Blog

  • Britanya’da Yaşayan Aleviler’den  2021 Nüfus Sayımı İnanç Hanesinde Görünür Olma Talebi

    Britanya’da Yaşayan Aleviler’den 2021 Nüfus Sayımı İnanç Hanesinde Görünür Olma Talebi

    Britanya Alevi Federasyonu Britanya’da 40 yıldır yaşamlarını sürdüren Aleviler için 2021 nüfus sayımında, inanç hanesinde görünür olma talebi ile bir kampanya başlattı. Kampanya dahilinde farkındalık çalışmaları yapılacağını aktaran federasyon basın açıklamasında şunları paylaştı.

     “Aleviler olarak 1980’lerin başından itibaren Britanya’ da yaşamaya başladık. Kırk yıldan kısa bir süre içinde Britanya’da, toplumun her alanında var olup, kendi inanç ve kültürümüzü koruyarak, bu toplumun bir parçası olduk. 2015 yılında İngiltere ve Galler Vakıflar Kurulu Aleviliği bağımsız bir inanç olarak kabul etti. Ayrıca 2017 Britanya İçişleri Bakanlığı raporunda da Britanya’da yaklaşık 300 bin Alevi yaşadığı bilgisi yer aldı.

    Şimdi Aleviler olarak bu ülkede her on yılda bir yapılan nüfus sayımında da yer almak isitiyoruz. Nüfus sayımı formlarında, İnanç başlığı altında 6 inancın ismi ve diğer seçeneği bulunmaktadır. Aleviler olarak bugüne kadar ‘diğer’  seçeneğini işaretleyip ‘ALEVİ’ yazıyorduk. 2021’de kullanılacak olan nüfus sayımı formlarında Alevi seçeneğinin yer alması Alevilerin kamusal alanda daha fazla görünür olmasını sağlayacaktır.

    2021 Nüfus sayımı formlarında Alevi seçeneğinin de yer alması için Kuzey Enfield Milletvekili Feryal Clark’ın 21 Mayıs 2020 tarihinde Nüfus Sayımı komisyonuna gönderdiği mektuba gelen cevapta 2021 sayımı için elektronik (online) formlarda Alevi seçeneğinin yer alabileceği belirtildi. Ancak basılı formlarda aynı seçeneğin yer almasının zor olacağı vurgulandı. 

    İnanıyoruzki Alevilerin 2021 Nüfus Sayımında görünür olması için yürüteceğimiz kampanya ve yaratacağımız kamuoyu ile basılı formlarda da Alevi seçeneği yer alacaktır.

    Britanya Parlamentosu internet sitesi üzerinden imza kampanyası başlatmak için başvuruda bulunduk. Bu süreçte tüm Canlarımızdan imza kampanyası ile birlikte fotoğraf ve videolar ile kampanyamızı desteklemeye ve büyütmeye davet ediyoruz.”

    Britanya Alevi Federasyonu

     

     


  • Londra’da George Floyd için dayanışma eylemi: “Gerçek pandemi ırkçılıktır”

    Londra’da George Floyd için dayanışma eylemi: “Gerçek pandemi ırkçılıktır”

    Londra’da binlerce gösterici, ABD’nin Minnesota kentinde gözaltına alınırken polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden siyahi George Floyd için dayanışma eylemi yaptı.

    Trafalgar Meydanı’nda öğle saatlerinde toplanan göstericiler, “Adalet yoksa barış da yok”, “Dizinizi boynumuzdan çekin” sloganları atarken, ABD ve kendi hükümetleri karşıtı döviz ve pankartlar taşıdı.

    “Gerçek pandemi ırkçılıktır” pankartının dikkati çektiği gösteride, göstericiler daha sonra kentin Vauxhall semtinde bulunan ABD Büyükelçiliğine yürüdü.

    Elçilik önünde yoğun güvenlik önlemi alan polis ile göstericiler arasında zaman zaman sözlü ve fiziki çatışma yaşanırken, 11 gösterici gözaltına alındı.

    Polisin geri çekilmesiyle gerginliğin azaldığı eylemde göstericiler, başbakanlık ofisi “10 Numara”nın bulunduğu Downing Street’e yürüdü ve eyleme burada devam etti.

  • Birleşik Krallık’taki Test ve takipten niye vazgeçildiği ortaya çıktı

    Birleşik Krallık’taki Test ve takipten niye vazgeçildiği ortaya çıktı

    Birleşik Krallık’ın Acil Durumlar için Bilimsel Danışma Kurulu’nun (Sage) yeni yayımlanan belgelerine göre, yönetim haftada yalnızca 5 vaka takip edebilecek kapasiteye sahip olduğu için rutin koronavirüs testlerinin sayısını azaltmış.

    Belgeler, İngiltere Kamu Sağlığı Kurumu’nun (PHE) sistemlerinin, koronavirüs testi pozitif çıkan biriyle temas ettiğinden şüphelenilen beşten fazla kişiye test yapıp takip edebilmesinin mümkün olmadığını ortaya koyuyor.

    The Telegraph’ın haberine göre, modellemelerin test yapıp takip edilebilecek kişi sayısının yalnızca haftada 50’ye yükselebileceğini göstermesinin ardından, hükümetin danışmanları rutin testleri durdurma kararı vermişti.

    Ne var ki, hükümetin test ve takip politikasını daha önce uygulayamaması, koronavirüs kriziyle mücadelesindeki en önemli yetersizliklerinden biri olarak görülerek yoğun biçimde eleştirilmişti. Dahası, yönetimin baş bilim danışmanı Sör Patrick Vallance geçen ay test sayılarının daha önce arttırılmış olması gerektiğini söylemişti.

     

    ITV’nin gerçekleştirdiği bir röportajda Vallance şunları ifade etmişti:

    Test sayısı başlangıçta doğru düzeydeydi.

    Başlarda İngiltere Kamu Sağlığı Kurumu ülkeye onunla (koronavirüsle) gelenleri yakalamayı garanti altına almaya çalışarak, test açısından iyi bir başlangıç yaptı.

    Ardından ölçeklendirilmesi gerektiği kadar hızlı ölçeklendirilemediğini düşünüyorum ve şu anda gerçekleştirilen de budur. Ancak testten geçirmenin bunun inanılmaz derecede önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Ölçeğine uygun yapılması gerekiyor ve salgınları takip edip tecrit edebilecek hızla gerçekleştirilmesi gerekiyor.

    Cuma günü yayımlanan Sage belgelerine göre, önemli sayıda kişiye etkin test yapılıp takip edilmesinde yaşanan kapasite yetersizliği, Mart ayında rutin testleri (-çn. belirtilerin gözlenmediği kişilere virüs için test uygulanması) durdurma kararı verilirken üzerinde detaylı şekilde tartışılan meseleler arasında yer aldı.

    Ancak bu tartışmalar gerçekleştikten aylar sonra ve koronavirüs vakalarındaki artışın ardından, hükümet rutin test politikasına geri döndü. Yönetim “virüsün kontrol altına alınmasına yardımcı olmak” için ihtiyaç duyulduğunu söylediği 25 bin takipçiyle bir test ve takip programı başlattı.

     

    *İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir.

    Çeviren: Umut Can Yıldız

  • Emniyetten bu kareye ilişkin açıklama: Orantılı güç

    Emniyetten bu kareye ilişkin açıklama: Orantılı güç

    Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, M.E.C.’ye ait işkence fotoğrafına ilişkin yaptığı açıklamada, “ince arama” yapıldığı ve “orantılı güç” kullanıldığı iddiasında bulundu.
    Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü, önceki gün bir polisin ölümüne neden olduğu iddiasıyla Bağlar Polis Karakolu ekipleri tarafından gözaltına alınan ve karakolda çıplak bir şekilde yüzüstü yatırılmış  fotoğrafı ortaya çıkan M.E.C.’ye ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, M.E.C.’nin kendi isteğiyle teslim olduğu ve dilinin altında sakladığı bir jiletle polise saldırdığı iddia edildi. Açıklamada, fotoğraflanan işkence ise, “ince arama” olarak nitelendirdi. İşkencenin “orantılı güç” olarak savunulduğu açıklamada, “olaya ilişkin idari inceleme” başlatıldığı belirtildi.
    ‘ORANTILI GÜÇ’
    Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bazı sosyal medya hesaplarında ve internet haberlerinde, 30 Mayıs 2020 günü şehit olan meslektaşımız Polis Memuru Atakan Arslan’ı şehit eden M.E.C. isimli şahsın yakalanması sonrasına ait olduğu bildirilerek çeşitli görüntülerin paylaşıldığının görülmesi üzerine konu hakkında açıklama yapılması gereği duyulmuştur. Olayın faili M.E.C. isimli şahıs yakalandıktan sonra ilgili adli birime intikal ettirmek üzere elleri önden kelepçelenmek suretiyle ekip otosuna bindirilmiş, şüpheli şahsın araç hareket halinde iken ağzından çıkardığı jilet ile görevli personelimize saldırması ve tehdit etmesi üzerine görevlilerimizce artan oranda maddi kuvvet uygulanmak suretiyle bahse konu jilet muhafaza altına alınmıştır. İlgili adli birime intikal ettirilen M.E.C. isimli şüpheli şahsın, ekip otosunda ağzından jilet çıkarmasıyla oluşan makul şüphe nedeniyle, kendisinin ve görevlilerimizin güvenliği sağlamak adına ince arama yapılacağı esnada direnmesi üzerine orantılı güç kullanılarak kıyafetleri çıkartılmış ve iç çamaşırının bel bölümünki lastik kısmında bir adet jilet daha bulunmuştur. Gerçekleştirilen tüm işlemler ve adli inceleme gerçekleştirmek üzere muhafaza altına alınan kesici aletler yakalama arama tutanağında yer almaktadır. Bazı sosyal medyada hesaplarında paylaşılan görüntü üst arama işlemi esnasında çekilmiş olup konu ile ilgili idari tahkikat, tespit edildikten hemen sonra başlatılmıştır.”
    MHP’Lİ VEKİLİN DANIŞMANI PAYLAŞTI
    M.E.C.’e ait fotoğraflar, MHP’li bir vekilin danışmanı Emre Soylu’ya ait Twitter hesabından, “Hain, emniyetin şefkatli kollarında” notuyla paylaşıldı. Fotoğrafların birinde, M.E.C’nin polis aracında iki polis arasında oturduğu, diğerinde ise M.E.C.’nin bir odada ters kelepçeli, sağ kolunun bilek kısmından derisi soyulmuş, yüzükoyun yere yatırılmış ve üzerindeki kıyafetlerinin olmadığı görülüyor.
    Polise ait jopun göründüğü bir fotoğrafta, ayrıca odada sadece ayakları görünen 3 kişinin bulunduğu ve bunlardan birisinin ayaklarıyla M.E.C.’nin sırtına bastığı görülüyor.
  • Valilik eşbaşkanlar için ‘sözde’ tabirini kullandı

    Valilik eşbaşkanlar için ‘sözde’ tabirini kullandı

    BATMAN – HDP binasına yapılan baskınla ilgili açıklama yapan Batman Valiliği, gözaltına alınan eşbaşkanlar için “sözde” tabirini kullandı.

    Batman Valiliği, Hakların Demokratik Partisi (HDP) il binasına dün yapılan baskınla ilgili açıklama yaptı. Valilik açıklamasında, Siyasi Partiler Kanunu’nda bulunan eşbaşkanlar için “sözde” tabirini kulandı.
    Valiliğin, açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: “Batman Emniyet Müdürlüğü’ne 29 Mayıs 2020 tarihinde intikal eden bir ihbar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda, ilimiz Cumhuriyet Mahallesi Turgut Özal Bulvarı üzerinde faaliyet gösteren HDP (Halkların Demokratik Partisi) İl Başkanlığı binasında arama yapılmıştır. Batman HDP milletvekilleri ve avukatlarının da hazır bulunduğu arama neticesinde çok sayıda örgütsel ve bazı teröristlere ait fotoğraf ,afiş, yasaklı kitap ve suç unsuru olan dijital materyallere el konulmuş, sözde il eşbaşkanları Ömer Kulpu ve Fatma Ablay isimli şahıslar gözaltına alınmıştır. Konu ile ilgili tahkikat devam etmektedir.”
  • İkinci dalga kapıda: Salgın yeniden canlanabilir

    İkinci dalga kapıda: Salgın yeniden canlanabilir

    İngiltere’de test ve temas takibi uygulamaları başlıyor. Fakat kısıtlayıcı önlemler hafifletilirken, bunların önemli bir etki yaratması için kitlesel bazda yaygınlaştırılması gerekecek.

    David Hunter*

    Artık hepimiz temel bilgilere sahibiz; ‘R değeri’, Covid-19’a yakalanan insanların virüsü bulaştırdığı ortalama insan sayısını ifade ediyor. Eğer bu değer 1.0’dan büyükse, salgın katlanarak artacaktır ama 1.0’dan düşükse, nihayetinde yok olacaktır.

    R değerinin çeşitli türleri mevcuttur: ‘R0’, bağışıklığı veya taşıyıcılığı olmayan, derinlemesine incelenmemiş bir grubu ifade eder; politikacıların sözünü ettiği ‘etkin R’ veya ‘Re’ (Rt olarak da adlandırılır) ise virüsü kontrol etmede hangi aşamada olduğumuzu gösteren gruptur.

    R değerini çeşitli şekillerde hesaplıyoruz. İki ila dört hafta önce yaşananlar, Covid-19 nedeniyle hastaneye yatırılma veya ölümlerdeki değişiklikler eklenerek yeniden hesaplanabilir. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), şu anda virüsü taşıyan kişilerin oranını ve bunun zaman içinde nasıl değiştiğini tahmin etmek için ulusal çapta pamuklu çubukla örnek alarak testler gerçekleştiriyor; fakat bunların işlemden geçirilmesi ve raporlanması bir iki hafta kadar sürüyor. Bu nedenle, R’nin günden güne değişen kesin değeri konusunda fazla emin olamayız ve hatta kaçınılmaz olarak ulusal çaptaki sayılardan daha az veriye dayanan bölgesel farklılıklar konusunda kesinlik sağlama ihtimalimiz daha düşüktür.

    KALABALIK ORTAMLAR DENETİM ALTINDA TUTULMALI

    Hükümetin bilim komitesi olan ‘Sage’, İngiltere için R değerinin 22 Mayıs’ta 0.7 ile 1.0 arasında olduğunu tahmin ediyor. Bu, ülke çapındaki ortalama bir değer ve önemli bölgesel farklılıklar söz konusu; İngiltere’deki salgının çıkış merkezi olan daha kuzeydoğu bölgelerindeki ‘Re’ değeri, Londra’dan iki kat daha yüksek olabilir. ‘Aşırı yayılma’ olayları yüksek bir enfeksiyon oranıyla ilişkiliyken R değeri kişiler arasında farklılık gösterir ve belki de birçok kişi, hatta belki de bu insanların çoğunluğu, enfeksiyonu başkalarına bulaştırmaz. Bulaşıcı hastalık modelleme ve virüs sıralama verileri, salgının başlarındayken virüsü taşıyanların yüzde 10 veya daha azının enfeksiyonların yaklaşık yüzde 80’ine yol açtığını göstermektedir.

    Her bireyin taşıdığı virüs miktarı kısmen bu gidişattan sorumlu olabilir; ancak -partilerde, iş yerlerinde, restoranlarda ya da dini buluşmalarda- başkalarıyla iletişime geçilen durumlar da fazlasıyla önemlidir. Bu yolla, Güney Kore’de bir kişi 90 kulüp müdavimine virüsü bulaştırırken, Washington eyaletindeki bir koro üyesi 61 kişinin hazır bulunduğu koro provasında tek başına 52 kişiye virüsü bulaştırabiliyor.

    Covid-19 için enfeksiyon oranı olan R0’la ilgili başlangıçtaki tahminler 2.0 ila 3.0 aralığındaydı; buna karşın, yeni tahminler 4.0 veya daha fazlasına işaret ediyor. Bu oran, influenza (mevsimsel grip/ç.n.) için yapılan ve yaklaşık 1.4 ila 2.0 olan genel tahminden büyük oranda yüksek. Enfeksiyon oranı 12 Mart’ta yürürlüğe giren bir takım önerilerle aşamalı biçimde düşmeye başlasa dahi, 11 gün sonra tam karantina kararı duyurulana kadar ani bir düşüş yaşanmadı. Salgın, tecritten önce, daha sonraki azalma oranına kıyasla çok daha hızlı yayıldı. Aynı oranda düşüş için, R sayısının şu anda yaklaşık 0.25 olması gerekiyor ve hiç kimse bu seviyeye gerilediğini düşünmüyor. Harvard Üniversitesi’nden epidemiyoloji profesörü Bill Hanage, “Yangın ilk başta hızlı yayılır ama közlerin sönmesi uzun zaman alır” diyor.

    TEDBİRLER GEVŞETİLMEMELİ

    Peki bu durum bizi önümüzdeki birkaç ay içinde nereye taşır? Temelde, 1.0’a çok yakın olan Re değerine ilişkin iki seçenek söz konusu. İlk etapta -Re’yi daha da aşağı indirerek- enfekte olan kişi sayısındaki düşüşü hızlandırmayı deneyebiliriz; böylece, etkili test, izleme ve izolasyon tedbirleri yeni hastaların karantinaya alınmasıyla birlikte tıpkı Güney Kore, Tayvan, Avustralya, Yeni Zelanda ve belki de Çin’de olduğu gibi, bize virüsü fiili eleme noktasına kadar bastırma şansı verebilir.

    Başbakan Boris Jonhson’ın 10 Mayıs’ta yaptığı açıklamadan ve hükümetin hala virüsü taşıdığını bilmeyen çok sayıda enfekte insan varken ekonomiyi normal seyrine kavuşturmak için tecridin hafifletilmesini tercih ettiğini duyurmasından sonra, enfeksiyonun devam edeceği ve virüsün bastırılamayacağı da netleşmiş oldu. Netice itibariyle, Covid-19 ölüm oranı sabitlense bile çok daha düşük seviyelere inmeyebilir ve yaşlılara ve bakım evlerinde bulunanlara yönelik tehdit ciddiyetini korumaya devam eder.

    Daha önce açıklanan ‘işe ve okula dönüş’ kararları bağlamında istikrarı sağlamak için bile üç temel kontrol unsurunun devreye sokulması gerekiyor. Her türlü kapalı toplantıların boyutu ‘süper yayılma’ olaylarını önlemek için sınırlı kalmalı, mağaza çalışanları, bakım görevlileri ve otobüs şoförleri gibi her gün çok sayıda insanla temas eden kişilere koruyucu ekipman verilmeli ve bu kişilere düzenli olarak test yapılmalı. Tren ve otobüslerde kaç kişinin işe gidip gelebileceğiyle ilgili açık tavsiyeler bulunuyor. Ve yüz koruyucu siperliklerin kullanımı, hükümetin basın toplantıları da dahil olmak üzere, ‘yeni normale’ dahil edilmeli.

    Hasta izleme sistemi yaygınlaştırılmalı ve etkin bir şekilde kullanımda olmalı. Bugün bir test ve izleme sistemi uygulamaya geçirilse bile, bilim insanları, hâlihazırda enfekte olan çok sayıda insan göz önüne alındığında, enfeksiyonların yüzde 15’inden daha azını önleyeceği konusunda uyarıda bulunuyorlar.

    ŞEHİRLER ARASI SEYAHAT SINIRLANDIRILMALI

    Ayrıca, ülkenin bir bölgesinden diğerine yapılan seyahatler en alt düzeye indirilmelidir; bu sayede, enfekte durumdaki gezginler düşük riskli bölgelerde yeni salgınlara yol açmamış olur. Hükümetten gelen karışık mesajların daha fazla toplantıya ve kalabalık trenlere neden olduğuna dair kaygı verici işaretler var ve hükümet danışmanı Dominic Cummings’i destekleyerek, uzun mesafeli seyahatlere yeşil ışık yakmış oldu.

    Salgını kontrol altında tutabilmek bize yalnızca etkili bir tedavi veya aşı bulmak için zaman kazandırır. Belki de salgın devam etmekteyken açık havada sorumlu bir biçimde davranarak fiziksel mesafemizi korursak, daha sıcak hava koşullarının da bizlere yardımı olur.

    Bununla birlikte, bir aşı bulunmadan önce soğuk havanın bizi tekrar kapalı alanlara iteceği ve temas izlemesinin büyük ölçüde yaygınlaştırılmadığı bir durumda, ikinci dalga yaşanacak ve salgın yeniden canlanacak. Böyle olması gerektiği için değil ama virüsü yok olmaya yeterince zorlamadığımız ve toparlanmayı doğru biçimde planlamadığımız için, virüse ikinci bir yaşam süresi kazandırdık. Ve tüm bunlar, İngiltere’de daha fazla Covid-19 kaynaklı ölüme neden olacak.

    *David Hunter Oxford Üniversitesi Nuffield Nüfus Sağlığı Bölümü’nde epidemiyoloji ve tıp profesörüdür.


    Yazının aslı Guardian sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

  • Yeni incelemeye göre Britanya artık dünyanın en yüksek Koronavirüs ölüm oranına sahip

    Yeni incelemeye göre Britanya artık dünyanın en yüksek Koronavirüs ölüm oranına sahip

    Yeni bir analiz, hükûmetinin aldığı Koronavirüs önlemlerinin şubat ayından bu yana tartışmalara sebep olduğu Britanya’nın en yüksek Covid-19 ölüm oranına sahip olduğunu ortaya koydu.

    Britanya’da resmi rakamlara göre Koronavirüs sebebiyle 37 bin 837 kişi hayatını kaybetti. Ancak geçen yılların Mart-Mayıs sonu ortalamalarına bakıldığında bu sene Britanya’da toplam 59 bin 537 aşırı ölüm yaşandığı görülüyor. Financial Times gazetesine göre bu sayı, ülkede yaşanan gerçek Covid-19 kaynaklı ölü sayısına işaret ediyor olabilir. Bu sayılar gerçek ölü sayısına işaret ediyorsa, Britanya şu anda ABD’den sonra en çok Koronavirüs kaynaklı can kaybının yaşandığı ikinci ülke konumunda.

    Bu verilere göre Britanya’da yaşayan her bir milyon kişiden 891’i Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

    Business Insider’ın analizine göre son açıklanan veriler nüfusa oranlandığında Britanya’nın ABD, İsveç ve İtalya gibi ülkeleri geride bırakarak dünyadaki en yüksek ölüm oranına sahip olan ülke olduğunu gösteriyor. FT’nin dünkü nüshasında yer verdiği makale Britanya’nın İspanya’dan sonra en yüksek ikinci Koronavirüs ölüm oranına sahip olduğunu gösteriyordu.

    Financial Times aynı zamanda Koronavirüs önlemlerini erken alan ülkelerin genellikle daha düşük ölüm oranlarına sahip olduğu değerlendirmesinde bulundu. Britanya’da Boris Johnson hükûmeti, önlemleri çok geç almakla eleştiriliyordu.