Tag: Redesign

  • İngiliz Polisi Ankara ve Berlin’den sonra alarmda! MET Polisinden açıklama gecikmedi

    İngiliz Polisi Ankara ve Berlin’den sonra alarmda! MET Polisinden açıklama gecikmedi

    Dün yaşanan saldırıların ardından İngiltere’de de olağan üstü  güvenlik önlemleri alınmaya başlandı. Özellikle yeni yıl ve Cristmas dönemine denk gelen saldırılar sonrasında İngiliz polisi başta Londra’nın işlek bölgeleri olmak üzere yurt genelinde görevli polis sayısını artırdı.

    Haber: Erem Kansoy

    MET- Metroolitan Police (İngiliz Polis Teşkilatı) kendi Web siteerinden yaptıkları açıklamada Ankara ve Berlin saldırları ile ilgili ‘hem rutin hem de önlemlerimizi almak adına, yurt dışındaki Ankara ve Berlin’de yaşanan bu saldırıları dikkatlice izleyip kendi planlamamızıda  gözden geçirmekteyiz.’ İfadelerine yer verdi.

    İngiliz polisi ayrıca yeni yıl ve Christmas döneminde sivil halkı daha etkin koruma altına alacak planlamalar yaptığınıda duyurarak, saldırıları ‘şiddetli’ olarak tanımladı. Açıklamada, ‘şiddetli’ saldırılar olarak tanımlanan Ankara ve Berlin’deki saldırılar ile ilgili İngiliz polisi ‘saldırı olasılığı çok yüksek ve şiddetli düzeyde çok farklı yönlerden önlemler alınması gerekiyor buna uzun araçların kullanım alanlarıda dahil.’ Sözleri kullanıldı.

    Önlemler gözle görülür yönde arttı

    Ankara ve Berlin saldırılarının ardından resmi internet sitelerinden konu ile ilgili açıklama yaparak toplumu bilgilendiren İngiliz Polis Teşkilatı Londra’da harekete geçti. Özellikle, turistik ve yenı yıl marketlerinin bulunduğu, Covent Garden, Oxford Curcis, Trafalgar SQ., Picadilly Curcis meydanlarındaki devriye polis sayısının artışı gözlerden kaçmıyor.

    İngiliz polisi ayrıca, Kings Cross, Liverpool Street Station, Euston ve Victoria Tren istasyonlarında da güvenlik görevlilerini artırdı. Fotoğraf Erem Kansoy.

     

  • Putin: Saldırının emrini kim verdi bilmeliyiz!

    Putin: Saldırının emrini kim verdi bilmeliyiz!

    Vladimir Putin’in az önce Moskova’da devlet televizyonlarından, Rusya Türkiye Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov’un katledilmesine ilişkin ilk açıklamasını yaptı. Putin açıklamasında, bu cinayetin bir terör olduğunu ayrıca Suriyedek barış sürecine yönelik bir provokasyon olabileceğinide vurguadı.

    Haber: Erem Kansoy

    Putin’in açıklaması; “Öncelikle ölen yoldaşımızın ailesi ve dostlarına sabırlar diler ve saygılarımı iletirim. Andrey Gennadiyeviç Karlov mükemmel bir diplomattı ve Türkiyede tüm çevreler tarafından saygı duyulan bir kişilikti. Karlov hem Türk devleti hem de diğer politik gruplar ile iyi ilişkiler içerisindeydi ve saygı duyuluyordu.

    Büyükelçi Karlov iyi kalpli bir insandı. Ben şahsen tanıyorum, Türkiyeye son ziyaretimde Karlov hep yanımdaydı. Türkiye Rusya ilişkileri açısından bu cinayet tam bir provokasyon ve algı operasyonudur, ayrıca Suriye’deki barış sürecinide karalamaya yöneliktir, bu barış sureci, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye’deki sorunun son bulmasını isteyen diğer ülkeler olarak devam ettiriyoruz.

    Sadece bizler, bu cinayete şiddetli tepkimizi göstermeliyiz ki diğer kriminaller de sıcaklığı hissetsin… Rus istihbaratı hala hazırda geniş çaplı bir operasyon ile soruşturma ve araştırma başlattı.

    Bu cinayeti kim ve neden yaptığını bilmek istiyoruz, saldırının emrini kim verdi bilmeliyiz. Türkiye’den, Türkiye’deki tüm Rus diplomatların güvenliği sağlamalarınından emin olmalıyız.” (photo: rt.com)

  • Rus Büyükelçinin katili çevik kuvvet polisi çıktı!

    Rus Büyükelçinin katili çevik kuvvet polisi çıktı!

    (GÜNCEL) Akşam saatlerinde Ankarada bulunan Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki bir sergide katledilen, Rusyanın Ankara Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastahanede hayatnı kaybettiği öğrenildi.

    Haber: Erem Kansoy

    Saldırının ardından sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar ve görüntülerde saldırganın Büyükelçiyi vurmasının ardından dakikalarca “Suriyeyi unutmayın,Halep’i unutmayın, Alla huekber, annelerimiz güvende olmadıkca sizlerde güvenliği tatamayacaksınız, beni burdan ancak ölüm alır” diye bağırarak ayrıca El-Kaide özgü neşitten de bir kısımı dillendilri.

    Öte yandan Rus basınının ünlü kanalı RT ise Ankara’ya yaptığı canlı bağlantılarda da önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek toplantıya ilişkin oldu. Rus basını Türkiye Rusya lişkilerinin sert bir şekilde değişeceğini veya buna ihtimal olduğunu sürekli söylemekten çekinmiyor.

    Saldırgan polis çıktı!

    Rusya’nın Ankara Büyükelçisi’ni öldüren kişinin Ankara Emniyeti’ne bağlı çevik kuvvet polisi Mert Altıntaş olduğu açıklandı.

    Saldırgan Mert Altıntaş
    Saldırgan Mert Altıntaş

     

    Rus Büyükelçisini Ankara Çevik Kuvvet Birimi polisi Mevlüt Mert Altıntaş olduğu ortaya çıktı. Görgü tanıkları da olayın hemen ardından saldırganın sanat merkezine polis kimliği göstererek girdiği ve elçinin koruması gibi davrandığını söylemişti.

    ABD: Saldırıyı kınıyoruz

    Çeşitli basın kanyaklarında ise ABD’nin olayı kınadığı yazıyor. Sıcak dakikalar devam ederken ilk açıklamalardan biri ABD’den geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, “Kaynağı ne olursa olsun, bu şiddet eylemini kınıyoruz” açıklamasında bulundu.

    Rusya’dan da açıklama gecikmedi…

    Kremlin Basın Sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un silahlı saldırıya uğraması konusunda bilgilendirildiğini söyledi. Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı da Türk yetkililer ile iletişimde olduklarını belirten Rus basın kaynakları, Rusya Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi Mariya Zaharova da Ankara’da Rus Büyükelçiye düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili bakanlığın en kısa sürede değerlendirmesini yapacağı bilgiside yer alıyor.

    Provokasyon iddiası

    Rusya Liberal Demokrat Partisi Başkanı Vladimir Jirinovski, saldırıyı Türk-Rus ilişkilerini yeniden zora sokmayı amaçlayan bir provokasyon olarak nitelendirdi.

    Ruslar alarmda!

    Rusya Federal Turizm Ajansı (Rosturizm), Türkiye’de bulunan Rus vatandaşlarına kalabalık noktalardan uzak durma ve zorunlu olmadıkça dışarı çıkmama çağrısı yaptı.

    Rusya: İlişkiler etkilenmeyecek

    Haber ajanslarında sıcağı sıcağına servis edilmeye başlayan bir diğer habere göre ise ,Rus devlet televizyonu Rossiya 24’e konuşan Slutskiy, Moskova ile Ankara arasındaki ilişkilerde yeni bir soğukluk dalgası yaşanmayacağını söyledi. Rusya Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Frants Klintseviç yaptığı açıklamada ‘Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek istiyorlar’ sözlerinede yer verdi.

    Yaşanan saldırı ile ilgili Türkiye’de ciddi anlamda bilgi kirliliği söz konusudur! yalan yalnış bilgiler sosyal medyada yer alırken eş zamanlı olarakta Türk havuz medyası ve Erdoğan yandaşı basın organları organize çalışmalar yürüterek görevlerini ‘laiki’ ile yapıyorlar…!

    Rus Büyükelçiye düzenlediği silahlı saldırının ardından Polis özel kuvvetlerinin operasyonu ile ‘etkisiz hale’ getirildiği ifade edilen gözü dönmüş katil 1994 Söke doğumlu. Dakikalar geçtikce bilgi ve verilerin netleşiyor ve hazırladığımız haber sıcağı sıcağına başta Rus basınında yapılan ingilizce haber çevirileri ile fotoğraf kaynaklarımızda belirttiğimiz gibidir;

    (Kaynaklar: Sputnik,RT,Raputly,SendikaOrg)

     

  • Lefkoşa: Dünyanın tek bölünmüş başkenti

    Lefkoşa: Dünyanın tek bölünmüş başkenti

    Kıbrıs adasının merkezinde bulunan Lefkoşa, Türk işgalinden bu yana ikiye bölünmüş durumda. Berlin Duvarı’nın yıkılması ardından ise “dünyada türünün son örneği” unvanını aldı! Ada, 2003’ten bu yana Avrupa Birliği üyesi. Demokratik normlarıyla övünen AB bile ada üzerindeki Türk işgalinin ayıbını ortadan kaldıramıyor.

    Haber – Fotoğraf: Erem Kansoy

    Kıbrıs adasının Avrupa Birliği üyeliğine başvurusu, 1 Nisan 2003 tarihinde kabul edildi. Kıbrıs, şu anda resmi olarak bir Avrupa Birliği üyesi. Ancak adanın kuzey bölümünde halen Türk askerinin varlığını koruması ve ayrıca dünyadaki tek bölünmüş başkente sahip olmasıyla Kıbrıs, AB’nin ayıbı. Yaşananlar bir yanıya ise Türk işgalinin acı bir kanıtı.

    “Bölünmüş başkent” denilince akla ilk gelen, 1989 öncesinin Berlin’i. Bugünse Lefkoşa, Kasım 1989’da duvarın yıkılması ardından Berlin’de söylenen barış türkülerini kıskanır hale gelmiş durumda. Adadaki bölünmüşlük, AB ve Kıbrıs’ın garantör ülkeleri olan İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin de utanç tablosu.

    Artık AB’nin de ayıbı

    Kıbrıs’ın “bölünmesine” dair ilk gelişme, Birleşmiş Milletler’e bağlı Barış Kuvvetleri Komutanı Peter Young’ın 1964 yılında önündeki haritayı yeşil bir kalemle ikiye ayırması olmuştu. Bu ayrım, Kıbrıs Cumhuriyeti ile illegal KKTC oluşumunun konumlarını gösteriyordu. O günün ardından 1974 yılındaki Türk işgaliyle şekillenen “Yeşil Hat” iki ayrı oluşumun sınırlarını belirlese de Kıbrıs, tümüyle AB üyeliğine kabul edilmişti. Fakat buna rağmen Türk askeri ve derin devleti adadan çekilmedi ve “Kuzey Kıbrıs” AB’nin de ayıbı haline geldi.

    Kürdistan dağlarına çizdiği devasa bayraklarla işgalini “inandırıcı” kılmaya çalışmasıyla tanıdığımız Türk devlet mantığı, Kıbrıs’ta da huyundan vazgeçmiyor elbette. Fotoğrafta görülen Beşparmak Dağları üzerindeki bayrak ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazısı, Kıbrıslı Rumların her gün işe giderken görebileceği biçimde kurgulanmış... İşgalcinin ‘aşağılık kompleksi’ öyle güçlü ki üstelik, bayrakların dibindeki köyde elektrikler kesilse bile bayrağı aydınlatan ışık hiç sönmüyor!
    Kürdistan dağlarına çizdiği devasa bayraklarla işgalini “inandırıcı” kılmaya çalışmasıyla tanıdığımız Türk devlet mantığı, Kıbrıs’ta da huyundan vazgeçmiyor elbette. Fotoğrafta görülen Beşparmak Dağları üzerindeki bayrak ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” yazısı, Kıbrıslı Rumların her gün işe giderken görebileceği biçimde kurgulanmış… İşgalcinin ‘aşağılık kompleksi’ öyle güçlü ki üstelik, bayrakların dibindeki köyde elektrikler kesilse bile bayrağı aydınlatan ışık hiç sönmüyor!

    4 bin 500 yıldan sonra…

    Lefkoşa, bu bölünmenin sembol kenti. Kıbrıs’ın başkenti kabul ediliyor ve yaklaşık 4 bin 500 yıldır bu kentte kesintisiz bir biçimde yaşam devam ediyor. Kent, 20 Temmuz 1974 tarihinde yaşanan Türkiye işgalinin ardından ise bugün dünyanın bölünmüş tek başkenti halinde.

    Kıbrıslı Rum ve Türklere başkentlik yapan Lefkoşa, şehir planlaması, su ve elektrik organizasyonu, tapulandırma sistemi ve karayollarıyla ortak bir yapıya sahip olsa da, dikenli tellerle ikiye bölünmüş durumda.

    Kaç tane Lefkoşa var?

    Peki kaç tane Lefkoşa var? Adanın yakın tarihine bakıldığında iki toplumun ortak yaşam, kültür ve sosyoekonomik yapıları, özünde tek bir Lefkoşa olduğunu açıkça gösteriyor; ama aynı zamanda da politik krizler ve dış güçlerin çıkarları doğrultusunda da şu anda kaç Lefkoşa’nın olduğu tam bir yalan rüzgarı kuşağı halinde.

    Taşınmazlar kimin olacak?

    Örneğin tanıdğığım aile büyüklerinin de yaşadığı bir tuhaflığı her gün yaşayan birçok Kıbrıslı var. Doğup büyüdükleri, memleketleri Lefkoşa’da Yeşil Hat’ın ilanıyla evlerinin bir bölümü Rum yönetiminde, bir bölümü ise Türk işgalinin olduğu bölgede kalmış. Bu konu, adada barışın sağlanamamasının bir gerekçesi olarak da görülüyor. Olası bir barışçıl çözümün ardından büyük bir soru gündeme gelecek: Bu taşınmazlar, kime devredilecek? Eski sahiplerinin zararı tanzim edilecek?

    ‘Evkafın su meselesi’

    Kıbrıslı Türkler arasında oldukça yaygın olan ve çözümü olmayan meseleler için kullanılan bir deyim var: ‘Evkafın su meselesi’ Bu deyimin büyük bir gerçeklik payı var.

    Adanın bölünmesi ardından elektrik, su, karayolları gibi şehir planlaması konularında ciddi sıkıntılar yaşanmaya devam ediyor. Su şebekesiyle ilgilenen “Evkaf İdaresi”nin su sorununu tam 42 yıldır çözememesi ise işte başta bahsini ettiğimiz deyimi yaratıyor.

    Bir yanda Kıbrıs ve Yunanistan, diğer yanda KKTC ve Türkiye bayrakları... Aralarında yalnızca 10 metre var
    Bir yanda Kıbrıs ve Yunanistan, diğer yanda KKTC ve Türkiye bayrakları… Aralarında yalnızca 10 metre var

    Türk işgali yalnızlaştırdı

    Türkiye’nin akeri ve sivil bürokrasisiyle adada yıllardır uyguladığı “fetihçi” politikalar ise sadece rant için kullanılan yerel yönetimler yarattı. Hem siyasal hem sosyal yapıda erozyonlar yaratan bu yapı, her alanda Kıbrıslı Türklerin adeta hapsedildiği, adanın kuzeyinin tecrit olduğu bir durum ortaya çıkardı.

    Akıncı bu kez de geçiştirecek mi?

    Bugünlerde Kıbrıs Türk toplumunun barış görüşmeleri için görevlendirdiği ve Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ilk seçilmiş başkanı olup, 14 yıl boyunca kesintisiz bu görevi yürüten Mustafa Akıncı’nın Lefkoşa Belediye Başkanı iken şehri birleştirmek adına sunulan tüm önerilere “Zamanı gelince yaparız” gibi geçiştirmeci yanıtlar verdiği, bugün pek az kişinin hatırında. Hatta birçok kişi Akıncı’nın solcu olduğunu düşünüyor, bunun da barış görüşmelerine olumlu yansıyacağını umut ediyor.

    Ayıbınızı örtün!

    Yıllardır barış türküleri söylemek isteyen Kıbrıslılar, dileriz ki artık bu umuda yakınlaşır. Lefkoşa’da ise, kentin kültürel ve tarihi dokusunun korunduğu, iki toplumlu kültür-sanat festivallerinin düzenlendiği, işgallerin yarattığı tahribatların onarıldığı, bölücü duvarların, tel örgütlerin ortadan kalktığı ve askersiz bir gerçeklik inşa edilebilir… Böyle olursa, dünyaya örnek olan bir Lefkoşa gerçeğiyle karşılaşmak, hiç de hayali değil.

    Kıbrıs hep iştah kabarttı

    Kıbrıs, Osmanlı’nın borçlarından dolayı İngiltere’ye kiralanmış ve bir İngiliz kolonisi haline gelmişti. Bu dönemin bugüne kadar uzanan hatıraları, Türkler ve Rumların maden ocaklarında İngiliz sömürgeciliğine karşı birlikte örgütledikleri grev ve eylemleri, hasat zamanı köylülerin dayanışmasını, iki toplumlu yerleşimlerin folklorik özelliklerini, kültürel bütünleşmeyi, oluşan ortak dili, binlerce evliliği, taşınmaz mal ortaklıklarını bugüne dek taşıyor. Tabii yalnız hatıra olarak… Adada bugün her açıdan bölünmüşlük hakim.

    1950’li yıllardan itibaren Kıbrıs’ın önemini arttıran temel faktörlerden biri, Ortadoğu petrolleriydi. Bunun yanında Kıbrıs, Ortadoğu’daki karışıklıklara yakın olması nedeniyle, ele geçirene müdahale olanağı sunuyordu. Özellikle Doğu Akdeniz’deki üslerini tek tek kaybeden İngiltere açısından Kıbrıs’ın önemi her zaman çok büyük olmuştu.

    Akdeniz üzerindeki stratejik konumu dolayısıyla uluslararası güçlerin her dönem ilgisine yenik düşen Kıbrıs adası, halen yüzen bir savaş üssü gibi görülüyor. Hatırlatmak gerekirse bugün Suriye ve Ortadoğu’nun birçok bölgesine NATO’nun ve İngiltere’nin hava saldırılarını düzenleyen savaş uçakları, Kıbrıs’ta bulunan Ağrotur ve Dikelya İngiliz üslerinde koordine edinilip havalanıyor.

    Ledra Palace bölgesinin Türk tarafı; Rum yönetimi sınırı. Tel örgüler, kenti ikiye ayırıyor. Fotoğraftaki binalar, BM denetiminde.
    Ledra Palace bölgesinin Türk tarafı; Rum yönetimi sınırı. Tel örgüler, kenti ikiye ayırıyor. Fotoğraftaki binalar, BM denetiminde.
  • İtalyan Başkandan Belediye Binasına ‘Öcalan ve HDP’lilere Özgürlük’ Pankartı

    İtalyan Başkandan Belediye Binasına ‘Öcalan ve HDP’lilere Özgürlük’ Pankartı

    İtalya’nın Palermo kenti belediyesi, Türk devletinin HDP’ye yönelik gerçekleştirdiği siyasi soykırım operasyonlarını protesto etmek amacıyla belediye binasına büyük bir pankart astı.

    Haber: Jonas Tekin

    Belediye binası balkonuna bayrak asan belediye yetkilileri, “Başkan Öcalan’a ve HDP’li vekillere özgürlük, Kürdistan’a barış, Palermo Kürt halkı ile dayanışmada” yazılı pankart astı.

    palermo-belediyesi

  • Facebook, Faşizmde AKP İle Yarışta

    Facebook, Faşizmde AKP İle Yarışta

    Uzun süredir Kürtlerin paylaşımlarına karşı alerjisi olan Facebook son pratiğinde faşizm konusunda adeta AKP ile yarıştı.

     

    Gazetemizin editörlerinden Aladdin Sinayiç’in, ‘öncüsünü ve önderini layıkıyla sahiplenemeyen hiçbir halk onurunu da özgürlüğünü de koruyamaz’ şeklindeki yazılı paylaşımı gerekçe gösterilerek 30 gün boyunca facebook’tan engelleme cezası verildi. Sinayiç’in paylaştığı cümle Demokratik Toplum Kongresi eş başkanı Hatip Dicle’ye ait. Dicle bu cümleyi, Eylül ayında 50 Kürt siyasetçinin başlatmış olduğu açlık grevi öncesi yapılan açıklamada kullanmıştı.

    Hiçbir kişinin isminin geçmediği paylaşımı ‘facebook standartlarına uymuyor’ diye sayfadan kaldıran ve kullanıcıya 30 gün engelleme cezası veren facebook, daha önce de yüzlerce Kürt ve devrimci sayfayı aynı gerekçelerle tümden kapatmıştı. Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Osman Baydemir, Altan Tan, Ahmet Türk, Hasip Kaplan, Leyla Zana, Ayla Akat, Bijwen-Kurt, Ötekilerin Postası, Kurdi müzik ile diğer bazı Kürt siyasetçilerin yüzbinlerce takipçisi olan Facebook sayfaları bir süre önce kapatılmıştı.

    Sinayiç konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları belirtti; ‘Hiçbir sembol, şiddet içeren kelimenin ve kişi isminin geçmediği bir paylaşım, ‘facebook standartlarına uymuyor’ diye kaldırılıyorsa, bu facebook’un standartlarının AKP standartlarıyla uyumlu olduğunu gösteriyor. Facebook’un Kürt sayfalara karşı uyguladığı sansür, şunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur; Facebook Türkiye bölümü, tamamen AKP tarafından kontrol ediliyor. AKP hükümeti bir çağ geriden ilerliyor, ve malesef çağın önemli çıkışlarından olan sosyal medyanın önemli temsilcilerinden birisi olan Facebook ta genel kabul gören evrensel ilkeleri bu şekilde çiğnemiş ve AKP ile bir çağ geriye atlamış bulunuyor. Bu cümleyi kaldırabilecek kadar AKP hükümeti denetimine girmiş bir organizasyon, tüm bilgilerimizi de mutlaka AKP hükümeti ile paylaşıyordur.’

    Facebook, Faşizmde AKP İle Yarışta 1
    facebook sansürü
  • Fırat’ın Gazabı Başladı: Türk Devletinden Henüz Açıklama Yok

    Fırat’ın Gazabı Başladı: Türk Devletinden Henüz Açıklama Yok

    Dün akşam başlayan ve adını Fırat’ın Gazabı olarak konulan Raqqa operasyonuna yönelik henüz Türk devletinden bir açıklama gelmedi.

    5 Kasım gecesi startı verilen ve bugün düzenlenen basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulan Fırat’ın Gazabı Rakka’yı Özgürleştirme hamlesine, QSD çatısı altındaki YPG/YPJ savaşçıları ve uluslararası koaliasyon güçlerinin aktif olarak katılacağı belirtildi.

    Türk devleti bir süredir Rakka Operasyonu’nda YPG’nin yer almasına karşı durup, bunu engellemenin yollarını arıyordu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Obama’yı arayarak “PYD-YPG gibi örgütlere ihtiyacımız yok. Gelin sizlerle beraber Rakka’dan DEAŞ’ı atalım” teklfinde bulunmuştu.

    Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,ise ABD’nin YPG ile gerçekleştireceği olası Rakka Operasyonu’na tepki göstermiş “Münbiç’te sözünü dinlemeyen YPG’yi Rakka’ya götürmek çok yanlış. DAEŞ’ten temizleyeceğim derken, başka bir terör örgütüyle anlaşmak da büyük hata.” demişti.

    Türk Savunma Bakanı Fikri Işık DSG kılıfı içinde PYD/YPG’nin oraya yerleştirildiğini vurgulayarak, “Özellikle Suriye Demokratik Güçleri kılıfı altında PYD’nin oraya sokulmaması gerektiğini ABD’lilere ifade ettik. Bu konuda da “başka alternatifimiz yok” diyemezler. ABD’nin bu noktadaki tavrını bu yönde değiştirmesini istiyoruz. Bu konuda da sonuna kadar ısrarcı olacağız” demişti

    Fırat’ın Gazabı hamlesine katılan güçler kimler? 

    QSD savaşçılarının başlattığı Fırat’ın Gazabı hamlesine çok sayıda güç katılıyor.

    5 Kasım gecesi startı verilen ve bugün düzenlenen basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulan Fırat’ın Gazabı Rakka’yı Özgürleştirme hamlesine, QSD çatısı altındaki YPG/YPJ savaşçıları ve uluslararası koaliasyon güçlerinin aktif olarak katılacağı belirtildi.

    Bunun yanı sıra yine QSD çatısı altında hamleye ‘Lîwa Siqûr El-Reqa, Lîwa El-Tehrîr, Lîwa Şuheda El-Reqa, Tugaya Şuheda Hemam El-Turkam, Lîwa Ehrar El-Reqa, Siwaar Til Ebyed ve Süryani Askeri Meclisi’ olmak üzere çok sayıda Türkmen, Arap ve Kürt güçleri katılıyor.

    Demokratik Suriye Güçleri, ‘Fırat’ın Gazabı’ adıyla DAIŞ çetelerine karşı Rakka’nın özgürleştirmesi hamlesi başlattıklarını duyurdu.

    Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanlığı, gerçekleştirdikleri basın açıklaması ile Fırat’ın Gazabı (Xezeba Firatê)’ adıyla DAIŞ çetelerine karşı Rakka’nın özgürleştirmesi hamlesi başlattıklarını duyurdu.

    Rakka’nın kuzeyinde bulunan Eyn Îsa kasabasına bağlı bir bölgede Cîhan Şex Ehmed tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kahraman ve sabırlı Rakka halkımıza. Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanlığı olarak, dünyanın başına bela olan terörün temsilciğini yapan DAIŞ çetelerine karşı, sözde hilafetin merkezi olarak adlandırdıkları Rakka’ya karşı özgürleştirme hamlesi başlattığımızın müjdesini veriyoruz.

    Özgürleştirme hamlesi 5 Kasım gecesi başlamıştır. Rakka’nın Özgürleştirilmesi Hamlesi esnasında güçlerimizin koordineli bir şekilde ilerlemesi için ‘Fırat’ın Gazabı Eylem Odası’ oluşturulmuştur.

    Bu vesileyle demokratik güçlere, bölge halklarına, Suriye halklarına ve özellikle Rakka halkına operasyonumuz başarıyı garantileyene kadar mücadele edeceğini ve terörün başkentinde çeteleri çembere alarak ardından düzenleyeceğimiz operasyonlarla özgürleştireceğimizi belirtiyoruz. Kobanê, Girê Spî, Hesekê, Hol, Şedadê ve Minbic’de nasıl başardıysak Rakka’da başarağız.

    Rakka Özgürleştirme Operasyonu QSD çatısı altındaki kahraman Kürt,Arap, Türkmen savaşçıları, YPG/YPJ savaşçılarının ve uluslararası koalisyon güçlerinin aktif katılımı ile başarılı bir şekilde tamamlanacaktır.

    Bir kez daha uluslararası güçlere, DAIŞ çetelerinin işgali altında olan bölgelerin özgürleştirilmesi hamlelerinde  yer alarak bu onurlu mücadeleye lojistik,askeri ve manevi destek sunarak katılmaya çağırıyoruz.

    Yine insan hakları ve insani yardım örgütlerinin Rakka halkının DAIŞ çetelerinin işgali altından kurtarmak için görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz.

    Son olarak, kahraman halkımızın, çetelerin bulunduğu alanların güçlerimizin ve koalisyon güçlerinin hedefi olacağından kaynaklı  çetelerin oldukları bu alanlardan uzak durmaları, kurtarılan alanlara kendilerini ulaştırmaları ve güçlerimize katılarak bizlere destek sunmalarını istiyoruz.”