüşle 5 bin 66 kişi giriş yaptı. Şili’den gelenlerin sayısı yüzde 39, Kolombiya’dan gelenlerin sayısı yüzde 20 düştü.

     

    İSTANBUL SALDIRISINDAN SONRA İSRAİLDEN DE BÜYÜK DÜŞÜŞ BEKLENİYOR

     

    İstatistiklerde en çok dikkat çeken verilerden biri İsrail’den Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı oldu. 2016’nın ilk iki ayında İsrail’den Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı yüzde 66,35 artışla 21 bin 474 kişi oldu. 19 Mart 2016 günü Taksim’de düzenlenen IŞİD saldırısında ise aralarında üç İsrail vatandaşı, bir İranlı ve bir canlı bomba olmak üzere toplam beş kişi yaşamını yitirmişti. Ardından İsrail makamlarından gelen “Türkiye’yi terk edin” uyarısının mart ve yılın takip eden diğer aylarda turizm üzerine olumsuz etkisinin görülmesi bekleniyor.

  • İngiltere’nin En Büyük Sendikalarından Öcalan İçin Tarihi Adım

    İngiltere’nin En Büyük Sendikalarından Öcalan İçin Tarihi Adım

    İngiltere’nin en büyük ve en köklü sendika örgütlerinden GMB ve Unite sendikaları öncülüğünde Kürt halk önderi Abdullah Öcalan için bir kampanya başlatıldı. ‘Öcalan’a Özgürlük’ adını taşıyan kampanyanın startı 25 Nisan’da Britanya parlamentosunda düzenlenecek olan bir resepsiyonla verilecek.

    Britanya’nın en büyük işçi sendikası Unite The Union ve üçüncü büyük sendikası GMB (Genel-İş) öncülüğünde başlatılan kampanyanın startı için Britanya parlamentosunda yapılacak resepsiyon ile ilgili yazılı bir açıklama yayınlandı. GMB sendikası eski başkanı ve kampanya direktörü Sir Paul Kenny imzalı yapılan yazılı açıklamada Öcalan’ın özgürlüğünün Türkiye’nin iç barışına büyük bir katkı sunacağı vurgulandı.

    Kısaca Unite olarak biline Unite The Union sendikası resmi olarak kayıtlı 1.5 milyon üyesiyle İngiltere ve Galler’in en büyük emekçi örgütü pozisyonunda. Onlarca farklı emek alanlarından üyelerinin bulunduğu ve 650 bin üyesiyle İngiltere’nin üçüncü büyük emek örgütü olarak bilinen GMB(Genel İş Sendikası) daha önce de Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü için çalışmalar yürütmüştü.

    ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası direktörü Paul Kenny tarafından yapılan yazılı açıklamada kampanya ile ilgili şunlar belirtildi; ‘‘Bu yeni inisiyatif, Kürt Özgürlük Hareketinin baş sözcüsü, stratejist ve Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün savunucusu olan Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması için GMB ve Unite sendikaları öncülüğünde, ve diğer sendikaların da desteğiyle kuruldu.’’

    Açıklamada ayrıca Nisan 2015’ten bu yana Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile iletişim kurulmadığı da belirtildi. Açıklama şöyle devam etti; ‘‘Öcalan, 1999 yılından itibaren Türk devleti tarafından İmralı adası hapishanesinde, tecrit altında tutuluyor ve 2011 yılından itibaren avukatlarını görmesi engelleniyor. HDP’li delegasyonun Nisan 2015’te yaptığı son görüşmesinden bu yana, ailesi dahil, hiç kimse kendisini göremiyor. Büyük bir tecrit uygulanıyor.’’

    SAVAŞA DAHİL OLANLAR ÇÖZÜME DAHİL OLMALIDIR

    Açıklamanın devamında şunlar belirtildi; ‘‘Uluslararası deneyimlerden anlaşıldığı kadarıyla, savaşı sonlandırmak için, savaşa dahil olan bütün taraflar çözüm arayışına dahil olmalılar.

    Öcalan, Türkiye’de barışçıl bir çözüm için kilit pozisyondadır. Geçen yıl, 10 milyonu aşkın insanın, Öcalan’ın serbest kalmasını talep eden imza kampanyasını imzalamaları Kürt halkının desteğine sahip olduğunun göstergesi. Barışçıl ve kalıcı bir çözüm için, defalarca, Türkiye’de demokratik bir tasarı için çağrıda bulunmuştur. Bu demokratik barış talepleri etrafında Kürt halkını birleştirmek için saygı ve etkiye sahiptir. Öcalan dahil edilmeden çözüm için hiç bir ilerlemeye varılmaz.’’

    25 Nisan’da Britanya parlamentosunun Avam Kamarası’nın 10 numaralı komite odasında gerçekleştirilecek resepsiyonla startı verilecek olan kampanyaya çok sayıda kurum da destek veriyor. İşçi partili Milletvekili Kate Osamor’un ev sahipliğinde yapılacak resepsiyona DBP Genel başkanı Kamuran Yüksek ve HDP Milletvekili Dilek Öcalan’ın da katılması bekleniyor.

    Kampanya hakkında bilgilendirme ve resepsiyona davet etmek amacıyla Birleşik Krallığın tüm milletvekillerinin de aralarında bulunduğu 1500 şahsiyete mektup gönderildi.

    İngiltere’nin En Büyük Sendikalarından Öcalan İçin Tarihi Adım 3
    İngiltere’nin en büyük sendikaları Öcalan için kampanya başlattı