Tag: WordPress

  • Sessizliğin Sesi: Teknolojinin Bizi Çevreleyen Duvarlarına Karşı, Duygularımızı Sessizce Haykırmaktır

    Sessizliğin Sesi: Teknolojinin Bizi Çevreleyen Duvarlarına Karşı, Duygularımızı Sessizce Haykırmaktır

    Sanatçı Özge Ateş’in “Sound of Silence” (Sessizliğin Sesi) resim sergisi Londra’da ziyaretçiler ile buluştu.

    Suna Alan-Londra

     

     

    Sanatçı Özge Ateş tarafından yağlıboya, soft pastel, akrilik resim sergisi The Swedish Church’de ziyaretçileri ile buluştu. 5 Ekim tarihine kadar görülebilecek sergide Ateş’in 22 eseri bulunuyor.

    Sanat birikimine biraz daha değer katabilmek üzere radikal bir kararla 2016 yılının sonuna doğru Londra’ya yerleştiğini söyleyen Ateş, ”Buradaki ilk sergim ‘Sound Of Silence’ burada hayat buldu. Eskizleri 2003 yılına dayanan projenin yansıttığı temel kavram, insan bedeninden soyutlanan biçimin duygularla hayat bulması, teknolojinin bizi örten, saklayan ve maskeleyen duvarlarına karşı, duygularımızı sessiz ama yüksek bir tonda haykırmaktır” dedi.

    Özge Ateş’in ‘Sound of Silence’ Sergisinden

    Londra’daki en büyük hedeflerinden birinin ‘sanat toplum içindir’ ilkesinin bilinciyle, kendisini daha fazla geliştirerek üretmek ve daha fazla sergi aracılığıyla topluma ulaşmak olduğunu söyleyen sanatçı Özge Ateş, ”insana ve topluma dair gerçekliği sanatla dile getirmek, farklı ressamlarla tanışıp farklı yaklaşımları takip etmek ve hatta beraber çalışarak kendimi geliştirmeyi hedefliyorum. Londra’ya kısa bir süre önce taşındım ve yıl bitmeden en az üç sergi daha açmayı planlıyorum. Resimlerimde insan doğasındaki anlık duygu saflığını yansıtmayı seviyorum. Diğer yapacağım projelerde toplumsal olaylara değinmek ve yansıtmak istiyorum” dedi.

    Resim yapmaya henüz 4-5 yaşlarında başladığını söyleyen sanatçı Ateş, ”hep insan figürleri çiziyordum ve hala da insan figürü çizmeyi seviyorum. Formları bozup soyutlayarak kullanmayı tercih ediyorum. Resimlerimdeki genel temayı oluşturma aşamasında, iç dünyamızın etkisini soyutsal dışa vurarak yansıtıyorum” dedi.

    Özge Ateş

    Sanat çalışmalarına Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim görevlisi ressam Ali Düzgün ile başlayan Özge Ateş, akabinde ressam Akdoğan Topaçlıoğlu’dan 2006 yılından 2010 kadar eğitim aldı ve 2012 yılına kadar asistanlığını yaptı. Bu süre içerisinde bir çok sanat galerisinde resimleri sergilendi. Bunlardan en çok beğeni alanların başında ”Alone In The Dark” (Karanlıkta Yalnız Başına) ve ”Women” (Kadınlar) sergileri oldu. Sanatçı Ateş, bu sergilerinde kadın figürlerini imgeledi ve tema kadının duygusal ama bir o kadar güçlü tarafını ortaya koymak ve bütünleştirmekti.

    Sanatçı Özge Ateş’in “Sound of Silence” (Sessizliğin Sesi) resim sergisi 6 Harcourt St, Marylebone, London W1H 4AG adresinde bulunan The Swedish Church’de ziyaret edilebilir.

     

     

     

  • ’14 Temmuz’ filmi 24 Eylül’de Londra’da

    ’14 Temmuz’ filmi 24 Eylül’de Londra’da

    12 Eylül darbesi ardından Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde yaşanan vahşete karşı PKK’li tutsakların direnişini konu alan “14 Temmuz” filmi 24 Eylül’de Londra’da gösterilecek.

     

    Yönetmenliğini Haşim Aydemir’in yaptığı film 14 Temmuz 1982 günü PKK’nin öncü kadrolarından Kemal Pir ve M.Hayri Durmuş’un öncülüğünde başlayan ölüm orucunu konu alıyor.

    Londra Kürt Film Festivali ve Londra Kürt Halk Meclisi tarafından organize edilen gösterimin tüm geliri Sakine Cansız ve Mazlum Doğan’ın hayatlarının anlatıldığı başka bir projeye aktarılacak.

    Büyük bir direnişin öyküsü

    Organize komitesi tarafından 14 Temmuz filminin gösterimi ile ilgili yapılan açıklamada film ile ilgili şu bilgilere yere verildi;

    ‘‘Kendi topraklarında varlıkları, kimlikleri, dilleri ve kültürleri yasaklanan Kürtlerin temel insani haklarına ve özgürlüklerine kavuşmak için başlattıkları mücadeleyi boğmak isteyen Türk devleti tarafından 12 Eylül 1980’de askeri faşist bir darbe yapıldı. On binleri aşan Kürt ve Türk devrimci, demokrat zindanlara atıldı. Kürdistan’ın en büyük kenti olan Diyarbakır’da ki 5’nolu zindanda Kürt halkının özlemlerini ve hayallerini betona gömmek için Auschwitz’i aratmayan zulüm ve işkenceler uygulandı. Buna karşı bir gurup devrimci büyük bir iradeyle dünyadaki tüm halkların sahip olması gereken temel insani hakları ve özgürlükleri içim ölümü göze alıp büyük bir direniş başlattılar.’’

    14 Temmuz özel gösterimi 24 Eylül Pazar günü saat 15:00’te Londra’da ilk defa Rio Sinemasında gösterime girecektir.

    Filmin biletleri Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezi ve Dalston’da bulunan Halkevi’nden temin edilebilir. Ayrıca Rio sinemasından da biletleri temin edebilirsiniz.

    14 Temmuz Film Afişi

     

  • Orta Britanya Alevi Festivali Yapıldı

    Orta Britanya Alevi Festivali Yapıldı

    Geçtiğimiz pazar günü İngiltere’nin Shefield kentinde düzenlenen Orta Britanya Alevi Festivali’nde yüzlerce kişi biraraya geldi.

     

    Sheffield Springs Park’ta gerçekleşen festival Mehmet Yüksel dedenin gülbankları ile başladı. Etkinliğe Avrupa Alevi Birlikleri konfederasyonu başkanı Hüseyin Mat ve BAF başkanı İsrafil Erbil’de katılarak birer konuşma yaptılar.

    Etkinlikte bir konuşma yapan araştırmacı yazar Turan eser, ‘‘etkinliğimiz Pir Sultan Abdal ve Robin Hood’u buluşturdu.  Festival içinde yapılan temsili Adalet yürüyüşü, ve sloganlarımız Semih ve Nuriye ile dayanışma içinde olduğumuzu anlattı.’’ şeklinde konuştu.

    Orta Britanya Alevi Festivali

     

  • GİK-DER Festivali’nde Çoşkulu Son

    GİK-DER Festivali’nde Çoşkulu Son

    26 yıldır Londra’da Türkiyeli ve Kürdistanlı topluma hizmet veren Göçmen İşçiler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (Gik-Der) 9’uncu Kültür Sanat Festivali 9 Temmuz’da yapılan park festivali ile sona erdi.

     

    Her yıl geleneksel olarak düzenlen Gik-Der Kültür Sanat Festivali’nin bu yıl dokuzuncusu yapıldı. Dernek binasında verilen resepsiyon ile startı verilen festival kapsamında çeşitli etkinlikler yapıldı. Çok sayıda toplum merkezi ve dernek temsilcisinin katılarak destek verdiği festival etkinliklerinde 2 hafta boyunca yüzlerce yurttaş bir araya geldi. Festival 9 Temmuz’da Edmonton’da bulunan Pymmes Park’ta yapılan park şenliği ile sona erdi. Binlerce yurttaşın katıldığı şenlikte Grup Seyran, Grup Eylül, Calum Baird, Hozan Beşir, Ali Geçimli sahne aldı.

    Dayanışma vurgusu!

    Festivalde konuşan Avrupa Ezilen Göçmenler Federasyonu Eş Başkanı Şafak Arabacı, göçmenlerin ötekileştirildiklerini hatırlatarak şunları söyledi: “Hangi nedenle olursa olsun,kendi doğduğu ülkeden koparak Avrupa ülkelerinde yaşamak zorunda kalan milyonlarca göçmeniz biz. Avrupa’nın her karış toprağında yaşadığımız ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamına hayatın her alanında katkı sunan emekçileriz. Alın terimizle beyin gücümüzle yaşamın orta yerinde yer alıyoruz fakat emperyalist kapitalist sistem bizi kendisini sosyal yıkım politikalarının biricik sebebi olarak lanse etmeye çalışıyor. Biz biliyoruz ki hükümetler eliyle göçmen karşıtlığı kaşınıyor. Kimliğimizden, kültürümüzden, inancımızdan ötürü ötekileştiriliyoruz. Emperyalistler gelişmekte olan ırkçı faşist hareketi perde arkasından ısrarla destekliyorlar. Ama bilsinler ki bu durumdan sadece biz değil, yerli işçi emekçi insanlarımız da etkilenecek. Bütün göçmen emekçiler bulunduğunuz her alanda örgütlenin. Sizi yok sayan, küçümseyen, ötekileştirenlere karşı ellerinizi gücünüzü ve yüreklerinizi birleştirin.”

    ‘Başarmanın tek yolu sesimizi birleştirmek’

    Festivalde konuşan GİK-DER Başkanı Helin Peköz ise göçmenlerin eşit ve özgür koşullarda yaşamaları için mücadele ettiklerini beliterek, geri durmayacaklarını vurguladı. Peköz, devamla şunlara değindi: “Sistemin neoliberal politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Sistemin ırkçı politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Bizler sadece bulunduğumuz ülkedeki gerici-faşist yaptırımlara karşı mücadele etmekle yetinmiyoruz, aynı zamanda geldiğimiz ülkelerde ve dünyanın birçok yerinde gelişen antidemokratik yapılara haksız işgalci savaşlara, talana ve sömürüye karşı kendimizi sorumlu bildik ve taşıdığımız bu sorumluluk gereği her türlü haksızlığa karşı mücadele ettik. Yaşanan tüm sorunların kaynağı olarak göçmenleri gösterip hedef tahtasına oturtuyorlar.”

    Türkiye’de toplumsal muhalefetin ortadan kaldırılmak istendiğine dikkat çeken Peköz, “Başta Kürt halkı olmak üzere, yüzlerce insanımız katledilmiş binlercesi tutuklanmıştır. HDP milletvekilerimizi ve belediye başkanlarımızı tutuklayarak susturmaya çalışmışlardır. Bizler deneyim ve birikimlerimizle bugüne kadar tüm bu yapılanlara karşı durduk. Başarmanın tek yolu sesimizi birleştirmektir. Hayatımızı bizden çalan bu sömürü sistemine karşı birlikte örgütlenmeliyiz” diye konuştu.

    Festival ekibinden özür!

    Etkinliğe katılması beklenen sanatçı Cem Adrian’ın ekibindeki müzisyenlerinden birkaçının vize alamadığı için gelmeyi reddetmesi üzerine kamuoyuna açıklama yapan festival tertip komitesi, Adrian hakkında hukuki süreç başlattıklarını ve kamuoyundan özür dilediklerini beyan ettiler.

  • “Gelin Tanış Olalım” Ekim Ayına Ertelendi

    “Gelin Tanış Olalım” Ekim Ayına Ertelendi

    Alevi Festivali kapsamında Londra’da 7 Temmuz da oynanması beklenen Fırat Tanış ile “Gelin Tanış Olalım” tiyatro oyunu, sanatçının vizesinde çıkan problem nedeniyle ileriki bir tarihe ertelendi. İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu üyeleri, konuya ilişkin yaptığı açıklamada yaşanan sıkıntıdan dolayı üzgün olduklarını ve oyunun biletlerini alan kişileri mağdur etmeden Ekim ayında aynı biletlerle oyunu izleyebileceklerini söylediler.

     

    7’nci Alevi Festivali kapsamında 7 Temmuz da Londra’da sergilenmesi beklenen Fırat Tanış ile “Gelin Tanış Olalım” tiyatro oyunu sanatçının vize alamaması nedeniyle 6 Ekim tarihine ertelendi. Yaşanan bu sıkıntıdan dolayı “özür” açıklamasında bulunan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu üyeleri, sanatçının vizesinde yaşanan problemi son dakika gelişmesi olarak değerlendirdi. Yaşanan bu gelişmenin kendilerini çok üzdüğüne dikkat çeken yönetim kurulu üyeleri, “Bilet alan ve oyunu sabırsızlıkla bekleyen canlarımızdan; yaşanan bu gelişme karşısında özür diliyor ve bu durumun herhangi bir mağduriyet yaratmayacağını temin ediyoruz. Bilet alan arkadaşlarımız oyunu 6 Ekim de Dominion Centre’da izleyebilir veya biletlerinin ücretlerini Cemevi’nde iade alabilirler” dediler.

    Yaptıkları açıklamada biletlerin tükendiğine de dikkat çeken İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yönetim Kurulu üyeleri, “Bu oyunu Londra’daki dostlarımızla buluşturmak için elimizden geleni yapacağız. Bu kadar yoğun ilgi olmasını beklememiştik. Bu ilgi bizi bir yandan sevindirdi diyebiliriz. Halkımızın sanata olan ilgisi bizim bu alanda da yapmak istediklerimizi de yaşama geçirmemizde tetikliyor diyebiliriz” sözleriyle tiyatro alanında da yeni etkinliklerin altına imza atacaklarını aktardılar.

     

     

     

     

  • Kadınlar Zilan Kadın Festivalinde Buluştu

    Kadınlar Zilan Kadın Festivalinde Buluştu

    Londra merkezli çalışmalarını yürüten Roj Kadın Meclisi tarafından organize edilen 14’üncü Zilan Kadın Festivali Cumartesi günü düzenlenen etkinlik ile sona erdi.

     

    Geçtiğimiz hafta düzenlenen çocuk şenliği ile startı verilen Zilan Kadın Festivali kapsamında Cuma günü HDP Milletvekili Mizgin Irgat’ın katılımıyla düzenlenen panel ile devam ederken, Cumartesi günü de Zozan Zudem, Deniz Deman ve Pınar Yıldız’ın katıldığı bir konser ile sona erdi.

    Cuma günü Kürt Toplum Merkezinde düzenlenen panelde, Jineoloji üzerine yapılan sunumdan sonra, sözü Halkların Demokratik Partisi Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat aldı.

    Kürt kadın mücadelesi birikimi Rojava’da filizleniyor

    HDP Milletvekili Mizgin Irgat yaptığı uzun değerlendirmelerde çeşitli konulara değiniriken, konuşmasının büyük bir bölümünü Kürt kadın mücadelesine ayırdı. ‘‘Leyla Qasım’lardan, Bese’lerden, Zarife’lerden, Sakine’lerden ve Zilanların yaşam felesefesinden, duruşlarından ve hayata anlam katma pratiklerinden, Kürt kadın mücadelesinin, sadece Kürdistan değil bütün dünyayı, kapitalist modernitenin hakim olduğu bütün alanları dönüştüren değiştiren, sorgulayan bir noktada olduğunu dile getirebiliriz. Çünkü yaşanan direniş, yaşanan isyan, ataerkil sistemin yanında Kürt halkının inkarına ve uluslararası alandaki ihanete bir cevaptır. Bugün Rojava’ya baktığınızda Kürt kadını öncülüğünde yaşanan özgürlük mücadelesi büyük bir mirasın sonucudur. Kürt kadın mücadelesinin birikiminin Rojava’da filizlenmesi ve sonuç almasıdır.’’

    Siyasi soykırım devam ediyor

    AKP Hükümeti tarafından başta Kürtler olmak üzere toplumun tüm muhalif kesimlerine yönelik saldırıların çok ciddi boyutlara ulaştığını ifade eden Irgat şunları söyledi; ‘‘Faşizmin en üst düzeyde yaşandığı ciddi faşist bir sistem ile karşı karşıyayız. 11 milletvekilimizin, 84 DBP’li Belediye Eşbaşkanının tutuklu olduğu, 89 belediyeye kayyum atanan, kamudan ihraç edilen binlerce akademisyenin ve barış isteyen çevrelerin olduğu ve her gün siyasi soykırım operasyonlarının devam ettiği bir ülkeden bahsediyoruz.’’

    Türkiye Meclisinin bir nevi feshedildiğini belirten Irgat, tüm talimatların Saray’dan geldiğini söyledi.

    ‘‘Mevcut durumda parlamentonun feshedildiğini, parlamento diye bir alanın kalmadığını çok net olarak söyleyebiliriz. Şuan Türkiye’nin yasama görevlerini yerine getiren bir meclisi bulunmamaktadır. İradesiyle, hukuka göre karar veren tek bir savcı ve hakim görev başında değildir. Hepsi saraydan gelen talimatlarla hareket etmektedir.’’

    Kadınların direnişiyle İmralı sistemini kıracağız

    Cumartesi günü Londra’nın Haringey bölgesinde bulunan Kürt Toplum Merkezinde bir etkinlik düzenlendi. Çok sayıda kadının katıldığı etkinlik devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    Zilan’ın (Zeynep Kınacı) hayatının anlatıldığı sinevizyon gösteriminin ardından, Zilan’ın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yazdığı mektubu okundu. Kürdistan’ın farklı bölgelerinden renga renk yöresel elbiseler giyen çocuklar tarafından bir defile düzenlendi.

    Koordinasyona Jînên Kurdistanê (KJK) de Zilan Kadın Festivali’ne bir mesaj göndererek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kınayarak, kadınların direnişiyle İmralı sisteminin yıkılacağı vurgulandı.

    “Bugün, kadın öncülüğünde, Önder Apo’nun felsefesiyle demokratik özerklik sistemi hayat buluyor. Onun içindir dünyanın bir çok yerinde insanlar, yönünü devrim sahasına yani Kürdistan’a veriyor. Erkek egemenlik sistemi de halkları nefessiz bırakmak için özgürlük mücadelemize saldırıyor. Faşist saldırılar, Türk devletinin öncülüğünde DAİŞ çetelerin eliyle yapılıyor. Bu saldırılarla özgürlük mücadelemizin önünü kesmek istiyorlar. Ancak 21’nci yüz yılda güçleri özgürlük mücadelemize ve devrimizi engellemeye güçleri yetmez.”

    Festival çekilen halaylar ile son buldu.

     

     

  • Binleri Buluşturan 28 Yıllık Birikimin Festivali

    Binleri Buluşturan 28 Yıllık Birikimin Festivali

    Toplumumuzun en renkli festivallerinden birisi olan Day-Mer Kültür Sanat Festivali’nin finali Clissold Park’ta yapılan Park Şenliği ile gerçekleşti. Bu yıl 28’incisi düzenlenen uzun soluklu renkli festivalin final etkinliğine 10 binden fazla kişi katıldı.

     

    Fotoğraflar: Botan Sinayiç

    Haziran’da başlayan festival, sergi, piknik, panel, söyleşi, çocuk şenliği, gençlik şenliği gibi etkinliklerden sonra, Londra’nın en güzel parklarından birisi olan Clissold Park’ta yapılan park şenliği ile sonlandı. Pazar günü gerçekleşen şenlikte hem programın zenginliği, hem güneşli havanın etkisiyle 10 binden fazla kişi parkta biraraya geldi.

    Katılımcıların çok renkli olduğu festivalin programının zenginliğinin yanında, açılan stand ve çadırların renkliliği de en çok dikkat çekenler arasındaydı. Park Şenliği’nin 2 Temmuz’a denk gelmesinden kaynaklı yapılan konuşmalarda Sivas Katliamı’na özel bir yer ayrılırken etkinlik, Sivas Katliamı ve Grenfell Tower yangınında hayatlarını kaybeden insanlara adandı.

    Sahneden Kürtçe, Türkçe ve İngilizce ezgiler

    Day-Mer çocuk, genç ve kadın halk dansları gruplarının da birer gösteri yaptığı şenliğin müzik programında sahneden Kürtçe, Türkçe ve İngilizce ezgiler yankılandı. Kardeş Türküler, Don Kipper Balkan Grubu ve Erkan Aydar performanslarıyla kitleyi coşturdu.

    Konuşmalarda gündem Türkiye’deki hak ihlalleri ve Britanya’daki tasarruf politikalarıydı

    Park şenliğine katılarak destek veren çok sayıda sendikacı, siyasetçi, aktivist ve gazeteci birer kısa konuşma yaptı. RMT Genel Sekreter Yardımcısı Steve Hedley, Kamu İşçileri Sendikası (PCS) Genel Sekreter Yardımcısı Chris Bough, NUT Başkanı Louise Regan, Morning Star yazarı Steve Sweneey, Emek Partisi GYK üyesi Mustafa Yalçıner, Hackney belediye Başkanı Phillip Granville, Savaş karşıtı Koalisyon yöneticisi ve kurucusu John Rees, ve akademisyen Prof. Mehmet Uğur konuşma yapan isimlerden bazıları oldu.

    ‘Sivas Katliamını gerçekleştiren zihniyet halen iktidarda’

    Sivas Madımak’ta katledilenleri anarak sözlerine başlayan Day-Mer başkanı Aslı Gül, ‘‘2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yakılarak katledilen 33 aydınımızı saygıyla anıyorum. Sivas Katliamı’nı gerçekleştiren zihniyeti daha sonra bodrumlarda insanları yakarken gördük. İktidarda olan bu zihniyeti Kürt halkına, Alevilere, hakkını arayan işçi ve emekçilere saldırılarında, HDP Milletvekillerin tutuklanmasında, bu suça ortak olmayacağız diyen akademisyenlerin ihracında, gerçeklerin peşinde koşan gazete ve televizyonların kapatılmasında, gazetecilerin hapsedilmesinde maalesef halen görüyoruz.’’ dedi.

    Day-Mer olarak Türkiye’de yaşanan hak ihlallerini ve baskıları Birleşik Krallık kamuoyuna anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Gül konuşmasına şöyle devam etti; ‘‘Yerli ve göçmen emekçilerin, sendikaların mücadelemize destek vererek Türkiye’ye baskı oluşturulmasının çabasını veriyoruz. Bu çalışmalarımıza enternasyonal dayanışma ruhuyla devam ediyoruz.’’

    Tasarruf politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı

    Aslı Gül, Sivas ve Grenfell’de yanarak katledilenlerin adalet mücadelesinin peşini bırakmayacaklarını belirterek, “Sivas’ta gerici bir güruhun cayır cayır yaktığı aydınlarımız ve kapitalist sistemin belediyeciliğinin yanmayı layık gördüğü Londra’daki Grenfell Tower yangınında kaybettiğimiz emekçiler aynı anlayışın kurbanları oldu, mücadele etmekten ve adalet aramaktan başka şansımız yok” dedi.

    Birleşik Krallık’ta yaşanan kemer sıkma politikalarına ve kesintilere de değinen Gül, hükümeti eleştirerek, bu politikalara karşı ulusal bir dayanışma ruhuyla ortak mücadele edilmesi çağrısı yaptı. ‘‘Tasarruf politikalarıyla, kamu alanında sağlık, eğitim ve konut başta olmak üzere bir çok alanda kesinti yapan, emekçilere sıfır zammı dayatan, Ortadoğu’da uyguladığı politikalar ile savaşı körükleyen, emekçilerin birleşmesine engel olan, göçmen karşıtı politikalardan geri durmayan başbakan Tehresa May’in istifasını istiyoruz. Ve bunların karşısında herkesi mücadeleye destek olmaya davet ediyoruz.’’

    ‘Bir avuç sermayedarın bütün zenginlikleri elinde bulundurmasına son verilmeli’

    Emek Partisi GYK üyesi Mustafa Yalçıner şenlikte yaptığı konuşmada, Sivas’ta katledilen aydın ve sanatçıların çayır cayır yakıldığını ve adaletin büyüteçle bile bulunmayacak hale geldiğini belirterek, mücadelenin güçlendirilmesinin önemine değindi. Yalçıner, İngiltere’deki sorunlara da değinerek, sosyal konutların yok edildiğini, belediyelerin elinde kalan bir kaç konutun da tamir edilmediğini ve Grenfell binasında olduğu gibi emekçilerin binaların yanıcı maddelerle tamir edilmediğini belirterek, bir avuç sermayedarın bütün zenginlikleri elinde bulundurmasına son vermek için mücadelenin şart olduğunu söyledi.

    Festival Sunucuları
    Don Kipper Balkan Grubu
    Prof Mehmet Kurt
    Festvale 10 binden fazla kişi katıldı
    Ressam Kaya Mar
    Kardeş Türküler
    Hackney belediye Başkanı Phillip Granville
    Gizem Altınordu
    Day-Mer Folklor ekibi
    Day-Mer Başkanı Aslı Gül