Tag: Redesign

  • İran’a net mesaj: Savaş ilanı

    İran’a net mesaj: Savaş ilanı

     Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle İran’ın ağır bir darbe aldığını belirten Prof. Dr. İlhan Uzgel, ABD’nin Tahran’a “Irak’tan çekil” mesajı verdiğini söyledi. Ortadoğu uzmanı İslam Özkan ise, suikastın “savaş ilanı” olduğunu kaydetti.

    İran’ın dış operasyonlardan sorumlu generali, doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’e bağlı Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ve Irak’taki milis örgütlenmeleri Haşd-i Şabi’nin iki numaralı ismi Ebu Mehdi el Mühendis’in Bağdat Havalimanı’nda ABD’nin hava bombardımanıyla öldürülmesi dünyanın gündeminde. Bir süredir dolaylı yollardan adı konmamış bir savaş içinde olan ABD ile İran arasında tansiyonu oldukça yükselten suikastın ardından dünya da diken üstünde. Tahran yönetimi üst düzey açıklamalarla ABD’den ağır bir intikam alacaklarını duyururken, ABD ise Irak’taki tüm vatandaşlarını tahliye etmeye başladı. Başkent Bağdat’ta alarm durumuna geçildi.
    Birçok ülke peş peşe Ortadoğu hakkında endişe içerikli açıklamalar yapmaya başladı. Ortadoğu Uzmanı İslam Özkan ve Prof. Dr. İlhan Uzgel, bu suikastın olası sonuçlarını ajansımıza değerlendirdi.
    ‘SAVAŞ İLANIDIR’
    General Süleymani’nin İran için sadece üst düzey bir askeri yetkili olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen İslam Özkan, Süleymani’nin İran’ın bölgesel hatta küresel savunma stratejisini belirleyen kişi olduğunu söyledi. Özkan, “Süleymani İran halkı tarafından efsanevi ve kahraman olarak nitelendirilen biriydi. İran’da Hamaney ve Süleymani’ye yönelik saldırı bütün İran’a yapılmış bir saldırı olarak telaki eder. Dolayısıyla bu saldırı bu anlamda bir savaş ilanıdır” dedi.
    ARKA PLANA SAHİP
    Yaşanan olayın bir arka plana sahip olduğunu vurgulayan Özkan, sahada daha önce yaşananlara dikkat çekerek, “ABD önce Bağdat yakınlarında bulunan Haşdi Şabi üssünü vurdu. Bu saldırıda Irak Hizbullah’ına bağlı birçok kişi öldü. Bunun üzerine ABD elçiliği geçen günlerde Irak Hizbullah’ına sempati duyanlar tarafından işgal edildi. Bu gelişmeler üzerine ABD Kuveyt’e asker göndereceğini açıkladı. Bütün bu gelişmeler sıcak bir çatışmanın başlangıcını gösteriyordu” diye ifade etti.
    ABD GERİLİMİ TIRMANDIRDI
    “Kimse bu kadar üst düzey bir şey beklemiyordu” diyen Özkan, şöyle devam etti: “Bu daha düşük düzeyde seyredilecek bir gerilim olarak kalabilirdi ama ABD bu gerilimi tırmandırmayı tercih etti. Bunun doğrudan Trump’ın politikalarıyla ilişkisi var.”
    MİSİLLEMELERİN BOYUTU BELİRLEYİCİ
    İran için sembol olan Süleymani’ye yapılan bu saldırının misillemelerle karşılık bulacağını aktaran Özkan, “ABD ve İran arasında yaşanan çekişme bölgesel bir savaş potansiyelini her zaman taşıdı. Yaşan bu son durumun bölgesel bir savaşa dönüşmesi ihtimalini düşük görüyorum. İran’dan misillemeler olacaktır ama kapsamlı bir savaşa dönüşme ihtimalini düşük görüyorum. Ama bu ihtimal bütünüyle göz ardı edilemez. Tabi bu süreç sadece bölgesel bir çatışma olarak kalmayacak. Bunun uluslararası etkileri de olacak. Bunun küresel açıdan etkisi ise İran’ın harekete geçirmeye çalıştığı nükleer silah tehditleri. Tarafların birbirine yapacakları misillemelerin çap ve boyutuna göre de durumlar çok farklı gelişebilir” diye konuştu.
    NET BİR MESAJ VERDİ
    Süleymani suikastının İran’ın Irak ve Suriye’deki etkinliğini azaltmaya yönelik net bir mesaj olduğunu kaydeden Prof. Dr. İlhan Uzgel ise “ABD yaptığı bu saldırı ile İran’a ‘Haşdi Şabi’yi Irak’tan çek’ diyor. Dolayısıyla bu konudaki mesajını İran’a çok net bir şekilde vermiş oldu. İran için çok önemli bir olay. İran bölgedeki vekalet savaşını Süleymani üzerinden yürütüyordu. Bu saldırı ile büyük bir darbe almış oldu. Süleymani gibi efsanevi bir kişiyi öldürerek hem sembolik bir eylem hem de sahada sonuçlarının olacağı bir olaydır. O yüzden İran’ın bölgedeki etkinliğini azaltacaktır” dedi.
    SAHADA GERİLİM TIRMANACAK
    Sahada gerilimin tırmanacağını ifade eden Uzgel, “İran’ın misilleme yapacağını düşünüyorum. İran sahada ABD askeri varlığına bir saldırı ile misilleme yapabilir. Bu da çatışmayı Ortadoğu’da artırır” diye ekledi.

    Kasım Süleymani Kimdir?

    1980’lerde tüm bölgeyi etkisi altına alan İran-Irak Savaşı’ndan bu yana İran’ın bölgedeki güvenlik politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayan Kasım Süleymani, son 10 yılda Lübnan, Irak, Suriye, Gazze ve Yemen’de İran’ın attığı adımları yönlendirdi.

    ABD’nin 3 Ocak 2020’de Bağdat’ta düzenlediği saldırıda öldürülen İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ilkokul mezunu bir inşaat işçisiydi.

    1956’da İran’ın güneydoğusundaki, Afganistan sınırına yakın Rabord köyünde doğan Süleymani, 19 yaşındayken, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öğrencilerinden birinin verdiği sohbetlere katılmaya başladı. Hemen ardından Hamaney’le doğrudan bağlantı kurdu.

    Sadece birkaç yıl sonra İran İslam Devrimi gerçekleşip Hamaney liderlik koltuğuna oturduğunda, Devrim Muhafızları’nın göze çarpan isimlerinden biri olmuştu.

    İran-Irak Savaşı’nda cephede savaştıktan sonra uzun süre Afganistan sınırındaki birliklerin komutanı olarak görev yaptı.

  • Direnen Şili halkından hepimize mesaj var!

    Direnen Şili halkından hepimize mesaj var!

    https://www.youtube.com/watch?v=Mb0-2w9Cnjc

  • Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 30’a yükseldiği bildirildi. Artçı depremlerin sayısı ise 250’yi geçti.

     

    Arnavutluk’ta Salı günü meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 30’a yükseldi. Arama kurtarma ekiplerinin, Çarşamba günü üç kişinin daha cansız bedenine ulaştıkları kaydedildi. Ulusal yas ilan edilen ülkede enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı yarışan ekipler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 200 uzman ve arama köpeğinden oluşuyor. Arnavutluk Savunma Bakanlığı, arama kurtarma ekiplerinin bugün enkaz altından 46 kişiyi kurtarmayı başardığını açıklamıştı. Bu arada Arnavutluk’un yanı sıra, komşu ülke Kosova’da da dayanışma amacı ile ulusal yas ilan edildi.

    Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Arnavutluk’u vuran depremin ardından, Çarşamba günü akşam saatlerine kadar en az 250 artçı deprem kaydedildiği, bunlardan ikisinin şiddetinin 5.0’ın üzerinde olduğu açıklandı. Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki tatil beldelerinden Durres’te deprem sonucu çöken 27 binanın enkazından da şu ana dek 12 kişinin cesedi çıkarılmış durumda.

    30 günlük olağanüstü hal

    Birçok kentte olduğu gibi Durres’te de halk geceyi kurulan çadır kentlerde ve futbol sahalarında oluşturulan geçici konaklama alanlarında geçirmeye hazırlanıyor. Durres ve Thumane gibi depremde büyük zarar gören merkezlerde 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi.

    Afrika ve Avrasya tektonik plakaları ile mikro Adriyatik plakasının birbirlerine temas ettiği noktada yer alan Balkan ülkelerinde sık sık depremler meydana geliyor.

    rtr,AFP / SÖ,ET

    © Deutsche Welle Türkçe

  • Özerk Yönetim 3 çocuğu İngiltere’ye iade etti

    Özerk Yönetim 3 çocuğu İngiltere’ye iade etti

    Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi, DAİŞ’li ailelerin 3 çocuğunu İngiltere Dışişleri Bakanlığı heyetine teslim etti.
    İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyet, İngiltere vatandaşı DAİŞ’li ailenin 3 çocuğunu teslim almak üzere bugün Kuzey ve Doğu Suriye’ye geldi. Sêmalka Sınır Kapısı’ndan Qamişlo’ya geçen heyette, İngiltere’nin Suriye Özel Temsilcisi Martin Longden ile dışişleri bakanlığı yetkilileri yer alıyor.
    Heyet, Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Ebdulkerîm Umer, Kadın Komitesi Başkan Yardımcısı Derya Remedan ve YPJ Genel İlişkiler üyesi Aytan Îsa tarafından karşılandı.
    Görüşmenin ardından bir açıklama yapan Ebdulkerîm Umer, heyet ile Türk devletinin işgal saldırılarını ve bölgenin demografik yapısını değiştirme politikalarını ele aldıklarını belirtti. Ebdulkerîm, heyet üyelerinin Türkiye, Fransa, İngiltere ve Almanya arasında gerçekleştirilecek dörtlü zirvede zorla yerinden edilen sivillerin güvenli bir şekilde evlerine dönüşü için baskı uygulayacaklarını belirttiğini aktardı.
    Martin Longden ise Özerk Yönetim’in koordinesiyle bölgeye geldiklerini ve çocukları teslim aldıklarını söyledi. Martin, Özerk Yönetim ve QSD’ye çabalarından ötürü teşekkür etti.
  • İkinci Dünya savaşından 80 yıl sonra

    İkinci Dünya savaşından 80 yıl sonra

    İkinci  Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle iptal edilmek zorunda kalınan 1939 Cannes Film Festivali’nin seçkisindeki filmler, 80 yıl aradan sonra Fransa’nın Orléans kentinde gösterilecek. FilmLoverss’tan Erhan Tan’ın haberine göre, faşizmin yükseldiği ve dünyanın yavaş yavaş savaşa doğru sürüklendiği bir dönemde Venedik Film Festivali’ne özgürlükçü bir alternatif olması planlanan bu festivale “özgür milletler” olarak tanımlanan ABD, Fransa, Büyük Britanya, Sovyetler Birliği, Çekoslavakya, İsveç, Hollanda ve Polonya’dan filmler katılacaktı. Festivalin onursal başkanı ise sinemanın kurucularından olan Louis Lumière olacaktı.

    Seçkide yer alacak filmler açıklanmış, festival afişi hazırlanmıştı. Hatta Gary Cooper, Tyrone Power, Norma Shearer, George Raft, Gary Grant, James Cagney, Spencer Tracy, Barbara Stanwick gibi önemli isimlerin festivale konuk olacağı bile duyurulmuştu. Ancak 1 Eylül 1939’da Almanya ordusu Polonya’ya girince her şey değişti. Avrupa’nın çehresini değiştirecek olan II. Dünya Savaşı başladı ve tüm bu yaşananların zayiatlarından biri de 1. Cannes Film Festivali oldu. İlk Cannes Film Festivali yedi yıl sonra, 1946’da düzenlendi. Ancak Jean Zay’in uzun uğraşlar sonrası hazırladığı o ilk film seçkisi festivalde yer alamadı. Ne var ki yıllar sonra girişilen bir proje, bu seçkiye 80 yıl sonra Fransa’da beyazperdeye taşıyacak. 1. Cannes Film Festivali’ni, 80 yıl sonra Zay’in doğduğu kent olan Orléans’da yeniden hayat bulacak. 1. Cannes Film Festivali’nin seçkisinde yer alması planlanan filmler, Orléans’daki bu etkinlikte gösterilecek. 12-17 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde 1939 seçkisinde yer alan filmlerin yanı sıra ilk kez gösterimi gerçekleşecek belgeseller de yer alacak.

  • ŞİLİ’DEN BARCELONA’YA HALKLAR İSYANDA

    ŞİLİ’DEN BARCELONA’YA HALKLAR İSYANDA

    HABER MERKEZİ – Ekonomik kriz, neo liberal politikalar, yoksulluk, yasaklar ve baskılar derken dünyanın bir çok ülkesinde halklar devletlerin bu politikalarına karşı sokaklara iniyor. Katalonya’dan Şili’ye Lübnan’dan Hong Kong’a kadar bir çok ülkede sokaklar savaş alanı.

    İspanya’nın özerk bölgesi Katalonya’da ‘bağımsızlık’tan yana olan siyasi liderlere İspanya Mahkemelerinin ceza vermesi üzerine on binlerce kişi sokaklara döküldü. Günlerce süren ve devam etmekte olan gösterilerin yanı sıra Katalonya’da genel grev düzenlendi.

    Katalonya’nın beş ayrı şehrinden bölgenin başkenti Barcelona’da büyük bir yürüyüş düzenlenirken, şehir savaş alanına döndü. Mahkemenin kararını protesto eden eylemciler ile polis arasında sokak çatışmaları yaşandı. Eylemciler, trenlerin çalışmasını engelledi ve yolları kapattıı. İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska da Barselona Emniyet Müdürlüğü binası civarında çatışmaların sertleştiğini ifade ederek, göstericilere “İspanya yasalarına göre 6 yıla kadar hapis cezası alabilirsiniz” tehdidinde bulundu. Kimi yerlerde düzenlenen gösterilerde ise Katalonya’nın ayrılmasına karşı olan eylemciler ile bağımsızlık yanlısı olan göstericilerin karşı karşıya geldiği görüldü.

    LÜBNAN

    Lübnan’da 17 Ekim’de Whatsapp ve benzeri internet üzerinden telefon görüşmelerine vergi getirilmesi planına karşı sokağa çıkan halk, hükümetin bu planı iptal etmesine rağmen hâlâ eylemlere devam ediyor.Haftasonu hükümetin vergilerin artırılmasını öngören yasa tasarısını protesto eden kişilerin sayısı Reuters haber ajansının haberine göre 1 milyon 200 bini buluyordu. Koalisyon ortaklarından Lübnan Kuvvetleri Partisi hükümetten çekildi, dört bakanı istifa etti. Lübnan ordusu ise halkın taleplerinin yanında olduğunu belirten bir bildiri yayımladı. Lübnan’da halkın isyan ve öfkesi sürüyor. Her ne kadar whatsapp vergisi ile başlasa da eylemler, halkın ‘yolsuzluğa’ karşı isyanı olarak görülüyor.  

    ŞİLİ

    Şili’nin başkenti Santiago’da metro bileti fiyatlarının artırılması ile başlayan ve başka kentlere de sıçrayan protestolarda en az 10 kişi öldü.

    İtfaiye yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, başkentte yağmalanan ve ateşe verilen bir tekstil fabrikasında beş kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Yağmalandıktan sonra ateşe verilen bir süpermarkette ise iki kadın ve bir erkeğin hayatını kaybettiği kaydedildi. İki kişinin ise Santiago’nun güneyinde yapı malzemeleri satan bir mağazada çıkan yangında öldüğü ifade edildi.

    Alman haber  ajansı dpa protestolarda en az 10 kişinin öldüğünü duyururken, Reuters yedi kişinin hayatını kaybettiğini aktardı. İçişleri Bakanı Andres Chadwick Pazar günü yaptığı açıklamada, 70 kentte protestolar yaşandığını, bu protestolarda 40’a yakın süpermarket ve mağazanın yağmalandığını, en az altısının da ateşe verildiğini belirtti. Yetkililer ayrıca protestolar nedeniyle yaklaşık 1500 kişinin gözaltına bildirdi.

    HONG KONG

    Hong Kong’da suçluların Çin’e iadesini kolaylaştıran yasa tasarı nedeniyle başlayan gösteriler sürüyor. Tasarı gösteriler üzerine çekilse de halk, tutuklanan göstericilere ‘af’ çıkarılması, polis şiddettinin engellenmesi talepleri ile sokaklar dan ayrılmıyor. Keza özellikle göstericilerin eylem sırasında ‘maske’ takmaları gerekçe gösterilerek çok sayıda kişi tutuklanmıştı. Bu yüzden bu kez sokaklara dökülen on binlerce kişi ‘maske’ yasağını protesto etti. Hong Kong’ta protestocular kent merkezine maskeli halde yürüyerek 50 yıldan uzun süredir ilk kez sömürgeci dönemden kalan olağanüstü yetkilere başvurulmasına meydan okudu. Ancak olağanüstü yetkiler kapsamında gelen maske yasağına karşı Yüksek Mahkemeye yapılan ikinci itiraz başvurusu da reddedildi.

  • KKTC Cumhurbaşkanı  Mustafa Akıncı’ya ölüm tehdidi

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya ölüm tehdidi

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Barış Pınarı Harekatı ile ilgili yaptığı muhalif açıklama nedeniyle ölüm tehditleri aldığını açıkladı. Cumhurbaşkanlığı da, Akıncı’ya yönelik ölüm tehdidi ve hakaret içeren mesajlar gönderenlerin isimlerinin yer aldığı bir listeyi Polis Genel Müdürlüğü’ne teslim etti.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Akıncı, “Birkaç gün önce yaptığım açıklamalarla belirttiğim görüş ve düşüncelerim karşısında fikir yerine küfretmeyi seçen ve bunu ölüm tehditlerine kadar vardıranlar olmuştur” ifadesini kullandı.

    Olayla ilgili kişilerin saptandığını ifade eden Akıncı, “Bu kişiler saptanarak Başsavcılık ve Polis Genel Müdürlüğü’ne iletilmiştir. Bundan sonrası hukuki süreç çerçevesinde ilerleyecektir” dedi.

    Akıncı şöyle devam etti:

    “Bu topraklarda fikirlerin özgürce ifade edilebilmesi hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz temel ilkelerimizden biri olmaya devam edecektir. Küfür ve tehdide yönelenlere karşı aynı üslubu kullanmamız ise asla düşünülmemelidir. Bana güven duyan ve ilk andan itibaren dayanışmasını gösteren herkese bir kez daha teşekkür ederim. Bu vesileyle, yaşananlar bizleri ne kadar rencide ediyor olsa da yazı ve söylemlerimizde, hepimizin düzeyli üslubunu korumasının önemini bir kez daha hatırlatmak isterim.”