Category: SEÇME YAZILAR

  • Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük

    Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük

    İki gün önce ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin olduğu tahmin edilen, Kürt toplumunun yoğunluklu olarak yaşadığı Haringay’de bir duvara çizilen, Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan grafitisinin üstüne boya döküldü.

    Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük 1
    Banksy’nin olduğu tahmin edilen ‘Hırsız Erdoğan’ Grafitiye Boyalı Saldırı

    Dünyaca tanınan muhalif sanatçı Banksy’nin, Kürt toplumunun yoğunluklu olarak yaşadığı Harringay bölgesindeki Green Lanes üzerindeki bir duvarda Tayyip Erdoğan sırtında para dolu çuvalla kaçarken, oğlu Bilal Erdoğan da çuvaldan taşan paraları toplayarak, resmettiği tahmin edilen grafiti bir gecede iki defa boyalı saldırıya uğradı.

    Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük 2

    Harirngay’in girişindeki köprünün altındaki sol tarafındaki çizimde Tayyip Erdoğan sırtında para dolu bir çuvalla kaçarken, oğlu Bilal Erdoğan ise çuvaldan taşan paraları toplarken resmedildi.

    AKP’nin yayın organı olan Yeni Akit gazetesinin yazarı Abdurrahman Dilipak, grafitinin basına yansıması üzerine sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan “Ingilizler sokak resimleri ile Erdoğan’a saldırmış. Bir sokak resmi çizen yada grafiti sanatçısı yok mu buna cevap verecek, anladıkları dilden” çağrısında bulunmuştu.

    Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük 3

    Daha sonra grafiti sarı boya ile kapatılmaya çalışılmıştı. Çevrede bulunan vatandaşlar sarı boyayı çıkarmış hatta gece geç saatlere kadar da nöbet tutmuştu. Ancak bu sabah Banksy’nin çiziminin üstüne beyaz boya atıldığı görüldü.

    Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük 1

    Çaldıklarınız Boya İle Kapatılamayacak Kadar Büyük 4

  • Siz Nasıl Alçaklarsınız!: Ambulans Yerine Toma!

    Siz Nasıl Alçaklarsınız!: Ambulans Yerine Toma!

    Ankara’da barış mitingine düzenlenen ve çok sayıda ölümün yaşandığı olaydan sonra katliam kadar alçakça  bir gelişme yaşandı. Katliam yerine ambulanslardan önce gelen TOMA’lar oldu. TOMA’lardan katliamdan kurtulanlara su sıkıldı..

    Siz Nasıl Alçaklarsınız!: Ambulans Yerine Toma! 1
    Ankara’daki Patlamadan Sonra Kurtulanlara Toma İle Saldırıldı
  • Ankara Katliamında Yaşamını Yitirenlerden 27’sinin İsimleri Açıklandı

    Ankara Katliamında Yaşamını Yitirenlerden 27’sinin İsimleri Açıklandı

    Ankara’da barış isteyenlere dönük bombalı saldırıda katledilenlerin sayısı artıyor.

    An injured man hugs an injured woman after an explosion during a peace march in Ankara, Turkey, October 10, 2015. REUTERS/Tumay Berkin
    REUTERS/Tumay Berkin

    HDP Hukuk Komisyonu Üyesi Avukat Pınar Akdemir’in verdiği bilgilere göre; ilk patlamada 36, ikinci patlamada 25 ve 2 kişinin de olaya yakın bir yerde olmak üzere toplamda 63 kişinin cenazesine ulaşıldı. Hastanede hayatını kaybedenlerle birlikte hayatını kaybedenlerin sayısı 90’ı buldu.

    Hastanelerde hayatını kaybedenlerin kimlikleri şöyle:
    “1-Meryem Bulut – Dışkapı SGK
    2-Günay Doğan – Dışkapı SGK
    3-Ramazan Çelik – Dışkapı SGK
    4-Binali Korkmaz – Dışkapı SGK
    5-Kimliği belirsiz – Dışkapı SGK
    6-Metin Taşmen – Ulus Devlet Hastanesi (Pir Sultan Abdal Derneği)
    7-Mesut Mak – İbni Sina
    8-Hacı Kıvrak – İbni Sina
    9-Fatma Esen – Gazi
    10-Kimliği belirsiz kadın – Gazi
    11-Muhammed Zakir Karabulut – Dışkapı SGK
    12-Seyhan Yaylagül
    13-Sidar Çevik
    14-Nurgül Çevik
    15-Vahdettin Özhan
    16-Selim Örs
    17-Güney Doğan – Dışkapı SGK
    18-İhsan Deniz – Dışkapı SGK
    19-Ramazan Çalışkan – Dışkapı SGK
    20-Berna Koç – Dışkapı SGK
    21-İbrahim Atılgan
    22-Veysel Atılgan
    23-Necla Duran
    24-Gülhan Elmascan
    25-Yılmaz Elmascan
    26-Hacı Mehmet Şah
    27-Şirin Kılıçalp.”

  • Katliamın Korkunç Bilançosu: 86 Can Kaybı

    Katliamın Korkunç Bilançosu: 86 Can Kaybı

    Sağlık Bakanı, Ankara’da katledilenlerin sayısının 86 olduğunu belirtti.

    Sorumlusu olarak AKP’nin işaret edildiği katliamda yaşamını yitirenlerin sayısı artıyor.

    Türk İçişleri Bakanı Selami Altınok, Adalet Bakanı Kenan İpek ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ankara’daki katliama ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.

    ’86 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ’

    Bakan Müezzinoğlu, toplam 86 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Ayrıca 186 kişinin yaralı olduğu, 28’inin de durumunun ağır olduğu belirtildi.

    ‘GÜVENLİK ZAFİYETİ YOK!’

    Toplantıda, basın mensupları tarafından bakanlara “İstifa edecek misiniz” sorusu da yöneltildi. Bakanlar ise “Güvenlik zafiyeti yok” diye yanıt verdi.

  • Kılıçdaroğlu’ndan Ankara Patlamasına İlişkin Açıklama

    Kılıçdaroğlu’ndan Ankara Patlamasına İlişkin Açıklama

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ankara’da Barış Mitingi’nden meydana gelen patlamayla ilgili “Çocuklarımız ölüyor. Ne yapıyor bu çocuklarımız. Barış istiyorlar” dedi.

    Kılıçdaroğlu'ndan Ankara Patlamasına İlişkin Açıklama 1

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da Barış Mitingi’ne yapılan saldırıya ilişkin bazı değerlendirmelerde bulundu.

    Kılıçdaroğlu ayrıca bugün İstanbul Anadolu Yakası’nda düzenleyeceği tüm programlarını iptal etti.

    Kılıçdaroğlu özetle şöyle konuştu:

    ‘Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor’

    “Arkadaşlar çok üzgünüm. Güzel bir etkinliğimiz olacaktı ama bunu gerçekleştirme şansımız olmadı. Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor. Yazık günah bu ülkeye. Defalarca söyledim yine söylüyorum. Hepimizin, siyasi görüşü ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, hepimizin terörü ortak lanetlemesi lazım.

    “Türkiye’nin hak etmediği bir tabloyu Türkiye’ye zorla dayatmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Biz bütün inancımızla ve kararlığımızla teröre lanet okuyacağız. Teröre karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Türkiye’nin hele hele Avrupa Birliği üyesi olmak isteyen bir Türkiye’nin acıya ve kana bulaştırılması bizim hak etmediğimiz bir tablodur. Üzgünüm. Üzüntülüyüm. Bugün bütün etkinliklerimizi iptal ediyoruz. Sadece burada değil bütün Türkiye’de. Umarım bu acı ve gözyaşı Türkiye’nin gündeminden çıkmış olur.”

    ‘Ne derdimiz var bizim?’

    “Özel suçlama getirmek istemiyorum ama Türkiye böyle mi yönetilmeli? Yazık günah değil mi bu ülkeye? Biz beraberce bu ülkede huzur içinde yaşayabiliriz, birlikte yaşayabiliriz. Ne derdimiz var bizim? Neden gencecik insanlarımız, fidan gibi çocuklarımız teröre kurban gitsin? Biz bunu hak etmiyoruz.

    “Biz güzel bir ülke istiyoruz. Huzur içinde yaşayacağımız bir ülke istiyoruz. Görüş farklılıklarımız olabilir. Elbette olabilir, son derece doğaldır. Ama dayatmayı terör noktasına taşımak hangi vicdanın kabul edeceği bir şeydir? Bunu kabul etmiyoruz ve doğru bulmuyoruz.”

    ‘ Yeter ki bu ülkeden acıyı ve göz yaşını silelim’

    “Kim bizden ne istiyorsa emin olun açık çek veriyorum. Yani ne istiyorsa. Terörü bitirmek için biz şunu yapalım. Hay hay biz onu yapmaya hazırız. Özellikle yönetim mevkisinde olanlara açık çağrıda bulunuyorum. Terörü bitirmek mi istiyorsunuz, bitirin kardeşim. Bizden bir şey mi istiyorsunuz, biz onu yapmaya hazırız. Bütün gücümüzle hazırız. Ne istiyorsanız yapmaya hazırız. ‘Analar ağlamasın’. E ağlamasın da kardeşim bu lafla olmuyor.

    “Bu konuda oturup çaba harcamamız gerekiyor. Bütün siyasi partilerin terör konusunda amasız fakatsız lakinsiz söz kullanması lazım. Terör bir insanlık suçudur. Sadece bizim ülkemiz için geçerli bir kural değil bu. Bu bütün evrensel bir kuraldır. Teröre karşı hepimizin onurlu ve dik bir duruş sergilemesi lazım. Bedel ödenecekse bedel ödemeye de hazırız biz. Yeter ki bu ülkeden acıyı ve göz yaşını silelim. Çocuklarımız ölüyor. Ne yapıyor bu çocuklarımız. Barış istiyorlar. Barış istemek ne zamandan beri suç olmaya başladı. Birlikte yaşamak istiyorlar. Birlikte yaşamak istemek ne zamandan beri suç olmaya başladı.

    “Ortadoğu’da başladı Türkiye’ye geldi. Yani defalarca uyardık. Yapmayın etmeyin. Ortadoğu bataklığına bu ülkeyi sürüklemeyin. Şimdi ben konuşmayayım da ne yapayım arkadaşlar? Gerçekten son derece sıkıntılı vaziyetteyim. Demokrasiyi yaşatmak istiyoruz. Güzel bir ülke olsun istiyoruz. Ülkeyi yönetenler sabırlı olsun, güzel olsun, olayları önceden görsünler. İstihbarat örgütleri var, her şeyleri var aslında. Neden Türkiye bu halde? Vatandaşlarımıza ne söyleyeyim ben şimdi? İçim kan ağlıyor. Yazık günah bu ülkeye. Fazla bir şey söylemek istemiyorum.”

    Programlarını iptal etti

    CHP İstanbul İl Başkanı Murat Karayalçın programın iptal edildiğini açıklayarak, “Bugün Ankara’da sabah saatlerinde yaşanan ve hepimizi üzen hepimizi acılar içinde bırakan saldırı nedeniyle Sayın Genel Başkanımızın talimatıyla Kadıköy Belediyemizin hizmet tesislerinin açılış törenlerini ve diğer bölgede yapacağı ziyaretler iptal etmiş bulunuyoruz. Kendisi biraz sonra Ankara’ya gidecek” dedi.

  • Demirtaş: Mafyalaşmış, alenileşmiş seri katilleşmiş devletle karşı karşıyayız

    Demirtaş: Mafyalaşmış, alenileşmiş seri katilleşmiş devletle karşı karşıyayız

    HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, Ankara’da Barış Mitingi öncesi meydana gelen patlamayla ilgili olarak “Mafyalaşmış, alenileşmiş seri katilleşmiş devletle karşı karşıyayız” dedi.

    Demirtaş: Mafyalaşmış, alenileşmiş seri katilleşmiş devletle karşı karşıyayız 1

    İstanbul Seçim Koordinasyon toplantısına katılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ankara’da Barış Mitingi öncesi meydana gelen patlamayla ilgili açıklama yaptı.

    Demirtaş, şunları söyledi:

    “Saldırının arkasındaki güçler ortaya çıkar mı? Çıkmaz. Karanlık güç yok, aleni güç var. Suruç’taki gibi, Diyarbakır’daki gibi. İstihbaratı bu kadar güçlü olan devletin, bizi izleyen, dinleyen devletin bunda bilgisinin olmaması ihtimali var mı? Suruç’ta, Diyarbakır’da bilginin olmaması mümkün mü?

    “Mafyalaşmış, alenileşmiş seri katilleşmiş devletle karşı karşıyayız. Şok durumuyla herkesi panik havasıyla düşünemez hale getirmeye çalışacaklar.

    “Zulüme karşı boyun eğmeyenlerin dik duruşuyla bu durumdan çıkacağız. Bunu da atlatacağız. Sadece kirli, karanlık, ortaya çıkarılmamış olaylar olarak kalmasına izin vermeyeceğiz.

    “Hiçbir zulüm iktidarı baki değildir. Halkına bu kadar alkçakça davranan hiçbir iktidar sonsuza kadar varlığını sürdürememiştir. Halka hesap verecekler.

    “Arkadaşlarımız seçim programını iptal etti. Onlarca cenaze, yüzlerce yaralımız var. Kim seçim kampanyası yürütebilir. Cenazemiz yerdeyken yapamayız. İstanbul başta olmak üzere bütün kentlerle planlarımızı iptal etmiş durumdayız. Biz seçim için kurulmuş olan parti değiliz. Özgürlük için kurulmuş partiyiz. Onun sağlanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

  • KCK: Saldırılmadığı müddetçe gerillalarımızı eylemsizlik konumuna çekme kararına vardık

    KCK: Saldırılmadığı müddetçe gerillalarımızı eylemsizlik konumuna çekme kararına vardık

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “savaşın şiddetlendiği, AKP’nin seçim ortamında seçim güvenliğini tehdit ettiğimiz yalanına sarıldığı ve başlattığı savaşın nedenlerini halktan gizlemeye çalıştığı bir ortamda, Türkiye içinden ve dışından gelen çağrıları da dikkate alan Hareketimiz, halkımıza ve gerilla güçlerine saldırılmadığı müddetçe gerilla güçlerimizin eylemsizlik konumuna çekme kararına varmıştır. Gerilla güçlerimiz bu süreçte planlı eylemler yapmaktan uzak duracak, mevcut konumunu koruma dışında bir hareketlilik içinde olmayacak, eşit ve adil bir seçimin yapılmasını engelleyecek veya sakatlayacak hiçbir girişimde bulunmayacaktır“ dedi.

    KCK: Saldırılmadığı müddetçe gerillalarımızı eylemsizlik konumuna çekme kararına vardık 1

    KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 7 Haziran seçim sonuçlarıyla birlikte Türkiye ve Kürdistan’da bir rahatlama yaşandığını belirtti. KCK açıklamasında, “Demokratik bir iklimin ve kültürün gelişeceği bir dönemin ortaya çıktığı havası dalga dalga tüm Türkiye ve Kürdistan’a yayıldı. Herkes gerilimli ve sıkıntılı bir dönemin ardından geçmişte yaşanan ağır sorunların aşılıp barışın ve huzurun gelişeceği bir Türkiye’nin önünün açılacağını düşündü. Türkiye halklarında da onlarca yıldır yürütülen mücadelenin boşa gitmediği ve halkların özgür yaşamının gerçekleşeceği demokratik bir Türkiye’nin gelişeceği umudu doğdu. Sadece Türkiye halkları değil, tüm bölge halkları da 7 Haziran seçimleriyle birlikte geleceğe yönelik olumlu beklentiler içine girdi“ denildi.

    7 HAZİRAN’DA KENDİSİ DIŞINDA HERKESİ YOK SAYAN AKP KAYBETTİ

    KCK, 7 Haziran seçimlerinde kendisi dışında tüm siyasi güçleri yok sayan AKP‘nin kaybettiğini, Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere sosyalistler, sol demokratlar, Süryaniler, Êzidîler, Araplar, Azeriler, Ermeniler ve Mehalmilerin temsilcilerinin Meclis‘e girmesiyle Türkiye sosyolojisine uygun bir Meclis gerçeğinin ortaya çıktığını kaydetti. KCK, “Demokratik ulusun gerçekleştiği bir Meclis olmak, yani her toplumsal kesimin temsil edilmesi aynı zamanda tüm sorunların demokratik temelde çözüleceği bir Meclisin oluşması anlamına gelmiştir. HDP’nin Meclise taşıdığı temsilcilerin yüzde 40’tan fazlasının kadın olması, Meclisin demokratik karakterinin kapsamlılaştırılmasında çok önemli bir gelişme olmuştur. Otoriter-hegemonik anlayışa sahip AKP’nin kaybetmesiyle birlikte böyle bir Meclisin ortaya çıkması, halklarımız üzerinde tarihsel olarak oluşmuş ağır bir travmatik yükün kalkarak tüm Türkiye’nin rahatlamasını sağlamıştır. Böylece Türkiye’nin tümünde birlik içinde kardeşçe ve huzurlu yaşamanın sevinci, parti farkı gözetmeksizin tüm toplumda hissedilmiştir.

    Ancak Türkiye demokrasi içinde birlikte yaşama umudunu yakalamışken ve Meclisin bileşimi buna imkan veriyorken, ortaya çıkan bu iyi tablodan rahatsız olan Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli, henüz partiler arasında hükümetin kuruluşuyla ilgili hiçbir görüşme yapılmamışken tekrar ve erken seçimden söz etmişler; HDP’nin Meclise girmesini kabul etmeyerek daha ilk günden HDP’ye karşı çirkin ve kirli bir kampanya başlatmışlardır. Halklarımızın seçim sonuçlarından ve 7 Haziran ruhundan memnun olmalarına karşılık AKP ve MHP’nin rahatsız olmaları bunların zihniyetini ortaya koyduğu gibi daha sonraki olumsuz durumları doğuran da yine bu zihniyet ve politikalar olmuştur“ dedi.

    AKP 24 TEMMUZ’DA KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ’NE SAVAŞ AÇTI

    KCK açıklamasında devamla şunlar dile getirildi:

    “7 Haziran seçim sonuçlarını yok sayan ve iktidarı bırakmamak için her yol ve yöntemi deneyen AKP daha işin başında yeni bir hükümet kurmamayı hedefleyen bir siyasi darbe yapmış, meşruiyeti kalmayan iktidarını sürdürmeyi sağlayacak bir meşruiyet arayışına girmiştir. Bunun için de tüm faşist ve otoriter iktidar heveslileri gibi savaş aracına başvurmuş, sözde terörizme karşı mücadele eden bir hükümet olmak için 24 Temmuz’da Kürt Özgürlük Hareketi’ne savaş açmıştır. Daha sonra Davutoğlu defalarca “Terörizme karşı mücadelede Türkiye’yi hükümetsiz bırakmadık” diyerek, iktidarlarını ayakta tutmak için bu savaşı başlattıklarını itiraf etmiştir.

    Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarda kalmalarını amaçlayan bu savaşı 30 Ekim 2014’te yapılan Milli Güvenlik Kurulunda alınan karara dayanarak başlatmışlar, Milli Güvenlik Kurulunda alınan savaş kararının amaçlarıyla kendi amaçlarını ortaklaştırdıkları bir savaşı halklarımızın başında patlatmışlardır.

    Önder APO MGK’nın 30 Ekim’de aldığı savaş kararını boşa çıkarmak ve demokratikleşmeyi gündemleştirmek için daha 2014 Kasım’ında bir Demokratik Müzakere Taslağı sunmuş, bu müzakere taslağı etrafında mutabakat sağlanması için büyük çaba harcamıştır. Sonuçta üzerinde mutabakata varılan Müzakere Taslağı 28 Şubat’ta kamuoyuna sunulmuştur. Dolmabahçe’de kamuoyuna açıklanan bu mutabakat Türkiye halklarında ve kamuoyunda kalıcı barış umudu doğurmuştur. Ancak Kürt sorununda bir çözüm politikası bulunmayan devletin stratejik karar alan bir kurumunun başkanı olarak Tayyip Erdoğan, 30 Ekim’de alınan savaş kararı gereği hem Dolmabahçe Mutabakatını reddetmiş hem de demokratik siyasal çözüm ve demokratikleşme için büyük çaba harcayan Önder Apo üzerinde ağır bir tecrit uygulama kararı almıştır. Böylece 30 Ekim’de alınan savaş kararı bu temelde başlatılmış, gerilim politikası devreye konulmuş, savaş kararının pratikleşmesi ise 7 Haziran seçimleri sonrasına bırakılmıştır.

    Bilindiği gibi seçim öncesinde çok büyük provokasyonlar ve tahrikler yapılmış, buna rağmen Özgürlük Hareketimiz sabırlı davranmış, seçimin olabildiğince çatışmasız, sakin ve demokratik bir ortamda gerçekleşmesi için hassasiyet göstermiştir. Demokratik ulus gerçeğinin ortaya çıkarılması ve devrimci demokratik güçlerin etkin hale getirilmesi için HDP’nin öngördüğü demokratik siyasetin başarılı olmasını önemli gördüğünden buna uygun bir tutum takınmıştır. Zaten Önder APO Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve bu temelde Ortadoğu’nun demokratikleşmesine öncülük yapılması için yıllarca en makul yaklaşımı göstermiş, bu çerçevede yoğun bir çaba içinde olmuştur. Ateşkes ve çatışmasızlık ortamı sağlayarak sorunların demokratik siyasal yollardan çözülmesini hedeflemiştir. Ancak başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP hükümeti bu yaklaşımımızı istismar etmiş, yarattığımız ortamı kendi iktidarını sürdürme zemini olarak kullanmıştır. Aldatma ve oyalamayı artık sürdüremeyeceğini görünce de Kürt Özgürlük Hareketi’ni şiddetle ezme politikasına yönelmiştir. Sorunların çözümü için en makul yaklaşım gösteren Önder APO’nun altı aydır ağır tecrit altında tutulması savaşın kimler tarafından başlatıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Zaten bu savaş kararını 6-8 Ekim Kobanê ile dayanışma eylemlerinden sonra aldıklarını söyleyen Ahmet Davutoğlu, tüm bu yaşananların nasıl ortaya çıktığını da itiraf etmiş olmaktadır.

    AKP BU SAVAŞI SONUNA KADAR SÜRDÜRECEKLERİNİ HER GÜN TEKRARLAMAKTADIR

    AKP yetkililerinin iki aydır “Köklerini kazıyacağız, bu işi sonuna kadar götüreceğiz, bellerini kıracağız” demeleri, AKP’nin tüm politikalarını ve planlarını gözler önüne sermiştir. Kamuoyundan gelen çatışmaların durdurulması çağrılarına “Tahkim edilmiş çift taraflı ateşkes olsun, Önderliğimizle özgür koşullarda müzakere yapılsın, bunun için İzleme Heyeti oluşturulsun ve gözlemciler devreye girsin” karşılığını vermemize rağmen, AKP Hükümeti bu çağrılara hiçbir olumlu yanıt vermemiştir. Nitekim AKP ezip sindirerek boyun eğdirmeyi tam sağlayıncaya kadar bu savaşı sürdüreceklerini her gün tekrarlamaktadır. Gerilla bu anlayışla yapılan saldırılara ağır darbeler vurdukça, bu kez Türkiye’nin demokratikleşmesini de hedefleyen Kürt halkının özyönetim iradesine saldırıp direnişini kırmaya ve ezmeye yönelmiştir.

    Türk devletinin şiddetle ezme politikaları ve halka yönelik saldırılarıyla birlikte gerilim ve çatışmaların artması üzerine Türkiye kamuoyu ve birçok ülke hükümetlerinden çatışmaların durdurulması çağrıları yapılmıştır. Özellikle Ortadoğu ve Suriye ile yakından ilgilenen devletler ve siyasi güçler Ortadoğu’daki çatışma ortamının daha olumsuz bir hal almaması için Türkiye içindeki çatışmaların durdurulması isteminde bulunmuşlardır. Hareketimiz bu çağrılara birkaç defa cevap vermiş, Önderliğimizin Başmüzakereciliğinde çözüm eksenli müzakerelere hazır olduğumuzu açıklamıştır. Seçim sürecinde bu çağrıların yoğunlaşması karşısında yönetimimiz toplanmış, mevcut durumu değerlendirerek yapılan çağrılara cevap olacak bir karar almıştır.

    ÖNDER APO VE HAREKETİMİZ KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ HER ZAMAN ÖNEMSEMİŞTİR

    Önder APO ve Hareketimiz Kürt sorununun Türkiye’nin demokratikleşmesi temelinde çözümünü her zaman önemsemiştir. Bu açıdan Türkiye’nin tüm sorunlarının demokratikleşme temelinde çözümü açısından 7 Haziran seçim sonuçlarını önemli görmüştür. 7 Haziran seçim sonuçlarını Türkiye açısından hala bir dönüm noktası olarak görmeye devam etmektedir. AKP ve bazı güçler yok saysalar da, Türkiye’nin geleceğinde bu seçimin sonuçları önemli rol oynamaya devam edecektir. 7 Haziran seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo ve bunun dayandığı zihniyet daha da gelişerek yeni ve gerçek demokratik bir Türkiye’yi yaratacaktır.

    AKP daha başından itibaren 7 Haziran seçim sonuçlarının PKK’nin baskısıyla ortaya çıktığı gibi bir kara propagandaya sarılmış, bu durumu aynı zamanda Özgürlük Hareketimize ve halkımıza yönelik saldırılarının bir gerekçesi olarak göstermiştir. Seçim döneminde baskıları arttırmak ve bu baskıları meşrulaştırmak için bu argümanı kullanmaya devam etmekte, seçim ortamında savaşı şiddetlendirmeye de gerekçe yapmaktadır.

    GERİLLA GÜÇLERİMİZİ EYLEMSİZLİK KONUMUNA ÇEKME KARARI ALDIK

    Savaşın şiddetlendiği, AKP’nin seçim ortamında seçim güvenliğini tehdit ettiğimiz yalanına sarıldığı ve başlattığı savaşın nedenlerini halktan gizlemeye çalıştığı bir ortamda, Türkiye içinden ve dışından gelen çağrıları da dikkate alan Hareketimiz, halkımıza ve gerilla güçlerine saldırılmadığı müddetçe gerilla güçlerimizin eylemsizlik konumuna çekme kararına varmıştır. Gerilla güçlerimiz bu süreçte planlı eylemler yapmaktan uzak duracak, mevcut konumunu koruma dışında bir hareketlilik içinde olmayacak, eşit ve adil bir seçimin yapılmasını engelleyecek veya sakatlayacak hiçbir girişimde bulunmayacaktır.

    AKP Hükümeti politikaları, tutum ve söylemleriyle seçimde baskı ve hile yapacağını açıkça ortaya koymaktadır. Böylesi bir kuşku Türkiye kamuoyunda da hiçbir zaman olmadığı kadar artmış bulunmaktadır. Bu açıdan içeriden ve Türkiye dışından birçok gözlemci heyetin başta Kürdistan olmak üzere tüm Türkiye’nin çeşitli bölgelerine dağılarak çalışması seçim güvenliğini sağlamak açısından son derece önemlidir. AKP’nin bir kez daha şu baskı yapıldı ve seçim sonuçları şöyle etkilendi demesinin önüne geçmek için böyle bir duyarlılık ve çalışma içinde olmak gerekmektedir. Hareketimiz tüm bu yönlü heyetlere gereken yardım ve kolaylığı gösterecek, etkili olduğu her yerde bu doğrultudaki çalışmalara kolaylık sağlayacaktır.

    TÜM ULUSLARARASI GÜÇLER, DEVLETLER VE TÜRKİYE’DEKİ ÇEVRELER SÜRECİ YAKINDAN TAKİP EDİP ROLLERİNİ OYNAMALI

    Attığımız bu adımın seçimin sağlıklı yapılması ve Türkiye açısından istenilen sonuçları doğurması için çağrı yapan tüm uluslararası güçler, devletler ve Türkiye’deki çevreler bu süreci yakından takip ederek rollerini oynamalı, gereken duyarlılığı göstererek yerinde çağrılar yapıp müdahalelerde bulunmalıdır. Kuşkusuz demokrasi güçleri de bu süreçte halkımızın özyönetim iradesine yapılacak saldırılara karşı demokratik tutumlarını ortaya koymalıdır. Demokrasi güçleri ve halkımız karşı saldırıları da dikkate alarak gevşemeye ve direniş ruhunun tavsamasına asla izin vermemeli, bu konuda yüksek bir duyarlılık içinde olmalıdır.

    Türkiye’nin devrimci demokratik güçleri, Türkiye halklarına karşı sorumluluk duyan tüm güçler yaklaşımımızın tamamen Türkiye’nin demokratikleşmesi, barış ve istikrar yönünde olduğunu görmelidir. Başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’nin temel sorunları çözülmediği müddetçe Türkiye’de kalıcı barış ve istikrar sağlamak mümkün değildir. Bu açıdan otoriter, hegemonik ve baskıcı politikaları aştırıp Türkiye’yi demokratikleşme yoluna sokmak için tüm demokrasi güçlerinin, devrimcilerin ve Türkiye halklarına sorumluluk duyan tüm güçlerin büyük çaba göstermesi ve bu yönlü mücadele içinde olması gerekir. Halkımızın varlığının tanınmadığı ve özgürlüğünün sağlanmadığı bir ortamda hep bizden fedakarlık beklemek sorunlara kalıcı bir çözüm ortaya çıkarmamaktadır.

    Biz 7 Haziran seçim sonuçlarına sahiplenildiği ve bu kazanımlar daha da geliştirildiği takdirde Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ve tüm sorunların çözümü açısından önemli gelişmeler yaratılacağına inanıyoruz. Bu açıdan tüm demokrasi güçlerini demokratikleşme ve sorunların kalıcı çözümü için tutumlarını açıkça ortaya koymaya çağırıyor, bu yönlü mücadelelerinde başarılar diliyoruz.“