Category: SEÇME YAZILAR

  • Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi?

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi?

    1900’lerin başında Batılı devletlerin işgali altında, sömürge, manda,

    Sonrasında masa başlarında çizilen suni sınırlardan bir cumhuriyet,

    Farklı halk, mezhep ve inançların yüz yıl sürecek çatışma alanı,

    Yaratılan diktatörler,

    Bitmek bilmeyen zulüm,

    Suriye…

    Kanlı Arap ‘baharının’ en son ve en kanlı halkası.

    2011 baharında başlayan sert kış hiç gitmek bilmedi.

    Resmi rakamlara göre 7 milyon insan iç göçe, 4.5 milyon dış göçe maruz kaldı

    Çetelesi artık tutulmayan 350 binden fazla ölü,

    Arkasında harabeye dönmüş kentler,

    Ortaçağdan bu yana tarihte görülmemiş vahşi infaz yöntemleri.

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 1
    Yüzde sekseni yıkılmış Kobane’den bir kare

    Su tükendi,

    Buğday tükendi,

    Umutlar tükendi,

    Var olan her şey yüzde 75 tükendi,

    Tükenmeyen tek şey kaldı,

    Ülkenin yarısından fazlasını harabeye çeviren,

    Palymra gibi tarihi yerleri bile ortadan kaldıran,

    Camileri, kliseleri, türbeleri, okulları,

    Kendisi gibi olmayanların değeri olan her şeyi yerle bir eden,

    Silahlar, mermiler, toplar, havanlar, bombalar hiç bitmedi.

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 3
    Dünya Mirası Palymra

    Batının silah pazarı canlı kaldıkça,

    Ölümler devam etti, ediyor, edecek,

    Ve ölümden kaçanlar…

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 5
    Kobane

    Bir yanda çocukluk hayalleri ve umutları uğruna ölümüne direnenler,

    Bir yanda çocuklarına yeni hayaller ve umutlar yaratma yolculuğuna çıkanlar,

    Bir yanda da çocukluk hayalleri ve umutları kıyıya vuranlar.

    Dünya Kürdü, Halepçe’de çekilmiş bir fotoğraf karesinden tanıdı önce,

    Bebeğinin üzerine kapanmış bir baba, cansız kollarında nefessiz uyuyan bir masum bebek…

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 6
    Halepçe Katliamı

    Sonra Kobane’de yüzyılın vahşi çetelerine karşı savaşan genç kadınların ön cephedeki fotoğraf kareleri ile Dünyanın Kürdü tanıma serüveni uzaktan devam etti.

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 4
    Arin Mirkan

    Şimdi yine bir fotoğraf karesi,

    İki aydır devam eden büyük Mülteci krizinin bir anda sembolü haline geldi kıyıya vuran 3 yaşındaki Kobane’li Alan’ın küçük bedeni,

    Ve Kürdün talihsiz tarihinin de aynı zamanda bir sembolü.

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 7
    Alan Kurdi

    Peki bir anda tüm dünyanın gündemine oturan bu iç acıtan fotoğraf karesi dünyayı değiştirir mi?

    Dünyanın gündemini sarsan küçük Alan’ın fotoğraf karesi 7 milyarın gözüne diken gibi batarken,

    Macaristan’da şuanda bir trenin içinde kapıları dışarıdan kapatılmış bir şekilde aç susuz iki gündür seferi iptal edilmiş bir halde, içerisinde Aylan ile aynı topraklardan gelmiş binden fazla Mülteci beklerken,

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 8
    Macaristan’da iki gündür seferi iptal edilen trenin içinde bekleyen mülteciler

    Dünya değişime direnecek,

    Ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacak artık…

    Halklar sorgulamaya başladı,

    Daha da fazla sorgulayacak,

    Eskisi kadar halkları kandıramayacaklar artık,

    Avrupa güvenli bir cennet olmayacak artık mesela,

    Ve Avrupa kendi yarattığı eserin sonucunu kötü görecek,

    Ortadoğu cehennem oldukça,

    O cehennem ateşlerinin kıvılcımları,

    Avrupa sokaklarına düşecek…

    Ve kıvılcımlar büyüdükçe ateş topuna dönecek,

    Ta ki bu lanet politikalarınızı değiştirene kadar,

    Ta ki sömürmekten,

    Kendinize itaat edecek diktatörler yaratmaktan vazgeçene kadar,

    Ta ki Ortadoğu’daki ateş sönene kadar…

    ALAETTIN SINAYIC

    Bir Fotoğraf Karesi Dünyayı Değiştirebilir mi? 9

  • Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi

    Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi

    Kendi topraklarında umudu yitirilmişlerin umut ile ölüm arasındaki yolculukları…

    Analiz-Haber: Alaettin Sinayiç-Kos/Yunanistan

    kos25

    Ortadoğu’nun kan gölüne döndü(rüldü)ğü bu zamanlarda yine topraklarından, köklerinden, kültürlerinden koparak Avrupa’ya yüzünü dönen insan seli…

    Bu yüzden de Avrupa ülkeleri büyük kriz içerisindeymiş miş!

    Göçmenleri yerleştirebilecekleri yerleri kalmamışmış!

    Ortadoğu’daki haksız sınırları masa başında sizler kendi başkentlerinizde çizdiniz..

    Diktatörler yaratıp, sonradan savaşı siz açtınız..

    Ortadoğu’da petrol çıkaran tüm şirketler sizin..

    Savaşın tüm silah ve mermileri sizin..

    Kısacası bu savaş sizin eseriniz..

    Şu artık çok açık, Ortadoğu güvende olmadığı müddetçe etkileri sizin(Avrupa’nın) kalbinizde hissedilecek.

    kos23

    Siz istediğiniz kadar göçmen krizi deyin! Bu bir insanlık krizi..

    Şimdi de Göçmenlikle mücadele başlatmışlar..

    Avrupa ülkelerindeki sağcı partilerin temel propaganda argümanı ‘Göçmenlikle Mücadele’ olmuş.

    Basın, siyasetçiler öyle bir işliyor ki konuyu Avrupa toplumunun temel korkusu haline geldi Göçmenler..

    Ve öyle bir hal aldı ki, devletleri yönetenler ülkelerindeki tüm sorunların temelinde Göçmenlerin olduğu algısını yarattı..

    Ve bunun sonucunda da ne insan hakları savunucuları ne de o ülkelerin en ‘sol’ partileri bile devletlerinin ‘göçmenlikle mücadele’ politikalarına ses çıkartamaz oldu..

    Britanya bunun en iyi örneği bu konuda; Cameron tüm parti propagandasını hemen hemen göçmenlikle mücadele üzerine kurdu. Farage bir televizyon programına geç kalmasını bile aşırı göçe bağladı. Sözde solcu Milliband bile kenardan o kervana katıldı.

    kos-karakol-onu

    Velhasıl-i kelam Avrupa ülkelerinin temel gündemi şu anda GÖÇ..

    Ama kimse bu yıl başından bu yana o soğuk sularda boğulan 2 binden fazla insandan bahsetmez.

    Evet büyük bir kriz olduğu kesin. İlkçağ’da Avrupa’da yaşanan kavimler göçünden sonra yeni bir Kavimler Göçü olarak tarih sayfalarında yerini alabilecek nitelikte. Özellikle de ‘Arap Baharından’ sonra Ortadoğu ülkelerinde başlayan iç savaşlar Ortadoğu’nun birçok ülkesini büyük bir mezarlığa dönüştürdü. Son olarak Suriye tam bir kan gölüne döndü. Şehirlerin çoğu birer harabe beton yığınına döndü. Kayıtlı ölü sayısı 300 bini aştıktan sonra kimse kayıt tutmaz oldu ölü sayısını. Çünkü sadece rakamlardan ibaret artık durum. Her şey sıradanlaştı, ölüm rutin bir hal aldı. İnsanlar merak etmez oldu ölü sayılarını, haliyle medyanın da ilgi odağı olmaktan çıktı rakamlar.

    kos-efrinli-aile

    Ölülerin sadece birer önemsiz rakamdan ibaret olduğu bir coğrafyada insanlar yeni Umutlara doğru yelken açar.. Yönlerini kazada ölen bir bisikletlinin o ülkenin en büyük gazetesinde manşet olduğu Avrupa ülkelerine verirler.

    Avrupa ülkeleri de buna karşı sınırlarını daha iyi korumak adına ek bütçeler ayırarak özel tedbirler almaya başlalar.

    ‘İflasın’ eşiğinde olan Yunanistan ise ek bütçe ayırabilecek durumdan çok uzak. Hem ekonomik kriz, hem de coğrafik koşullarından kaynaklı göçü önleme konusunda çok ta etkili olamayanlardan..

    kos7

    Yunanistan’ın küçücük tatil adasında biriken Ortadoğulular. Eşitsizliğin ve dengesizliğin, adaletsizliğin ve ahlaksızlığın en çok hissedildiği bu küçücük tatil adası umudun arayışçılarıyla dolu..

    Bir yanda, dünyanın birçok ülkesinden gelip 5 yıldızlı otellerde tatil yapanlar, bir yandan da 45 derece sıcağın altında sokaklarda fırın gibi olan betonun üzerinde yatıp kalkan esmer tenliler..

    Neydi isimleri..

    Çok önemli mi ki isimleri?

    Hepsinin ortak adı;

    Göçmen, mülteci, sığınmacı..

    Bir de başına YASADIŞI, İLLEGAL gibi kelimeler getirdikten sonra her şey meşrulaşmıştır…

    Kimseye kendi isimleriyle hitap edilmez..

    Ama konuştuklarımın hepsinin adı esmer tenleri gibi birbirine benziyor..

    Kürdü de, Arabı da, Farsı da, Afgan’ı da, Pakistanlısı da;

    Ya Ahmed, Muhammed, mıhyeddin, Osman, Ranya, Ali ya da Hasan gibi isimler..

    Çoğunluğu erkek..

    Kızlarını, eşlerini, sevdalarını geride bırakıp çıkmışlar yola.. Onların deyimiyle ‘insan gibi’ yaşayabilecekleri bir ‘yurt’ bulunca geride bıraktıkları özlemlerini de yanlarına alacaklar..

    Kimisinin de gönlü izin vermemiş eşlerini, çocuklarını arkalarında bırakmaya; onlar daha da perişan halde.. Bu koşullarda çocuklarla yolculuk etmek..

    kos-canyelekli

    Azgın denizlerde 5 metrekarelik botlarda 53 kişinin üst üste bindiği bir yolculuğun çocuklar için ne kadar dayanılmaz olabileceğini..

    Yolculuk Türkiye’ye başlar önce..

    Kimisi bir ay, kimisi bir yıl, kimisi de 5 yıl beklemiş Türkiye’de…

    Önce insan denizi olan İstanbul.. Kimisi istanbul bataklığında battıkça batmış, perişan olmuş, insan yerine konulmamış, karın tokluğuna çalıştırılmış… Ta ki doğru zaman gelinceye kadar..

    Sonra Bodrum..

    Kimisi insan tüccarlarına 2 bin euro vermiş, kimisi 5 bin..

    Bodrum-Kos arası 4 km..

    İnsan tüccarlarının yaptığı tek şey onlara fiyatı 2 bin euro olan plastik botlar bulmak.. Ve Bodrum’da doğru bir koy ‘da onları o ölüm ve umut arasındaki ince çizgide ‘

    ‘‘Tam böyle düz gidip sonra biraz sola sapacaksınız, ilk göreceğiniz ışıklar Avrupa’nın ilk kapısı Kos’tur. Hadi Allah kuvvet versin!”

    Gecenin karanlığı,

    Bir botta üst üste binen insanlar..

    Hepsinin gözü karşı tarafta gözüken ışıklarda..

    Kaç bot alabora oldu o sularda;

    Kimse kaydını bile tutmaz oldu..

    “Şanslı” olanlar ikinci adresleri Kos’a varır..

    İlk iş karakolda 6 ay Yunanistan’da serbest dolaşabilecekleri belge için başvuru yapmak..

    Kimisi bir aydır bekliyor, kimisi bir hafta, kimisi bir kaç gün..

    Küçük karakolun önünde sürekli insan kalabalığı..

    Belgesini bekleyenler…

    kos-karakol3

    Suriyeli nefreti başlamış Afgan, Fars ve Pakistanlısında.. Onlara göre Suriyeli olmak VİP derecesinde gibi bir şey..

    Suriyelilere öncelik tanınıyor,

    Bekletilmiyorlar.. İzin belgeleri aynı gün çıkıyor diye 1 aydır bekleyenlerde müthiş bir antipati gelişmiş Suriyelilere karşı..

    Belge alındıktan sonra yeni güzergah başkent Atina..

    Oradan da Makedonya,

    Sonra da Sırbistan…

    Sonrası?

    Hepsinin hayalinde farklı ülkeler var..

    Çoğunluğunda İsveç ve Almanya hayali var…

    Ama kimse emin değil..

    ‘Nereye’ diye sorduğum her insan, ‘allah izin verirse’ diye konuşmaya başlıyor..

    Peki Allah izin verecek miydi?

    kos-main

    Hayallerindeki ülkeye ulaşıp ulaşmamaya Allah’ın izin verip vermeyececiğini bilmiyorum ama o Allah, daha yolculuklarının başlangıcında onların cehennemi yaşamasına izin vermiş…

    30 bin nüfuslu küçük tatil adası Kos: sıcaklık 45 derece..

    Küçücük Kos merkezinin her köşesi dolmuş..

    Bir yandan tatilciler, bir yandan da ‘Allah’ın izninde’ umudu arayanlar..

    Tatilci ile bir umut yolcusu birbirinden nasıl ayırt edilir ki!

    Elbisesi, ten rengi, yürüyüşü, ismi…

    Yok..

    Vitaminsizliğin mühür gibi basıldığı yüzleri,

    Tişörtlerinde beliren kemikleri,

    Ve o restoranların önünden geçerken “küfürlü, isyankar, umutsuz, anlamlı-anlamsız” bakışlarından tanırsın onları..

    kos6

    Elleri kameralı Turistlerin tarihi yapılar dışında görüp fotoğraflarını çekeceği bir şey daha var artık!.. Kos kalesinin girişi olan ağaçlık avluda yere yatan yüzlerce Umut yolcusu…

    Kos adasındaki tüm işletmeciler artık sinirli ve bıkkın bakışlarla karşılıyor umut yolcularını…

    “Bir siz eksiktiniz”, “zaten devlet krizde, bizi bile doyuramıyor” gibi cümle kurduklarını bakışlarından hissedebiliyorsun..

    Dört parça Kürdistanlılar Kos’ta buluşmuş;

    Mahabadlı Rafiq,

    Kerküklü Soran,

    Rojavalı Mihyeddin

    Ve

    Erzurumlu Ahmed…

    Dört parça Kürdistan ateş altında, kan emicilere karşı tarihi bir direniş var. Bir yandan toprakları, onurları ve özgürlükleri için ölümle yaşam arasındaki ince çizgide gülümseyerek, inanarak savaşan gençler, bir yandan da canını kurtarmak için ölüm ile umut arasındaki ince çizgide yolculuğa çıkanlar..

    Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi 1

    Roj; henüz 20’li yaşlarda.. 1 sene önce Qamişlo’dan çıkmış. İstanbul’da kalmış bu süre boyunca.. Girişken bir genç. Berberlik yaparak geçimini sağlamış.. İnsan tacirlerine vereceği parayı da biriktirince 53 tane daha Rojava’lı Kürt ile yolculuk başlamış..

    5 gündür Kos’ta.. İzin belgesini ilk gün almış ve Atina’ya gemi biletini kesmişti. 4 gün boyunca Atina’dan gelen ve içine 2600 Suriye’linin koyulduğu büyük gemide kalmış. Gemide bile berberlik yaparak harçlığını çıkarmış. O gemi bugün 2600 yolcusuyla birlikte Atina’ya hareket etti, o da inmek zorunda kalmış, çünkü Atina’ya gidecek 50 euroluk başka bir gemi bulmuş.. O büyük gemi ile yolculuk 70 euroymuş. 20 euro için bedeldir iki gün sokaklarda yaşamaya..

    Göçmen Krizi Değil İnsanlık Krizi 2

    Mihyeddin: 25 yaşında.. Derik ilçesine bağlı Girke Lege’den.. Evli, bir kızı var.. Babası Rojava asayişinde, bir kardeşi de YPG’de.. Ailesini arkasında bırakarak çıkmış.. Önce Güney Kürdistan’da bir yıl aşçılık yaparak ailesinin geçimini sağlamış. Kürdistan koşullarında iyi bir maaş sayılabilecek aylık bin dolar almasına rağmen Avrupa kararını vermiş.. ‘Neden’ diye sorduğumda, cevabı hazır; insana değer yok!

    Bir gün dönermisin Kürdistan’a diye sorduğumda ise; ‘İnsana değer verilmeye başlandığı zaman’ diyor..

    Sonra aklıma bir görüntü geldi; Kobane büyük Daiş saldırısı altındayken, hatta dörtte üçü o çetelerin elindeyken, 12’li yaşlarda bir erkek çocuk, önce toprağı öperek, sinirli ve asi bir ses tonuyla ‘Em Kobane bernadin’(Kobane’yi bırakmayacağız) diyordu…

    Sonra Arin geldi aklıma…

    Sonra da; Avrupa’da yaşayan hiçbirimizin ‘bu insanlar niye savaşmıyor da kaçıyor’ sorusunu sormaya hakkı olmadığı geliyor aklıma….

  • 40 Gün İçerisinde 10’u Çocuk 52 Sivil, Türk Güvenlik Güçleri Tarafından Katledildi

    40 Gün İçerisinde 10’u Çocuk 52 Sivil, Türk Güvenlik Güçleri Tarafından Katledildi

    Son iki aydır yargısız infaz haberlerinin eksik olmadığı Türkiye’de Türk güvenlik güçleri tarafından katledilen sivillerin sayısı her gün biraz daha artıyor.Son 40 gün içerisinde 10’u çocuk 52 sivil Türk güvenlik güçleri tarafından katledildi.

    40 Gün İçerisinde 10’u Çocuk 52 Sivil, Türk Güvenlik Güçleri Tarafından Katledildi 1

    20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç ilçesinde yaşanan bombalı saldırı sonucu 32 SGDF’li gencin yaşamını yitirmesi olayından sonra ülke çapında gelişen olaylarda 51 sivil insan, Türk güvenlik güçleri tarafından katledildi. Bu sabah Silopi’den gelen haber ile uyuduğu damda polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren kadın ile beraber güvenlik güçleri tarafından katledilen sivillerin sayısı 52’ye çıktı.

    İHD: 48 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    İnsan Hakları Derneği 28 Ağustos tarihinde yaptığı basın açıklaması ile yayınladığı raporda 21 Temmuz-28 Ağustos tarihlerinde 48 sivilin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı. 30 Ağustos’ta da Şırnak’ın Silopi ilçesinde polisler tarafından katledilen 3 genç ve kadın ile beraber, 21 Temmuz’dan bu yana Türk güvenlik güçleri tarafından katledilenlerin sayısı 52’ye çıktı.

    2 BİN 544 KİŞİ GÖZALTINDA ALINDI

    İnsan Hakları Derneğinin yayınladığı raporda son 40 içerisinde toplam 2 bin 544 kişinin gözaltına alındığı yer aldı. Raporda, Gözaltına alınanların 136’sını “IŞİD üyesi” olduğu gerekçesiyle, 22 kişi “Paralel yapı üyesi” iddiasıyla gözaltına alınırken, 2 bin 386 kişinin ise “KCK-PKK üyesi” olduğu gerekçesi ile gözaltına alındığını ifade edildi.

    SURUÇ SALDIRISI İLE BERABER TOPLAMDA 83 SİVİL YAŞAMINI YİTİRDİ

    * 20 Temmuz 2015 Şanlıurfa İli Suruç İlçesindeki Bombalı Saldırıda Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu(SGDF) üyesi Amara Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaparken canlı bomba patlaması sonucu birisi saldırgan olmak üzere toplam 33 kişi hayatını kaybetmiş en az 100 kişi yaralanmıştı.

    * 23 Temmuz 2015: Gaziantep ili Kilis sınırında Firas Feyad adındaki Rojavalı Türk askerleri tarafından katledildi.

    * 25 Temmuz 2015 İstanbul’un Bağcılar İlçesi’ndeki evi DHKP-C Örgütü gerekçe gösterilerek özel harekât polislerince evi basılan Günay Özarslan yargısız infaz edildi.

    * 25 Temmuz 2015 Şırnak Cizre’de başlatılan gözaltı ve sınır ötesi operasyonları protesto eden gruba özel harekât polislerinin açtığı ateş sonucu olayları evinin balkonundan izlediği belirtilen Abdullah Özdal (21) göğsüne isabet eden kurşunla yaşamını yitirdi.

    * 26 Temmuz 2015: 35 yaşındaki Bülent Ecevit Güngör; Mersin’deki Suruç katliamı, hava saldırıları ve gözaltıları protestosu sırasında balkonda otururken başına bir cismin isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi.

    * 26 Temmuz 2015 Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’nde eylem yapan gruplara müdahale eden polis ekiplerinin kovaladığı Beytullah Aydın (11) kaçarak saklandığı bir binanın 7. katından düşerek yaşamını yitirdi.

    * 27 Temmuz 2015 Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde, başlatılan operasyonlara karşı eylem yapan gruplara polisin açtığı ateş sonucu Seyithan Dede (19) boynundan vurularak yaşamını yitirdi.

    * 29 Temmuz 2015 Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde, polis ekipleri durdurdukları bir araçtan inen 4 kişiye ateş açtı. Kurşunların isabet ettiği Hasan Nerse (17) vurularak ağır yaralandı. Hareket edemeyen Hasan Nerse’nin ellerini ve ayaklarını kelepçeleyen polisin olay yerine kimseyi yaklaştırmaması sonucu Hasan Nerse yaşamını yitirdi.

    * 30 Temmuz 2015 Ağrı’nın Sıtkiye Mahallesinde polisler bir eve baskın yaparak 3 genci katletti. İnfaz edilen gençlerden ikisi kardeş olup Ağrı Diyadin nüfusuna kayıtlı, diğeri ise Muş nüfusuna kayıtlı Sezai Yaşar (26), Ahmet Yaşar, Mirzettin Göktürk isimli vatandaşlar Polis tarafından infaz edildi.

    * 1 Ağustos 2015 Zergelê Köyü’nde Türk savaş uçaklarının sınır ötesi operasyon kapsamında Kürdistan bölgesine (Kuzey Irak) yaptığı hava saldırısında biri hamile olan 2 kadın ile birlikte 8 sivil insanı hayatını kaybetmiştir.

    * 7 Ağustos 2015 Şırnak’ın Silopi ilçesinde polislerin mahallelere girerek etrafa rast gele ateş açması sonucu Kamuran Bilin (27), Mehmet Hıdır Tanboğa (15), Hamdi Ulaş (58) hayatlarını kaybettiler.

    * 11 Ağustos 2015: Mardin’in Nusaybin ilçesinde inşaat işçisi olan üç çocuk babası 29 yaşında Havzullah Doğan özel harekat timleri tarafından sokak ortasında katledildi.

    * 12 Ağustos 2015 Ağrı Diyadin ilçesinde bir ekmek fırınında çalışan 14 yaşındaki Muhammet Aydemir ve 16 yaşındaki Orhan Aslan odun taşıdıkları fırında özel hareket polisleri tarafından katledildi. Aynı gece yine polisler tarafından katledilen bir erkek cesedi de Murat Mahallesi’nde harabe olan evlerin arasında bulunmuştu.

    * 13 Ağustos 2015 Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesine bağlı Kanartepe mahallesinde, mahalleyi abluka altına alan Özel Harekât polislerinin etrafa rastgele açtığı ateş sonucu evinin kapısında oturan 40 yaşındaki Fahrettin Budak’ın göğsü ve sırtına aldığı 3 kurşunla öldürüldü.

    * 17 Ağustos 2015 Bitlis Tatvan’da Sorgun Askeri Kışlası önünde askerlerin bir araca ateş açması sonucu Ömer Cinkılıç (23) yaşamını yitirdi.

    * 17 Ağustos 2015: sokağa çıkma yasağı ilan edilen Diyarbakır ilinin Silvan ilçesinde yaşanan olaylarda evler, dükkânlar ateşe verilirken gerçek silahlarla ve bombalarla mahallelerde rastgele ateş açıldı. Başından vurularak öldürülen kişinin Serhat Bilen (25) olduğu öğrenildi. Atılan el bombası nedeniyle iki yaşlı kişi daha hayatını kaybetti.

    * 18 Ağustos 2015’de Muş Varto’da çıkan çatışmalarda Muş Valiliği tarafından 4 kişinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Özel harekât timlerinin sağ yakalayıp infaz ettiği iddia edilen 2 sivilin, 1979 Alagöz Mahallesi doğumlu Rahmi Kızıltaş ve 1989 Alagöz Mahallesi doğumlu Abdullah Toprak olduğu öğrenildi.

    * 18 Ağustos 2015 İstanbul’un Esenler ilçesi Tuna Mahallesi’nde önceki gün Silvan’da yaşanan devlet terörünü protesto ederken polisin ateş etmesi sonucu (16) yaşındaki Fırat Elma hayatını kaybetti. Diyarbakır nüfusuna kayıtlı olan Fırat Elma otopsi işleminden sonra Diyarbakır’da defnedildi.

    * 19 Ağustos 2015: Devam eden operasyonları protesto etmek için Mardin’in Artuklu İlçesi’nde yapılan protesto eyleminden sonra 19 yaşındaki Ali Akpınar evine giderken polisin açtığı ateş sonucu vuruldu.

    * 19 Ağustos 2015 Şırnak, İdil’de Turgut Özal mahallesinde benzin istasyonunda pompacı olarak çalışan ve eve gitmekte olan 21 yaşındaki Cabbar Acar polis kurşunu ile hayatını kaybetti.

    * 22 Ağustos 2015 Diyarbakır’ın Sur İlçesinde polisle göstericiler arasında çıkan çatışmada 1 sivil yaşamını yitirirken 4 kişi de çeşitli yerlerinden yaralandı.

    * 26 Ağustos 2015 Yüksekova’da gece saatlerinde yaşanan olaylarda polislerin saldırısı sonucu 3 kişi yaşamını yitirirken 7 kişi de yaralanmıştır.

    * 27 Ağustos 2015: Cizre’de Garnizon Komutanlığı’na yapılan saldırının ardından çıkan çatışmalar sırasında sağlık personeli 32 yaşındaki Eyüp Ergin, 7 yaşındaki Baran Çağlı, 10 yaşındaki Emin Yanaş ve 28 yaşındaki Mesut Sanrı hayatını kaybetti.

    * 27 Ağustos 2015: Şırnak’ta düzenlenen gösteriye polisin müdahalesiyle başlayan çatışmada boğazına kurşun isabet eden Ahmet İrtegün (17) adlı çocuk yaşamını yitirdi.

    * 29 Ağustos 2015: Kızıltepe’de dün akşam meydana gelen patlamanın ardından operasyon başlatan özel harekat polislerinin bir araca ateş açması sonucu aracın şoförü olan 16 yaşındaki Mazlum Turan adlı çocuk hayatını kaybetti.

    * 30 Ağustos 2015: Şırnak’ın Silopi ilçesi Kobanê Mahallesi’nde polislerin bir eve baskın düzenlemesi sonucu Ali Ödük (20), Halil Can (22) ve ismi öğrenilemeyen 1 genç katledildi.

    * 30 Ağustos 2015: Silopi’de evlerinin damında uyuyan Fatma Ay ve 14 yaşındaki çocuğu Berfin, polisler tarafından açılan ateş sonucu vuruldu. Anne Ay hayatını kaybetti.

     

  • Yurt Dışı Seçmen Kütüğü’ne Kayıt İçin Son Gün: 10 Eylül Perşembe

    Yurt Dışı Seçmen Kütüğü’ne Kayıt İçin Son Gün: 10 Eylül Perşembe

    1 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak genel seçimler için yurt dışı seçmenleri oy kullanma işlemini 8 Ekim Perşembe-25 Ekim Pazar tarihleri arasında yapabilecek. Birleşik Krallık’ta da henüz net tarih açıklanmasa da bu tarihler arasındaki bir hafta sonunda gerçekleştirilmesi bekleniyor.

    secimler1

    Yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşı seçmenlerin oy kullanacağı tarihler 8 Ekim Parşembe-25 Ekim Pazar tarihleri olarak belirlendi. Seçmenlerin oy kullanabilmeleri için yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olmaları gerekiyor. Yurt dışı seçmen kütüğü, Yüksek Seçim Kurulu YSK’nın http://www.ysk.gov.tr  adresinden 2 Eylül Çarşamba günü ilan edilecek. Aynı gün saat 08.00’de itiraz süresi de başlıyor. Yurt Dışı Seçmen Kütüğü’ne itirazlar 10 Eylül Perşembe günü saat 17.00’de sona eriyor.

    Yurt dışı seçmen kütüğünde kaydı bulunmayan seçmenler 2-10 Eylül tarihleri arasında adres beyanında bulunarak kayıtlarını yaptırabilecekler.

    Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı (YSK), 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine ilişkin seçim takvimini açıklamıştır. Buna göre:

    1- YSK, 2 Eylül 2015 tarihinde yurtdışı seçmen kütüğünü www.ysk.gov.tr adresinden ilân edecektir. (Türkiye saati ile 08.00)

    2- Yapacakları sorgulama sonucunda seçmen kütüğünde kaydını göremeyen vatandaşların 10 Eylül 2015 tarihine kadar (Türkiye saati ile 17:00’ye kadar) Başkonsolosluğa ŞAHSEN başvurarak itirazda bulunmaları gerekmektedir.

    3- Kesinleşen listelere göre 20 Eylül 2015 tarihinde yurtdışı seçmenlerin oy kullanacakları temsilcilik, tarih ve yer bilgisi www.ysk.gov.tr adresinden ilân edilecektir.

    4- Edinburg Başkonsolosluğunun göreve başlaması nedeniyle görev bölgesinde kalan İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın tamamı ile İngiltere’nin Northumberland, Cumbria, Tyne and Wear, County Durham, Lancashire, North Yorkshire bölgeleri ve York şehrinde yaşayan vatandaşlar oylarını Edinburg Başkonsolosluğunun belirleyeceği bir yerde kullanacaktır.

    5- Yurtdışı temsilciliklerde oy verme işlemleri 8- 25 Ekim 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek olup, Birleşik Krallık’taki seçim tarihi ve yeri bilahare bildirilecektir.

    6- Gümrük kapılarında oy verme işlemi ise 8 Ekim- 1 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.

    10 Eylül 2015 Perşembe günü adres beyanı itirazlarının son tarihi olduğu için 2 Eylül 2015 Çarşamba günü ilan edilecek seçmen kütüğünden kaydınızı kontrol ederek gerekmesi halinde bu tarihe kadar Başkonsolosluğa şahsen başvurmayı unutmayınız. İtiraz işlemi için randevu gerekmemekte olup vatandaşların hafta içi 09:00-13:30 saatleri arasında Başkonsolosluğa başvurabilirler.

    Not 2: Seçim günü oy kullanabilmek için üzerinde T.C. Kimlik numarası bulunan fotoğraflı ve geçerli bir T.C. kimlik belgesi ibraz edilmesi gerekmektedir. Kimlik belgelerinizi yenilemeniz gerekiyorsa en yakın zamanda Başkonsolosluğa başvurunuz. Randevu ve gerekli bilgiler için lütfen http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/nufus.asp?PageID=1 adresini ziyaret ediniz.

  • Londra merkezde AKP’nin Savaş Politikaları Protesto Edildi

    Londra merkezde AKP’nin Savaş Politikaları Protesto Edildi

    AKP Hükümetinin son dönemde Kürdistan ve Türkiye’de demokratik çevrelere ve Kürt özgürlük hareketine yönelik saldırıları Londra merkezde protesto edildi.
    https://youtu.be/hXkePdgcjcM
    Britanya Demokratik Güçbirliği çağrısıyla BBC önünde bir araya gelen yüzlerce kişi AKP’nin savaş politikalarını protesto etti. Üzerinde İngilizce olarak ‘Türk devletinin Daiş ile ortaklığını kınıyoruz. Türkiyeli ve Kürdistanlılara yönelik savaşı ve faşist saldırılara karşı diren’ yazılı büyük pankart açan kitle sık sık ‘Terörist Türkiye’ sloganları attı.
    https://youtu.be/2x_wkVRP23A
    Britanya Demokratik Güç Birliği Platformu adına Kürt Halk Meclisi üyesi Ayşegül Erdoğan tarafından yapılan açıklamada şunlar belirtildi; ‘Suruç’ta 31 SGDF’li gencin Türk MİT’inin organizesiyle Daiş tarafından katledilmesinden sonra Türk devleti ülkede ki tüm demokratik çevrelere karşı savaş açmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi, Aleviler ve sendikalar başta olmak üzere ülkedeki tüm demokratik çevrelere karşı yapılan saldırılarda 1000’den fazla kişi tutuklanmış, onlarca sivil katledilmiştir. Kandil’e yönelik hava saldırılarında Zergele köyü bombalanmış ve 8 sivil Kürt katledilmiştir. AKP hükümeti aynı şekilde Silopi, Cizre ve Amed başta olmak üzere Kürdistan’daki birçok kentte sivilleri katletmeye devam etmektedir.’’ Açıklamada ayrıca AKP hükümetine derhal saldırılarını durdurma çağrısı yapıldı.
    https://youtu.be/WhdF9aoHlDo
    BİZE DÜŞEN DİRENEN YOLDAŞLARIMIZIN VE EZİLENLERİN YANINDA OLMAKTIR!

    BBC önündeki eylemde Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil de bir konuşma yaptı. Erbil yaptığı konuşmada şunları belirtti: ‘‘Bizler bugün Suruç’ta 32 SGDF liyiz! Gazi’de devrimci Günay’ız! Kobane’de ölen çocuklarız, Zergele’de vücudu parçalanan anneyiz. İdlib’in çığlığını duyurmak zorundayız. Lazkiye’de kurşuna dizilen halkız. Şengal’deki acıları yaşayanlarız. Silahlı saldırıya uğrayan Alevi kurum yöneticileriyiz. Bize düşen direnen yoldaşlarımızın ve ezilenlerin yanında olmaktır.’’
    https://youtu.be/SdURTlTuSa4
    Oxford Circus’ta bulunan BBC televizyonu ana binası önünde yapılan konuşmalardan sonra yürüyüşe geçildi. Hafta sonu olmasından kaynaklı çok kalabalık olan kent merkezinde yürüyen kitle büyük ilgi odağı oldu.

    Yürüyüş Leicester Meydanında yapılan açıklamadan sonra sona erdi.
    https://youtu.be/Yyk7dg3xFPc

  • Büyükelçi: Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor.

    Büyükelçi: Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor.

    Birleşik Krallık dışişleri bakanı Philip Hammond bugün telefonla görüştüğü Türk Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na, PKK’nin saldırılarına orantılı karşılık verme haklarını tanıdıklarını ve barış sürecinin tekrardan başlaması için destek sunacaklarını belirtti.

    Büyükelçi: Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor. 1

    Birleşik Krallık Ankara büyükelçisi Richard Moore ise Türk devleti başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan ile yaptığı toplantından sonra twitter hesabından yaptığı açıklamda; ‘Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor.’ dedi.

    Büyükelçi: Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor. 1

    Hammond mevkidaşı Çavuşoğlu ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Birleşik Krallık hükümetinin resmi web sayfası gov.uk adresinde konu ile ilgili yapılan açıklamada ‘Terörle mücadele’ konusunda iki bakan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştiği ifade edildi.

    Gerçekleşen telefon görüşmesinden sonra bakanlık tarafından yapılan açıklamada şunlar belirtildi: ‘‘Türkiye’nin Daiş’e karşı son hareketleri ve Türkiye’deki hava üslerinin daha fazla kullanıma açılması Uluslararası koalisyonun Daiş’e karşı mücadelede daha ileriye götürecektir. Türkiye’nin de dahil olduğu Uluslararası koalisyon Daiş’i bitirme konusunda kararlıdır. Savaş uzun sürecek ama kazanmalıyız’’

    BARIŞ SÜRECİ TEKRAR BAŞLASIN

    ‘‘Türkiye aynı zamanda PKK’nin son saldırılarından kaynaklı zarar görmüştür. Yaşanan birçok kayıp için taziyelerimi ilettim. Birleşik krallık olarak tüm terörist hareketleri kınıyoruz ve Türk devletinin saldırılara orantılı karşılık verme haklarını tanıyoruz. Barış sürecinin tekrardan devam etmesi için Birleşik Krallık olarak desteğimizin devam edeceğini açıkça ifade ettim.’’

    Birleşik Krallık Dışişleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son dönemde Türk devletinin sivillere dönük saldırıları sonucunda katledilen onlarca sivile değinilmedi.

    TERÖRLER MÜCADELEYE DESTEK!

    Birleşik Krallık Ankara büyükelçisi Richard Moore ise Türk devleti başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan ile yaptığı toplantından sonra twitter hesabından yaptığı açıklamda; ‘‘Başbakan Yardımcısı Sayın Yalçın Akdoğan ile çok verimli bir toplantı yaptık. Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor. Kürt sorununu çözmek için başlatılan barış sürecinin kaldığı yerden devam edebilmesi için. PKK’nın şiddet eylemlerine derhal son vermesi şart.’’

    Büyükelçi: Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye terörle mücadelede verdiği destek sürüyor. 2
    Birleşik Krallık Ankara büyükelçisi Richard Moore

     

  • İşçi Parti Lideri Seçiminde Oy Hakkı İçin 12 Ağustos Son Kayıt Tarihi

    İşçi Parti Lideri Seçiminde Oy Hakkı İçin 12 Ağustos Son Kayıt Tarihi

    7 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerde Muhafazakar Parti’nin aldığı oy çoğunluğuyla seçimi kaybeden İşçi Parti lideri Ed Miliband’ın istifa etmesiyle, liderlik yarışı başlamıştı.

    İşçi Parti Lideri Seçiminde Oy Hakkı İçin 12 Ağustos Son Kayıt Tarihi 1

    Yeni lider seçimi ve genel seçimlerdeki başarısızlığın sebeplerinin tartışmaları eş zamanlı devam ediyor. Öne çıkan ve tartışmalara şekil veren ana konu partinin sağa mı yoksa sola mı yönünü çevirmesi yönünde.

    Ön elemeler sonucunda yarışa devam eden dört aday- Jeremy Corbyn, Yvette Cooper, Andy Burnham ve Liz Kendall- arasında, parti üyelerinin oylamasıyla İşçi Partinin yeni lideri seçilecek. Corbyn partinin sol ve sosyalist prensipler yönünde siyaset yürütmesi gerektiğini savunurken, diğer üç aday Cooper, Burnham ve Kendall merkez sağ siyasetini savunuyorlar.

    Kürt toplumunun yakından tanıdığı, İslington milletvekili Corbyn, partinin sol tabanını temsil etmek ve liderlik yarışında tam kapsamlı bir tartışma yaşanmasını sağlamak amacıyla, son anda yarışa katılmıştı. Başarılı bir kampanya sürdüren Corbyn, parti yönetiminden bazıları tarafından eleştirilse de, üyleler arasında favori aday olarak görünüyor. Britanya’nın en büyük iki sendikası, Unite ve Unison, yanı sıra, çeşitli sendikalar, Corbyn’e desteklerini açıkladılar.

    Adaylar

    Jeremy Corbyn- İslington North milletvekili

    Kürt ve Türk toplumunun yakından tanıdığı Corbyn, eski sendikacı ve sosyalist kimliğiyle tanınıyor. Tasarruf politikalarına karşı olduğunu ifade eden Corbyn, ekonominin adil bir yapılanmayla güçlenebileceğini savunuyor. Özellikle gençler arasında büyük destek gören Corbyn’nin lider olma olasılığı oldukça yüksek görünüyor. İşçi Parti içerisinde buna karşı büyük tepkiler de var. Bir çok İşçi Parti’li milletvekili, Corbyn lider seçilirse gölge kabinesinde yer almayacaklarını açıkladılar.

    Yvette Cooper- Normanton, Pontefract and Castleford milletvekili 

    Cooper Çalışma ve Emeklilik Bakanı ve Gölge İçişleri Bakanı görevlerini üstlendi. Toplum içerisinde eşitliği savunan Cooper, bunun merkez sağ siyasetle mümkün olacağına inanıyor. Cooper devletin mali açığının göz arda edilemeyeceğini, ve toplumsal sorunların ekonominin güçlenmesiyle düzeltileceğini savunuyor.

    Andy Burnham- Leigh milletvekili

    Liverpool’da doğan Burnham, 2001 yılından itibaren Leigh milletvekili. İşçi Parti hükümetinde Sağlık Bakanı ve Kültür, Medya ve Spor Bakanı görevlerini ve muhalefette Gölge Sağlık Bakanı görevini üstelendi. Burnham İşçi Parti’nin seçim kazanması için merkez siyaset yürütmesi gerektiğini savunuyor. İşçi Parti’nin üst tabanı arasında liderlik yarışında önde gelen aday.

    Liz Kendall- Leicester West milletvekili

    Kendal adaylar arasında en sağcı olarak görülüyor. Çalışma ve güçlü bir ekonomiyi önemseyen Kendall, İşçi Parti’nin modern bir yapılanma geçirmesini ve çözüm üretmesini önemsediğini belirtiyor.

    Oylamaya Katılmak İçin:

    İşçi Parti’nin yeni lider seçimine dahil olmak için 12 Ağustos’a kadar https://supporters.labour.org.uk/leadership/1 adresinden kayıt yaptırarak seçme hakkını elde edebilirsiniz.

    Cep telefonunuzdan sms ile 78555’e ‘Support’ yazıp mesaj atarak da kayıt işlemlerine başlayabilirsiniz.

    12 Ağustos’a kadar Parti’ye kaydınızı yaptırırdıysanız oy pusulanız posta yoluyla size yollanacaktır. Oyunuzu içeren oy pusulasını 10 Eylül’e kadar İşçi Parti’nin eline geçmesi gerekmekte. 12 Eylül’de özel bir konferansta sonuçlar açıklanacaktır.