Category: SEÇME YAZILAR

  • Birleşik Krallık’ta Ne Zaman Nerde Oy Kullanacaksınız?

    Birleşik Krallık’ta Ne Zaman Nerde Oy Kullanacaksınız?

    Yirmi Altıncı Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için Londra’da oy kullanma işlemi 22-23-24-25 Ekim 2015 tarihlerinde (Perşembe-Cuma-Cumartesi-Pazar)10:00-19:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Londra’da oy kullanacak seçmenler daha önceki seçimlerde de kullanılan Olympia Sergi ve Konferans Merkezi’nde (Kensington, Londra, W14 8UX) oylarını kullanabilecek.

    secim-oykullanma1

    Vatandaşların oy kullanabilmek için Londra Başkonsolosluğuna kayıtlı olup olmadıklarını www.ysk.gov.tr adresinden kontrol ederek teyit etmeleri ve seçimlere üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan, fotoğraflı ve geçerli nüfus cüzdanı veya pasaportla gitmeleri gerekmektedir. 
*Seçim günü nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olan vatandaşlar oy kullanabilecektir.

    Bu nedenle, nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olmayan vatandaşların en kısa sürede kimlik belgelerini T.C. Londra Başkonsolosluğunda yenilemeleri gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanınızı Başkonsolosluğa posta ile müracaat ederek yenilemeniz mümkün olup pasaport yenilemek için Başkonsolosluğa şahsen müracaat etmeniz gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanı yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/nufus.asp

    Pasaport yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/pasaport.asp

    Londra Başkonsolosluğunda kayıtlı olmayan veya geçerli kimlik belgesi ibraz etmeyen vatandaşların söz konusu tarihlerde Londra’da oy kullanmaları mümkün olmayacak, ancak yurtdışı seçmen kütüğünde kayıtlı olanların 8 Ekim-1 Kasım 2015 tarihleri arasında gümrük kapılarında oy verme imkanları bulunacaktır.

    Yurtdışı seçmen kütüğüne göre Edinburg Başkonsolosluğunda kayıtlı olan seçmenler ise yine Londra ile aynı tarihlerde Edinburg Başkonsolosluğunda (Forsyth House, 93 George Street, Edinburgh, EH2 3 ES) oylarını kullanabileceklerdir

  • HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 18 Ekim’de Londra’da

    1 Kasım’da yapılacak genel seçimleri kapsamında 18 Ekim Pazar günü Londra’da HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla kitlesel bir seçim etkinliği yapılacak. HDP Britanya seçim koordinasyonu tarafından organize edilen seçim etkinliği 18 Ekim Pazar günü saat 15:30’da Wood Green’de bulunan Dominion Centre’de yapılacak.

    londra-demirtas5
    HDP Eş genel Başkanı Selahattin Demirtaş

    Pazar günü saat 15:30’da HDP Eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla yapılacak seçim etkinliği ihityaç duyulduğu takdirde iki grup halinde yapılması planlanıyor. HDP Britanya seçim koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada her türlü hazırlıklarının yapıldığını ve kitlenin salona sığmaması durumunda iki grup halinde etkinliklerini yapacaklarını açıkladı.

    LONDRA’DA OY KULLANILACAK YER VE TARİHLER NETLEŞTİ

    1. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için Londra’da oy kullanma işlemi 22-23-24-25 Ekim 2015 tarihlerinde (Perşembe-Cuma-Cumartesi-Pazar)10:00-19:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Londra’da oy kullanacak seçmenler daha önceki seçimlerde de kullanılan Olympia Sergi ve Konferans Merkezi’nde (Kensington, Londra, W14 8UX) oylarını kullanabilecek.

    Vatandaşların oy kullanabilmek için Londra Başkonsolosluğuna kayıtlı olup olmadıklarını www.ysk.gov.tr adresinden kontrol ederek teyit etmeleri ve seçimlere üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan, fotoğraflı ve geçerli nüfus cüzdanı veya pasaportla gitmeleri gerekmektedir. 
*Seçim günü nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olan vatandaşlar oy kullanabilecektir.

    Bu nedenle, nüfus cüzdanında veya pasaportunda T.C. kimlik numarası kayıtlı olmayan vatandaşların en kısa sürede kimlik belgelerini T.C. Londra Başkonsolosluğunda yenilemeleri gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanınızı Başkonsolosluğa posta ile müracaat ederek yenilemeniz mümkün olup pasaport yenilemek için Başkonsolosluğa şahsen müracaat etmeniz gerekmektedir.

    Nüfus cüzdanı yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/nufus.asp

    Pasaport yenileme işlemleri için gerekli belgeler: http://www.turkishconsulate.org.uk/tr/pasaport.asp

    Londra Başkonsolosluğunda kayıtlı olmayan veya geçerli kimlik belgesi ibraz etmeyen vatandaşların söz konusu tarihlerde Londra’da oy kullanmaları mümkün olmayacak, ancak yurtdışı seçmen kütüğünde kayıtlı olanların 8 Ekim-1 Kasım 2015 tarihleri arasında gümrük kapılarında oy verme imkanları bulunacaktır.

    Yurtdışı seçmen kütüğüne göre Edinburg Başkonsolosluğunda kayıtlı olan seçmenler ise yine Londra ile aynı tarihlerde Edinburg Başkonsolosluğunda (Forsyth House, 93 George Street, Edinburgh, EH2 3 ES) oylarını kullanabileceklerdir.

  • BANKSY VE HAYAL KIRIKLIKLARI ŞEHRİ

    BANKSY VE HAYAL KIRIKLIKLARI ŞEHRİ

    Banksy adı 10 yıldır var, ama en çok yeni dönemlerde ana medyaya çıkmış durumda. Son ‘show’u: Dismaland, eğlenememe parkından sonra artık bir ekol olmuş , sokak sanatının en popüler temsili haline gelmiştir.

    Berfin Yüce-Londra

    BANKSY VE HAYAL KIRIKLIKLARI ŞEHRİ 1

    Disneyland eğlencesi ve sömürü-tüketim toplumu sistemine karşılık, çevreci ve muhalif bir ses, eleştiri olma amacı ile açılan sergi –gösteri, Ağustos’un son haftası ile Eylül’ün son haftası , Batı İngiltere’nin en yoksul kentlerinden birisi olan Weston Super Mare’de , Banksy’ninde ‘çocukluğumda giderdim’ dediği, şehrin ekonomik yoksulluğundan dolayı , uzun zamandır kapanmış ve dökülmüş, deniz kenarındaki, panayır yerinde izlenime sunulmuş. Banksy’nin kimliğinin bilinmediği göz önüne alınırsa, bu referansın anlamı daha da büyüyecektir.

    Adından da anlaşılacağı üzere ; hayal kırıklığı şehrinin , ’hayal satan’, sisteme karşı kurma çabası olarak görülebilir. Serginin içeriği açıldığı şehirlerde anlaşılabilir. Kendisi de bir hayal kırıklığı şehri olan Weston Super Mare’nin, bu kaderinden sıyrılması ve biraz gün yüzüne çıkabilmesi için sergi yeri olarak bu kasaba seçilmiştir. Sonuç başarılı gibi görünüyor. Show ile beraber şehrin daha da popüler hale geldiği ve gündeme çıktığı görülüyor.

    Aynı denemeyi Tracy Emin, kendi doğduğu şehir olan, Margate için denedi ve kesin sonuç aldı. Britanya’nın en yoksul şehirlerinden biri olan Margate, Tracy Emin’in bu sergi vb uğraşları ile , bir Tate Galerisi kazandı ve şu an en çok yükselişte olan bir şehir durumda.

    BANKSY VE HAYAL KIRIKLIKLARI ŞEHRİ 1

    Banksy öncülüğünde bir alternatif sanat şöleni de denilebilir. Komedyenlerden, alternatif müzik gruplarına kadar oldukça çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Öyle ki: 57 ayrı sanatçı, sokak sanatçısı, modern sanat ustaları, Damien Hirst dahil, Suriye’den , Rusya’ya büyük bir çeşitlilik. Video gösteriminden , direniş çadırına kadar her sunum bulunuyor. 16 show, komedyenlerden , ünlü yeraltı müzik gruplarına kadar bir çeşitle showda, çeşitli tarihlerde yerlerini alıyorlar. 22 kısa film, toplum yalnızlaşmasından, tüketim toplumu eleştirisine, oradan haksız savaş sonuçlarına kadar bir yelpazede gösterimi var.

    Evrensel eşitsizliğin sanatsal şöleni de denilebilir. Çevre kirlenmesinden, ucuz işgücü eleştirisine, evrensel direnişin duyurulmasından, sistem içi kurtuluşun imkansızlığına kadar geniş, psikolojik ve pratik sunumları bir arada bulmak mümkün. Teknolojinin çocukları ve her şeyi esir ettiği, istense de, bu tarzda, sistemin dışına çıkılamayacağının, mesajı her yerde açık bir biçimde kendisini gösteriyor.

    Alanın kurulumu ve çalışanların teatral davranışları, başlı başına eleştirel birer mesaj oluşturuyor. Bu koşullarda, eğlence sektörü emekçilerinin durumunu anlatıyor. Bütün çalışanlar mutsuz ve izleyicilere-ziyaretçilere kötü davranıyor. Kendileri oldukça mutsuz birer birey gösterimi sunuyorlar. Anonslarda düzenli olarak alternatif ve provakatif, düzeni yok sayan duyurular yapılıyor.

    En can alıcı güncel olanları ise: Enternasyonal Direniş Çadırı ve çadırda sol gençlik grubunun propaganda ve üye çalışmaları sürdürüyor olmaları. Etkinlik canlı bir eyleme dönüştürülüyor. Çadırda Ortadoğu’dan, Güney Amerika’ya, oradan Avrupa’ya direnişler ve bunların muhalif sanatçılar tarafından sunumları yer alıyor.

    Fakat bazı isimlere, ayrı dikkat çekilmesi gerek: Josh Kyes, Paco Pomet, Tammam Azzam, Huda Beydoun; en ayrık olanları.

    sdf   v Bugün sadece bir şey yaparsanız bu yeterli olamayabilir , mesajı başka bir çaresizliğin ifadesi gibi duruyor, modern insanda.

    Sergiye görülmemiş yığınsal bir ilgi var. Şehir Brityanya’nın her yanına uzak olmasına rağmen her gün mahşeri kalabalık. Bilet bulmak neredeyse imkansız. Çoğu karaborsa satılıyor. Şehirliler için belirli bir kota ayrılmış. Geri kalan bilet bulursa girebilir. Sayı günlük 4 bin kişi ile sınırlandırılmış. Girişte teatral güvenlik aramaları ve sahte kameralar, polis–gümrükçü rolünde herkesi sert bir tarzda sorguluyor. İçerde, sokak reklam panolarını açabilen anahtar satılıyor ve bir çalışan bunun pratikte nasıl kullanılacağını gösteriyor. Alıp sokağınızdaki reklamı bir propaganda afişi ile değiştirebilirsiniz.

    Anlaşılmayan bir tarzda, sergi-showda , tamamen orta-sınıf ve üstü ile orta-sınıf entelektüellerden oluşuyor. Halktan insanlara rastlanmadı denirse yeridir. Halk için bir sergide, neden hiç, hedefi olan halkın bulunmayışının yanıtını oluşturamadım.

    Zaten serginin tanım cümlesi amacı yeteri kadar açıklıyor: Bertol Brecht: ’Sanat gerçeğe tutulan bir ayna değil, onu şekillendirmesi gereken bir çekiçtir’.

     

  • Uluslararası Alanda Tanınmış Kadınlardan İngiltere Başbakanına Kürt Halkı İçin Çağrı

    Uluslararası Alanda Tanınmış Kadınlardan İngiltere Başbakanına Kürt Halkı İçin Çağrı

    Aralarında tanınmış milletvekili, yazar, insan hakları savunucuları, sanatçılar ve akademisyenlerin olduğu bir grup kadın tarafından kaleme alınan ve Kürt halkına yönelik saldırılara karşı duyarlılık çağrısı yapan bir mektup İngiltere başbakanı David Cameron’a teslim edildi.

    Uluslararası Alanda Tanınmış Kadınlardan İngiltere Başbakanına Kürt Halkı İçin Çağrı 1
    Kate Osamor, Melanie Gingell, Michelle Allison, Evrim Yilmaz

    Kürdistan, Irak ve Suriye İçin Kadın Birliği (Women’s Alliance for Kurdistan, Iraq and Syria) bünyesinde kaleme alınan mektuba Prof. Mary Davis, Baroness Glenys Kinnock, İngiliz ve Galler milletvekilleri Kate Osamor, Caroline Lucas, Liz Saville ve yazar Cynthia Cockburn gibi uluslararası alanda tanınan 32 kadın imza attı. Mektup dün İşçi Parti milletvekili Kate Osamor, İnsan hakları avukatı Melanie Gingell, Roj kadın meclisinden Evrim Yılmaz ve KNK Britanya Kadın temsilcisi Michelle Alison’dan oluşan bir heyet tarafından İngiltere başbakanlığına elden teslim edildi.

    İngiltere başbakanı David Cameron’a hitaben yazılan mektupta, Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarının acilen durdurulması, Rojava’daki özerk yönetimin tanınması, PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması, çözüm sürecinin tekrar başlaması ve bununla birlikte Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için aktif olarak girişimlerde bulunması çağrısı yapıldı. Peace in Kurdistan Campaign de çalışmaya aktif destek sundu.

    Mektupta şöyle denildi:

    Sayın başbakan:

    Biz, kadın organizasyonları koalisyonu olan ve Kürt kadın hareketi ile çalışan Kurdistan, Irak ve Suriye İçin Kadın Birliği olarak Türkiye ve Irak’ta sivil Kürtlerin Türk devleti tarafından bombalanmasıyla birlikte büyük tehlikeye giren çözüm sürecine acilen dikkatinizi çekmek istiyoruz.

    Temmuz sonu itibariyle Daiş karşıtı koalisyona girmeye karar veren ve bu şekilde NATO’nun da desteğini alan Türkiye şimdiye kadar daiş yerine Kürtleri hedef almıştır.

    Daha da ötesi geçtiğimiz haftalarda içinde seçilmişlerin de bulunduğu 1500’den fazla Kürt tutuklanmış, ve Uluslararası af örgütü ve İnsan hakları izleme örgütünün de kınadığı tutuklulara yönelik işkence vakaları yaşanmış. Şok edici Cizre kuşatması bir haftadan fazla devam etmiş.

    Çözüm sürecinin tamamen bozulması halinde tüm bölge için büyük riskleri beraberinde getirecektir.

    Kürt halkına yönelik saldırıların durdurulması, Türk devletinin askeri gücünü Daiş’e karşı kullanması ve PKK ile barış sürecinin tekrar başlaması için Türkiye üzerindeki bütün nüfuzunuzu kullanmanızı talep ediyoruz. Biz kadınlar olarak savaşın yayılması yerine Kürtlerle barışın inşa edilmesi için çalışmanızı istiyoruz.

    Sayın başbakan, hakları için mücadele eden Kürt halkını desteklemenizi istiyoruz. Ne PYD’nin, ne de HDP’nin Erdoğan’ın iddia ettiği gibi sınırları değiştirme ve bölme gibi bir planlarının olmadığını çok net biliyoruz.

    Bölgedeki tüm devletlerde çatışmaların bitmesi için model olan Rojava’daki demokratik özerk yönetimi tanımanızı talep ediyoruz. Kadınların Rojava’da sivil ve askeri yaşamın her alanında eşit bir şekilde rol oynamalarından kaynaklı Kürt kadın hareketi dünyadaki tüm kadınlara ilham kaynağı olmuştur.

    Son olarak sizden, Türkiye’nin PKK, YPG ve YPJ’ye yönelik saldırılarını durdurması için tüm diplomatic kanalları kullanmanızı bekliyoruz. Gerçek şu ki şuan Daiş’e karşı en etkili ve güçlü mücadeleyi veren Kürtlerdir ve sizlerin desteğini hakediyorlar. Avrupa Birliğinden mevkidaşlarınızla birlikte çalışarak PKK üzerindeki adaletsiz terör etiketini kaldırmanızı, ve Kürt lider Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması için çalışmanızı talep ediyoruz. İmralı adasındaki cezaevinden ‘Barış için yol haritası’nı yazan Abdullah Öcalan olmadan barış görüşmelerinin ilerlemesi mümkün değildir.

    Saygılarımızla:

    Baroness Glenys Kinnock
    Baroness Joan Bakewell
    Leslie Abdela MBE
    Annette Lawson OBE,
    Margaret Owen OBE
    Kate Osamor -Milletvekili
    Caroline Lucas- Milletvekili
    Liz Saville –Galler Milletvekili
    Evrim Yilmaz, Roj Kadın Meclisi
    Michelle Allison, KNK Britanya Kadın Temsilcisi
    Cynthia Cockburn, Yazar
    Amrit Wilson, Freedom Without Fear Platformu
    Dr. Shatha Besarani, Iraqi Women’s League
    Meredith Tax, Centre for Secular Space başkanı
    Elahe Amani, Global Circles, Women’s Intercultural Network
    Intsar Saeed, Avukat, Cairo Center for Development (CCD) başkanı
    Anni Pues, İskoç Yeşiller partisi, Uluslararası komite
    Maggie Chapman, İskoç Yeşiller Partisi
    Angie Zelter, Barış ve Çevre aktivisti
    Prof. Mary Davis-Akademisyen
    Melanie Gingell, İnsan hakları avukatı
    Dr Radha D’Souza, Akademisyen
    Hagir Ahmed, CAMPACC
    Sofia Beatty, Kürt hakları Aktivisti
    Isabel Marler, Feminist
    Celia Shenouda, Feminist
    Ifra Asad, İnsan hakları aktivisti
    Nargis Azaryun, Aktivist, Kabul, Afghanistan
    Noorjahan Akbar, Afgan aktivist
    Nihal Zaghloul, Kadın hakları savunucusu, Cairo, Egypt
    Donna Swita, Kadın hakları aktivisti Endonezya
    Evi Zain, Kadın hakları aktivisti Endonezya

     

     

     

  • Te-miz-le-ne-cek-miş! Ölen Askerlerini Alamıyorsun Zırtapoz!

    Te-miz-le-ne-cek-miş! Ölen Askerlerini Alamıyorsun Zırtapoz!

    Daha 11 yaşındaydım. Köydeki evimizde bir tek TRT kanalı çekiyordu. ‘Anadolu’dan görünüm’ diye bir program vardı. Her programda toplamda yüzden fazla ‘teröristin’ öldürüldüğünü programın sunucusu Güntaç Aktan tarafından ağzından salyalar akarak duyardık. O zamanın zebanilerinden olağanüstü hal valisi Hayri Kozakçıoğlu diye bir mutan vardı. Her programda önce o belirir, zebani yüzü ve sesiyle kök kazmaktan bahsederdi. Her programda mikrofon siyasilere ve askerlere uzatılır ve ilk söylenen kelimeler; ‘inlerine gireceğiz, köklerini kazıyacağız, kafalarını ezeceğiz…’ olurdu, bu cümleleri bozuk bir plaktan çıkarcasına tekrar tekrar duyardık.

    Aradan uzun zaman geçti. Anadoludan Görünüm programının sunucusu öldü, Olağanüstü hal bölgesi valisi Hayri Kozakçıoğlu evinde intihar etmiş bir şekilde bulundu. Ve şimdi de Anadoludan Görünüm yerine ‘Beştepeden Görünüm’ programı var. Hayri Kozakçıoğlu rolünü Erdoğan almış, programın sunucusu da Davutoğlu. Ve aynı görüntüler, aynı konuşmalar. Halkın gözüne baka baka yalanlar diziyorlar.

    ‘Köklerini kazıyacakları’ dönemde doğan bebekler büyüdü ve abilerinin, ablalarının, babalarının, amcalarının hatta dedelerinin silahlarını kuşanıp o ‘in’lerde direnmeye devam ettiler.

    ‘Kök kazmak’ toplu kıyımdır, soyu tümden ortadan kaldırmaktır. Bu uzun yolculukta devlet defalarca kök kazıma girişimlerinde bulundu. Kök kazmalar-Fiziki soykırımlar sonuç vermedi, kökünden koparmayı da denediler. 4500 köy yakıldı-boşaltıldı, şehirler nefes alınmaz yerleşim yerleri haline getirildi ve insanlar büyük Türkiye metropollerinde yok olmaya itildi. Bunla da yetinilmedi. Kalanları da zindanlara attılar, asimile etmeye çalıştılar, ajan yaptılar, eline silah verdiler… Sokaklarda sayısız infaz yaptılar. Tecavüz ettiler. Bok yedirdiler(Cizre-Yeşilyurt). Toplu-tekli öldürdükçe öldürdüler. Asit kuyularında kemikleri erittiler.

    O zamanlar köyde öğretmen olmadığı için Cizre’de Vatan ilköğretimine giderdim. 30 kilometrelik uzakta olan köyden Cizre’ye tarihi ipek yolundan geçerken her sabah bir köyün üzerinden dumanlar yükseldiğini görürdüm. Ve dolmuştaki amcaların kendi aralarındaki konuşmalarından, dün akşam hangi köyün yakıldığını, hangi yol kenarında kaç tane kafası ezilmiş insan cesedi bulunduğunu dinlerdim.

    Ve Cizre: Öldü denilen bir halkın yeniden dirilişinin müjdesini verirken, sokaklara musallat olan cellatların aldığı canların kara habercisiydi aynı zamanda. Güneş batar batmaz dört tarafı tepe olan şehre bombalar, toplar yağardı. Abartısız her akşam aynıydı durum. Önceleri silah sesleri başlar başlamaz her kes evin bodrumuna koşar ve orda sabahlardı. Bir yerden sonra insanlara ölümlere alıştıkça bodrumlara da inmez olmuştu.

    Yine böyle bir geceydi. Her taraftan silah sesleri geliyordu. Bodruma inmemiştik. Birden yüksek bir patlama sesiyle evin tüm camları indi. Ben bizim eve havan topu isabet ettiğini düşündüm. Anlık şoku atlattıktan sonra evden dışarı fırladık. Sokaktan ‘Mala Mele İsmail(Mele İsmail’in evi)’ çığlıkları yükseliyordu. Evimizin 50 metre ötesindeki caminin imamı Mele İsmail’in evine isabet etmişti havan topu. Havan mermisi tavanı delip bodrum katında, infilak etmişti. Mele İsmail dışında hamile eşi ve beş çocuğu o an bodrumdaydı. Parçalanmış çocuk cesetleri tek tek çıkarılarak gecenin karanlığında traktöre bindirilip hastaneye götürülürken yolda da özel timlerin silahlı saldırısına uğradı. Cizre devlet hastanesi yaralıları kabul etmedi ve Nusaybin’e götürülürken yaşayan kimse kalmadı.

    Bunun gibi yüzlerce hikaye yaşandı o yıllarda. Ne devlet öldürmekten vazgeçti, ne de halk direnmekten vazgeçti…

    36 yaşına geldim. O yıllarımın üzerinden 25 yıl geçti. Ama maalesef devlet kılıf değiştirse de zihniyet ve pratik aynı kaldı. 4 gündür Cizre’de sokağa çıkma yasağı var. Tam bir savaş hali. Dışarıdan getirilen yüzlerce özel hareket timi ve askerler tarafından kent ateş altında. Bugün Cizre’den konuştuğum akrabalar 11 yaşındayken benim gördüklerimin aynısını anlattılar bana. Şimdiye kadar 7 kişi yaşamını yitirmiş. Keskin nişancıların vurduğu kişilerden bir tanesi de 13 yaşındaki Cemile. Düşünsenize: iki gündür Cemile’nin cansız bedeni annesinin gözleri önünde, evdeki derin dondurucuda bekletildi. Şehirdeki savaş ortamından kaynaklı Derin dondurucu da bekletilen 13 yaşındaki Cemile akşam üzeri milletvekillerinin yardımlarıyla hastane morguna kaldırıldı. Tam 25 sene önce hastaneye götürülen Mele İsmail’in çocuklarını taşıyan traktöre ateş edildiği gibi bugün de Cemile’yi taşıyan ambulansa ateş edildi..

    Dün saat 15:00’te ‘temizliğe’ çıkan askerler ile gerillalar arasında çıkan çatışmada 16 anne’nin çocuğu hayatını kaybetti. Ve devleti yöneten karaktersizler olaydan tam 24 saat sonra ölen asker sayısını söyleyebildiler.

    Onu da nasıl söylediler peki: Hakkari halkı ölümünü göze alıp çatışma alanına girip etrafa savrulan askerlerin cenazesini oradan alıp yetkililere teslim ettikten sonra karaktersiz devletimiz ölenlerin sayısını açıklayabildi. Çatışmanın yaşanmasından birkaç saat sonra televizyon ekranlarında halen ‘400 milletvekili alsaydık, durum farklı olurdu’, ‘vatan sağ olsun, diğer çocuğumu da gönderecem demeyen karaktersiz şehit babaları da var’ diyen karaktersizin önde gideni Erdoğan sonuna kadar savaş diyordu.

    İç işleri bakanı ‘kafalarını ezeceğiz’, dışişleri bakanı, ‘köklerini kazıyacağız’ derken, Dağlıca olayından 24 saat sonra ekranların karşısına geçen ZIRTAPOZ Davutoğlu, heceleyerek; ‘TE MİZ LE YE CE ĞİZ’ diyordu. Aynı Zırtapoz, “özel komando birliklerimiz cenazeleri tahliye etti” derken, DİHA cenazelerin çatışma bölgesine giren sivil heyet tarafından alındığı görüntüleri paylaştı.

    Ve bu ahlak yoksunları halen bu halkın gözlerinin içine baka baka 25 yıl öncesi lafları tekrarlıyorlar.

    Ve YÜCE TÜRK halkının büyük bir bölümü ağzını açmış APTALCA öylece bakıyor…

    ALAETTİN SİNAYİC-TELGRAF

  • DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı

    DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı

    Türkiye başbakanı Ahmet Davutoğlu, Dağlıca saldırısından 24 saat sonra kameralar önüne geçip “özel komando birliklerimiz cenazeleri tahliye etti” derken, DİHA cenazelerin çatışma bölgesine giren sivil heyet tarafından alındığı görüntüleri paylaştı.

    DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı 4

    Askerlerin cenazesini çatışma alanından çıkaran sivillerin içerisinde olan BDP Hakkari eski milletvekili Esat Canan yaptığı açıklamada: ‘Cenazeler sahipsizdi. Etrafa dağılan cenazeleri ben ve arkadaşlarım kendi araçlarımıza taşıdık.’ dedi.

    DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı 2

    HPG’nin Hakkari Dağlıca’da gerçekleştirdiği saldırılar ve ardından yaşanan çatışmalarda, HPG’ye göre en az 31, TSK’ye göre ise 16 asker yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren askerlerin cenazeleri, Dağlıca bölgesine giden ve aralarında eski BDP Milletvekili Esat Canan’ın da olduğu sivil halktan oluşan bir heyet tarafından alınarak askeri yetkililere teslim edildi.

    DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı 3

    Dağlıca saldırısından sonraki 24 saatlik zaman diliminde milli maça giderek gol sevinci yaşamasının dışında görülmeyen Ahmet Davutoğlu, asker cenazelerinin tesliminden birkaç dakika sonra soluğu kameralar önünde aldı. Davutoğlu, konuşmasının büyük bölümünde savaş politikalarının sürdürüleceğini ilan ederken, asker cenazelerinin teslimi ile ilgili ise “özel komando birlikleri” iddiasında bulundu:

    Güvenlik birimlerimiz sabahleyin özel komando birlikleriyle takviye edilerek, bu derin vadide bulunan karayolu üzerindeki alanı kontrol altına almış ve dünkü çatışmalarda şehit düşen kahraman askerlerimize ulaşmış ve tahliye etmiştir.

    DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı 5

    Sivil heyetin cenazeleri teslim almasına ilişkin gelişmeler heyettekiler aracılığıyla an an takip edilirken, “özel komando birlikleri” iddiasında bulunan Ahmet Davutoğlu kısa süre içerisinde yalanlandı. Dicle Haber Ajansı, sivil heyetin asker cenazelerini taşırken görüntülerini yayımlamaya başladı.

    Heyetin başındaki eski BDP Milletvekili Esat Canan da Twitter hesabından şu açıklamaları yaptı:

    DİHA Davutoğlu’nun Büyük Yalanını Görüntülerle Boşa Çıkardı 6
    Esat Canan

    ‘‘Yüksekova-Doski bölgesinde çıkan çatışmada hayatını kaybeden 16 askerin cenazesini bizzat benim de içinde bulunduğum sivil heyet almıştır. Saat 15.30 civarında olay bölgesine ulaştık. Cenazeler sahipsizdi. Etrafa dağılan cenazeleri ben ve arkadaşlarım kendi araçlarımıza taşıdık. Asker cenazelerini araçlarımıza taşıdıktan sonra bölgeye gelen askeri yetkililere cenazeleri teslim ettik. Hayatını kaybeden askerlere Allah’tan rahmet yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.’’

  • Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi

    11 Mart 2014 tarihinden bu yana ‘PKK’ye katılmaya teşşebbüsten’ Londra’da tutuklu bulunan Şilan Özçelik’in bugün Old Bailey’de görülen duruşmasından tahliye çıkmadı. Mahkeme Şilan Özçelik’in tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 16 Kasım’a erteledi.

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi 1

    Bugün Old Bailey’de görülen duruşmaya savunma tarafı avukatları Peter Rolands ve Ali Has ile birlikte, savcı Rosemery Davidson ve hakim Justice Sweeney katıldı. Öğleden sonra görülen duruşmaya BBC, The Guardian ve The Telegraph gibi ulusal basın kuruluşları katılarak davayı yerinde takip etti.

    Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

    11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de, 1 Nisan’da gerçekleşen ikinci duruşmada hakim Justice Sweeney, savcılığın talebi üzerine Özçelik’in tutuklu yargılanmasına karar vermişti.